İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/137 E. 2026/230 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/137
Karar No
2026/230
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/137 Esas KARAR NO:2026/230

DAVA:Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:16/08/2024 KARAR TARİHİ:15/04/2026

.... İş Mahkemesinin ... sayılı dosyasından 07/01/2025 tarihinde verilen Görevsizlik kararı ile Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili avukatlık ortaklığı nezdinde 05.11.2009 tarihinden istifa ettiğini, 31.12.2023 tarihine kadar en son Birleşme ve Devralmalar Departmanında avukat olarak çalıştığını, davalının müvekkili nezdinde çalışırken aldığı son brüt maaş 535.722 TL olduğunu, davalının iş akdini sona erdirmesinden yaklaşık 2,5 ay sonra -11.03.2024 tarihinde- davalının müvekkili nezdinde çalıştığı süreçte aynı departmanda doğrudan kendisine raporlama yapan ve birlikte çalıştığı dava dışı ... isimli çalışan, müvekkili nezdindeki görevinden istifa ettiğini, söz konusu çalışanın davalının ortağı olduğu avukatlık ofisinde işe başlayacağı duyumu alındığı için davalıya ve ortağı olduğu avukatlık ortaklığına, ....Noterliği’nin ... yev. numarasına kayıtlı ihtarname ile 15.03.2024 tarihinde ihtarname keşide edildiğini ve davalıya detayları sözleşmedeki taahhütleri hatırlatıldığını ancak davalının, sözleşmedeki taahhütler ve kendisine tebliğ edilen bu ihtarnameye rağmen dava dışı ...’i istihdam ettiğini, ...’in davalının ortağı olduğu ... – ... Avukatlık Ortaklığı’nda çalışmaya başladığını, müvekkili avukat ortaklığı tarafından dava dışı avukatlık ortaklığının ... uzantılı internet sitesi üzerinde https://.../... uzantılı “Çalışanlar” kısmında ...’in fotoğraf ve bilgilerinin yer alması ile öğrenildiğini, ...’in davalının ortağı olduğu avukatlık ortaklığında çalıştığını ispatlar site görüntüleri .... Noterliği’ nin 28.06.2024 tarihli ... yevmiye numaralı e-tespit tutanağı ile tespit edildiğini, davalı tarafın müvekkili avukatlık ortaklığı ile akdetmiş olduğu iş sözleşmesine aykırı şekilde, iş akdini sona erdirmesi sonrası müvekkili nezdinde çalışan diğer işçilere iş teklifinde bulunmayacağını, onları işe almayacağı yahut onların işe alınmasını sağlamayacağını, onları mevcut işlerinden ayrılmaları yönünde ayartmayacağı yönündeki hükmü ihlal ettiğini, müvekkili avukat ortaklığının sözleşme hükmünün ihlal edilmesi nedeni ile cezai şart alacağı bulunduğunu, müvekkili avukat ortaklığının hak etmiş olduğu cezai şart alacağının ödenmesi konusunda davalı ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını, bu sebeplerle; fazlaya ilişkin hakları ve sair talepleri saklı kalmak kaydı ile şimdilik davanın kabulü ile şimdilik 10.000 TL cezai şart alacağının arabuluculuk anlaşmama tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren işletilmek üzere yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Eylül/2008’de ...’nda stajyer olarak çalışmaya başladığını, Kasım/2009‘da avukatlık ruhsatını aldıktan sonra da avukat olarak çalışmasını sürdürdüğünü, müvekkilinin, askerlik nedeniyle Aralık/2009-Haziran/2010 tarihlerinde çalışmasına ara verdiğini, daha sonra yeniden davacı bünyesindeki görevine döndüğünü, bu tarihten sonra müvekkili 2023 yılı Aralık ayına kadar kesintisiz bir şekilde davacı bünyesinde avukat olarak çalıştığını, 2023 yılı içinde müvekkili, ...'ndaki ve meslekteki kıdemi kapsamında artık “sermaye ortağı” olmak istediğini, davacı ortaklığın sermaye ortaklarından ...’a bildirdiğini ancak 2023/Haziran ayında yapılan olağan performans görüşmesinde bu husus gündeme geldiğini ancak konu geçiştirildiğini, 2023/Ağustos ayında ise ... & ... Avukatlık Ortaklığı müvekkili ile temasa geçtiğini ve 2023/Aralık ayında müvekkiline yazılı teklifte bulunulduğunu, müvekkili bu teması ve devam eden süreçte kendisine teklif yapıldığını, tüm açıklığı ile ... Avukatlık Ortaklığı sermaye ortağı ... ile paylaştığını, o da diğer yönetici ve sermaye ortakları Av. ... ... ve Av. ... ile paylaştığını, netice olarak da müvekkili ... & ... Avukatlık Ortaklığı’nın teklifini kabul ederek ... ile ortak bir şekilde belirledikleri ayrılık süreci kapsamında Aralık ayı sonunda ...'ndan ayrıldığını ancak müvekkili ayrılırken 2012 yılından önceki döneme ilişkin kullanmadığı izinlerinin kayıtları bulunmadığı gerekçesiyle yıllık izin ücretinin eksik hesaplanması söz konusu olduğunu, davacının dayanak olarak gösterdiği sözleşme maddesinde belirtilen ve daha önce istifa eden çalışanlara ödenmiş olan prim de müvekkiline ödenmediğini, yıllık izin ücreti hakkı adeta pazarlık konusu haline getirilerek primin ödenmemesine gerekçe yapıldığını, müvekkilinin iş sözleşmesi hükmünü ihlal ederek işe aldığı iddia edilen ... ise ...’ndan ayrıldığı tarihte henüz stajyer avukat olduğunu, ... Avukatlık Ortalığı’nın kıdemli, yönetici yahut partner pozisyonunda bir çalışanı olmadığını, ...'in, 6 Mart 2023’te ...’nda ... kademesinde stajyer avukat olarak çalışmaya başladığını, ..., 2024 Ocak ayında ...’de ... & ... Avukatlık Ortaklığı’nın şirketler hukukunda deneyim sahibi avukat aradığına ilişkin iş ilanını gördüğünü, müvekkili ...’ı aradığını, ilana başvurmayı düşündüğünü söyleyerek müvekkilinin bu başvuru ile ilgili düşüncesini sorduğunu, müvekkili ise ...’e “iyi bir çalışan olduğunu ancak kendisinin işe alım sürecine dahil olmadığını, bu sürecin ... & ... ortak ve yönetici avukatı ... ve insan kaynakları departmanı tarafından yürütüldüğünü, ancak bu şekilde bir başvuru yapmak istiyor ise bunu ... Avukat Ortaklığı ile de paylaşmasının uygun olacağını” beyan ettiğini, ...’in müvekkiline aktardığına göre ..., daha sonra müvekkilinin son dönemde ... Avukatlık Ortaklığı’nda beklenen işin çok üstünde iş yapmasına karşın bunun karşılığını alamadığını düşündüğünden ... & ... Avukatlık Ortaklığının ilanına 28 Ocak tarihinde ...@... adresine e-posta göndererek başvurduğunu, bu başvurunun yapıldığı tarihte müvekkilinin ... & ... Ortaklığında henüz çalışmaya da başlamadığını, ...’in başvurusundan sonraki tüm süreç ...&...’un bu ilana başvuran diğer adaylar için yürüttüğü süreç ile birebir aynı şekilde ilerletildiğini, yine İnsan Kaynakları Departmanı tarafından ...’e ulaşılarak 16 Şubat tarihine mülakat için randevu verildiğini, başvuru sürecinin ilerlemesi üzerine ..., o sırada çalışmakta olduğu ...’nın ortak avukatı ...’a 14 Şubat 2024 tarihinde ... ...’daki ilana başvurduğu bilgisini verdiğini, bu görüşmeden ..., ...’e bu süreç için önüne taş koymayacağını ifade ettiğini ancak devam eden süreç maalesef ki bu şekilde ilerlemediğini, bu başvurudan haberdar olan ...’nın ...’e yaklaşımı değiştiğini, ... artık ...’nda kalamayacağını anladığını ancak ... & ...’dan da olumlu bir dönüş alamama ihtimaline binaen iş arayışını sürdürerek, başka iş ilanlarına başvuru yaptığını, daha sonra ise, 01.03.2024 tarihinde ... ... insan kaynakları direktörü...telefonla arayarak ...’e teklif yapmak istediklerini bildirdiğini ve e-posta yoluyla iş teklifini ilettiğini, bir iki gün düşündükten sonra teklifi kabul etmeye karar veren ...'in, bu kararını ...’a 11 Mart 2024 günü bildirdiğini ve o gün ... Avukatlık Oratlığı’ndan ayrıldığını, ..., 18 Mart 2024 tarihinde ... ... Avukatlık Ortaklığı’nda çalışmaya başladığını ve ruhsatını Mayıs 2024 tarihinde aldığını, ilgili dönemde stajyer avukat olan ...’in ...&...’da çalışmaya başlamasına ilişkin süreçte, müvekkilinin ...’i ayartmadığını/herhangi bir iş teklifinde bulunmadığını, ...’in işe alım sürecine müvekkilinin hiç dahil olmadığını, tüm süreç ...&...’un diğer adaylar ile yürüttüğü süreçle aynı şekilde yürütüldüğünü ve müvekkili, ...’in iş mülakatında dahi yer almadığını, ... & ...’un açmış olduğu bu ilana yapılan başvurulardan ön eleme yapıldıktan sonra İnsan Kaynakları Departmanı tarafından ... dahil 6-7 aday değerlendirildiğini ve görüşüldüğünü, ...’in ... & raksoy’da çalışmaya başlaması ise tamamen açılan ilana başvuru ile olağan bir işe alım sürecininsonucunda ...’in ... & ... tarafından uygun bulunması ile gerçekleştiğini, davanın dayanağı olarak gösterilen sözleşme maddesinin hukuken geçersiz olduğunu, davanın dayanağını oluşturan iş sözleşmesi’nin “Başka İşte Çalışma ve Rekabet Yasağı, Ayartmama Yükümlülüğü” başlıklı maddesindeki işçi ayartmamaya ilişkin (ii) düzenlemesi, genel işlem şartı niteliğindedir, ilgili madde, TBK’nın rekabet yasağını düzenleyen 444 vd. maddelerine tamamen aykırı olduğunu, işverenin hukuken korunmaya değer haklı bir menfaati de bulunmadığını, ilgili maddenin başlığında “ayartmama yükümlülüğü” olarak belirtilen ve işçi istihdamı engellemeye yönelik bu düzenleme eski işveren ... Avukatlık Ortaklığı’nın zorunlu olarak tüm çalışanlarına imzalattığı bir “kartel anlaşması” niteliğinde olduğunu, bu nedenlerle ilgili sözleşme maddesi hukuken geçersiz olduğunu, davaya konu “işçi ayartmama anlaşması” işgücü piyasalarında rekabeti bozucu bir eylem niteliğinde olduğunu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun m. 4 hükmünü açıkça ihlal ettiğini, davanın temeli olan hüküm 4054 sayılı Kanun m. 4 ile tanımlanan rekabeti sınırlayıcı anlaşma olduğunu ve yasaklanmış bir eylem olduğunu, dava ortaklığın tek TİP olarak hazırlayarak halihazırda çalışmakta olan her seviyedeki çalışanına pandemi koşullarına dayattığı sözleşmenin “Başka İşte Çalışma ve Rekabet Yasağı, Ayartmama Yükümlülüğü” nü düzenleyen ilgili maddesi genel işlem şartı olması, anayasal güvence altında olan iletişim, girişim ve çalışma hürriyetini sınırlaması, TBK’nın 444 vd. hükümlerine açıkça aykırı olması ve rekabet hukuku kapsamında kartel anlaşması niteliğinde olması nedeniyle hukuken geçersiz olduğunu, tip iş sözleşmesi ile düzenlenen cezai şart tutarı da fahiş olduğu gibi sözleşme maddesinde istihdam edilen çalışanın net ücretinin mi yoksa brüt ücretinin mi cezai şarta esas alınacağı düzenlenmediğini, bu kapsamda ceza-i şart maddesi de geçersiz olduğunu, aksi kanaate olunması durumunda da net ücretin dikkate alınması ve ceza-i şarttan tenkis yapılması gerektiğini, davanın da iş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönemde gerçekleştiği iddia edilen ihale dayanması ve bahse konu iş sözleşmesi maddesinin davacı tarafın da belirttiği gibi rekabet yasağının bir görünümü olması karşısında davanın İş Mahkemelerinin görev alanına girmediğini, bu sebeplerle; davanın görevsizlik nedeniyle reddine, mahkemece bu yönde karar verilmeyecek ise davanın esastan reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında alınan 22.01.2026 tarihli bilirkişi raporu ile 1. seçenekteki net ücret üzerinden 529.206-TL olarak hesaplandığını, bu sebeple, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile 22.01.2026 tarihli bilirkişi raporunda 1. seçenek ile belirlenen 529.206,00 TL cezai şart alacağının 10.000 TL’sine arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih olan 05.07.2024 tarihinden kalanına ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine ve yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: ... Sosyal Güvenlik Merkezi'nden gelen davalıya ait hizmet döküm cetveli, iş yeri unvan listesi, işe giriş çıkış bildirgeleri, iş yeri tescil belgelerini içerir müzekkere cevabı, ... Sosyal Güvenlik Merkezi'nden gelen ...'e ait hizmet döküm cetveli, iş yeri unvan listesi, işe giriş çıkış bildirgeleri, iş yeri tescil belgelerini içerir müzekkere cevabı, ... Bank'tan gelen davalıya ait 05/11/2009 - 09/09/2024 tarih aralığında rastlanan hesap hareketlerini içerir müzekkere cevabı, ... Bank'tan gelen ...'e ait hesap hareketleri, ücret hesap pusulası, ibraname, ihtarname, Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi, bordrolar, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, taraflar arasında 30/03/2021 tarihinde yapılan Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi sonucunda davalı tarafın sözleşme şartı olan rekabet etmeme taahhüdünü yerine getirip getirmediği, davalı tarafça davacıya yönelik haksız rekabet içeren eylemlerde bulunulup bulunulmadığı, davalının haksız rekabet eyleminden kaynaklı davacının maddi zararının olup olmadığı varsa miktarı ve davalının bundan sorumlu olup olmadığı hususunda haksız rekabetten kaynaklı tazminat davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 30/03/2021 tarihinde yapılan Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin düzenlendiğini, davalının davacı ortaklıktan ayrıldıktan sonra başka bir avukatlık ortaklığında ortak olarak çalışmaya başladığını, sonrasında davacıdan ayrılan başka bir çalışanı yeni çalıştığı ortaklığa dahil ederek dava dışı ...'i istihdam ettiğini, bu haliyle taraflar arasında imzalanan sözleşmede düzenlenen rekabet yasağını ihlal ettiğini belirterek şimdilik 10.000-TL cezai şart alacağının arabuluculuk tutanağının düzenlendiği tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin iş mahkemeleri olmadığını, dava dışı ...'in dava dışı avukatlık ortaklığı olan yerde işe başlamasına herhangi bir etkisinin ve aracılığının bulunmadığını, sözleşmede düzenlenen maddenin genel işlem şartı olmasından dolayı hukuken geçersiz olduğunu, sözleşmenin ilgili maddesinin TBK madde 444 v.d hükümlerine aykırı olduğunu, tüm bu sebeplerle davalının rekabet yasağına aykırı davranışının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 05/07/2024 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 22/10/2025 tarihli celsesinde davalı tanığı ... beyanında; "Ben avukatım, şu an ... Avukatlık Ortaklığında 2 yıldır çalışmaktayım, ben davacı şirkette 2009-2021 yılları arasında yaklaşık 12-13 yıldır çalıştım, ben iş hukuku departmanında yöneticiydim, davaya konu olan iş sözleşmesini ekibimle beraber ... ...'in talimatıyla hazırladık, sözleşmedeki rekabet ve ayartmama maddesinin iş hukukuna aykırı olacağını iş sahibi ... ...'e söyledim, kendisi de caydırıcı olacağını bu sebeple mutlaka geçersiz olsa bile sözleşmede yer almasını belirtti, sözleşmeyi 2018-2019 yılında hazırladık, bu sözleşmeler sonradan imzalatıldı, o zaman pandemi dönemiydi, bu sözleşmeler mail yoluyla gelmiştir, üzerinde değişiklik yapılması mümkün değildir, davaya konu olan sözleşme davalı da dahil olmak üzere avukatlık ortaklığına iş için girilen dönemde değil daha sonra imzalatılmıştır, sözleşme imzalanırken karşı tarafa müzakere, değerlendirme imkanı verilmemiştir, tam tersine bu sözleşme imzalanmazsa işten çıkarılma ve kariyerde ilerleyememe gibi sonuçları olacağı hissettirildi, hatta imzalamayan çalışma arkadaşlarımızdan bazıları istifaya zorlandı ve istifa edip ayrılan bazı meslektaşlarımız olmuştur, kalanlar içinde maaş zammı almadığını vb. durumları duyduk, ben de kıdem alacaktım fakat hiçbir sorunum olmamasına rağmen sözleşme imzalanmazsa ortaklık alamayacağımı beyan ettiler, bende bunun üzerine sözleşmeyi imzaladım, imzalamadığı için ayrılan kişi ...'dir, kendi işini yapıyor diye biliyorum, sorunlar yaşayan kişinin de ... olduğunu duydum, sözleşmeyi imzalamaması üzerine yaklaşık davacı ortaklıkta 2-3 yıldır çalışmıştır, davalı sözleşmeyi imzalamadan önce ortak unvanda avukat olarak çalışmaktaydı, bu sözleşmeler tüm çalışanlara tüm kıdemde olanlara aynı şekilde imzalatılmıştır, bu avukatlık ortaklığı çok giren çıkan çalışan vardır, temel olarak ben dahil olmak üzere 10-12 kişi uzun yıllar avukatlık ortaklığında çalıştık, ama bizim dışımızdakiler kısa sürelerle giriş çıkış yapmıştır, davalı uzun süre kalan kişilerdendir," şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 22/10/2025 tarihli celsesinde davalı tanığı ... beyanında; "Ben avukatım, şu an ... Avukatlık Ortaklığında 18/03/2024 yılından beridir çalışıyorum, davacı avukat ortaklığında 2016-2017 yılları arasında çalıştım, daha sonra ara verdim, sonrasında ise 2023 yılının Mart ayında davacı avukat ortaklığında çalışmaya başladım, dava konusu iş sözleşmesi bana hatırladığım kadarıyla işe başladıktan hemen sonra değil bir süre sonra imzalatılmıştır, davacı ... ortaklığında stajyer avukat olarak çalışmaya başlamıştım, avukatlık ortaklığında çalışmam devam ederken çalışma sürecinde memnun olmadığım durumlar olduğu için yeni bir yerde çalışmak için iş arayışına girdim, bunun üzerine de daha önce davalının ayrılıp işe girmiş olduğu ... Avukatlık Ortaklığının iş ilanını gördüm, bunun üzerine başvuru yapıp yapmayacağım konusunda görüşünü almak üzere davalıyı aradım, bildiğim kadarıyla davalı da henüz ... Avukatlık Ortaklığında çalışmaya başlamamıştı, hem davalı ile görüştükten sonra hem de ... Avukatlık Ortaklığı ile görüşme ayarladıktan sonra davacı ... ortaklığına ayrılacağımı belirttim, ilk başta bana işten ayrılma konusunda engel olunmayacağını söylediler, ben bu görüşmeyi yaparken davaya konu olan sözleşmeyi daha önce imzalamış bulunmaktaydım, ancak daha sonra ayrılma için görüşmeler yaparken davalıya dava açacaklarını belirttiler, ancak bana herhangi bir beyanda bulunmadılar ben ayrılışımı yapmıştım, ancak ayrılışımı yaptığımda avukatlık stajıma ilişkin baroya verilen muvafakatte avukatlık mesleğine uygun olmadığıma dair görüş bildirmişlerdir duyduğum kadarıyla, davaya konu olan sözleşmeyi fiziki olarak getirdiler ve bu şekilde imzaladım, sözleşme imzalanırken tüm maddeleri okumadım, hızlı bir şekilde kontrol ederek imzaladım, ben işten ayrılırken imzaladığım sözleşmeye ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadılar, ben davacı ortaklıkta işe başlarken kıdemsiz avukat 2 olarak başladım, daha sonra herkesin aldığı terfi ile beraber kıdemsiz avukat 3 olarak devam ettim ancak stajyer avukattım, işten ayrılırken henüz stajım bitmemişti, şu an ... Avukatlık Ortaklığında davalının ekibinde çalışmaktayım, zaten 2 ekip bulunmaktadır, ilk girdiğimden beridir aynı ekipteyim, ben ... Avukatlık Ortaklığına girmeden önceki süreçte sadece ortaklığın yöneticisi ... ile beraber insan kaynaklarıyla irtibat halindeydim, bu süreçte bu konu ile ilgili davalı ile herhangi bir irtibatım olmamıştır," şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 22/10/2025 tarihli celsesinde davalı tanığı ... beyanında; "Ben avukatım, şu an kendi ofisimde çalışıyorum, daha önce davacı ... ortaklığında 2019-2023 yılları arasında çalışmıştım, ortaklıktaki kıdemim ayrılırken ...'dir, ilk girdiğimde ise J1'den başladım, davaya konu iş sözleşmesini pandemi döneminde imzaladım, sözleşmeyi işe başladığım zaman değil bir süre sonra mail yoluyla gönderildikten sonra imzaladım, sözleşmeyi müzakere etmememiz mümkün değildir, müzakere etmek için de herhangi bir talepte bulunmadılar, böyle bir organizasyon da yapılmadı, müzakere hakkı verilseydi ilk önce ben müzakere ederdim, imzaladığımız sözleşmedeki bazı maddelerin geçersiz olduğunu hepimiz biliyorduk, ben söz konusu ortaklıktan ayrılırken herhangi bir sorun yaşamadım, şu an kendi ofisimde çalışmaktayım, davacı ... ortaklığının şöyle bir anlayışı vardı, ortaklıktan ayrılan avukatlarla görüşmemiz yasaktı, ancak ortaklığın müvekkillerimin şirketi olan bir yerde avukatlık yaparsanız bu avukatlarla görüşme de sıkıntı yoktu, fakat rakip firmalarla çalışmaya başlayan avukatlarla görüşme yasaktı, davalının işten çıkarken kiminle görüştüğünü kiminle irtibat halinde olduğunu bilmiyorum, davalının ...ndan ayrıldıktan sonra oradan ayrılan avukatları başka bir ortaklığa almaya çalıştığına ilişkin bir bilgim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 22/10/2025 tarihli celsesinde davalı tanığı ... beyanında; "Ben avukatım, ... Avukatlık Ortaklığında kuruluşundan yani 2012 yılından beridir görev yapıyorum, pozisyonum ise yönetici ortaktır, davalı ile 2023 yılının hatırladığım kadarıyla Ağustos-Eylül aylarında tanıştım, 2024 yılının Şubat ayında da resmi olarak davalı çalışmaya başlamıştır, davalı ile görüştüğüm sırada davalı ... Ortaklığında çalışıyordu, biz avukatlık ortaklığı olarak genelde yabancı müvekkillerle çalışıyoruz, bu şekilde çalışan çok fazla avukatlık ortaklığı yoktur, bu sebeple çalışanlar bu ortaklıklar arasında transfer edilebilirler, bizim avukat ihtiyacımız olması sebebiyle dava dışı ... ile görüştük, bu zaman diliminde henüz davalı ile bir görüşmemiz olmuştu ancak resmi olarak anlaşmamız olmamıştı, verdiğimiz ilan sonucunda görüşmek istediğimiz 3 aday kalmıştı, görüşmek istediğimiz adaylar arasında dava dışı ...'de vardır, ... Bey ile ben sonrasında birebir görüştüm, bu dönemde ...'ın bu görüşmeye herhangi bir dahili olmamıştır, sadece ben ...'a ... Bey ile görüşeceğimi, eski çalıştığı yerden gelen bir avukat olduğunu söyledim, bunun üzerine bana eski ortaklıkta imzalamış olduğu sözleşme gereği sürece dahil olmam uygun değil diyerek sadece iyi bir çalışan olduğunu beyan etti, bundan sonraki süreci de ben ve insan kaynakları beraber yürüttük, bu süreçte ...'ın herhangi bir dahili ve yönlendirmesi olmamıştır, davalı ... Avukatlık Ortaklığında ortak olarak görev yapmaktadır, yani hisse sahibidir, ancak ... ile ilgili işe alım süreci başlattığımızda ... henüz bizim ofisimize katılmamıştır, ... Bey katıldıktan sonra ... Bey ile hemen hemen anlaşmaya varmış durumdaydık ve ...'in işe alım kararını ben kendim verdim, o dönemde işe yeni başlamış olan davalıya ise sadece bu kişi ile ilgili karakteri ile ilgili genel bir soru sordum, kendisinin iyi bir çalışan olmasının ötesi dışında herhangi bir beyanda bulunmamıştır," şeklinde beyanda bulunmuştur. Haksız Rekabet Konusunda Uzman Bilirkişi ... tarafından 22/01/2026 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Davacı ile davalı arasındaki iş sözleşmesindeki ilgili hükme göre davalının, iş ilişkisinin sona ermesinden sonra 1 yıl boyunca davacının mevcut çalışanları ile doğrudan veya dolaylı yöntemlerle yahut kendisi veya üçüncü şahıslar namına veya hesabına iletişime geçmeyeceğini, söz konusu kişilere iş teklifinde bulunmayacağını, onları işe almayacağını yahut onların işe alınmasını sağlamayacağını, onları mevcut işlerinden ayrılmaları yönünde ayartmayacağını, kendilerine bu yönde telkinde bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt ettiği, Davalının, davacı ortaklıktaki çalışmasının 31.12.2023 tarihinde sona erdiği, Dava dışı ...'in, davacı ortaklıktaki çalışmasının 07.11.2023-11.03.2024 tarihleri arasında olduğu, 18.03.2024 tarihinden itibaren davalının bulunduğu dava dışı ... Avukatlık Ortaklığı bünyesinde çalıştığı, Buna göre dava dışı çalışanın, davalının işten ayrılma tarihinden sonraki | yıllık süre içinde olmak üzere 18.03.2024 tarihinden itibaren davalının bulunduğu dava dışı ... Avukatlık Ortaklığı bünyesinde çalıştığı, Davalı tarafından, dava dışı bu çalışanın işe alım süreci ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı yönünde beyanda bulunulduğu, dava dışı çalışan ile Davalı tanığı ...'in de aynı istikamette beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, davalının, sözleşmedeki hükme rağmen, dava dışı ...'i istihdam etmek suretiyle cezai şart ödemekle yükümlü olduğu yönünde kanaat ve iddia ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Davalı tarafından, ilgili sözleşme hükmünün tip iş sözleşmesi ile düzenlenen genel işlem şartı olduğu, anayasal güvence altında olan iletişim, girişim ve çalışma hürriyetini sınırladığı, TBK'nın 444 vd. hükümlerine açıkça aykırı olduğu, rekabet hukuku kapsamında kartel anlaşması niteliğinde olduğu, cezai şart tutarının fahiş olduğu, sözleşme maddesinde net ücretin mi, brüt ücretinin mi cezai şarta esas alınacağının düzenlenmediği, bu nedenlerle hukuken geçersiz olduğu yönünde kanaat ve savunma ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. İddia, savunma, delillerin değerlendirilmesi, hukuki yorum, değerlendirme ve takdir yetkisi mahkemede olmakla birlikte talep doğrultusunda ilgili sözleşme hükmü uygulanmak suretiyle hesaplama yapılarak aşağıda sunulacaktır. Hukuki yorum, delillerin takdiri ve taleplere hak kazanma konularının karara bağlanması hususları Mahkemenin takdirinde olmakla, talep edilen alacak için hesaplamalar yapılmıştır. Cezai şart bedelinin tespiti İlgili sözleşme hükmünde, aykırılığın karşılığı olarak çalışana işveren tarafından “Ödenen son aylık ücretin 6 katı tutarında cezai şart” ödeneceği kararlaştırılmıştır. Dosyada mevcut bordrolara göre dava dışı ...”e davacı tarafından son ödenen ücretin: Brüt: 124.876,45 TL ve Net: 88.201,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Brüt ücret hesabı: Çalışanın son çalıştığı ay olan 2024 Mart ayında 11 gün için ödenen brüt 45.788,03 TL / 11 gün x 30 gün = 124.876,45 TL olarak hesaplanmıştır. Hesaplama Yargıtay'ın, işçinin son ücretinin hesaplanmasına dair ilkeleri doğrultusunda yapılmıştır. İlgili sözleşme hükmünde ücretin net veya brüt olduğu yönünde bir belirleme yapılmamış olup, seçenekli olarak hesaplama yapılarak mahkemeye sunulması gerektiği anlaşılmıştır. Buna göre: Seçenek- l Net ücretin esas alınması halinde: 88.201,00'TL x 6 = 529.206,00 TL Seçenek-2: Brüt ücretin esas alınması halinde: 124.876,45 TL x 6 = 749.258,70 TL. İddia, savunma, delillerin değerlendirilmesi ile talep edilen alacak ve TBK madde 182/3 hükmü doğrultusunda yapılabilecek indirim konularındaki hukuki yorum, değerlendirme ve takdir yetkisi mahkemede olmakla, davalının sorumluluğu veya davacının hak kazanması yönünde bir hukuki değerlendirme ve kanaat belirtmeksizin mahkemece verilecek karar ihtimallerine binaen davacının takip konusu talepleri hesaplanmış ve aşağıdaki tablo ile sunulmuştur.¸ *Seçenek-1: Net ücretin esas alınması halinde, **Seçenek-2: Brüt ücretin esas alınması halinde." şeklinde rapor düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterli görülmektedir. TBK'nın 445. maddesi uyarınca; rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir. "... rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığının veya aşırı nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir..."Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 10.04.2019 tarihli 2018/1393 E., 2019/2838 K. "...Ancak;6098 sayılı TBK.’nın 182/ son maddesi gözönünde bulundurularak; kararlaştırılan cezai şartı fahiş olup olmadığı hususunda re'sen araştırma yapılarak bir değerlendirme yapılması, fahiş olduğu takdirde cezai şartta indirim yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu hususda hiç değerlendirme yapılamadan eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf bu yönden kabulü ile HMK 353(1)b-2 uyarınca hükmün kaldırılmasına tek geçim kaynağı emeği ve bunun karşılığında aldığı maaşı olan işçinin rekabet etmeme taahhüdüne aykırı davranması karşılığında öngörülen 12 aylık brüt maaşına denk gelen cezai şartın fahiş olduğu ,hakkaniyet gereği, cezai şart takdiren % 60 oranında tenkis edilmesi hak ve nesafet kurallarına daha uygun olacağından, 7.290-TL nin cezai şart olarak davalıdan ihtarnamenin tebliği tarihi 22.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline ,fazla istemin tenkis nedeniyle reddine ,fazla istem tenkis nedeniyle reddolunduğundan davalı yararına vekalet ücreti ve yargı giderine hükmolunmamasına karar verilmiştir..." T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2018/962 Esas, 2019/1439 Karar. Somut olayda; davalının 30/03/2021 tarihinde yapılan Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi ile davacı şirkette çalıştığı, davalının davacı ortaklıktaki çalışmasının 31.12.2023 tarihinde sona erdiği, dava dışı ...'in, davacı ortaklıktaki çalışmasının 07.11.2023-11.03.2024 tarihleri arasında olduğu, 18.03.2024 tarihinden itibaren davalının bulunduğu dava dışı ... Avukatlık Ortaklığı bünyesinde çalıştığı, buna göre dava dışı çalışanın, davalının işten ayrılma tarihinden sonraki 1 yıllık süre içinde olmak üzere 18.03.2024 tarihinden itibaren davalının bulunduğu dava dışı ... Avukatlık Ortaklığı bünyesinde çalıştığı, davacı ile davalı arasında yapılan belirsiz süreli iş sözleşmesinin Başka İşte Çalışma ve Rekabet Yasağı, Ayartmama yükümlülüğü yasağının zaman ve kapsam bakımından belirli olduğu, çalışanın, işveren ile arasındaki hizmet sözleşmesinin sona ermesi halinde işverenin uzmanlık konularının yer aldığı sınırları içerisinde, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 1 yıl süre boyunca işverenin gerek mevcut çalışanları gerek işverenin herhangi bir sebeple avukatın iş ilişkisinin sona ermesinden önceki 1 yıl içinde iş ilişkisini kestiği çalışanları ile doğrudan veya dolaylı yöntemlerle kendisi yahut üçüncü şahıslar namına veya hesabına iletişime geçmeyeceğini, söz konusu kişilere iş teklifinde bulunmayacağını, onları işe almayacağını veya onların işe alınmasına aracı olmayacağını, onları mevcut işlerinden ayrılmaları yönünde ayartmayacağını, kendilerine bu yönde telkinde bulunmayacağını peşinen kabul eder düzenlemesinin bulunduğu ve bu düzenlemeyi kabul ettiği, yine sözleşmenin ilgili maddesine göre rekabet etmeme borcuna aykırı davranması halinde işverene son brüt ücreti üzerinden hesaplanacak 6 aylık ücretinin toplamı kadar cezai şart ödemeyi kabul ettiği hususlarının hüküm altına alındığı, davalının işten ayrıldıktan 1 yıl içerisinde dava dışı ...',in davalının çalışmaya başladığı avukatlık ortaklığında çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Davaya konu olan sözleşmede belirlenen haksız rekabete ilişkin düzenleme dosya kapsamında ihlal edilmiştir. Sözleşmede yer alan rekabet yasağı hükmü geçerli olup, Sözleşmede rekabet yasağı iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 1 yıl süre ile sınırlandırılmıştır. Bu nedenle sözleşmede TBK'nın 445. maddesi kapsamında da kanuna aykırılık yoktur. TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Dosya kapsamından; davalının, davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra yeni işyerinde de aynı iş kolunda çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanması, davacı işverene önemli zarar verebilme ihtimalini taşımakta olup, zarar ihtimalinin varlığı ise rekabet yasağına aykırılığın kabulü için yeterlidir. Bu nedenle davalının sözleşmenin rekabet yasağı hükmünü ihlal ettiği, toplam cezai şart miktarı olarak bilirkişi raporunda; davalının en son kabul edilecek maaş türüne göre brüt ücreti ve net ücreti üzerinden 6 katı olarak hesap edilmiş olup düzenlenen raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarını belirlerken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Buna göre davalının ve dava dışı işçinin; davacı ve dava dışı işyerindeki çalışma süreleri gözetildiğinde işten ayrıldığında 88.201,00-TL net ücret alan dava dışı çalışan ... Güner'in 6 aylık net ücretine tekabül eden 529.206,00-TL cezai şart tazminatı fahiş kabul edilmiştir. Bu nedenle kararlaştırılan cezai şarttan %40 oranında tenkis yapılması somut olaya uygun görülmüş olup, cezai şart tutarı takdiren 6 aylık ücret tutarı olan 529.206,00-TL'nin %40'ı oranında indirim yapılması sonucunda 317.523,60-TL olarak hesaplanmıştır. Diğer yandan sözleşmede öngörülen cezai şarttan TBK'nın 182/3. maddesi hükmü doğrultusunda tenkis yapılması hakimin takdirine bağlı olup, tenkis nedeniyle reddedilen kısım bakımından dava kabul edilmiş gibi yargılama giderine hükmedilmiş olup reddedilen miktar üzerinden davalı taraf lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; davacının 317.523,60 TL cezai şart alacağının 10.000,00-TL'sine 05/07/2024 tarihinden itibaren, 307.523,60-TL'sine ıslah tarihi olan 24/02/2026 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 21.690,04-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 9.094,34-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 12.595,70-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 2.080,00-TL'nin davadaki haklılık durumuna göre 1.248,00-TL'sinin davalıdan, geri kalan 832,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 50.804,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 427,60-TL Peşin/nisbi Harcı, 8.666,74-TL Islah Harcı, olmak üzere toplam 9.521,94-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 6.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 284,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 6.284,50-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.770,70-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan; 840,00-TL tebligat giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 504,00-TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davalı üzerinde bırakılmasına, 8-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 15/04/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/137, K. 2026/230, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-137-e-2026-230-k-96283a2a7ad8