İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/174 E. 2025/591 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/174
- Karar No
- 2025/591
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/174 KARAR NO : 2025/591
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/02/2025 KARAR TARİHİ : 01/07/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; " Dava konusu olay;--- plakalı araç ile ------ plakalı araç arasında 02/06/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasına ilişkin ilk tahkim başvurusu ---- sayılı dosya ile yapılmış olup talep "değer kaybı zararı"nın tazminine ilişkindir. Bu dosyada verilen ------ sayılı 11/04/2023 tarihli Uyuşmazlık Hakem Kararı ile Müvekkil Şirketin başvuran tarafa 6.500,00 TL değer kaybı tazminatının 26/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödemesine karar verilmiştir. Bu karar sonucu ----- İcra Müdürlüğünün ------ sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Müvekkil Şirket tarafından 15.563,52 TL tutarındaki dosya hesabı 26/04/2023 tarihinde ödeme yapılarak kapatılmıştır. Akabinde aynı kazaya ilişkin olarak ikinci bir "değer kaybı zararı"nın tazmini talepli tahkim başvurusu yapılmıştır. Müvekkil hakkında davalı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan ----- sayılı başvuruda verilen 04/04/2024 tarih ve ------ sayılı Uyuşmazlık Hakem Kararı ile Müvekkil şirketin başvuran tarafa 60.000,00 TL değer kaybı tazminatının 25/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödemesine karar verilmiştir. Söz konusu karar Müvekkil şirkete 08/04/2024 tarihinde tebliğ edilmiş ancak itiraz süresi kaçırılmıştır. Bunun üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu -----sayılı 04/04/2024 tarihli kararı sonucu ----- İcra Müdürlüğünün ------sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ve Müvekkil Şirketin esasen sorumlu olmadığı bir tutar icra tehdidi altında zorla ödenmiştir. Müvekkil Şirketin icra tehdidi ve haciz baskısı altında yaptığı 90.268,49 TL ödemenin istirdadı gerekmektedir.
Davamızın KABULÜNE, Müvekkil Şirketin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 90.268,49 TL’nin ödeme tarihi olan 13/05/2024 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte İSTİRDATINA, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı verilen tazminata dair icra dosyasın ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.Davanın 27/02/2025 tarihinde açıldığı, mahkememizin 17/06/2025 tarihli celsesinde davacı vekiline arabulucuk son tutanağının ibrazı için 1 haftalık kesin süre verildiği, davacının 17/06/2025 tarihinde arabulucuya başvuru yaptığı, son tutanağın tanzim tarihinin ise 30/06/2025 olduğu görülmüştür.Davacının dava açmadan önce arabulucuya başvuru yapmadan dava açtığı görülmüştür.6100 sayılı HMK'nın 115/3 maddesi dava şartı noksanlığının mahkemece davanın esasına girilmeden önce fark edilmemiş olması ve taraflarca ileri sürülmemesi ancak hüküm anında noksanlığın giderilmesi halinde başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü davanın usulden red edilemeyeceğini düzenlemiştir. Davadaki dava şartı noksanlığı ön inceleme duruşması icra edilmeden ve davanın esasına girilmeden önce mahkememizce fark edilmiştir. 19.12.2018 günlü ------ Gazetede yayımlanarak, yürürlüğüne giren 7155 Sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK. 'nın ( 5. ) maddesine eklenen 5/A maddesi gereğince ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlenmiş olması ve 7155 Sayılı Kanunun ( 23. ) maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A ( 2 ) maddesi ile "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hlinde herhangi bir işlem yapılmakszın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir'' hükmü getirilmiştir. Arabuluculuk tamamlanabilir dava şartı mahiyetinde değildir. Uygulamada görevsiz mahkemede dava açılması durumunda yargılama aşamasında dava şartının tamamlanması durumunda yargılamaya devam edilmesi gerektiğine dair bazı kararlar varsa da aksi yönde kararlar da vardır. Esasen davanın konusunu ilgilendirmemekte olup dava görevsiz bir mahkemeden mahkememize tevdi edilmemiş doğrudan mahkememizde açılmıştır. ( Görevsiz mahkemede dava açılması durumunda yargılama aşamasında tamamlanması durumunda davaya bakılmaya devam edilmesi gerektiğine dair kararlar için bkz. Dr. ----Görevsiz mahkemede de açılsa davanın ticari niteliğinin görevsiz mahkemede dava açılması ile ortadan kalkmayacağı ve zorunlu arabuluculuk dava şartını ortadan kaldırmayacağına dair kararlar için bkz. Aynı ---- ---- BAM-----. HD. 30.01.2020 Tarih----- Sayılı kararında "....Arabuluculuk, tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmayıp ilk derece mahkemesince tefrik edilen maddi, manevi tazminat istemleri yönünden dava tarihinden sonra arabuluculuğa başvurulmuş olması nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi yerindedir..." belirtmiştir. ( Arabuluculuğun tamamlanabilir dava şartı mahiyetinde olmadığına dair diğer kararlar için bkz. ----- BAM ---- HD----- Sayılı ilamı, ---- BAM ----- HD. 23.02.2021 T, ----. Sayılı ilamı------BAM ---- HD-----Sayılı ilamı, ---- BAM ----- HD. 21.01.2021 T.,------ Sayılı ilamı, ---- BAM -----. HD.----sayılı kararları)---- BAM -----. HD.07.03.2024 tarih ----- Esas ------ Karar sayılı ilamında "...Bu yasal düzenlemeler gereğince 01.01.2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticarî davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olup, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya son tutanağın sunulması için bir haftalık kesin süre verilmesi zorunludur. Ticari nitelikteki istirdat davalarında da dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu olup ve arabulucuya başvurulmuş olması 6100 sayılı HMK m. 114/2 ve 6102 sayılı TTK m. 5/A hükümleri gereği dava şartı olduğuna karar verdiğinden, eldeki istirdat davasının dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır..." belirtmiştir. ----- BAM ---- HD.19/06/2025 tarih ----- Esas ----- Karar sayılı ilamında; "Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava tarihi itibariyle menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmadan davanın açıldığı, Mahkemece, re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6102 sayılı yasanın 5/A maddesinin birinci fıkrası ve 6325 sayılı yasanın 18/A maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı (Emsal Yargıtay -----.HD'nin ------sayılı kararı) anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir." şeklinde belirtmiştir. ---- BAM -----. HD. ----- Esas ------- Karar sayılı ilamında;"Somut olayda dava ticari nitelikte bir tazminat davası olduğundan, TTK'nın 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabi davalardan olup 13/11/2023 tarihinde açıldığı, arabuluculuğa tabi olduğu ve davadan önce arabulucuya başvurulmadığı sabit olup 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici hükmü uyarınca, davanın açılmasından sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenleme de mevcut olmadığından, Mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. " şeklinde belirtmiştir. 6325 sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanununun 18/A maddesi " (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir..." hükmüne haizdir. Davacı her ne kadar arabuluculuğun tamamlanabilir dava şartı olduğunu ileri sürmüş ise de arabuluculuk tamamlanabilir dava şartı değildir. Kanun hükmü açık olup davacı dava dilekçesine arabuluculuk süreci sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini eklemek zorundadır. Davacının somut olayda dava açmadan evvel arabulucuya başvuru yapmadığı sabittir. Aksi yorumda davacıların dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurmalarına veya dava ile eş zamanlı veya dava açmadan çok kısa bir süre önce arabulucuya başvurup henüz son tutanak düzenlenmeden dava açmalarının ve arabuluculuğun pasifize edilmesinin yolu açılmış olur ki bu kanun koyucunun istediği bir durum değildir. Uygulamada görevsiz mahkemelerden gelen davalarda henüz esasa dair inceleme yapılmadan arabuluculuk sürecinin tamamlanması halinde yargılamaya devam edilmesi kabul edilmekte ise de somut olayda dava doğrudan mahkememizde açılmış olup davacının arabulucuya başvurmadan, süreç tamamlanmadan, son tutanak imzalanmadan dava açtığı açıktır. Arabulucuk dava şartı olup 6100 sayılı yasanın 115. Maddesi gereği dava şartları davanın her aşamasında incelenebilir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü, davanın ticari dava olduğu, dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu halde davanın arabulucuya başvuru yapılmadan doğrudan açılmış olmasına, zorunlu dava şartı olan "arabulucuya başvuru" koşulunun tamamlanabilir dava şartı olmamasına göre zorunlu dava şartı arabuluculuk koşulu yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40 TL peşin harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA , 4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.