İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/230 E. 2026/333 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/230
Karar No
2026/333
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/230 Esas - 2026/333

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2025/230 KARAR NO : 2026/333

DAVA : Marka ...Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 29/05/2025 KARAR TARİHİ : 13/07/2026 Yazım Tarihi: 16/07/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkil, ...’te kurulan ve 1972 yılından beri üretim yapmaktadır. ... ..., gerek ihracatta gerekse iç piyasada yüksek kaliteli ürünler üretmektedir. .... belgesi ile gıda güvenliğine, hijyen ve insan sağlığına verdiği önemi göstermektedir. ... ... birçok çeşidiyle .... beraber 80’nin üzerinde ülkeye ihracat yapmaktadır. Türkiye’de 500 Büyük Sanayi Kuruluşuna girerek .... Dünya Ekonomisinde, yüksek kalitesi, rekabetçi fiyatları ve hızlı servisiyle yurtiçi ve yurtdışı piyasalarda en iyi olma çabasıyla çalışmaktadır. Müvekkil ... sayılı “... ... ...” tanınmış markasının sahibi olup, müvekkilin “...” ibaresini içeren 29, 30, 32, 35, 43. Sınıflarda bir çok marka tescili daha mevcuttur. Davalının “... ...” markasının tescil edilmek istendiği 29, 30, 32. Sınıflar bakımından işbu marka müvekkil markası ile aynı ve benzer emtiaları kapsamaktadır. Dolayısıyla, markalar benzer olduğu gibi aynı sınıf/emtiaları da kapsadığından, halk tarafından karıştırılma ihtimali vardır. Davalı marka sahibi adına tescili istenen ... sayılı “olan “... ... ” markasının müvekkilin " ...’’ " esas unsurlu ve tanınmış markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, markaların mal/hizmet sınıfının aynı olduğu, tüketici kitlesi tarafından markaların birbirine karıştırılması, markalar arasında idari-ekonomik ve işletmesel bağ olduğu zannına sebep olacağı ve davalı şirketin müvekkil markaları ve işletmesi ile iltibas yaratarak müvekkil işletmesi ve markaları üzerinden haksız kazanç elde etme gayesi içerisinde olacağını, seri marka algısı yarattığını, markasının tanınmış olduğunu, Davalının kötü niyetli olduğunu, emsal yargı kararları bulunduğunu belirterek, dava konusu ... kararının iptalini ve markanın sicilden terkini dava konusu markanın reddinin gerektiğini belirterek davanın kabulünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davaya konu edilen marka başvurusu ile itiraza mesnet olarak gösterilen markalar arasında, tescil edilen mal veya hizmetler yönünden benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların farklı olduğunu, davalının amacının davacıya zarar vermeye yönelik olmayıp davacının markasını kullanmaya yönelik olmadığını, davalının yapmış olduğu tescil başvurusunda kötü niyetinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; : Davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, kurum işlem dosyasına sunulan delil ve belgelere göre davacı tarafın itiraz mesnedi markaları açısından kullanım ispatına tabi olan markalarının kullanım ispatını yerine getirilip getirilmediği (... kararının iptali açısından ), davacı tarafın SMK 6/5 Maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/6 maddesine göre ünvan ve isim hakkı , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddia ve itirazlarının yerinde ve doğru olup olmadığı ... ...sayılı ... kararının iptalini, davalı markasının tescili halinde ise hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 02/04/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 29/05/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ...sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ....... sayılı "...... "... ..." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. .....Yapılan inceleme sonucunda, başvurunun "..." ibaresi dışında başka unsurlar içermesi ile ayırt ediciliği yüksek baskın ... unsurunun da varlığı dikkate alındığında, başvuru konusu işaret ile itiraz gerekçesi markaların belirgin ve kolaylıkla algılanır görsel ve işitsel farklılıkları bulunması; çekişme konusu markaların ihtiva ettiği diğer unsurların varlığından kaynaklı olarak oluşan belirgin farklılıklar nedenleriyle başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca 6769 s. SMK 6/1 maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Bunun yanında, itiraz dilekçesinde öne sürüldüğü gibi itiraza gerekçe markanın, 6769 s. SMK'nın 6/6 kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir. KARAR: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ...+... (...) ... ... ...

27/04/2026 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "Davalıya ait ... sayılı marka ile davaya mesnet gösterilen davacının esas unsurlu “...” markaları arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunduğu, davalının markasının dava konusu edilen 29, 30, 32. Sınıfta yer alan tüm mallar davaya mesnet gösterilen davacının markalarının tescil kapsamındaki mallar ile birebir aynı olduğu Bu nedenle taraf markalar arasında 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin oluşacağı davaya mesnet gösterilen markaların “...” mallarında belirli bir bilinirliliğe sahip olsa da bu bilinirliliğin davalı markasının tesciline engelinin olamayacağı, Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığına ilişkin ispata elverişli delillerin olmadığı, ek olarak bu hususun Sayın Mahkeme’nin takdirinde olduğu, Davaya mesnet gösterilen .... sayılı markalar, tescil tarihi itibariyle kullanım ispatı uygulamasına konu olmadığı, Bununla beraber mesnet gösterilen .... tescil numaralı markalar için ciddi olarak kullanıma ilişkin sunulan belgelerin ise bu markalar bakımından SMK 19/2 koşullarının oluşmadığı" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bilirkişi heyetinden rapor alınması veya ek rapor alınması talebi ile davalı firma vekilinin ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.

GEREKÇE: SMK 6/1 maddesi (iltibas ) yönünden; Önceki başvuru veya tescilli bir marka ile sonraki başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının " ... ...+... " ibareli marka başvurusu ile davacının " ... ... ve ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; Bu açıdan kullanım ispatına tabi olan davacı markalarının kullanım ispatını yerine getirilip getirilmediğinin oluşan sonuca etkisi bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 29,30 ve 32.nci sınıftaki mallar açısından ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının " ... ...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ... ... ve ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulları oluşmadığı ; SMK 6/5 (tanınmışlık) maddesi açısından; 6769 sayılı SMK’nın marka tescilinde nispi red nedenleri arasında TANINMIŞLIK sayılmıştır. Buna göre " Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. " hükmü yer almaktadır. Dosyaya yansıtılan delil ve belgeler, bilirkişi raporunda "Davacıya ait markaların ... özel korunan markalarda yapılan aramada “...” markası yer almaktadır. Bunun yanı sıra davaya mesnet olan “...” ibaresinin özellikle “...” mallarında bilinen bir marka olduğu da değerlendirilmiştir. " şeklinde tespitten hareketle davacı firmanın .../ ... ... ibareli markasının özellikle ... ürünlerinde tanınmış olduğu anlaşılmaktadır. Davalı firmanın ... sayılı başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 30/2. Sınıftaki " ......, " emtiası yönünden " ... ...+... " ibareli marka tescil edildiğinde üzerinde ... ibaresi de yazdığı için davacının tanınmış .../ ... ... adlı tescilli markalarından dolayı hedef tüketici grubu/alıcı kitlesi olan ortalama tüketiciler açısından davacı muteriz markalarını hatırlayarak ve taraf markaları arasında bağlantı/ilinti kurarak ekonomik davranışları ve satın alma tercihlerinde değişiklik olabileceği ve bu surette davalının haksız menfaat temin etmesi, davacı markasının itibarına veya ayırt edici karakterine zarar verilmesi olasılığının doğabileceği; ... ürünlerinde benzer satış kanalları ve tüketici kesimi nedeniyle marka itibarının zarar görmesi ve ayırt edici karakterin zedelenmesi riskleri mevcut olabileceği yani SMK 6/5’de düzenlenen durum/sonuçlarının ortaya çıkabileceği kanaatine varıldığından sadece ... ürünleri yönünden yapılan kurum değerlendirmesinin yerinde ve doğru olmadığı , bunun dışında kalan emtialarda ise SMK 6/5 maddesindeki koşulun oluşmadığı sonucuna varılarak davanın kısmen kabulü gerekmiştir. SMK 6/9 (kötü niyet) maddesi açısından; Dava konusu başvuru markası açısından taraf markaları birebir aynı ibare ve görselli olmadığı gibi SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Değerlendirilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2- Dava konusu ... nın ...sayılı ... kararının Dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 30/2. Sınıftaki " ......, " yönünden ... kararının kısmen iptaline, markanın bu emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... ya müzekkere yazılmasına, 3- Diğer kısımlar yönünden davanın reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Davacının yaptığı 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 385,00 TL tebligat gideri, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 17.000,40 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 8.500,20 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.13/07/2026

Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/230, K. 2026/333, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-230-e-2026-333-k-feca1358b3f4