İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/230 E. 2025/910 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/230
- Karar No
- 2025/910
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/230 Esas KARAR NO :2025/910
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:27/03/2025 KARAR TARİHİ:19/12/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı taraf arasındaki ticari ilişkiye istinaden usulüne uygun tanzim edilen faturalar ve taraflarca mutabık kalınan Cari Hesap listeleri tetkik edildiğinde davalı şirket tarafından ödenmemiş 364.413,90TL borçlu olduğunu, davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin işletmekte olduğu konaklama tesisi olan ''... Hotel & ... Hotel" isimli otelin odalarının müvekkili şirketin sahibi olduğu internet sitesi üzerinden satışının yapılması için müvekkili şirket ile anlaştığını ve taraflar arasında internet ortamında online olarak sözleşme akdedildiğini, taraflar arasında cari hesap mutabakatı sağlanmadığını ve muaccel bir borç da bulunmadığını, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği hizmeti müvekkili şirkete vermediğini, davacı tarafa bir borcunun olmadığını, yerleşik içtihatlar doğrultusunda faturanın tebliğ edilmiş olması ve itiraz edilmemiş olması, davacı şirketin verme yükümlülüğü altına girdiği hizmeti tam ve eksiksiz vermiş olduğunu kanıtlamadığını, müvekkili şirketin davacıdan olan komisyon alacakları ve fatura alacakları mevcut olduğunu, bu alacaklar yönünden takas-mahsup taleplerinin olduğunu, haksız ve hukuka aykırı iş bu davanın reddini, davacının haksız olarak başlattığı icra takibi nedeni ile % 20'den az olmamak üzere haksız icra tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın kısmen iptali istemine ilişkindir. Somut olayda davacı şirketin işletmekte olduğu konaklama tesisi olan '' ... Hotel & ... Hotel'' isimli otelin odalarının davalı şirketin sahibi olduğu ... adlı internet sitesi üzerinden satışının yapılması için taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme kapsamında davacı davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan faturalardan kaynaklı olarak 364.413,90 TL asıl alacak, takip öncesi işlemiş 2.875,38 TL faiz olmak üzere toplam 367.289,28 TL alacak istemiyle davalı aleyhine .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyasından başlatılmış olan icra takibine davalının yapmış olduğu itiraz kapsamında asıl alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu, bu hali ile davanın süresinde açılmış olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Yargılama esnasında tarafların ibraz etmiş olduğu ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile 1 mali müşavir bilirkişisi ve 1 ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisinden rapor alınmış olup mahkememize ibraz edilen raporda özetle; Davacı şirketin, 2024 ve 2025 Yılı Ticari defterlerin TTK 64/3 leri doğrultusunda e- defter uygulaması ile tutulduğu, defter yüklemelerinin yapıldığı ve dönem beratlarının alındığı, envanter defteri onaylarının yaptırıldığı, ancak ticari defterlerin TTK/641 ve TTK 65/2 hükümleri doğrultusunda usulüne uygun tutulmadığı bu nedenlerle davacı şirkete ait; 2024 ve 2025 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil etmediği, tespit edilmiştir. Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde davacı şirketin davalı şirketten 336.452,03.-TL cari hesap alacağı olduğu, tespit edilmiştir. Davalı şirketin, 2024 ve 2025 Yılı Ticari defterlerin TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e-defter uygulaması ile tutulduğu, dönem beratlarının alındığı, envanter defteri onaylarının yaptırıldığı, defterlerin usulüne Uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davalı şirkete ait; 2024 ve 2025 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği tespit edilmiştir. Davalı şirketi ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davalı şirketin davacı şirketten aylık KDV hariç 5.000,00.-TL ve üzeri 68 adet aylık KDV hariç 5.000,00.-TL altında 1 adet olmak üzere toplamda 720.112,86.-TL mal/hizmet faturası aldığı, aynı dönemde davacı şirkete ödeme emri tarihinde davalı şirketin davacı şirkete 313.531,84.-TL borcunun olduğu, Bu raporun 5. Bölümün 6 kısmı ve 10 sayfasında ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen bir kısım faturaları defterlerine kaydetmediği ve yine usulüne uygun olarak taraflarına tebliğ edilmiş ve herhangi bir itiraza uğramamış davalı faturalarının bir kısmını ticari defterlerine kaydetmediği, bu nedenlerle davacı şirketin TTK 64/1 ve TTK 65/2 hükümlerine uygun defter tutmadığı ve defterlerinin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil etmediği bu nedenlerle vaktaya uygun bir şekilde davacı ticari defterlerinin tarafımdan yapılan re'sen düzeltme işlemleri neticesinde davacının davalı şirketten ödeme emri tarihinde 313.532,38.-TL alacağının olacağı, (aradaki 0,54 kuruş farkın küsuratlardan kaynaklandığı ve irdelenmeyeceği), Davacı vekili tarafından her ne kadar takipte yasal faiz tahakkuk ettirilmiş olsa da; dava dilekçesinde asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilmesi talep edildiğinden; temerrüt faizi hesaplamasına gerek olmadığı, Tüm bu nedenlerle; Davalı şirket tarafından .... İcra Dairesi 2025/... Esas sayılı dosyasına edilen itirazın 06.01.2025 takip tarihi itibariyle 313.532,38.-TL asıl alacak üzerinden iptali, davacı tarafından takip tarihinden tahsil tarihine kadar talep edilen yasal faiz ile icra inkar tazminatı hükmünün Yüce mahkemenize ait olduğu Şeklinde hazırlanan rapor mahkememize ibraz edilmiştir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı). Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından düzenlenmiş olan tüm faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından vergi dairesine usulüne uygun şekilde bildirildiği görülmüş olup bu hali ile ispat yükünün davalının üzerine geçmiş olduğu anlaşılmış olup davalının aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan 313.532,38-TL alacağı olduğu kanaatine varılmakla itirazın kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında mahkememizce kabulüne karar verilen asıl alacak tutarı olan 313.532,38 TL 'nin %20'si oranında olan 62.706,48 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 313.532,38 TL asıl alacak üzerinden İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına, -Davacının fazlaya dair isteminin reddine, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle mahkememizce kabulüne karar verilen asıl alacak tutarı olan 313.532,38 TL 'nin %20'si oranında olan 62.706,48 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 21.417,40-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 4.386,83-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 17.030,57-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 4.386,83-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 702,90 -TL (başvurma ve vekalet harçları) davetiye, posta gideri: 120,00-TL, bilirkişi ücreti: 12.000,00-TL olmak üzere toplam: 12.822,90-TL yargılama giderinin %86 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 11.027,69-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 50.165,18-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin %86 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 3.956,00-TL'sinin davalıdan, kalan 644,00-TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır