İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/188 E. 2025/406 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/188
- Karar No
- 2025/406
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/188 Esas KARAR NO:2025/406 Karar
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:13/02/2025 KARAR TARİHİ:23/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin 13/02/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibinde davalı borçlunun davacı şirket aleyhine genel kredi sözleşmesi, cari hesap ilişkisi ve çek yaprağından kaynaklı alacağı olduğu iddiası ile 13/04/2010 tarihinde .... Noterliği tarafından ihtar keşide edildiğini, ... A.Ş. sonrasında 06/05/2010 tarihinde .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya ile ilamsız takip başlattığını, 11.05.2010 tarihinde davacılara tebliğ edilen ödeme emrine itiraz edilmediğinden, 19/05/2010 tarihinde takibin kesinleştiğini, takipsiz bırakılan dosyanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra yenilendiğini ve icra takibinin dosyasının yeni numarasının .... İcra Dairesi'nin ... olduğunu, ... A.Ş.'nin alacağını ... A.Ş.ne devir ve temlik ettiğini, alacaklının talebi ile .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasından haciz kararı verilerek, uygulanması için .... İcra Dairesi'nin ... sayılı Talimat numarası üzerinden İstanbul ili ... ilçesi ... mahallesi 10286 ada 9 nolu parselde bahçeli kagir ... Binasına hacze gelindiğini, söz komusu hacizde davacı şirket fabrikası içinde bulunan taşınır malların haczedildiğini, talimat icra dairesinin alacaklının hacze bile hazır yediemin deposu çalışanlarıyla gelmesi ve baskısı sonucu, borçlu davacının haklı ihtarlarına aldırış etmeyerek icra memuru haczi ve muhafaza tedbirini uygulamadan imtina etmediğini, taşınır eşyalarla ilgili gereken hassasiyeti umursamadığını ve yanında getirdiği haciz ekibi tarafından 16 adet taşınır malın yerinden sökülmesi, vinçle taşınması talimatı verdiğini, makinelerin konusunda uzman olmayan, makinelerin nasıl sökülmesi gerektiğini bilmeyen dışarıdan getirilen kişiler tarafından özensizlikle, vurdumduymazlıkla haczedilerek muhafaza altına alındığını, malların saklandığı yerde sağlıksız koşullarda muhafaza edildiğini, alınan bilirkişi raporları ile haczedilen malların mütemmim cüz mahiyetinde olduğunu, üretimden kaynaklı sistemin aksamasına, yapılamamasına, engel olmasına teşkil edeceği görüşünün hasıl olduğu, hacizlerin kaldırıldığını ancak malların kullanılamaz durumda hurdaya çıktığını, davacının ticari faaliyetlerinin sona erme noktasına geldiğini, davalının zaman aşımına uğramış bir takip alacağını devraldığını, talep edemeyeceği bir alacak için icra işlemleri uygulanmasını talep ettiğini, davacının üretim yapmasını ve anlaşmalarını ifa etmesini engellediğinden bahisle talep sonucu artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla davalının zaman aşımına uğramış hukuka aykırı takip, haciz, muhafaza işlemleri dolayısıyla haczedilen eşyaların hurda olması ve davacı şirketin işletme faaliyetini devam ettirmemesinden kaynaklanan davalının kusurlu ve kasıt taşıyan işlemleri dolayısıyla uğranılan zararların davalıdan belirsiz. alacağın asgari tuları olarak 100.000,00-TL olmak üzere maddi tazmin edilmesine, ihtiyati haciz talebinin kabulüne, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin 07/04/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ortada haksız olarak gerçekleşmiş bir haciz bulunmadığını, haksız hacizden dolayı bir tazminat talebinin doğabilmesi için öncelikle ortada bir haksız haczin olması gerektiğini, davacının maddi bir zararını bulunmadığını, bu nedenlerle; öncelikle davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkemece işin esasına girilecekse; sunduğumuz ve takip dosyasındaki delillere göre tazminatın şartları oluşmadığından esastan reddine karar verilerek, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, müvekkilimizce yapılan/yapılacak yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, Davacının haksız hacizden kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkindir. .... Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesinin ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır. 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5'inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre; "Madde 5/A - (1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3'üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile, "Dava şartı olarak arabuluculuk, Madde 18/A - (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının İncelenmesi başlığını taşıyan 115. Maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." şeklinde düzenlenmiştir. Dava şartları, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Davacının ilkin Asliye Hukuk Mahkemesine başvuru yapması, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik nedeni ile dosyayı mahkememize göndermesi karşısında, ihtisas mahkemesi olarak görev yapan mahkememizin davanın esasına girebilmesi için öncelikle dava şartlarının tamam olup olmadığına dair inceleme yapacağı kuşkusuzdur. Arabuluculuğa başvuru yapılıp arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığına dair son tutanağın dava açılırken evvel dosyaya ibrazı dava şartı olarak düzenlendiğinden, dava devam ederken bu eksikliğin fark edilmesi neticesinde giderilmesi mümkün değildir. Arabuluculuk sürecinin dava açılmadan önce başlatılması ve tamamlanması gerekir. Arabuluculuk dava şartı noksanının dava derdest iken giderilmesi hukuken ve mantıken mümkün olmamakla HMK'nın 115. Maddesinin 3. Fıkrası kapsamında davacıya dava şartı noksanını gidermek üzere süre verilmesi mümkün değildir. Bu düzenlemeler ışığında dava dilekçesinin incelenmesi neticesinde; davanın 7155 sayılı Kanunun 26. Maddesinde belirtilen yürürlük tarihi olan 01.01.2019 tarihinden sonra açıldığı, davanın itirazın iptali davası olduğundan zorunlu arabuluculuk durumunun söz konusu olduğu ve davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı anlaşılmakla, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun m.18/A-f.2 hükmü gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİ İLE USULDEN REDDİNE, 2-)Alınması gerekli harç 615,40TL olup peşin alınan 1.707,75TL harçtan mahsubu ile artan 1.092,35TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-)Kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi halinde ödeyen tarafa iadesine, 5-)Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/06/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır