İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/216 E. 2026/323 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/216
Karar No
2026/323
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/216 Esas - 2026/323 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/216 KARAR NO : 2026/323

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 16/05/2025 KARAR TARİHİ : 01/07/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/07/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin 2008 yılında kurulmuş ve hızla faaliyete geçerek tüm Türkiye çapında büyük bir tanınırlık elde etmiş, perakende satış yapan, Türkiye'nin en yaygın zincir market şirketi olduğunu, ...” ibareli markalarını uzun zamandan beri ticaret hayatında kullanmakta olup üçüncü kişilere karşı hukuksal koruma sağlamak için ... nezdinde tescil başvurusunda bulunarak koruma altına aldırdığını, Davalının 18.06.2023 tarihinde "veranın dünyası" ibareli markasının 35. sınıfta tescili için TPMK nezdinde başvuru yaptığı, Müvekkiline ait “...” seri ibareli markalarına benzerliği, ortak sınıfların ve dağıtım kanalları benzerliğinin bulunması, iltibas tehlikesi oluşturması nedenleriyle SMK m.6/1, m.6/3 ve ilgili diğer maddeler gereğince ....’ya itirazda bulunulduğu, TPMK tarafından ise itirazlarının reddine karar verildiği, işbu karara karşı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna itiraz edildiği, ....karar numaralı kararı ile itirazlarımızın reddine hükmedildiği, müvekkiline ait markaların esas ibaresi olan “...” itiraza konu marka içerisinde BİREBİR AYNI olarak yer aldığı, ortalama bir tüketici dava konusu markaların esas unsurları dışındaki unsurlara dikkat etmeyecek ve sadece işitsel-fonetik-görsel benzerliklerine odaklanacağı, Davalı’nın markasında “...” ibaresi büyük harflerle markanın baş kısmında konumlandırılmışken “-....” ifadesi ise “...” ibaresini takiben markanın sonunda yer almakta olduğu, bu doğrultuda “...” ibaresi Davalı’nın markasının esas ve dikkat çeken unsuru olup Müvekkiline ait “...” ibareli markalarla ayniyet söz konusu olduğu, Müvekkil’e ait markaların esas ibaresi olan “...” itiraza konu marka içerisinde ... olarak yer almaktadır. Kaldı ki ortalama bir tüketici dava konusu markaların esas unsurları dışındaki unsurlara dikkat etmeyecek ve sadece işitsel-fonetik-görsel benzerliklerine odaklanacağı. Davalı’nın markasında “...” ibaresi büyük harflerle markanın baş kısmında konumlandırılmışken “-....” ifadesi ise “...” ibaresini takiben markanın sonunda yer almaktadır. Bu doğrultuda “...” ibaresi Davalı’nın markasının esas ve dikkat çeken unsuru olup Müvekkil’e ait “...” ibareli markalarla ayniyet söz konusu olduğu, Davalının markasının 35. sınıfta tescil başvurusunun devam etmesi ve ekteki TPMK kaydında da görüleceği üzere bu sınıfın müvekkilinin “...” esas ibareli markalarının tescilli olduğu 35 başta olmak üzere 03., 05., 16., 28., 29., 30., 31. ve 32.sınıflarda bulunan kategorileri de alt sınıf olarak içermesi sebebiyle dağıtım kanallarının aynı olacağını, nitekim 35. sınıf perakende ve toptan satış hizmetlerini kapsayan sınıf olduğu ve müvekkilinin markaları ile başvuru markası arasında karıştırılma ihtimali nedeniyle .... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, karıştırılma ihtimali değerlendirilirken kamunun ilgili kesiminin ihtilafa konu markalar ve mallar veya hizmetler hakkındaki algısı, karşılaştırmaya konu işaretlerin ve malların ve/veya hizmetlerin benzerliğinin karşılıklı Bağımlılığı dâhil olmak üzere inceleme konusu ihtilafa ilişkin tüm faktörler dikkate alınarak, bütüncül olarak değerlendirme yapılması gerektiğini, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde, davacı markalarının orta düzeydeki tüketici tarafından başvuru konusu marka ile benzer olarak algılanması ve karıştırılma ihtimalinin doğmasının mümkün olmadığı, itiraza mesnet davacı markaları ile başvuru markasının karşılaştırılması halinde markaların anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim (toplu intiba) yönünden benzer olmadığını, zira başvuru konusu marka ile itiraz konusu markaların tertip tarzı, yazım stilleri, ihtiva ettikleri farklı şekil, renk ve kelime unsurlarının markalar arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, markalar bütünsel algılamada ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzerlik taşımadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına karşın yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, İptali istenen ... Kararında özetle, "….... "...", "yeni ... şekil", "... ayçiçekyağı", "... mutlu mutfak", "... tereyağlı margarin", "... tereyağı keyfi", "... tereyağı lezzeti", "... tereyağı lezzeti", "...", "... günebakan", "...", "... şekil" ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım,tanınmışlık, diğer fikri haklar veya kişi hakları ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. 6769 s. Kanun'un 6 ncı maddesi (1) inci fıkrası, "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü amirdir. Hükümden de anlaşılacağı üzere, 6769 s. Kanun'un 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinden söz edebilmek için öncelikle, iki koşulun birlikte var olması gerekmektedir. Bu iki koşuldan birincisi, tescili talep edilen markanın daha önceden tescilli ya da başvurusu yapılmış bulunan itiraz gerekçesi marka(lar) ile aynı ya da benzer olması, diğeri ise uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal ya da hizmetleri kapsamasıdır. Bilindiği gibi markalar arasındaki karıştırılma ihtimali incelemesi; markalar arasındaki benzerlik düzeyi, mal/hizmetler arasındaki benzerlik düzeyi, itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın ayırt edici gücü ve ilgili tüketici kesiminin dikkat düzeyi gibi bir dizi unsurun değerlendirilmesine dayanır. Bu değerlendirme son tahlilde bütün unsurların birlikte değerlendirilmesiyle yapılmalıdır .....). Markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik değerlendirmesi markaların ayırt edici ve baskın unsurlarını da göz önünde bulundurarak markaların bıraktığı bütünsel intibaya dayanarak yapılmalıdır (....Karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde, markaların ortak unsurlarının ayırt edicilik düzeyi öncelikle dikkate alınır. Karıştırılma ihtimali, kamunun ilgili kesiminin ihtilafa konu markalar ve mallar veya hizmetler hakkındaki algısı, karşılaştırmaya konu işaretlerin ve malların ve/veya hizmetlerin benzerliğinin karşılıklı bağımlılığı dahil olmak üzere inceleme konusu ihtilafa ilişkin tüm faktörler dikkate alınarak, bütüncül olarak değerlendirilmelidir. Karıştırılma ihtimaline ilişkin bütüncül değerlendirme yapılırken, ihtilafın konusu işaretlerin görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği, işaretlerin bütün olarak oluşturdukları izlenim esasında incelenmelidir. İşaretler arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, markayı parçalarına ayırmadan, ancak asli ve ayırt edici unsurları gözeterek, her iki markanın, ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel izlenime göre, "tüm faktörler" bir arada gözetilerek "global değerlendirme" yapılması gereğine ilişkindir. Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz yukarıda belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın/markaların ihtiva ettiği unsurlar ve bütün olarak bıraktığı izlenim itibariyle, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında yapılan itiraz haklı bulunmamıştır. Diğer taraftan somut olay açısından, 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesinin diğer fıkraları bakımından başvurunun reddine yönelik koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından, bu iddialar da yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle işbu itirazın reddi gerekmiştir" biçiminde karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER 6769 SAYILI SMK’NIN 6/1 MADDESİ: 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş ve tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali var ise ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa, eski marka sahibinin itirazı üzerine yeni marka tescil olunamaz. 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Görüldüğü gibi markayı oluşturan ibareler arasındaki iltibas değerlendirmesi tamamen emtialardan bağımsız olarak yapılabilecek bir değerlendirme değildir. Bir başka anlatımla salt emtiaların benzer olması ve markaların ilişkili görülmesi iltibas olduğunu söylemek için yeterli olmayabilir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa mahal vermeyeceğini söylemek mümkündür. Bir başka anlatımla markaların kapsadığı mal ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta ve eski-yeni marka arasında çok büyük farklar aramaya da gerek kalmamaktadır. Emtiaların aynı veya benzer olup olmadığı: Taraf markalarının kapsamındaki mal veya hizmetlerin karşılaştırması yapılacaktır. Bu karşılaştırmada dikkate alınacak olan Türkiye’nin de taraf olduğu Nice Anlaşması’nın 2/1 maddesi; "sınıflandırma tescil edilen herhangi bir marka için temin edilen koruma sınırlarının değerlendirilmesi konusunda özellikle bağlayıcı olmayacaktır" hükmünü amirdir. Bu hüküm uyarınca; markalara ait mal ve hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle; inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal ve hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. Bu hususta, doktrin ve uygulamada benimsendiği üzere; benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin tespitinde, mal ve hizmetlerin; benzer alıcı çevresine hitap edip etmedikleri, benzer ihtiyaçları giderip gidermedikleri, son kullanıcıları ve tüketici profilleri, birbirleri yerine ikame edilip edilemeyecekleri ve birinin diğerini tamamlama imkânının bulunup bulunmadığı, rekabet etme olanakları, kullanım amaçları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, kullanım yöntemleri, hedeflenen tüketici kesimi, dikkate alınmalı ve bu şekilde mal ve hizmetlerin benzer olup olmadığı tespit edilmelidir. Davacı markalarının tescil kapsamında yer alan 3, 5, 29, 30 ve 32. sınıflar kapsamındaki mallar ile davacı tarafın 35. sınıfın 35.03, 35.05, 35.29, 35.30, 35.31 ve 35.32 alt gruplarında yer alan hizmet sınıfları arasında tamamlayıcılık ve fonksiyonel bağlılık ilişkisi bulunduğu; 35. Sınıfta yer alan hizmetlerin, malların pazara arzını doğrudan destekleyici ve bütünleyici nitelik taşıdığı görülmektedir. Bu durumda ortalama tüketicinin, dava konusu markaların tescil kapsamlarında yer alan mal ve hizmetleri aynı ekonomik organizasyon içinde faaliyet gösteren veya aralarında lisans, dağıtım ya da ticari iş birliği bulunan teşebbüslerden kaynaklandığı şeklinde algılayabileceği, İşaretlerin benzer olup olmadığı; İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan malı/hizmeti satın almayı tercih ederler. Doktrinde de yaygın olarak kabul edildiği üzere markalar arasındaki benzerlik ve iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde, markaların sahip oldukları unsurların tamamı ile birlikte ve bir bütün olarak değerlendirilmesi, markaların bu bütünlük içerisinde muhtemel tüketici kitlesi üzerinde bırakacakları etki itibariyle markalar arasında ilişki kurma ihtimali bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu durumda, markalar arasındaki benzerliğin değerlendirilmesinde markaların ortak bazı unsurları ön plana çıkarılarak değerlendirmek ve bu ortak unsurlar üzerinde yoğunlaşmak yerine, markaların genel görünüm, telaffuz ve anlam itibariyle bir bütün olarak bıraktığı etki esas alınmalıdır. Markalarda yer alan ortak unsurlar ise markada asli ya da baskın unsur olarak yer alıp almadığına göre ve markanın genel görünümüne etkisi nispetinde değerlendirmeye alınmalıdır. Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur . Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır . Zira; potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime, şekil, renk gibi karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir . Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır . Markayı oluşturan işaret, ilgili mal/hizmete ne kadar yakınsa o kadar ayırt edicilik gücü düşer, işaret ilgili mal/hizmetten uzaklaştıkça da ayırt edici gücü artar. Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre “...” kelimesinin bilinen bir anlamı bulunmamaktadır. Google üzerinde yapılan araştırmalarda ...‘ kelimesinin terim olarak “haram ve günah olup olmadığı şüpheli hususlardan özenle kaçınıp helâl ve mubahların bir kısmından feragat etmek” anlamında kullanıldığı ifade edilmiştir. Bu bağlamda ortalama tüketici nezdinde kavramsal olarak anlamı ile belirgin bir şekilde ön plana çıkmayan, herhangi bir tanımlayıcılık vasfı da bulunmayan özgün bir ifade olarak ... kelimesinin ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, özellikle davacı markalarının tescil edildiği sınıflar bakımından somut ayırt ediciliğinin güçlü olduğu, .... kararında, yüksek ayırt ediciliğe sahip markaların düşük ayırt ediciliğe sahip markalara göre daha geniş bir koruma gördüğünü, ancak bu durumun karıştırılma ihtimalinin kendiliğinden (karine yoluyla) kabul edileceği anlamına gelmediğini de ek olarak belirtmiştir. Davalının başvuru markası ibaresinden müteşekkildir. Davalı markası bir tamlama şeklindedir. Davacının ... esas unsurlu markaları işbu davalı başvurusunda ek almış olarak ve dünya ibaresi ile birlikte kullanılmıştır. ... ibareli markaların ayırt ediciliğinin yüksek olması sebebiyle ... ibaresinin davalı başvuru markasını davacı markalarından farklılaştırmaya elverişli olmadığı daha ziyade davacı seri markalarından biri olacak şekilde algılanabileceği, Bu çerçevede, davalı başvuru markasında yer alan “...” ibaresinin, başvurunun bütününde esas ve baskın unsur olarak algılandığı; ... ibaresinin ise gerek anlamsal gerekse ayırt edicilik düzeyi itibarıyla tali ve zayıf bir unsur niteliğinde görünmektedir. Nitekim “dünya/dünyası” ibaresi, ilgili tüketici nezdinde çoğu zaman marka için özgün bir kaynak gösterme işlevi görmekten ziyade, markaya ait ürün veya hizmetlerin bir, “konseptini” ya da “serisini” ifade eden tamamlayıcı bir ifade olarak algılanmaktadır. Bu nedenle söz konusu ibarenin, markalar arasında kavramsal ve görsel benzerliği bertaraf edecek ölçüde ayırt edici bir katkı sunduğundan söz etmek mümkün değildir. Bu bağlamda, ortalama tüketicinin dava konusu işareti, davacının ... ibareli markalarının ekonomik veya organizasyonel olarak bağlantılı bir uzantısı yahut seri markalarından biri olarak algılaması kuvvetle muhtemeldir Bu durum, yukarıdaki ... içtihadında da vurgulandığı gibi, markalar arasındaki benzerliğin, ayırt ediciliği yüksek bir önceki markanın varlığı hâlinde daha düşük bir eşikte dahi karıştırılma ihtimaline yol açabileceği yönündeki yaklaşım ile de uyumludur. DAVACI MARKALARININ 6769 SAYILI SMK’NIN 6/5 MADDESİ; Davacının Türk Patent nezdinde itiraz dayanaklarından birisi de markalarının tanınmış marka olduğu yönündedir. SMK m.6/5 hükmü “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. şeklindedir. Önceki markanın tanınmış olması halinde aynı veya benzer mal ve hizmet gruplarının yanı sıra madde hükmünde belirtilen şartları varlığı halinde farklı mal ve hizmetlerde de korunabilir. Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik yönden bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir. İnceleme konusu davada davacının markalarının çağrışımları açısından incelendiğinde, Davacıya ait .... ibareli markaların ortalama tüketici nezdinde esas unsur olarak bir bütün şeklinde algılanması, Davacıya ait markaların davacı şirketi akla getirmesi, Davacıya ait markaların grup çağrışım yapması, Taraf markalarının işaretleri ve tescil kapsamlarındaki mal/hizmetler benzer görüldüğünden ve davalının başvuru markasının tescil kapsamında farklı mal/hizmet bulunmadığından, Davacı markalarının tanınmışlığına ilişkin değerlendirmenin sonuca etkili olmayacağı, KÖTÜ NİYET İDDİALARI; Kötü niyet, 6769 Sayılı SMK’nin 6/9 maddesinde başlı başına bir itiraz sebebi olarak düzenlenmiş olup, 6769 Sayılı SMK’nın markanın hükümsüzlüğünü düzenleyen 25. Maddesinde de bağımsız bir hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmiştir. Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir. Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Nitekim .... kararında da, “Başvuru sahibinin, bir markanın aynısı veya benzerinin, aynı veya benzer mal ve / veya hizmetlerde kullanılmakta olduğunu bildiği halde, o markayla karıştırılabilecek bir markayı tescil ettirmek istemesi ve söz konusu işaretin asıl sahibinin markayı kullanmasını önlemek amacıyla marka tescil ettirmesi” gibi unsurların, kötü niyetin varlığına karar vermeye yarayacak işaretler olduğu ifade edilmiştir. Davacı yan, davalı markasının kendi markalarının itibarından yararlanmak üzere kötü niyetli olarak tescil edildiğini ileri sürmekle birlikte somut olayda, dava dosyasında davalının engelleme, baskı kurma, şantaj yapma gibi saiklerle hareket ettiğini gösteren deliller bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; işbu davalı başvurusunun kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı, Netice itibariyle, Taraf marka işaretlerinin benzer olduğu, Davalı taraf marka başvurusunun tescil kapsamında bulunan 35 ve 35.03, 35.05, 35.16, 35.28, 35.29, 35.30 ve 35.32. Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat- ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks. Sınai amaçlı yağlar, gresler, kesme sıvıları, toz emici-ıslatıcı ve bağlayıcı maddeler. Katı yakıtlar: kömürler, odun. Sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları. Aydınlanma amaçlı mumlar, fitiller, yarı mamul vakslar, balmumları (vakslar)….. İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları….. Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir m akbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar…….Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). Hayvanlar için oyuncaklar. Çocuk bahçeleri, parklar ve oyun parkları için oyuncaklar. Bu sınıfa dahil jimnastik ve spor aletleri; olta takımları, yapay balık yemleri, avcılık ve balıkçılık için tuzaklar. Suni yılbaşı ağaçla rı ve bunlar için süsler, suni karlar, çıngıraklar, parti ve benzeri eğlenceler için malzemeler, kağıttan parti şapkaları…….. Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konser velenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri………Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez…….. Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri " hizmetleri ile davacı markalarının tescil kapsamında yer alan 03, 05,16, 28, 29, 30, 32 nolu sınıflarda yer alan malların benzer olduğu, kurum kararının iptali koşullarının oluştuğu, Taraf markalarının işaretleri ve tescil kapsamlarındaki mal/hizmetler benzer görüldüğünden ve davalının başvuru markasının tescil kapsamında farklı mal/hizmet bulunmadığından, davacı markalarının tanınmışlığına ilişkin değerlendirmenin sonuca etkili olmayacağı, Davalı tarafın kötü niyetine ilişkin iddiaların ispatlanamadığı sonuçlarına ulaşılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, ... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 20.192,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Adliye Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 2.947,60.-TL Gider Avansı :17.245,00.-TL TOPLAM :20.192,60.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/216, K. 2026/323, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-216-e-2026-323-k-ad53096526ab