İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/236 E. 2025/914 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/236
Karar No
2025/914
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/236 Esas KARAR NO : 2025/914 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/03/2025 KARAR TARİHİ : 23/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Dava açılışı esnasında icra takibinden önce işlemiş faiz alacaklarından kayıtsız ve şartsız şekilde feragat ettiklerini, 200.000,00 TL bedelin davalı firma tarafından icra takibi sonrasında haricen ödenmiş olduğunu, asıl alacak fatura bedelinin 230.516,00 TL olsa da davanın bakiye alacak 30.516,00 TL üzerinden hüküm altına alınmasını, davalı firmanın alacağın 200.000,00 TL bedelini ödemiş olduğundan borçlu olduklarını kabul ettiklerini, ödeme açıklamasına da alacaklarına istinaden yapıldığı, kalan alacaklarının 30.516,00 TL üzerinden yargılamayla beraber ------- - -------- İcra Dairesi dosyasında ihtiyati haciz karar verilmesini talep ettiklerini, Davalı firma ile müvekkili arasındaki ticarete istinaden müvekkilince davalı firmaya; 230.516,00TL tutarlı 21/10/2024 tarih fatura düzenlendiğini, söz konusu hizmetlerin müvekkili tarafından sunulduğunu, davalı tarafından usülüne uygun olarak faturalara itiraz edilmediği, buna karşın herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı hakkında------- İcra Müdürlüğünün-------- Esas sayılı dosyasıyla cari hesaba dayalı olarak 230.516,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığı, Davalının 24/01/2025 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğu, davalının itirazlarının asılsız ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, haksız yere borca itiraz etmesinin davacının alacağını almaya engellemeye yönelik olduğunu, bu sebepten kaynaklı yargılamanın süresince üzerinde kayıtlı bulunan malları kaçırma ihtimali kuvvetle muhtemelen olduğu, ortaya daha büyük ve telafisi imkansız zararlar çıkmaması için dava değeri üzerinden ihtiyati haciz yetkisi verilmesini taehp ettiklerini, dilekçe ekinde sunulan mail yazışmaları ve her ay ayrı ayrı gönderilen cari hesap mutabakatı mahiyetinde bakiye borç bilgisinin taraflar arasında alacak-borç durumunda bir anlaşmazlık bulunmadığını gösterdiğini, davalı tarafın hem defter kayıtları ile hem de mailler üzerinden kabul etmiş olduklarını, itiraz etmediklerini, alacak için zaman kazanmak amacıyla itirazda bulunduklarını, bu nedenlerle dava ve taleplerinin kabulüne, itirazının iptaline ve takibin devamına, ihtiyati haciz talebimizin kabulüne, davalı icra takibine kötüniyetli olarak itiraz ettiğinden Türk Lirasının yaşamış olduğu değer kaybı göz önünde bulundurularak asıl alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama gider ve masrafları ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı müvekkili arasında 2024 yılı içinde ticari mal veya hizmet alım-satım ilişkisi olduğunu, bu ticari ilişki kapsamında sunulan cari hesap ekstresinden anlaşılacağı üzere davacıdan;13.09.2024 tarihli fatura ile 2.475,00 TL tutarlı alım, 21.12.2024 Tarihli fatura ile 9.900,00 TL tutarlı alım, 21.12.2024 Tarihli fatura ile 230.516,00 TL tutarlı alım olmak üzere toplam 242.891,00 TL tutarında bir alım yapıldığını, Müvekkili şirketin yaptığı bu alımlara karşılık 22.11.2024 tarihinde 42.891,00 TL tutarında ödeme yaptığını, bu ödemeden sonra davacıya ödemesi gereken bakiye borç miktarının 200.000 TL kaldığını, bakiye borç miktarı olan 200.000 TL'nin ise 10.03.2025 tarihinde davacının banka hesabına ödendiğini, davacıya ödemesi gereken başkaca bir borcunun kalmadığını, davacı tarafın 30.516,00 TL alacak bakiyesi kaldığına dair beyanının doğru olmadığını, önceden yapılan 42.891,00 TL tutarlı ödemenin varlığını dikkate almadığını, 230.516,00 TL tutarlı faturaya karşılık daha önceden yapılan bir ödeme olmadığı beyanının hatalı olduğunu, dava dilekçesinde müvekkili tarafından yapılan 200.000 TL ödemeyi kabul ettiklerini ve bu miktar yönünden itirazın iptali talebinde bulunmadıklarını, diğer yandan takip tarihine kadar işlemiş faiz alacak taleplerinden de feragat ettiklerini beyan ettiklerini, görülen dava konusu alacağın değeri veya itirazın iptali kararı verilmesi istenen alacak değerinin 30.516,00 TL'den ibaret olduğu, bu alacak miktarının ise sunulan banka dekontundan anlaşılacağı üzere daha önceden 22.11.2024 tarihinde ödendiğini, davacının itirazın iptali talebinin yerinde olmadığını, dava dilekçesi içeriği ile dava talep sonuçlarının birbiri ile örtüşmediği, dava dilekçesindeki beyanları doğrultusunda dava sonuç kısmının "Davalı tarafın ------- İcra Dairesi-------- Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın 30.516,00 TL üzerinden iptaline, bu alacak üzerinden takibin devamına.." şeklinde kabul edilmesi ve değerlendirilmesinin gerektiğini, bu nedenlerle müvekkili aleyhine açılmış olan haksız davanın reddine, dava ile tahsili talep edilen ve bakiye alacak olarak ifade edilen 30.516,00 TL tutarında ödenmesi gereken bakiye bir borç bulunmaması nedeniyle bu alacak miktarı üzerinden davacının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, yargılama masraflarının ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibari ile Davacı ile davalı arasındaki cari hesap ilişkisine dayanan fatura alacağı sebebiyle davacının davalı aleyhine başlattığı icra takibini davalı tarafça yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.-------- Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği, müzekkere yazı cevaplarının dosya arasına alındığı görüldü. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve -------- sayılı -------- yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. -------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda davacının 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 178. Maddesine istinaden ikinci sınıf tüccar olduğu ve işletme esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği, davalının tacir sıfatının bulunmadığı, uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen mutlak ticari dava niteliğindeki davalardan olmadığı görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varıldığından mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna, 2-Karar kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize başvuru halinde dava dosyasının görevli-------- Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzii edilmesi için Tevzii Bürosuna gönderilmesine, 3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde -------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/10/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/236, K. 2025/914, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-236-e-2025-914-k-1504505c3dca