İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/274 E. 2026/100 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/274
- Karar No
- 2026/100
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/274 Esas KARAR NO : 2026/100
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 10/11/2017 KARAR TARİHİ : 16/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından 11/07/2016-11/07/2017 tarihleri arasında sigortalı bulunan ... A.Ş.'ye ait ''...'' adresindeki işyerinin 06/01/2017 tarihinde davalı ...'ye ait şehir şebeke suyunun patlaması nedeni ile yoldan taşan suların sigortalı iş yerine sirayeti sonucunda hasara uğradığını, sigortalı iş yerinde zarara sebebiyet veren olayla ilgili müvekkili şirkete yapılan hasar ihbarı üzerine müvekkili şirket nezdinde açılan ... nolu hasar dosyasından görevlendirilen sigorta eksperi tarafından ekspertiz raporu düzenlendiğini, dava konusu olay nedeni ile sigortalı iş yerinde meydana gelen su basması sonrasında suların tahliyesi için sigortalı tarafından çağrılan itfaiye ekiplerince de tutanak düzenlendiğini, gerek itfaiye, gerekse ekspertiz raporuna göre dava konusu hasarın sigortalı iş yerinin önünde yer alan iskiye ait ana şebeke hattının gerek yapımından gerekse bakımından kaynaklanan eksikler nedeni ile şebeke hattındaki patlama nedeni ile sigortalı iş yerine su sirayeti sonucunda meydana geldiğinin sabit olduğunu, bu nedenlerle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 7.814,61-TL sigorta rücu tazminatının sigortalıya ödeme tarih olan 11/07/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiklerini bildirmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bahsi geçen adreste 06/01/2017 tarihinde saat 08:58'de arıza ihbarı yapıldıktan hemen sonra ekiplerin arıza mahalline gittiğini, ancak binanın şube yolu bağlantısı üzerine ek bina yapıldığı ve arızanın da bu noktada olduğunu bu nedenle eski şube yolunun körlenip iptal edilerek binaya başka bir noktadan yeni bir şube yolu çekilerek sorun giderildiğinin tespit edildiğini, meydana gelen arızanın bakım onarım eksikliğinin veya hizmet kusuru nedeni ile olmadığını, sözü edilen adreste şube yolu hattının üzerine idareye bilgi verilmeden ek bina yapılması sonucunda boru üzerine gelen yüklerden patladığı kanaatinin hasıl olduğunu, bu nedenle de hasar bedelinin ödenmesinin söz konusu olmadığını, olayın meydana gelmesinde müvekkili idarenin dahlinin söz konusu olmadığını, müvekkili idarece şube yolu bağlantıları bina dışında tesis edilerek herhangi bir arıza durumunda bina içine zarar vermeyecek şekilde fen ve tekniğe uygun olarak yapıldığını, dava konusu hasarın meydana geldiği binanın da şube yolu bu şartlara uygun olarak ve bina dışından yapıldığını, ancak sigortalı bina maliki tarafından mevcut binaya şube yolu bağlantısı bina içinde kalacak şekilde çıkma kısım yapıldığından şube yolu bağlantısının bina içinde kaldığını, ayrıca dava konusu hasarın bodrum katta meydana geldiğini, su basman seviyesi altındaki birimlere yüzeysel dolan suların thliyesi için drenaj kanallarının yapılması ve dışarıdan gelmesinin muhtemel su sızıntılarının önlenmesi için izolasyon yapılmasının gerekli olduğunu belirterek müvekkili idarenin davacıya kesinleşmiş bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle idarenin temerrüdü söz konusu olmadığından dava tarihinden sonrası için faiz istenebileceğini belirterek haksız açılan davanın reddini savunmuştur. DELİLLER: Mahkememizin 13/01/2025 tarih ve ... sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 19/03/2025 tarih ve 2025/246 esas 2025/326 Karar sayılı ilamında: "..Dava değeri 7.814,61 TL'dir. 14/11/2024 tarihli ve 32722 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 22.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ek 1 maddesine eklenen 3.fıkra "İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklinde olup yasal düzenleme uyarınca davacı vekilinin istinaf talebinin esastan incelenmesi gerekmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/168 E. 2012/397 K. sayılı ve 15/06/2012 tarihli ilamında 23/11/1981 tarih ve 17523 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yasa gereğince ...'nin; Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, Genel Kurulların tasvibine sunulacağı ve bütçesinin Kamu İktisadi Teşekküllerinde uygulanan formüle göre tanzim olunacağının belirtildiği, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/1.maddesinde "Ticaret şirketleriyle, gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılırlar." hükmünün yer aldığı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 11, 12, 13. 18/1.maddesi dikkate alındığında ... (İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi) Genel Müdürlüğünün 2560 Sayılı Kanun ile kurulmuş olması TTK'nun 18/1.maddesinde özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olması, ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilmekte olup yaptığı işler itibariyle de ticarethane sayıldığından tacir sıfatı taşıdığı, tacir olduğu kabul edilen ...'ye karşı açılan haksız fiilden kaynaklanan davaya adli yargı yerinde bakılacağı, bu nedenle dava konusu uyuşmazlıkta adli yargının görevli olduğu kabul edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 16/1 bendinde; "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." düzenlemesi yer almaktadır. 2560 sayılı kanuna tabi olan ...'nin gördüğü hizmetin kamu hizmeti olmasına rağmen, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, TTK'nın 16/1 maddesi anlamında tacir sayılacağı ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiği Yargıtay içtihatları ile benimsenmiş, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/6444 E. 2023/10038 K. (davalısı ...), 2021/20431 E. 2023/7687 K. (davalısı ...) kararlarına konu uyuşmazlıklar adli yargı yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, dava konusu uyuşmazlık yönünden idari yargının görevli olduğu gerekçesi yerinde değildir. Dairemizin kaldırma kararında da açıklandığı gibi dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiş olup dava dışı sigorta ve davalı tacir olduğundan dava görevli mahkemede açılmıştır. " şeklinde karar verilmek suretiyle kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiş ve işbu yeni esasa kaydedilmiştir. 04/01/2026 tarihinde İnşaat Mühendisi vasıtasıyla ek rapor aldırılmış ve bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, ödenen sigorta tazminatının rücu talebine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, dava dışı sigortalı iş yerinde meydana gelen su basması olayı sonucu sigorta poliçesi kapsamında tazminat ödemesi yapıldığını, meydana gelen zararın Davalı ...’nin sorumluluğunda bulunan şebeke hattının patlaması sonucu oluştuğunu ve bu sebeple zarardan sorumlu olduğunu iddia etmiştir. TTK md. 1472 uyarınca, sigortacı tarafından sigortalısının talebi üzerine sigorta tazminatı ödemesi yapılması halinde sigortacı, sigortalısının haklarına halef olur. Başka bir anlatımla sigortacı; sigorta tazminatı ödemesine sebep teşkil eden somut olay akabinde, sorumlulara karşı, diğer tarafın onayını gerektirmeksizin, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat etmek koşuluyla, sigortalısının haklarına halef olur ve sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa, söz konusu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder. Somut olayda davacı, dava dışı sigortalısına yaptığı ödeme sebebiyle işbu davayı açma hakkının bulunduğu anlaşılmıştır. Dava 10/11/2017 tarihinde açılmış olup, Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiş, mahkememizce verilen 29/06/2020 tarihli kabul kararı İstanbul BAM 45. HD’nin 08/11/2023 tarihli kararı ile kaldırılmıştır. Mahkememizce yeniden yapılan yargılama sonucu yargı yolu caiz olmadığından verilen ret kararı da istinaf incelemesi sonucu kaldırılmış ve esastan inceleme yapılmak üzere dosya mahkememize gönderilmiştir. İstanbul BAM 45. HD’nin 08/11/2023 tarihli kararında olayın ...’ye ait şebeke hattının patlaması ile meydana geldiği ve yapı malikinin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiş, dava dışı sigortalının müterafik kusurunun araştırılması ve rücu edilebilir miktarın hesaplanması için denetime elverişli bir bilirkişi raporu alınması gerektiği vurgulanmıştır. Mahkememizce kaldırma kararına uygun olarak yeni bir sigorta uzmanı ve inşaat mühendisi bilirkişi heyetinden rapor alınmış, 03/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda tarafların %50 oranında kusurunun bulunduğu tespit edilmiştir. Dosyada bulunan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve teknik yönden itirazların değerlendirilmesi için inşaat mühendisi bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş ve 04/01/2026 tarihli ek bilirkişi raporunda tarafların %50 kusurunun bulunduğu, davalıya 3.907,30 TL rücu edilebileceği rapor edilmiştir. Dava dışı sigortalının kaçak yapı inşa ederek, şebeke hattında aşırı yüklenmeye sebebiyet verdiği, bu durumun boruların patlamasında etkili olduğu gözetildiğinde dava dışı sigortalının kusurlu olduğu tespiti mahkememizce kabul edilmiştir. Davalının sorumluluğunda bulunan şebeke hatları üzerinde kontrol yükümlülüğünün bulunması ve kusursuz sorumluluk ilkesi gözetilerek meydana gelen olayda %50 oranında kusurlu olduğu tespiti benimsenmiştir. Sigortalının kusuru bulunsa da, bu kusur davalının sorumluluğu açısından illiyet bağını kesen bir sebep değildir. Davacı ile sigortalı arasındaki poliçenin incelenmesinde meydana gelen olayın poliçe kapsamında teminat altına alındığı ve yapılan ödemenin sigorta poliçesine uygun olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan sebeplerle, dava konusu olayda dava dışı sigortalı ile davalının %50-50 kusurlu olduğunun kabulüyle, davacının ödediği tazminatın yarısı olan 3.907,30 TL’yi davalıya rücu edebileceği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, rücuna karar verilen bedele ödeme tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak yasal faiz işletilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 3.907,30 TL’nin 11/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 732,00-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 133,46-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 598,54-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan; 31,40-TL Başvuru Harcı, 133,46-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 164,86TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 6.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 270,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 6.270,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.135,00-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 3.907,30-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 3.907,31-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/02/2026
Katip ...
Hakim ...