İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/305 E. 2026/249 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/305
- Karar No
- 2026/249
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/305 Esas KARAR NO : 2026/249
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/05/2025 KARAR TARİHİ : 07/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle ''...Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında gerçekleştirilen ticari ilişki sonucunda bir kısım mal alım satımı gerçekleştirilmiştir. Bununla ilgili olarak müvekkil şirketçe karşı taraf gerekli mal sevkiyatı yapılmış ve de satılan mallara dair faturalar kesilerek ticari defter kayıtlarına ve cari hesaba işlenmiştir. Fakat davalı tarafça satılan mallara dair fatura bedelleri davalı tarafça ödenmemiştir. Bu konuda müvekkil şirketçe karşı tarafla yapılan tüm görüşmeler sonuçsuz kalmış, borç halen ödenmemiştir. Davalı taraf borcunu ödemediği için ... 12.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından davalı hakkında icra takibine geçilmiş, bu icra takibine davalı taraf 10.10.2024 tarihli dilekçesi ile itiraz ederek icra takibini haksız olarak durmasına sebebiyet vermiştir. İcra takibi icra Müdürlüğü tarafından durdurulmuştur. Yapılan itiraz haksız ve mesnetsiz olduğundan, icra takibine itiraz nedeniyle dava şartı arabuluculuk süreci müvekkil şirkete vekaleten başlatılmış olup, ... Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı dosyasından görülen arabuluculuk sürecinde ise anlaşma sağlanamamış ve süreç anlaşmama tutanağı ile sonuçlanmıştır. Görüldüğü üzere davalı taraf müvekkil şirketin kendisine satmış olduğu malları teslim almış olmasına rağmen bedellerini ödememiştir. Bu konuda yapılan icra takibine de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiştir. İlaveten, takip konusu meblağ davalı faturalı bir alacak olduğundan, likid bir alacaktır. Bu nedenden ötürü haklı davanın kabulü ile birlikte davalı tarafa % 20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı yüklenmesine de karar verilmesini sayın başkanlığınızdan talep etmekteyiz. İzah edilen nedenler ve delilleri ile müvekkil şirketin alacağı sabit olup, haklı davamızın kabulüne karar verilmesini...'' şeklindeki beyanla davanın kabulüne, itirazın iptali ile asıl alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir. CEVAP: Davalının dava dilekçesinde ve ödeme emrinde belirtildiği şekilde borcunun bulunmadığını; davacı tarafın iddiasının aksine alacağın %20’si oranın icra inkâr tazminatının şartlarının oluşmadığını, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın takip dayanağından dolayı alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, faturanın tek başına alacağın kanıtı olamayacağını, faturanın taraflardan birini borç altına sokabilmesi için borç doğurucu bir hukuki işlemin bulunması gerektiğini, faturanın bir akit olmadığını, ihdası muteber bir borç ilişkisinin varlığına bağlı olduğunu, fatura verenin ayrıca taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliğini de ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın hizmeti verdiğini ispat edemediğini, davacı tarafça ticari ilişkinin kaynağının dahi açıklanmadığını, davacı tarafça alım satım veya başkaca bir sebebe dayanıp dayanmadığının belirtilmediği ve taraflar arasında bir ticari sözleşme veya cari hesaba ilişkin sözleşmenin de sunulmadığını, davalı tarafa teslim edilen bir mal veya hizmet söz konusu olmadığı gibi taraflar arasında sözlü ya da yazılı bir sözleşmenin kurulmadığını, davacı şirket tarafından icra takibine konu edildiği belirtilen belgeler üzerinde davalı şirket yetkilisine ait geçerli bir imzanın bulunmadığını öne sürerek davanın reddine davacı taraf aleyhine % 20’den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep edilmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının Uyap kayıtlarının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. Dosyanın rapor alınmak üzere mali müşavire tevdi edildiği ve düzenlenen 24/12/2025 tarihli raporda özetle; Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi ile yukarıda yapılan tespitler ve yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucunda; davacı tarafın usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterlerinin sahibi lehine delil kudretine haiz olduğu hususunun 23.12.2025 UYAP tarihli talimat bilirkişi raporunda tespit edildiği; Israrla talep edilmesine rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmayan davalı taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı; dava konusu icra takibinin dayanağı hesap ilişkisinin 2024 yılındaki faturalardan oluştuğu; toplam 48.580,89 USD tutarındaki 4 adet faturanın davacı şirket tarafından düzenlendiği ve ticari defterlerine kaydedildiği; davacı tarafın ticari defterlerinde 05.02.2024 tarihli ve 1507 numaralı yevmiye maddesinde kayıtlı 614.324,50 TL tutarındaki davalı çekinin karşılıksız çıktığı; yapılan ihtara rağmen davalı taraf ticari defter ve kayıtlarının incelemeye sunulmamış olması nedeniyle usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş olan davacı şirket ticari defter kayıtları, sahibi lehine delil olarak kabul edilerek 08.10.2024 takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 48.580,89 USD alacaklı olduğu; ancak takip talebiyle bağlı kalmak suretiyle alacak tutarının 29.551,72 USD olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Dosyanın talimat raporu alınmak üzere mali müşavire tevdi edildiği ve düzenlenen 23/12/2025 tarihli raporda özetle; Davacı firmanın takibe konu olan faturaları yasal defterine yevmiye fiş numarası ve yevmiye fiş tarihine göre kaydedilmiştir. Davacı firmanın, davalı firmadan 07.10.2025 tarihi itibariyle 48.580,89 USD alacağı olduğu muavin dökümünden tespit edilmiştir. TTK'ya göre faturalar yevmiye defterine para birimi TL olarak kaydedilmek zorundadır. Faturalar o günkü Merkez Bankasının belirlediği kur üzerinden hesaplanmış ve yevmiye defterine kaydedilmiştir. Söz konusu faturaların tahsil edildiğine dair herhangi bir ödeme dekontu, çek, senet, eft gibi herhangi bir belgeye rastlanılmamıştır. Bir adet çek alındığı çekin ise karşılıksız olduğu tespit edilmiştir. Ekte sunulmuştur. Davacı mükellef kurumun, 2024 hesap dönemine ilişkin yasal defterleri zamanında GİB sistemine yüklenmiş, envanter defteri ise süresinde onaylatılmış olup sahibi lehine kesin delil olma vasfına haiz olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davanın; davacının davalı aleyhine ... 12. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasından başlatmış olduğu takibe davalı tarafça vaki itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. ... 12. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı İcra dosyası celbedilmiş ve incelenmesinde alacaklının davacı ..., borçlunun ise davalı ... olduğu, davacı alacaklı tarafça 29.551,72 USD için başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. Toplanan deliller, bilirkişi raporları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamından; her ne kadar, davacı tarafça davalı aleyhine ... 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile toplam 29.551,72 USD alacak üzerinden takip başlatılmış ve davalının itirazı üzerine takip durmuş ise de, dosyada davacı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak tanzim edilen dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile; davacının ticari defterlerinin lehine delil kudretini haiz olduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarında davalıdan 48.580,89 USD alacağı olduğunun tespit edildiği, yine bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, netice itibari ile davacı kayıtlarına göre davacının davalıdan takipte talep edilen miktardan daha fazla alacaklı bulunduğu anlaşıldığından taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, davalının ... 12. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, İcra inkar tazminatı talebi yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. "Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir. Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir. Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir." Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır. Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. ( İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Banka cılar Dergisi, Sayı 67, 2008) Açıklamalar doğrultusunda; takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, yine davalının hakkındaki icra takibine haksız olarak itiraz ederek durmasına neden olduğu da dikkate alınarak asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, -Davalının ... 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, -Asıl alacak olan 29.551,72 USD alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 69.242,88-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 12.249,60-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 56.993,28-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 158.048,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 12.249,60-TL Peşin/nisbi Harcı, 12.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 465,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 25.330,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 07/04/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır