İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/226 E. 2025/970 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/226
- Karar No
- 2025/970
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/226 Esas KARAR NO : 2025/970 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 12/03/2025 KARAR TARİHİ: 11/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, şirket fabrika binasının yanına bir depo inşa ettirmek istediği, şirketin bu talebi doğrultusunda davalı taraf ile aralarında -----adı altında şifahi bir anlaşma gerçekleştiği, bu anlaşma neticesinde müvekkili şirket davalı tarafa ön ödeme olarak ----- nakit ödeme yaptığı, ön ödeme nakit yapıldığı için müvekkil elinde dekont yerine davalı------ kendi el yazısı ile yazdığı 'teslim alındı' yazısının bulunduğu ödeme talep formu bulunmadığı, bahsedilen ödeme talep formu dilekçe ekinde sunulduğu, ödeme tarihinden itibaren işlemiş ----- 3 gün içinde ödenmesi için ihtar çekildiği, davalı borçlunun ihtara cevap vererek 250.000 TL ödeme almadığını beyan ettiği, davalı borçlu aleyhine ----- icra takibi yapıldığı, borçlu kötü niyetli olarak borca itiraz ettiği, beyan edilmekle, haksız ve kötü niyetli itiraz eden borçlunun itirazının iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu alacak iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla alacak zamanaşımına uğradığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, hak düşürücü süre geçtiğinden huzurdaki davanın dinlenmesi mümkün olmadığı, davacı dosyaya sunduğu ödeme talep formunda müvekkilin 250.000,00 TL aldığını iddia etmiş ise de, müvekkili ödeme talep formunu imzalamadığı, belgede ki müvekkile ait olduğu iddia edilen imzanin müvekkiline ait olmadığı, müvekkilin imzasını taşımayan ödeme talep formuna, formda yazılı tüm yazılarak, ödeme talep formu gereği müvekkilin para aldığı iddiasına ve ödeme talep formunun tüm içeriğine itiraz ettiklerini, müvekkiline kesinlikle 250.000,00 TL ödenmediği, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğu, resen dikkate alınacak nedenlerle davanın tüm talepler yönünden reddine, dava haksız ve kötü niyetli olduğu gibi alacak iddiası likit olduğundan davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekillik ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava------Esas sayılı dosyasında talep edilen alacağın davalı tarafa talep edilen işin yapılıp yapılmadığı, davalıya ödenen bedelin iadesinin talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle, yazılan müzekkere cevaplarından mahkememizin görevli olmadığının anlaşıldığı davalının tacir olmadığı somut olayda mutlak ve nispi ticari davanın söz konusu olmadığı ve Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesi uyarınca davanın Asliye Hukuk Mahkemesi görev alanına girdiği anlaşılmıştır. Bu nedenle, mahkememiz görevsizdir. Görev, dava şartlarından olduğundan ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115/1. maddesi uyarınca her aşamada resen gözetilmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE, 2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli---- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tebliği ile İHTARINA, 4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı , gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile------ Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2025