İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/220 E. 2025/396 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/220
- Karar No
- 2025/396
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/220 Esas KARAR NO : 2025/396
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/03/2025 KARAR TARİHİ : 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından ibraz edilen 27/03/2025 Tarihli dava dilekçesinden özetle; Müvekkili ... Tic. Limited Şirketi ile dava dışı ...Şirketi arasında 27.06.2024 tarihli... Sözleşmesi imzalandığını işbu sözleşme gereğince müvekkilimden nakdi ödemeler alındığı gibi aşağıda anılan tüketici senedi niteliğinde, yalnız aval olarak imzası alındığını, 07.08.2024 tanzim tarihli 31.01.2025 vade/ödeme tarihli 140.000,00-TL. Tutarlı, 07.08.2024 tanzim tarihli 28.02.2025 vade/ödeme tarihli 140.000,00-TL. Tutarlı, 07.08.2024 tanzim tarihli 31.03.2025 vade/ödeme tarihli 140.000,00-TL. Tutarlı, 07.08.2024 tanzim tarihli 30.04.2025 vade/ödeme tarihli 140.000,00-TL. Tutarlı, 07.08.2024 tanzim tarihli 31.05.2025 vade/ödeme tarihli 140.000,00-TL. Tutarlı, 07.08.2024 tanzim tarihli 30.06.2025 vade/ödeme tarihli 140.000,00-TL. Tutarlı, 07.08.2024 tanzim tarihli 31.07.2025 vade/ödeme tarihli 140.000,00-TL. tutarlı senetlerin alındığını, ... Şirketi tarafından yukarıda anılan sözleşme gereği yerine getirilmediği gibi müvekkilimden alınan ödemeler de iade edilmediğini, bu kapsamda sözleşmenin feshi ile anılan senetlerin geçersiz ve bedelsiz olduğuna ilişkin Arabuluculuk Daire Başkanlığı ... nosu ile taraflar ve yasal vekilleri bir araya gelerek ilam niteliğinde ve icra edilebilirlik şerhi alınmasına gerek olmayan menfi tespite ve diğer hususlara dair anlaşma yapıldığını, söz konusu senetler, ... Şirketi tarafından karşı tarafa, ... A.Ş. ... Şubesi'ne verildiği, gerek karşı taraf gerekse ... tarafından sonradan tarafımıza bildirildiğini, aynı şekilde hiçbir hizmet yahut mal almaksızın icra tehdidi ile karşılaşan müvekkili ticari hayatı ile banka kredibilitesinin zarar görmemesi için 31.01.2025 ve 28.02.2025 vade tarihli olan senet bedellerini ... A.Ş.'ne ödemek zorunda kaldığını beyanla, alınan imza yalnız aval mahiyetinde alındığını, keşideci vasfı yahut sıfatı adı altında imza alınmadığını, müvekkilinin elektrik malzemeleri alanında ticari faaliyet göstermekte olup tüketici vasfı ile dava dışı ... Şirketi arasında 27.06.2024 tarihli Karavan Yapım ve Satış Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme kapsamında tüketici ilişkisi niteliğinde düzenlenen bu belge müvekkil açışından geçersiz olduğunu, aynı şekilde tüketici ilişkisinden kaynaklı olan bu belgenin yasal şekli, nama yazılı olmaması, ciro edilemeyeceği hususları da dikkate alındığında talebinin anlaşıldığını, müvekkili ile dava dışı ... Şirketi arasında Arabuluculuk Daire Başkanlığı ... nosu ile taraflar ve yasal vekilleri bir araya gelerek ilam niteliğinde ve icra edilebilirlik şerhi alınmasına gerek olmayan menfi tespite ve diğer hususlara dair anlaşma yapıldığını, karşı tarafın bankaya bildirilmiş olmasına karşın müvekkili, halihazırda icra tehdidi altında olup sürekli olarak arandığını, işbu evrakların geçersiz, bedelsiz olduğu halihazırda karşı taraf ve karşı tarafın ... Şubesi tarafından dava dışı firmanın mevcut ve geçmiş durumunun açıkça bilinmesi karşılığında, hiçbir mal yahut hizmet almaksızın müvekkilinden açıkça işbu bedeller tahsil edildiğini, tüm açıklanan bu nedenlerle 07.08.2024 tanzim tarihli 31.03.2025 vade/ödeme tarihli 140.000,00-TL. tutarlı senede ilişkin hakkımızda herhangi bir takip açılmadan önce, işbu menfi tespit davasına esas olmak üzere tedbir talebimizin kabulünü, gerek senetlerin, cironun geçersizliğini, gerek bedelsiz olması ile yukarıda bahsi geçen tüm hususlar kapsamında müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, İcra takibinin ve paranın tahsilinin önüne geçilmesi için teminatsız yahut uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi, tensip tutanağı usulüne göre tebliğ edilmiş olup, davalı tarafından ibraz edilen 12.05.2025 tarihli cevap dilekçesinde; Davalı müvekkili ... A.Ş ile dava dısı ...Sirketi (...) arasında akdedilen kredi sözleşmeleri uyarınca adı geçen şirkete kredi kullandırıldığını, ..., kredi borçlarına karşılık davacı şirket tarafından düzenlenen dava dilekçesinde belirtilen 7 adet bonoyu ciro ederek , bir ödeme aracı olarak davalı müvekkil bankaya ciro yolu ile verildğini, bu hususta ihtilaf olmadığını, davacı tarafın bu bonolardan 07.08.2024 tanzim tarihli 31.03.2025 vade/ödeme tarihli 140.000,00-TL. Tutarlı bonoyu dava konusu ettiğini, dava konusu bono ve diğer bonolar incelendiğinde, keşidecisinin davacı ... Sirketi olduğu, şirket yetkilisinin şirket kaşesinin dışına, bononun ön yüzüne avalimdir yazarak bonoyu imzaladığı görüldüğünü, davacı iddiasının aksine davaya konu senedin de içinde olduğu dava dilekçesindeki tüm senetler geçerli olduğunu, davaya konu bono geçerli olup davacı şirket ile birlikte yetkilisi ...şahsen dava dilekçesinde değinilen bu bonolar nedeniyle müvekkile karşı sorumlu olduğunu, müvekkilinin ... A.Ş.'nin adı geçen bonoları ciro yolu ile iktisap ettiğini, dava dilekçesinde belirtildiği gibi 31.01.2025 ve 28.02.2025 vade tarihli bonolar ödendiğini, ancak davacı taraf davaya konu... vadeli bono ile ... vadeli bonoyu vadeleri gelmesine rağmen ödemeyince bonolar hamili ... A.Ş.' nin talebiyle protesto işlemine tabi tutulduğunu, dava dışı şirket bu senetleri ciro yoluyla müvekkiline vermiş olup müvekkilinin davacı ile dava dışı şirket arasındaki ihtilafta taraf olmadığını, bu anlamda dava dışı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediği ve diğer iddialar nedeniyle bonoların bedelsiz kaldığını, Dava dilekçesinde Karavan Yapım ve Satış Sözleşmesi imzalandığı dava dilekçesinde bahsedilen tüm bonoların bu nedenle düzenlendiği belirtildiğini, dava dilekçesine ekli belgelerde belirtilen sözleşmenin konusu davacı şirket tarafından satın alınan ve dava dışı şirkete teslim edilen aracın dava dışı şirket tarafından karavana dönüştürülmesi /dönüşüm sonrası davacıya satış ve devri olarak düzenlendiği görüldüğünü, bu belgelerden "... başlıklı belgede" ... model kamyonet, satın al kirala modeli olarak filoya alınacaktır araç rengi beyaz olacağı ve ödeme şekli düzenlenmiştir. Buna göre toplam tutar 2.400.000,00 TL olarak anlaşıldığını, 515.120,00 TL , 419.184,44 TL , 420.000,00TL çeklerin verildiği düzenlendiğini, ortada davacı tarafın iddia ettiği gibi bir tüketici işlemin olduğunu, sözleşmeye bağlı bütün ödemelerin belirtilen usulde düzenlenmesi gerektiğini, davacı tarafın tüketici sayılması hukuken mümkün olmadığını, bu düzenlemelerden de açıkça anlaşıldığı gibi ortada tacirler arasında gerçekleşen bir ticari iş söz konusu olduğunu, müvekkilinin bu senetleri elinde bulunduran 3.kişi iyiniyetli hamil olduğunu, davalı müvekkilinin bankanın, bonoları iktisap ettiği 05.09.2024 tarihinde bonoları düzenleyen davacı şirket ile dava dışı şirket arasındaki hukuki ilişkiyi, tarafların birbirlerine karşı olan hak ve yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini bilebilmesi mümkün olmadığını, söz konusu bonolar davalı müvekkili banka tarafından 05.09.2024 tarihinde (iyiniyetle) iktisap edildiğini, davacı tarafın müvekkil banka şubesinden talebi ise 21.02.2025 tarihli olduğunu, taraflar arasındaki arabuluculuk sürecinin 20.02.2025 tarihinde başladığı dikkate alındığında bu tarihten önce senetler kendisine teslim edilmiş olmakla müvekkil davalı Banka'dan sonradan ortaya çıkacak bir ihtilafı öngörmesi hukuken mümkün bulunmadığını tüm açıklanan bu nedenlerle; müvekkili aleyhine açılan işbu davanın reddini, kötü niyetle dava açan davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava; 07.08.2024 tanzim tarihli 31.03.2025 vade/ödeme tarihli 140.000,00-TL. Tutarlı senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı tarafça sunulan ve davacı ile dava dışı ...Şirketi arasında Arabuluculuk Daire Başkanlığı ... numaralı anlaşma belgesinin incelenmesinde, davacı ile dava dışı şirket arasında işbu dosyamıza konu senedin 27.06.2024 tarihli Karavan Yapım ve Satış Sözleşmesi kapsamında düzenlendiği ve sözleşmenin feshi nedeniyle anılan senet nedeniyle davacıya karşı hak talebinde bulunulamayacağı, senedin ciro edilemeyeceğine dair anlaşmaya vardıkları görülmüştür. Davacı tarafça, dava konusu 07.08.2024 tanzim tarihli 31.03.2025 vade/ödeme tarihli 140.000,00-TL. Tutarlı senedin dava dışı ... Şirketi ile akdedilen 27.06.2024 tarihli Karavan Yapım ve Satış Sözleşmesi kapsamında düzenlendiği, senedin tüketici senedi olduğu, şekil şartı itibariyle geçersiz olduğu, sözleşmenin feshedilmiş olması nedenleriyle senet nedeniyle davalıya borçlu olmadıkları iddia edilmiştir. Davacı tarafça, davaya konu senet fotokopisi dava dilekçesi ekinde sunulmuş olup, incelenmesinde; borçlu kısmında ... Ltd. Şti. Kaşesi bulunan, lehtarı ... Aş. Olan, 07/08/2024 keşide tarihi altında avalimdir yazısı ve imzası bulunan, 31/04/2025 vadeli 140.000,00 TL bedelli senet olduğu anlaşılmıştır. TTK'nun 776/1-g maddesi gereğince, belgenin kambiyo vasfını taşıması için "senedi düzenleyenin imzasını" ihtiva etmesi zorunludur. TTK'nun 372. maddesi hükmüne göre ise şirket adına imza yetkisini haiz kişiler şirketin unvanı altında imza atarlar. Anılan maddelerde "sorumluluk" için şirket kaşesi üzerinde imzanın bulunmasının koşul olarak öngörülmediği anlaşılmaktadır. Somut olayda, dava konusu bononun tanzim eden bölümünde imzanın bulunduğu, düzenleyenin imzasını ihtiva eden bononun kambiyo vasfına haiz olduğu anlaşılmaktadır. (Bkz. Yargıtay 12. H.D.'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı) Düzenleyenin imzasının üstünde "avalimdir" ibaresi yer alsa da, imzanın düzenleyen kısmında yer aldığı, avalimdir ibaresinin atılan imzanın niteliğini değiştirmeyeceği kanaatine varılmakla, senedin şekli şartları haiz bir kambiyo senedi olduğu kanaatine varılmış, davacının senedin şekline ilişkin iddialarına itibar edilmemiştir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle, bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 17.11.2022 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı kararı). Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 17.11.2022 Tarih ve... Esas...Karar sayılı kararı). Bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 17.11.2022 Tarih ve... Esas-... Karar sayılı kararı). Bu açıklamalar ışığında davacı tarafça senedin tüketici senedi olduğu, senet lehtarı ile arabuluculuk anlaşma tutanağına göre bedelsiz olduğu konusunda anlaşmalarına rağmen senedin ciro edildiği ve davalının da mevcut durumu bildiği yönündeki iddiaları açısından yapılan değerlendirmede ise; davacının ve dava dışı lehtarın tüzel kişi tacir olduklarından ticari ilişkiye istinaden düzenlenen senedin tüketici senedi olamayacağı, her ne kadar senet lehtarı ile davacı arasında senedin bedelsizliği konusunda anlaşmaya varılmış ise de senedin ciro edilmesi ile davacı tarafça dava dışı şirket ile olan temel ilişkiye dayanan defilerin davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, davalının da borçlu zararına hareket ettiğine dair iddia ve delil sunulmaması karşısında davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafça kötü niyet tazminatı isteminde bulunulmuş ise de, İİK 72/4 maddesinde " Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez" düzenlemesi mevcut olup, somut olayda mahkememizce verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesinde davaya konu senedin icra takibine konu edilmemesi hakkında ihtiyati tedbir talep edildiği, mahkememizce talebin reddine karar verildiği, kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine, Mahkememizce hüküm tesisinden sonra İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. H.D tarafından ... Esas ve ...Karar sayılı ilamı ile, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne karar verilmiş ise de, kararın mahkememizce hüküm tesis edilmesinden sonra verildiği, hüküm ile mahkememiz dosyadan el çektiğinden ve davanın da reddine karar verildiği nazara alındığında işlem tesis edilmesine yer olmadığı kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminat isteminin reddine, 3-Karar tarihinde bulunan harçlar yasası uyarınca alınması gerekli olan 615,40-TL peşin harcın başlangıçta yatırılan 2.390,85-TL nin mahsubu ile fazla yatan 1.775,45 -TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 3.200- TL nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/06/2025
Katip E-imzalıdır.
Hakim E-imzalıdır.