İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/230 E. 2025/692 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/230
Karar No
2025/692
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/230 KARAR NO : 2025/692

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 27/12/2023 KARAR TARİHİ : 04/11/2025

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. D A V A / Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazında yetki itirazında bulunduğu, ancak yetkili icra dairesini belirtmediği, davalının usulüne uygun itirazda bulunmadığından yetki itirazının reddine karar verilmesinin gerektiği, müvekkili şirket nezdinde ... no.lu ... ile ...'e ait taşınmazı sigortalandığı, 29.01.2022 tarihinde kanalizasyonun tıkanması sonucu daire içerisine pis suların geri teperek yayıldığı, bu olay sonucu daire dekorasyonunda hasar olduğunun görülmesi üzerine oluşan hasarın tespit ve tazmini için müvekkili şirkete başvurulduğu, sigortalının taraflarına ibraz ettiği olduğu olay anı fotoğraflarından, konut giderlerinin geri tepmesi sonucu kanalizasyon suyunun konut içerisine yayılmış olduğu, yaklaşık 5 cm kadar yükseldiğinin görüldüğü, sigortalı tarafından konuta basan pis suyun boşaltılması, konutun tekrar sterilizasyon edilmesi, temizlenmesine ilişkin temizlik firmasına; hasara maruz kalan parkenin değişimi, moloz atımı, nakliyesi, eşyaların taşınmasına ve hasara maruz kalan mobilyaların değişim ve onarımına ilişkin ödemelerin yapıldığı, yağışlardan bağımsız olarak kanalizasyon giderlerinin tıkanması sonucu söz konusu hasar meydana geldiğinden ve kanalizasyon hususunda sorumluluğun davalıya ait olması sebebiyle ortaya çıkan hasardan da davalının sorumlu olduğu, sigortalının müvekkili şirkete başvurusu neticesinde yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda, sigortalı taşınmazdaki hasar nedeniyle toplamda 12.934,75 TL değerinde bakım ve değişim masrafı ortaya çıktığı, söz konusu meblağın sigortalıya 25.02.2022 tarihinde ödendiği, davalı borçlu tarafından borcun ödenmemesi üzerine, müvekkili sigorta şirketinin dava konusu hasardan kaynaklı 12.934,75 TL hasar bedelini, ödeme tarihi olan 25.02.2022 tarihinden itibaren yasal faizi ve fer'ilerinin ödenmesi amacıyla davalıya karşı ... 37. İcra Müdürlüğü ...E. Sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı ancak borçlu davalı tarafından takibe itiraz edildiği, icra takibi yapılırken takip talebine hasar tarihinin sehven 29.01.2021 olarak yazılmış ise de hasar tarihinin 29.01.2022 olduğu , tüm bu nedenlerle; davalının ... 37. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile haksız ve mesnetsiz olarak itiraz eden davalının %20 kötüniyet tazminatı ile mahkum edilmesi ve takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. S A V U N M A / Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu davada adli yargı/idari yargı yolu uyuşmazlığının söz konusu olduğu, tam yargı davası niteliği olan davalarda, yargı yolunun idare mahkemeleri olduğu, dolayısıyla, işbu davanın İstanbul İdare Mahkemelerinde açılmasının gerektiği, ayrıca, yargı yolu itirazlarının yanı sıra, adli yargı yolu açısından da görev itirazında bulundukları, keza, işbu davada davacı dava dışı sigortalısının tacir olduğu kabul edildiğinde, görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu, davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. G E R E K Ç E / Dava dosyası, ... 30. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararı üzerine mahkememize tevzi edilmiştir. Dava; Davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin rücuen tazmini amacıyla davacı sigorta şirketi tarafından davalı İski'ye karşı ... 37. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, dava konusu taşınmaza ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dava konusu ... 37. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde;Davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin rücuen tazmini amacıyla davacı sigorta şirketi tarafından davalı ...'ye karşı 12.934,75 TL asıl alacak, 1.323,60 TL işlemiş faiz olmak üzere 14.258,35 TL toplam alacak üzerinden 14/04/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 22/04/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 19/04/2023 tarihinde takibe itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. Dava şartları, 6100 sayılı HMK'nın 114. Maddesinde düzenlenmiş, 114/1-b maddesinde de "Yargı Yolunun Caiz Olması" dava şartları arasında sayılmıştır. Dava şartlarının davanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir. Dava şartı eksikliği bulunduğu takdirde davanın aynı kanunun 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık Mahkemesinin 22/09/2025 tarih,... Esas, ...Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; Anayasa'nın "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin yedinci fıkrasında; İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; İdari eylem ve işlemlerden dolayı hakları ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. 2560 sayılı ... Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Kuruluş" başlıklı 1. maddesi; "(Değişik: 7/2/1983-KHK 56/1 md.; Aynen kabul: 23/5/1984 - 3009/1 md.) ... hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere ... kurulmuştur. ... bu Kanunda ... olarak anılır. Genel Müdürlüğün hizmeti, ... görev alanı ile sınırlıdır. Ancak, şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük şehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür. Ayrıca Cumhurbaşkanı anasistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu Genel Müdürlüğe verebilir.[1] ...,... bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir." şeklindedir. 2560 sayılı Kanun'un "Görev ve yetkiler" başlıklı 2. maddesi; "...'nin görev ve yetkileri şunlardır: a) İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek, b) Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılmasıiçin abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek, c) Bölge içindeki su kaynaklarının, deniz, göl, akarsu kıyılarının ve yeraltı sularının kullanılmış sularlave endüstri artıkları ile kirletilmesini, bu kaynaklarda suların kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bu konuda her türlü teknik, idari ve hukuki tedbiri almak, d) Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak, e) Her türlü taşınır ve taşınmaz malı satın almak, kiralamak, ekonomik değeri kalmamış araç ve gereçleri satmak, İSKİ'nin hizmetleriyle ilgili tesisleri doğrudan doğruya yahut diğer kamu veya özel kuruluşlarla ortak olarak kurmak ve işletmek, bu maksatla kurulmuş veya kurulmakta olan tesislere iştirak etmek, f) Kuruluş amacına dönük çalışmaların gerekli kılması halinde her türlü taşınmaz malı kamulaştırmak veya üzerinde kullanmahakları tesis etmek." şeklindedir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun "Para borcu ve teminat için takip" başlıklı 42. maddesinin üçüncü fıkrası;"(Ek fıkra: 15/8/2017-KHK-694/8 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/8 md.) İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz." şeklindedir. 2004 sayılı Kanun'un geçici 13. maddesi;"(Ek: 15/8/2017-KHK-694/9 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/9 md.) İdari yargının görev alanına giren konularda, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılmış ilamsız icra takipleri hakkında, talep üzerine icra müdürünce 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca dosya üzerinden düşme kararı verilir ve karar alacaklıya resen tebliğ edilir. Alacaklı, düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikayet yoluna başvurabilir. Düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargı merciinde dava açılabilir. Düşme talebinin reddine veya düşme kararı hakkındaki şikayetin kabulüne ilişkin karar kesinleşmeden takibe devam edilemez. Birinci fıkra kapsamındaki ilamsız icra takipleri hakkında açılmış itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında talep üzerine, karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Tarafların yaptığı takip ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti üzerlerinde bırakılır. Bu kararın kesinleşmesi üzerine takip dosyası icra müdürlüğüne iade edilir ve takip hakkında birinci fıkra uyarınca işlem yapılır." şeklindedir. Anayasa Mahkemesinin itiraz başvurusu sonucu vermiş olduğu 22/10/2020 tarihli ve E...., K.... sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı;"...2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 42. maddesinin üçüncü fıkrasında 'İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz.', geçici 13. maddesinde ise 'îdari yargının görev alanına giren konularda, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılmış ilamsız icra takipleri hakkında, talep üzerine icra müdürünce 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca dosya üzerinden düşme kararı verilir ve karar alacaklıya resen tebliğ edilir. Alacaklı, düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikayet yoluna başvurabilir. Düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargı merciinde dava açılabilir. Düşme talebinin reddine veya düşme kararı hakkındaki şikayetin kabulüne ilişkin karar kesinleşmeden takibe devam edilemez./ Birinci fıkra kapsamındaki ilamsız icra takipleri hakkında açılmış itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında talep üzerine, karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Tarafların yaptığı takip ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti üzerlerinde bırakılır. Bu kararın kesinleşmesi üzerine takip dosyası icra müdürlüğüne iade edilir ve takip hakkında birinci fıkra uyarınca işlem yapılır. ' hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 16/10/2018 tarihli ve E..., K.... sayılı kararında idari yargının görev alanına giren konulara ilişkin uyuşmazlıkların itirazın iptali davası yoluyla görülmesinin mümkün olmadığına ve bu uyuşmazlıkların idari yargı yerlerince görülmesi gerektiğine karar vermiştir. Açıklanan nedenlerle bakılmakta olan uyuşmazlık idari yargı mercileri tarafından çözülmesi gereken bir uyuşmazlık olup itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bu uyuşmazlığa bakma görevi bulunmamaktadır..." Uyuşmazlık Mahkemesinin 05/04/2021 tarihli ve E...., K.... sayılı kararında, özetle; "2004 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 3. fıkrasında yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 22/10/2020 tarihli ve E...., K.... sayılı kararı doğrultusunda; idari yargının görev alanına giren konulara ilişkin uyuşmazlıkların, itirazın iptali davası yoluyla görülmesi mümkün olmadığından Mahkemece içtihat değişikliğine gidildiği ve davalı idarenin (...) hizmet kusuru nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine" karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/10/2018 tarihli ve E...., K.... sayılı kararında, özetle; "... tarafından yapılan yol ve kaldırım çalışmaları sırasında davacı özel hukuk tüzel kişisinin kablo tesislerine zarar verildiğinden bahisle açılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının 2004 sayılı Kanun'un 42. ve geçici 13. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmadığına ve bu uyuşmazlıkların idari yargı yerlerince görülmesi gerektiğine" hükmetmiştir. Dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; Dava, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen hasar bedelinin rücuen tazmini amacıyla davacı sigorta şirketi tarafından davalı ...'ye karşı .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle açılmıştır. Davacı sigorta şirketince, dava dışı sigortalısının evini sigortaladığı, kanalizasyonun tıkanmasından dolayı evi pis suların basması nedeniyle sigortalısının evinde oluşan hasardan dolayı sigortalısına hasar bedeli ödediği, ödediği hasar bedelinden davalı ...'nin sorumlu olduğu ileri sürülmüş, yani davalının hizmet kusuruna dayanılmıştır. Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır. Öte yandan, yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz ... (...) hizmet kusurundan kaynaklanan zararın ilamsız icra takibine ve dolayısıyla itirazın iptali davasına konu edilmesi, 2004 sayılı Kanun'un 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 22/10/2020 tarihli ve ..., ... sayılı kararı gözetildiğinde hukuken mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenler ile, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle verdiği ileri sürülen zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılarak; Davacı tarafça açılan davanın, Yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine verilmiştir. H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı tarafça açılan davanın, Yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin olarak yatan ‭269,85-TL harcın mahsubu ile eksik kalan ‭‭‭345,55-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından masraf yapılmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA, 5-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 14.258,35-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk giderinin, davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 8-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, miktar yönünden KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/11/2025

Katip ¸

Hakim ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/230, K. 2025/692, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-230-e-2025-692-k-243c25221065