İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/23 E. 2026/181 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/23
- Karar No
- 2026/181
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/23 Esas KARAR NO : 2026/181 Karar
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 11/01/2025 KARAR TARİHİ : 12/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVACI İDDİASI VE TALEP: Plakası tespit edilemediği araç sürücüsü 2918 sayılı K.T.K.‘nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğu. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında Plakası tespit edilemeyen araç ... Hesabı'nın sorumluluğunda olduğu, Müvekkili tarafından davalıya başvuru yapıldığı davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı. Müvekkili ..., söz konusu trafik kazası nedeniyle malul kaldığı. Müvekkili tedavi gördüğü hastaneler aşağıda belirtildiği, belirtilen hastanelere müzekkere yazılarak tedaviye ilişkin evrakların istenmesini talep ettiği, müvekkili ceza dosyası ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyası olup müzekkere yazılarak bir örneğinin istenmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABI : Davacı tarafın yaralanmasına sebep olan işbu davaya konu kazanın, plakası ve sürücüsü belirsiz araç sebebiyle meydana geldiğini ispatla yükümlü olduğunu, Bu hususta kazanın sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen nedeniyle meydana geldiğinin ispatıyla birlikte kendi kusuru sebebiyle meydana gelmediğini hususlarının ispat yükünün davacı tarafta olduğu talebine dayanak maddi vakıaların varlığını ispatla yükümlü olduğu. Davaya konu olayda Müvekkili olduğu kurum' un sorumlu tutulabilmesi için öncelikle zarara yol açan bir trafik kazasının ve işleten sorumluluğunun kanıtlanması gerektiği. Her ne kadar plakası ve sürücüsü tespit edilemediği araçların karıştığı trafik kazaları yönünden ... hesabının yasal sorumluluğu söz konusu ise de, somut olayda zararın plakası alınamayan bir aracın işleteninin hukuki sorumluluğunu gerektiren bir maddi vakanın varlığı ispatlanamamış olduğu, kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğu hususu davacı tarafça ispatlanamadığı, müvekkilinin ... Hesabı aleyhine ikame edilen işbu davanın öncelikle usule ilişkin belirtmiş olduğunu gerekçelerle usulden reddine, talebin kabul edilmemesi halinde ise esastan reddine, masraf ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, SGK tarafından gelen bilgi ve belge kayıtları dosya içerisine alınmıştır. Adli tıp kurumu tarafından hazırlanan 23/07/2025 tarihli raporunda eksiklikler bildirilmiş ancak davacı tarafça ön raporda yer alan eksiklikleri tamamlamadığı görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, cismani zarar nedeni ile açılan tazminat davasıdır. Huzurdaki davada, 21.01.2021 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın davacı ...'a çarpması neticesinde davacınını yaralandığı, iş bu kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik tazmini amacıyla iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında maluliyet raporu tanzimi yönünden dosya İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk edilmiş, 2. İhtisas Kurulunun... tarihli ... karar sayılı raporuyla davacı hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için eksik olduğu anlaşılan ve 3 bent halinde sayılan bilgi ve belgelerin temini ile davacının adli tıp birimi olan ya da tam teşekküllü bir hastaneye başvurarak tıbbi kayıtlarının tamamlanması istenilmiştir. 23/10/2025 tarihli 2. Celsede İstanbul ATK 2. İhtisas kurulunun ... tarihli .. karar sayılı kararına istinaden davacının 3 bent halinde sayılan bilgi ve belgelerin temini ile davacının adli tıp birimi olan ya da tam teşekküllü bir hastaneye başvurarak tıbbi kayıtlarının tamamlanması istenilmiş, bu hususta 1 aylık kesin süre verilmesine rağmen eksikliklerin ATK ön raporunda yer alan giderilmediği anlaşılmakla; davacı yana yeniden süre verilmesinin dava dosyasına katkı sağlamayacağı, dava dosyasının davacı yanca bilerek ve isteyerek sürüncemede bırakılması ve usul ekonomisi gereğince davacı yanın ATK inceleme talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Davacı vekilinin eksiklikleri neden tamamlamadığı hususunda hiçbir açıklama ya da mazeret de bildirilmediği, davacı asilin son celse duruşmada alınan beyanlarında dosyada yer alan vekili tanımadığına dair beyanları göz önüne alındığında yeniden süre verilmesinin dosyaya yansıyan bir katkısı olmayacağına kanaat getirilmiştir. Nitekim Mahkememizin 23/10/2025 tarihli celsesinde davacı vekilinin mazeret dilekçesi ibraz ettiği, raporda yer alan eksiklikleri giderdiğine dair herhangi bir belgenin mahkememize ibraz edilmediği görülmüştür. 6098 sayılı TBK'nun 50.maddesi hükmü uyarınca, "zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." Somut uyuşmazlıkta zararın takdiri açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi, sözkonusu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastaneleri'nin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. 6100 sayılı HMK’nın 90. maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler. Aynı Kanunun 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. Bu nedenle davacı yana kesin ve makul süre verilmesine rağmen, davacı yanca ara kararların yerine getirilememesi ve dava dosyasında takdir edilecek tazminatın mevcut itibariyle değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-İspat edilemeyen davanın REDDİNE 2-Bu dava sebebi ile alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 615,40 -TL harçtan eksik kalan 116,6-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Yürürlükte bulanan avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 50-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yaptığı yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına, 5-Arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşamaması nedeni ile devletçe karşılanan arabulucu ücreti 3.600,00-TL 'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep etmeleri halinde iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı asilin yüzüne karşı 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/03/2026
Katip ¸E-İmzalıdır
Hakim ¸E-İmzalıdır