İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/270 E. 2025/444 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/270
Karar No
2025/444
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/270 Esas - 2025/444 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/270 Esas KARAR NO : 2025/444 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/10/2024 KARAR TARİHİ : 01/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu maliki olduğu plakalı aracı, 7395925 No.lu poliçe ile müvekkil şirket nezdinde Zorunlu Trafik Sigortası yaptırdığını, 12.11.2022 tarihinde; Sürücü sevk ve idaresindeki plakalı aracın, 72152 Kod no.lu ekibin ''dur'' ikazına uymayarak Göl Caddesi üzerinde geri geri kaçtığı esnada aracın sol arka kısımları ile park halinde bulunan plakalı otomobilin sol arka tampon, çamurluk, stop kısımlarına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda Plakalı araç sürücüsü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 67/1B maddesini ihlal ettiğini, park halinde bulunan plakalı araç malikinin; Davacı şirket aleyhine; 09.05.2023 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapmış olduğu hasar bedeline ilişkin başvurusu 19.10.2023 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonunca kabul edilmiş ve kazaya uğrayan araç maliki 24.10.2023 tarihinde davacı şirket aleyhine icra takibini başlattığını, plakalı araç malikinin; davacı şirket aleyhine; 09.05.2023 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonu'na yapmış olduğu değer kaybı bedeline ilişkin başvurusunun 20.10.2023 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonunca kabul edilmiş ve kazaya uğrayan araç malikinin 27.10.2023 tarihinde davacı şirket aleyhine icra takibinin başlatıldığını, davacı şirketin anılan rücuen tazminat talebine ilişkin borçlulardan talepte bulunduğunu ancak davalı borçluların davacı şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, davacı şirketin, davalı borçlu aleyhine; 12.03.2024 tarihinde İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün 2024/7836 E. No.lu dosyası ile genel haciz yolu ile takip başlattığını, davalı borçlu 22.03.2024 tarihli dilekçe ile borca ve yetkiye itiraz ettiği için takibin durduğunu, yetki itirazı neticesinde taraflarınca dosyanın Hendek İcra Dairesi'ne gönderilmiş olup; 2024/465 E. no.lu dosyada derdest olduğunu, davalı borçluların itirazına vaki olmak üzere taraflarınca; 14.05.2024 tarihinde Hendek Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu, anlaşamama olarak sonuçlandığını, hal böyle iken; sunulan nedenlerle davalı borçlunun itirazının iptalini isteme zorunluluğunun hasıl olduğunu, tüm bu nedenlerle; davalı borçlu'nun icra takibine yaptığı itirazın iptali ile; davalı borçlu'nun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen ticari temerrüt faiziyle ödemesini ve alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Açılan dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. Mahkememizin 2024/696 Esas ve 2024/700 Karar numaralı ilamı, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2025/353 Esas ve 2025/515 Karar numaralı ilamı ile kaldırılmış, mahkememizce yeni alınan esas numarası üzerinden yargılamaya devam olunmuştur. Eldeki dava 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra 14.10.2024 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nunda veya diğer kanunlarda, o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5.maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/(4).maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde, Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır. Dava tarihinden önce, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Yasa'nın 73/1. maddesi; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir" şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Yasa'nın 3. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde, "Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklinde düzenleme getirilmiştir. Somut olayda; Davalının, Sakarya Defterdarlığının cevabi yazısına göre mükellefiyet kaydının olmadığı, tek ortağı ve müdürü olduğu, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odasının cevabi yazısına göre 27.06.2019 ile 05.09.2019 tarihleri arasında şahıs kaydının olduğu, şahıs kaydının 05.09.2019 tarihinde tür değişikliği tescili ile kaydını aldığı, Sakarya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin cevabi yazısına göre esnaf kaydının olduğu belirtilmiş olup dosya kapsamına göre davalının davaya konu kazanın gerçekleştiği 12.11.2022 tarih ve dava tarihi itibariyle tacir sıfatına haiz olmadığı tespiti yapılmıştır. Davacı tarafın davalı aleyhine Hendek İcra Dairesinin 2024/465 takip numaralı dosyası ile takip yürüttüğü, takip konusu alacağın kaynağının davacıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı bulunan davalıya ait aracın karıştığı kaza sebebi ile dava dışı 3. kişiye ödenen maddi tazminatının ZMMS yan şartları uyarınca rücuen davalıdan tahsiline yönelik olduğu anlaşılmıştır. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2025/353 Esas ve 2025/515 Karar numaralı kaldırma ilamı da göz önünde bulundurularak; davalının tacir sıfatına sahip olmaması, aracın trafik sicilinde ticari sınıfta kayıtlı olmasının tek başına tacir sayılmasına yeterli bulunmaması, ayrıca aracın poliçede kullanım şeklinin “özel” olarak belirtilmiş olması ve davacı sigorta şirketi ile davalı sigortalı arasında yapılan sigorta sözleşmesinin bir tüketici işlemi niteliğinde bulunması nedenleriyle, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğuna karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği görev dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Bu karara karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak görevsizlik kararının kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, karara karşı kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli Sakarya Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, 3-Yukarıda belirtilen yasal süre içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın resen ele alınarak verilecek ek kararla davanın açılmamış sayılacağı ve davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği hususunun İHTARINA, Dair, davacı vekili yüzünde, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek yada aynı sürede başka yer Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/07/2025

Katip

Hakim

Atıf: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/270, K. 2025/444, T. 01.07.2025, www.arakarar.com/karar/sakarya-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-270-e-2025-444-k-5c8c6d3df8a1