İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/322 E. 2025/735 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/322
- Karar No
- 2025/735
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/322 KARAR NO : 2025/735 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/04/2025 KARAR TARİHİ : 05/08/2025 Mahkememizde görülen davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonucunda; İDDİA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; davalının müvekkili ile temasa geçerek müvekkiline ait faturada da belirtilen "bir adet ... 110 KW 150 HP pelet makinesi, 10M*180CM çap tambur kurutucu 7,5 kw, 22 kW salyangoz fan, Helezon 4*0,3 mt 2 adet, çavuşbant 7 m 3 adet, stokbunker 5 ton 1 adet, topçuoğlu kırıcı parçalayıcı 1 adet, 8 m hava siklonu 2 adet, sarsak elektrik 0,35 Kw 1 adet, 630 AMP otomasyon ve elektrik panosu 1 adet" olmak üzere toplamda KDV dahil 5.155.000 TL'ye anlaşma sağlandığını, davalının faturaya itiraz etmediğini, davalının bu anlaşmaya istinaden müvekkiline 08/06/2023 tarihinde 800.000,00 TL'yi bu mallara karşılık olarak kapora olarak ödediğini, geriye kalan miktar için ise İstanbul'da bir dairesi olduğunu ve bunun için kendisine ipotek vereceğini 3 ay içerisinde borcu ödemez ise ipotek konusu gayrimenkulün satılabileceğine ilişkin anlaşma sunduğunu ve bu yönde sözleşmeler düzenleyerek müvekkilinin güvenini kazandığını, ipotek belgesini ve gayrimenkul resmini ve hatta Web tapudan ipotek işlemleri için randevu aldığını söyleyerek randevu mesajını da...umaralı kendi kullanmış olduğu telefondan müvekkiline Whatsapp kanalıyla gönderdiğini, tüm bunlara güven duyan müvekkilnin de fatura ekinde bahsedilen ve dilekçede yazılı olan makineleri 18/09/2023 tarihinde tamamını faturalandırarak davalıya teslim ettiğini, teslim gerçekleştikten sonra makine bedellerinin parasına ya da davalının söz vermiş olduğu ipotek bedellerine ilişkin işlemler için davalının arandığını ancak telefonlara cevap vermediğini, davalının yaptığı anlaşmaya istinaden kapora miktarı düşülerek İzmir.... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ancak davalının borca haksız şeklide itiraz ettiğini, davalının asılsız iddialar ile icra takibine itiraz ederek takibin durdurulmasına sebep olduğunu; müvekkilinin maddi durumunun iyi olmaması sebebiyle davayı adli yardım istekli olarak açtıklarını, dava dilekçesi ekinde maddi durumu gösterir evrakları sunduklarını, adli yardıma ilişkin isteğin daha önce İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... D.İş Karar sayılı kararı ile değerlendirildiğini, arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varılmadığını, müvekkilinin geçimini sağlayamaz halde olduğunu, fakirlik belgesinin alındığını, müvekkilinin üzerine kayıtlı taşınmaz ve araç kaydının bulunmadığını, üzerine kayıtlı herhangi bir mal varlığının bulunmadığını belirterek, adli yardım isteklerinin kabulüne, davalının yerinde olmayan itirazlarının iptaline ve icra takibinin takipte belirtilen faiz üzerinden devamına, asıl alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; taraflar arasında sözleşmenin bulunmadığını, davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerince değerlendirilmesinin gerektiğini, yetkili mahkemenin müvekkilinin yerleşim yeri olan İstanbul Mahkemeleri olduğunu; müvekkilinin ve davacının tacir olmadığını, yıllık kazançlarının herhangi bir tacirle yarışabilecek durumda da olmadığını, dava konusunun mutlak ticari dava niteliğinde olmadığını, görevli ve yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu; kabul anlamına gelmemek üzere davacı isteklerinin zaman aşımına uğradığını, kendi edimini yerine getirmeyen davacının karşı edimin yerine getirilmesini istemesine karşı ödemezlik defiinde bulunduklarını, davacının borca batık durumda olduğunu, davanın haksız bir menfaat elde etme amacıyla açıldığını, taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığını, şifahi nitelikte kalan bir kısım mal alışverişine ilişkin çeşitli görüşmeler olduğunu ancak davacı tarafça türlü seferler anlaşmaya yanaşılmadığını ve hileli hareketler ile son dakika bir şeyler çıkartılarak anlaşmadan uzaklaşıldığını, müvekkilinin anlaşmanın kurulabilmesi, gerekli güven ortamının sağlanması amacıyla bir miktar meblağı da karşı tarafa bu davranışlar sonucunda ve bir güven ortamı oluşması için gönderdiğini, müvekkilinin altında imzası bulunmayan ve/veya resim, fotokopi niteliğinde bulunan her evrak, kayıt ya da görüntünün sahihliğine peşinen itiraz ettiklerini, tapuda işlem görüp somut hale gelmeyen ipotek senedi suretindeki tarihin 22/07/2022, müvekkilinin kapora gönderdiği tarihin 08/06/2023, davacı tarafça düzenlendiği iddia edilen sözde faturanın keşide tarihinin ise 18/09/2023 tarihi olmasının bu çelişkili ve anlaşmadan uzak davranışların sonucu olduğunu, iddia ve dayanak arasındaki ürün çeşidi ve fiyatı hususunda uyumluluk bulunmadığını, şifahi görüşülen ürünlerin farklı ipotek senedi diye sunulan ve müvekkilince kabul görmeyen A4 evraklarında belirtilen ürünlerin farklı, müvekkiline tebliğ edilmeyen faturadaki ürünlerin farklı olduğunu, nihayetinde taraflar arasında sözleşme kurulamadığını, müvekkilinin borca batık davacıya gönderdiği paranın iadesi için İstanbul... İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı takip dosyasını açtığını; davacı tarafça fatura düzenlendiği ve müvekkili tarafından buna itiraz edilmediği iddiasının ve mal tesliminde bulunulduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkiline tebliğ edilen fatura olmadığı gibi teslim edilen bir malın da bulunmadığını, ilgili tarihlerde müvekkilinin beyin kanaması geçirdiğini ve bunun sonucunda iki aydan fazla süre hastanede kendini bilemez şekilde kaldığını, sözleşmenin kurulduğu varsayılsa dahi ifa tarihi belli olmayan, ifa sırası, muacceliyeti belli olmayan bir sözleşmede kendi edimini yerine getirmeyen davacının TBK'nın 97. ve diğer ilgili hükümleri çerçevesinde müvekkilini edimi ifaya zorlayamayacağını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE ; Dava; hakkında faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılan davalının icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup, dava şartları arasında yer aldığından, uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin görevli olup olmadığının belirlenebilmesi için öncelikle tarafların esnaf ve tacir araştırmaları yapılmıştır. İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğünden gönderilen yazıda; davacı ...'un şirket ve ticari işletme kaydının bulunduğu ve faal olduğu bildirilmiştir. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gönderilen yazıda; davacı ...'un beyaz eşya ticareti yaptığı bildirilmiştir. Balçova Vergi Dairesi'nden gönderilen yazıda; davacı ...'un bilanço esasına göre defter tuttuğunun bildirilmiştir. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden gönderilen yazıda; davalı ...'ün gerçek kişi ticari işletme kaydı ile hali hazırda ortağı olduğu limited şirketi kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gönderilen yazıda; davalı ...'ün kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir. Beşiktaş Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gönderilen yazıda; davalı ...'ün potansiyel mükellef olduğu ve şirket kanuni temsilciliğinin bulunmadığı bildirilmiştir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı kanunun 5/3. maddesinde; “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı TTK hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Diğer yandan, 6102 sayılı TTK'nın 6335 sayılı kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmıştır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına sahip olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir diğer anlatımla, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeleri ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Diğer yandan 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3. maddesinde; "Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler" olarak tanımlanmıştır. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde önce 17. maddeye gönderme yapılarak; "Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı" hususu açık bir şekilde gösterilmiştir. 19/02/1986 tarihli ve 19024 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar belirlenmiştir. Buna göre; "1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları" kararlaştırılmıştır. Yasal mevzuat ışığında somut olaya bakıldığında; eldeki davada hakkında faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılan davalının icra takibine itirazının iptali istenmiştir. Mahkememizce yapılan yazışmalardan davanın taraflarından olan davacının tacir olduğu anlaşılmış ise de; gelen yazı cevabında davalının potansiyel vergi mükellefi olduğu bildirilmiştir. Potansiyel mükellef, halihazırda vergi mükellefi olmayan fakat gelecekte vergi mükellefi olma ihtimali bulunanlara verilen isim olup, yazı cevabına göre davalının sürekli bir vergi yükümlülüğü ve tacir sıfatı yoktur. Uyuşmazlık, tarafların ticari işletmeleriyle de ilgili değildir. Dava, bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyecek ve TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlığın varlığından söz edilemeyecektir. Uyuşmazlığın çözümü genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığından, aksi uygulama, Asliye Ticaret Mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı düşecektir. Durum böyle olunca; davalı tarafın tacir olmaması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanmaması nedeniyle mahkememiz görevli olmayıp, davanın çözümünde 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğundan, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Mahkememizin görevsiz olması, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Kararın kesinleşmesinden itibaren yasal 2 haftalık süre içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine 3-Harç ve yargılama giderlerinin 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, 4-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin iki haftalık süre içerisinde gönderme isteğinde bulunmaması durumunda "davanın açılmamış sayılmasına" karar verilerek, aynı karar ile yargılama giderlerinin 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca karara bağlanmasına, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/08/2025
Başkan ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Üye ... ¸E-imza Katip ... ¸E-imza