İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/72 E. 2026/268 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/72
- Karar No
- 2026/268
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/72 Esas KARAR NO : 2026/268 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/01/2017 KARAR TARİHİ : 02/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle:Davacının kamu kurumundan emekli olup emekli maaşı ile kira geliri dışında herhangi bir geliri bulunmayan tek başına yaşayan bir insan olduğu, davacı ile yaklaşık 15 yılı aşkın süredir tanışık olan ve emlakçılık yapan ----------, davacının emlak işlerini ve kiralama işlerini yapmış ve kendisi ile müvekkil arasında karşılıklı olarak yıllara dayanan bir güven oluştuğunu, ---------- ile irtibatlaşmış ve ---------- bulunan -------- Pafta, -------- Ada, -------- Parsel -------- kat ------- ve ------- bölüm numaralı 2 adet dairesini iyi bir fiyata satabileceğini bildirdiğini, davacı satışa sıcak yaklaşmış ve ---------- ile emlak satış hizmet sözleşmesi imzalayarak --------- bu konuda yetkilendirdiğini, --------- ile 21.04.2014 tarihinde iki maddeden oluşan alım satım ön sözleşmesi ikame etmiştir. Söz konusu alım satım ön sözleşmesinde gayrimenkullerin 850.000 USD karşılığında satılacağı, kredi alındığında davacının -------- Bankası -------- Şubesindeki hesabına paranın yatırılacağı, satıcının da üç gün içerisinde gayrimenkulleri tapudan devredeceği, alıcı ve satıcının ise sözleşmeden caymaları halinde 200.000 USD ödeyecekleri belirtildiğini, Bu sebeple her iki evi alacaklarını beyan eden --------- 200.000 USD meblağlı bir adet senedi keşide edip alacaklı --------- gibi gösterilmiş ve ... müvekkilinde imza cirosu alınarak yani bir senet ile ev satışının alıcı ve satıcıları borçlandırılarak ...'a teslim edildiğini, Senetlerin ...'a teslim edilme sebebi ise ...'ın kendisini banka ve kredi işlemlerini yürüterek finans meselelerini çözecek ve alıcı ve satıcı arasında garantör gibi kendini göstermesi ve taraflarda bu yolda güven uyandırması olduğunu, davacı ile alıcılar arasında imzalanan ön sözleşmeye göre sözleşemeden cayma halinde işleme konması gereken senet kötü niyetli olarak davalı tarafından tahsil amacıyla işleme konmuş ve müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığını, muvazaalı olarak evlerin satışı yapılmış müvekkil üzerinden birden fazla kişi üzerine çok kısa sürede kanunu dolanmak ve iyi niyetli 3. kişi durumuna geçmek maksadı ile devirler yapılmış ve en son olayların içerisinde olan ve müvekkilin emlakçısı konumunda olan -------- kızı-------- adına tapuların tescili yapıldığını, olayların merkezinde bulunan ... hakkında yapılan araştırmalarda müvekkil gibi birçok kişiyi aynı yöntemler ile mağdur ettiği ve bu sebeple yargılandığı ortaya çıktığını, arz ve izah edilen nedenlerle tüm maddi/manevi tazminat; bedelsiz kalmış senedin iade edilmemesi nedeniyle cezai şikayet ve dava haklarının saklı tutulması ile davacının aleyhine yürütülen haksız icra takibinin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara sebebiyet verebileceği muhtemel olduğundan-------- İcra Müdürlüğü --------dosyası açısından icra işlemlerinin dava kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir kararı verilerek durdurulmasına, Davalının icra takibine koymuş olduğu senet bakımından müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, Kötü niyetli takip sebebiyle müvekkilin uğradığı zararlar sebebiyle % 20 aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesi beyan ve talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dilekçesinde özetle; --------- tarafından müvekkillerine verilen ve ardından müvekkili tarafından davalı ...'a verilen 21.04.2014 düzenleme ve 07.05.2014 vade tarihli 200.000 USD (merkez bankası döviz kuru 756.000,00 tl karşılığı) bedelli teminat senedinde müvekkili olduğu ...’nun borçlu olmadığının tespiti ve teminatsız olarak icra takibinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbire karar verilmesi is bu davanın --------- Asliye Ticaret Mahkemesinin --------- esas numaralı dosyası ile birleştirilmesine,-------- İcra Müdürlüğü --------- esas dosyası açısından icra işlemlerinin dava kesinleşinceye kadar İHTİYATİ TEDBİR KARARI verilerek durdurulmasını, müvekkilinin uğradığı zararlar sebebiyle %20 aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilmesini, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE VE SONUÇ:Dava menfi tespit talebine ilişkindir.Mahkememizce yapılan yargılamada işbu dava dosyası için bekletici mesele yapılan -------- Esas sayılı dosyasına yazılan müzekkereye cevap verildiği; dosyalarının kesinleştiğinin bildirildiği, diğer bir bekletici mesele yapılan --------- Esas sayılı dosyasının uyapta yapılan sorgulamasında derdest olduğu, duruşmasının 11/12/2025 tarihine atılı olduğu ---------Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının kesinleşen hükmünün incelenmesinde; bir durum tespitinin bulunduğu, bu durum tespitinde davamıza konu olan senetlerin gerçekleşmesi beklenen 2 adet taşınmaz yönünden hem satıcı davacımız için hemde alıcı dava dışı --------- için hazırlanan cayma akçesi karşılığı verilen senetler olduğu mahkememize sunulan davalı ...'ın dilekçesinde bu Ağır ceza mahkemesi dosyası içinde ''borç ikrar sözleşmesi ve ibranamemdir'' başlıklı bir belge bulunduğu, bu belgenin davacı asil tarafından imzalandığının bildirildiği ancak Mahkememizce görülen 20. celsede--------- Esas sayılı dosyasından verilen cevabi yazı incelendiğinde; ibraname ve borç ikrarı yazılı belgenin mahiyeti ve aslının sunulması için davalıya 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde dosya muhteviyatına göre inceleme yapılacağının ihtarına (iş bu duruşma zaptının vasiye tebliği ile ihtaratın yapılmış sayılmasına) karar verildiği, verilen kesin süreye rağmen herhangi bir belge sunulmadığı görülmüştür. HMK 90. maddesinde “Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. (2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.” hükmü ile HMK 94. Maddesinde “ (1) Kanunun belirlediği süreler kesindir.(2) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi halde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilen süre kesindir ve yeniden süre verilmez.(3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.” hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266 maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." "Delil İkamesi için avans" başlığı altında düzenlenen 324. Maddesinde ise ; "(1)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.(2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." şeklinde düzenleme yapılmıştır. HMK'da öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye, taraflar için konulmuş süreler ise; kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş cevap süresi, temyiz süresi gibi süreler olup bu süreler kesindir. Bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı mahkemece resen gözetilir. Hakimin tespit ettiği süreler ise kural olarak kesin değildir . Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, HMK'nın 90/2. maddesine göre; iki tarafı din- ledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir, aynı Kanunun 94/2. maddesine göre de: bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir. Hakimin verdiği sürenin kesin olması için ya hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kanundan kaynaklanan şekilde kesin olması; ya da hakimin tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar vermiş olması gerekir. Kesin süre verilmesinin temel amacı, tarafların davayı uzatıcı ve hükmü geciktirici tutum ve davranışlarını önlemektir. Hak kaybına yol açmak gibi ağır hukuki sonuçlar doğuran kesin süre kurumunun hakim tarafından dikkatli, duyarlı bir şekilde kullanılması gereklidir . Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Başka bir deyişle; ister kanun, ister hâkim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan; HMK'nın 94. maddesi uyarınca kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması, taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, miktarının net olarak belirlenmesi gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. --------- Esas sayılı dosyası bekletici mesele yapımadan gelinen aşamada dosya muhteviyatı ve makul sürede yargılama ilkesi nazara alınarak --------Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının kesinleşen hükmünün incelenmesinde; bir durum tespitinin bulunduğu, bu durum tespitinde davamıza konu olan senetlerin gerçekleşmesi beklenen 2 adet taşınmaz yönünden hem satıcı davacımız için hemde alıcı dava dışı ---------- için hazırlanan cayma akçesi karşılığı verilen senetler olduğu anlaşılmakla asıl ve birleşen davanın kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜ İLE; Davacının -------- İcra Müdürlüğünün ---------- esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının TESPİTİNE Davalının itirazları nazara alındığında davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, ASIL DAVA YÖNÜNDEN; -Alınması gereken 881,92 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 12.910,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.028,67 TL harcın kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine, -Davacı tarafından yapılan 881,92 TL karar ve ilam harcının, 31,40 TL başvuru harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, -Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT since hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 02/04/2026
TASHİH ŞERHİ Sehven sadece asıl dava yönünden karar verildiği anlaşılmakla; 2-DAVANIN BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN KABULÜ İLE; Davacının --------- İcra Müdürlüğünün ---------- esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının TESPİTİNE Davalının itirazları nazara alındığında davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine Birleşen dava yönünden; -Alınması gereken 881,92 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 12.910,59 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.028,67 TL harcın kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine, -Davacı tarafından yapılan 881,92 TL karar ve ilam harcının, 31,40 TL başvuru harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, -Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT since hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı UYAP sisteminde gösterilen toplamda 1.858,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair karar, tarafların yokluğunda, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak oy birliği ile verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.30/04/2026