İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/249 E. 2025/328 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/249
- Karar No
- 2025/328
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/249 Esas KARAR NO : 2025/328
DAVA : Mülkiyet (Tespit İstemli) DAVA TARİHİ : 27/06/2024 KARAR TARİHİ : 17/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Mülkiyet (Tespit İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... adına kayıtlı ... marka, 2015 model ve .... plaka sayılı kepçenin ve davalı ... adına kayıtlı ... plaka sayılı 2018 Model ... marka kamyonetin öncelikle 3. kişilere devredilmesinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesi, yapılacak yargılama neticesinde ... marka 2015 model ve .... plaka sayılı kepçenin öncelikle müvekkili ...ya ait olduğunun tespitine ve ... adından terkin edilerek müvekkili ... adına tesciline, müvekkili davacı adına tespit ve tescil konusunda farklı kanaatte olunması halinde aracın müvekkillerinin ortağı oldukları ... Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketine ait olduğunun tespitine ve ... adından terkin edilerek ... Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi adına tesciline, ... plaka sayılı 2018 Model .... marka kamyonetin ... Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketine ait olduğunun tespitine ve ... adından terkin edilerek müvekkillerinin ortağı oldukları ... Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi adına tesciline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde yer alan hiçbir iddiayı kabul etmemekle birlikte haksız bir şekilde talep edilen tedbir taleplerinin ve müvekkillerinin ilgili şirket müdürlüğünden azil taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkillerinin ... ve ... vergi nolu ... Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketinde %33 oranında hisseye sahip ortağı olduğunu, davacılar dilekçesinde "Şubat 2023 tarihinde müvekkiller ... ve oğlu ..., uzun zamandır ailecek tanıdıkları ve aralarında güven ilişkisi olan ... ve kardeşi ... ile bir araya gelerek inşaat sektöründe iş yapmak üzere anlaştıklarını, Bu kapsamda alınacak taşınmaz ve taşınmaz üzerine yapılacak yapının tüm sermayesinin ve giderlerinin ... tarafından karşılanacağı ve yapılan yapıların satılmasından elde edilecek karın bölüşüleceği hususunda anlaşmışlardır." şeklinde beyanda bulunduklarını,. Öte yandan dilekçe ekinde yer alan dekontlardan da görüleceği üzere davacılar üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini iş bu dava haksız ve hukuka aykırı olarak açıldığını, Tekirdağ İli .... İlçesi ... Mah. ... ada 16 nolu parselde kayıtlı taşınmaz ...'a ait olduğunu inşaatın yapım hususunda müvekkilleri ... ve ... kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince müteahhitlik yaptığını . Davalı müvekkilleri ... ve ...'ın .... 'a borçları olması nedeni ile inşaatın yapımına katkı sunmuş olup bu şekilde borçlarını ödediklerini, davacılar her ne kadar taraflarına ödemeler yaptığını iddia etmiş ise de bu ödemelerin tamamından fazlası taraflarına iade edildiğini, müvekkillerimin bildirdiği yakın akrabalarına ilişkin hesap dökümleri ilgili bankalara müzekkere yazılarak istenildiği zaman bu durum açıkça ortaya çıkacağını, davacıların açtığı dava ve talepleri tamamen hukuka aykırı olup iş bu davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) Dosya içerisine celp edilen kayıtlarından anlaşıldığı üzere; Davacıları ve davalıların gerçek kişi tacir olmadığı anlaşılmış olup dava dışı şirkete ait iş makina araç ve gereçlerinin olması salt bu nedenle davayı ticari dava haline getirmez.Ayrıca davacılar mal kaçırmak amacıyla muvaazalı şekilde devirlerin yapıldığını iddia etmiş olup bu kapsamda olaya Türk borçlar Kanunu hükümleri kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Olaya Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanacağı bir husus bulunammaktadır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca TTK nun 4. ve 5. maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak nitelendirilemeyeceği ve nispi ticari dava kapsamında da olmadığından davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında olduğu anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usûlden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tensiben oybirliği ile karar verildi. 17/03/2025
Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza