İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/188 E. 2025/997 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/188
- Karar No
- 2025/997
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/188 Esas KARAR NO :2025/997
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ:14/09/2023 KARAR TARİHİ:30/12/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;11.08.2024 tarihinde saat 17:45 sularında müvekkili ...'nin ruhsat sahibi olduğu ... plakalı araca, ... ili, ... ilçesi ... köprüsünde ...'in sürücüsü, ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ruhsat sahibi olduğu ... plakalı araç tarafından ... plakalı araca arkadan çarptığını, çarpmanın etkisi ile ... plakalı aracın ön kısımları ile ... plakalı aracın arka kısımlarına çarpıldığını, çarpışma sebebiyle maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, işbu kaza neticesinde ... plakalı araç sürücüsü % 100 kusurlu bulunduğunu, davalı araç kullanıcısı, trafik kurallarına uyma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek söz konusu kazanın meydana gelmesine sebebiyet vermiş, işbu kazada tam ve asli kusurlu olduğunu, araç mahrumiyet bedelinin, hasar gören araç sahibinin aracını kullanamaması nedeniyle aracından mahrum kaldığı süre boyunca uğradığı maddi zarar olduğunu, meydana gelen trafik kazası sonucunda, müvekkiline ait olan ... plakalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle araç tamir sürecine alınmış olduğunu, meydana gelen kazanın şiddeti nedeniyle araçta hasarlar oluşmuş ve bu hasarların giderilmesi için teknik bir onarım gerektiğini, bu nedenlerle davanın kabulüne, 1.000,00 TL kısım üzerinden borçlunun borca ve faize ilişkin itirazının iptali ve takibin devamına, kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizlerin tarafımıza ödenmesine, davalı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir. Davalı ... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilii ile dava dışı ... A.Ş. arasında 24.06.2022 tarih ...-... numaralı araç kiralama sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek olarak ayrılmaz parçası niteliğinde protokoller akdedildiğini, araç kiralama sözleşmesi ile görüleceği üzere müvekkili şirket, araç maliki olmasına karşın araç, uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı şirkete kiralandığını ve kullanımına bırakıldığını, 11.08.2024 tarihinde meydana gelen kaza, aracın ... A.Ş.'nin kullanımındayken ve sözleşme süresi içerisinde meydana geldiğini, kira bedellerinin dava dışı kiracı şirket tarafından müvekkili şirkete fatura karşılığında ödendiğini, müvekkili şirketin işleten sıfatı kalmadığı gibi taraf sıfatı da bulunmadığını, taraf sıfatı hakkın doğumuna engel teşkil eden bir itiraz niteliğinde olduğunu, mahkemece re'sen gözetilmesi gereken taraflarca da her zaman ileri sürülebilen bir hukuki niteliğe sahip olduğunu, taraf sıfatına sahip olmayan müvekkili şirket aleyhine hüküm verilmesi, açıkça kamu düzeni'ne de aykırı olduğunu, müvekkil aleyhine açılmış işbu davanın öncelikle husumet yönünden reddini talep etmiştir. Mahkememizce davalı ...'e dava dilekçesi ve ekleri usulüne uygun olarak tebliğ tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalı dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmalarına karar verilerek yargılama yapılmıştır. Mahkememizce yapılan kontrolde; işbu davanın 03/01/2025 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben sunulan dava dilekçesi ile birlikte açılmakla .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esasına kaydının yapıldığı, mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 06/01/2025 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, anılan karar akabinde dosyanın mahkememize gönderilmesi isteminde bulunulduğu ve dosyanın mahkememizin işbu esasına kaydının yapıldığı görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı olarak araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemiyle başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacıya ait ... plakalı araç ile davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait, olay anında diğer davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında 11.08.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı olarak davacıya ait aracın 09.10.2024 ile 15.10.2024 tarihleri arasında 7 (yedi) gün boyunca tamirde kaldığı sürede hesaplanan 21.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli ve 1.800,00 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 22.800,00 TL asıl alacak, takip öncesi işlemiş 2.747,71 TL faiz olmak üzere toplam 25.547,71 TL'lik alacağın tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan .... İcra Dairesi 2024/... Esas sayılı dosyasına davalıların yapmış olduğu itirazın 950 TL asıl alacak + 50 TL işlemiş faiz olmak üzere 1.000,00 TL'lik kısmının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Davacı vekili tarafından yargılama esnasında sunulan beyan dilekçesinde davacıya ait aracın 09.10.2024 ile 15.10.2024 tarihleri arasında, ... Cad. No:61 .../ İSTANBUL merkez adresli, [TELEFON] numaralı , ... Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti. (ek-1)'de tamir edildiği, tamir bedeli (hasar) ... plaklı aracın trafik sigorta poliçesi olan ... Sigorta tarafından ödendiğinin mahkememize bildirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Yargılama esnasında kazaya karışan araçların trafik tescil kayıtları, sbgm kayıtları ve sair hususlar celp edilmiş, ibraz edilen deliller bir bütün olarak incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosyanın 1 makine mühendisi bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup ibraz edilen raporda özetle; 11.08.2024 tarihinde saat 1 , ES bağlantı yolunda davalı şirkete ait olup, davalı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araç, önünde bulunan dava dışı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araca arkadan çarpmış, ... plakalı araç da arkadan aldığı sadmenin etkisi ile öne savrulup önünde bulunan davacıya ait ve sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araca arkadan çarpmış, kaza maddi hasarla sonuçlanmıştır. davalı sürücü ...”in %100 (yüzde yüz) oranında asli kusurlu olduğu,dava dışı sürücü ...'in kusursuz olduğu,davacıya ait aracın sürücüsü ...'ın kusursuz olduğu,dava konusu aracın makul onarım süresinin 5 gün olduğu,süresinde ortaya çıkacak araç yoksunluğu zararının KDV hariç 20.000,00 TL olduğu,Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. İşbu hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu akabinde davacı tarafından kısmi itirazın iptali olarak açılan bu davadaki taleplerin araç mahrumiyet bedeline yönelik asıl alacak bakımından 19.500,00 TL, takip öncesi işlemiş faiz yönünden de 500,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL üzerinden takibe yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş olduğu görülmüştür. Davalılardan ... San. Ve Tic. A.Ş. Vekili tarafından mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde kazaya karışan aracın müvekkili tarafından kaza tarihini de kapsar şekilde dava dışı ... A.Ş ye uzun süreli olarak kiralanması sebebiyle işleten sıfatının bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini beyanla husumet itirazında bulunmuş olduğu görülmekle öncelikle bu husus irdelenecektir. 2918 sayılı KTK 3 maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek öğretide, gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda, getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır (Bknz: Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin 2020/8228 Esas, 2021/190 Karar sayılı ilamı). Somut olay bakımından yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca inceleme yapıldığında aracın kaza tarihini de kapsar şekilde uzun süreli olarak kiraya verilmiş olduğu, işbu hali ile davalı ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin işleten sıfatının bulunmadığı, bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Kural olarak araç mahrumiyet bedeli taleplerinin değerlendirilmesinde davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenerek davacının ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı kusursuz olduğuna göre zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/11886 Esas, 2017/6732 Sayılı Kararı). Buna göre, ortaya çıkan zarardan araç maliki-işleten olarak davalının müteselsil sorumlu bulunmaktadır. Zarar nedeniyle müteselsilen varsa başkaca sigorta veya kişilerin bulunması davalı işletenin sorumluluğunu kaldırmayacaktır. İşbu anılan yerleşik içtihatlar çerçevesinde hazırlanan hüküm kurmaya ve denetime elverişli olan bilirkişi raporuna yönelik yapılan itirazların reddine karar verilmiş olup davacı vekili tarafından ibraz edilen bedel arttırım dilekçesi kapsamında hesaplama yapıldığında davacının 19.500,00 TL araç mahrumiyet bedeline ilişkin talebi bakımından kaza tarihi olan 11.08.2024 tarihinden icra takip tarihi olan 04/11/2024 tarihi arasında kazaya karışan araçların ticari araç olması sebebiyle avans faizi talep edebilecek olup bu kapsamda yapılan hesaplama uyarınca takip öncesi 2.350,02 TL işlemiş faiz talep edebileceği, davacının talebinin ise 500,00 TL olması sebebiyle kısmi itirazın iptali davası bakımından taleple bağlı kalınarak davalı ... yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda dava konusu alacak miktarı haksız fiile ilişkin olup alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının davasının KABULÜ ile; .... İcra Dairesi 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı ...'in yapmış olduğu itirazın 19.500,00 TL asıl alacak ve takip öncesi işlemiş 500,00 TL faiz olmak üzere 20.000,00 TL üzerinden devamına, 2-Davacının davalı ... San. Ve Tic. A.Ş.'ye yöneltmiş olduğu davasının pasif husumet yokluğundan reddine, 3-Davacının davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isteminin reddine, 4-Alınması gerekli olan 1.366,20 TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 427,60-TL ve ıslah harcı olarak alınan 325,00-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 613,60-TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 1.267,70-TL (başvurma, peşin harç, vekalet harç ve ıslah harcı) davetiye, posta gideri: 1.020,00-TL, bilirkişi ücreti 5.000,00-TL olmak üzere toplam: 7.287,70-TL yargılama giderinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı ... San. Ve Tic. A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... San. Ve Tic. A.Ş.'ye verilmesine, 9-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.700,00-TL'nin davalı ...'den alınarak hazineye gelir kaydına, 10-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/12/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır