İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/127 E. 2026/389 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/127
Karar No
2026/389
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/127 Esas - 2026/389 T.C. ANKARA 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA Esas No : 2025/127 Karar No : 2026/389

.... Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin Dava Tarihi : 17/08/2021 Karar Tarihi : 23/09/2026 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 23/09/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilin birçok tanınmış oyun ve oyuncağın yaratıcı olduğunu, 50 yıldır piyasada olan .... isimli kağıt oyunun dünya çapında hak sahibi olduğunu, oyunu popülerleştirip klasik haline getirdiğini, oyunun ambalaj ve kart tasarımlarının grafik eser niteliğinde olduğunu, .... markası,.... sayılı şekil markası sahibi olduğunu, müvekkilce.... markalarına karıştırma ihtimali nedeni ile reddi için başvuruda bulunduğunu, itirazın .... kararı ile hatalı şekilde reddedildiğini, davaya konu başvurunun kötü niyetle yapıldığını, tescilin SMK 6/9 uyarınca tümden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davaya konu başvurunun müvekkil marka/şeklin varlığını bilme veya bilebilecek durumda olduğunu, müvekkil ambalaj ve markasını taklit eden davalının marka başvurusunu kendi yarattığını iddia etmesinin mümkün olamayacağını, davalının ... adlı internet sitesi incelendiğinde müvekkil gibi aynı oyun ve oyuncak sektöründe olduğunu, dilekçe ekinde sunulan 10/03/2021 tarihli uzman görüşünde görüldüğü üzere davalının müvekkil eser korumasına dahil ambalaj ve kart tasarımlarını birebir kopyaladığını, müvekkil markasını çağrıştıracak ...kelime unsuru kullanarak müvekkilden haberdar olduğunu gösterdiğini, ... ibaresinin İspanyolca ve İtalyanca BİR anlamına ...ibaresinin İtalyanca İKİ anlamına geldiğini davalının bu şekilde müvekkil oyunun devamı ve seri markası izlenimi yaratacak kelime unsuru içerdiğini, markasında yer alan dünyanın en sevilen aile kart oyunu ibaresi ile müvekkil markasını çağrıştırmak istediğini, müvekkil kart oyunun 2017 yılında resmi olarak dünyanın en çok satılan kart oyunu seçildiğini, marka başvurusunun kırmızı kutu ambalaj şeklini, gölgeli harfler ile oluşturulmuş marka yerleştirmesini, kart tasarımlarını birebir kopyalayarak müvekkil telif haklarını ihlal ettiğini,...sayılı be ..... tarafından verilen kararda tecavüz ve haksız rekabet kararı tespitine verildiğini, müvekkil markasının tanınmış marka olduğunu, davalının müvekkilin tanınmışlık düzeyi nedeni ile haksız yarar sağlayacağını, itiraza konu markanın daha düşük kalitede oyun kartlarında kullanılması halinde müvekkil markasının itibarına zarar vereceğini, davaya konu marka başvurusu ile müvekkil markalarının benzer ve aynı mal ve hizmetleri kapsaması nedeni ile tümden reddinin gerektiğini, markalar arası benzerliğin değerlendirmesinde karşılaştırmaya konu markanın asli, baskın ve ayrıt edici unsurlarının belirlenmesi gerektiğini, ayırt edici olmayan unsurların göz önüne alınmaması gerektiğini, davalı markasında benzer ... ayırt edici baskın kelime unsuru bulunduğunu diğer ibarelerin tali olduğunu, bu ibarenin görsel işitsel ve kavramsal olarak ... ibaresine benzer olduğunu, kullanıcı grubu düşünüldüğünde ayırt edici olmadığını, bu ibarenin müvekkil markasında olduğu gibi gölgelendirilmiş büyük harflerden oluşturulduğunu ve benzerlik koşulunu sağladığını, davaya konu markanın kapsamında yer alan malların müvekkil ile birebir aynı olduğunu karıştırılma ihtimaline yol açacağını, müvekkil markasını çağrıştıracağını, ekonomik ilişkinin zannını uyandıracağını ifade ederek, ..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... başvuru numaralı, "...dünyanın en sevilen aile kart oyunu 2-10 oyuncu 7+yaş ks ..." ibareli marka başvurusu hakkında verilmiş olan .... sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptaline karar verilmesi talep edildiğini, diğer davalının "...dünyanın en sevilen aile kart oyunu 2-10 oyuncu 7+yaş ks games" ibareli başvuru markası ile davacının iltibas tehlikesi bulunduğunu ileri sürdüğü "...","... stacko şekil" ibareli itiraz markaları karşılaştırıldığında anılan markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intiba, davacıya ait markanın bıraktığı intiba ile aynı olmadığını, söz konusu iki marka örneğinin, aynı firmanın markası/serisi gibi algılanabilecek nitelikte olmadığı gibi, markaların karıştırılma ihtimalleri asla bulunmadığını, başvuru markası içerdiği farklı kelimeler ile bir bütün olarak itiraz markalarıyla kıyaslanamayacak kadar farklı olduğunu ve “...” ibaresi asli unsur olarak dikkat çekmekteyken, davacının itiraz markalarında ise “...” ibaresi asli unsur olarak dikkat çektiğini, bunun yanında, başvuru markasında itiraz markalarında yer almayan farklı kelime unsurları yer almakla birlikte, söz konusu marka apayrı bir tasarıma sahip olduğunu belirterek, Markalar arasında benzerlik bulunmadığından SMK m. 6/4, 6/5 ve 6/6 kapsamındaki itirazlar haklı görülmemiş, markaların aynı veya iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmaması karşısında kötü niyet iddiasının da gerçekleşmediğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahıs vekili cevaplarında özetle; müvekkil KS ....’in, 30 yılı aşkın süredir Türkiye’de oyun ve puzzle üreten köklü bir firma olduğunu, “...dünyanın en sevilen aile kart oyunu” markası için yaptığı başvurunun .... tarafından incelenip Mattel’in tüm itirazlarına rağmen tescil edildiğini, ... ... nun bir denge oyunu, ...’nun ise iskambil temelli bir kart oyunudur; tür, içerik, kullanım ve algı bakımından hiçbir benzerlik olmadığını, .... kararı da dahil olmak üzere yapılan tüm incelemelerde benzerlik bulunmadığının açıkça gösterildiğini, Davacının dilekçesinde sunduğu görsellerin, kendi tescilli markasıyla dahi ilgisi olmadığı ve yanıltıcı şekilde anlam karışıklığı yaratmaya çalıştığını, ....” gibi oyunların tüm dünyada anonimleşmiş bir oyun olup çok sayıda marka altında satıldığını, Davacının bu oyuna veya sayı “1-2” gibi ifadelere sahip çıkması hukuken mümkün olmadığını, sunduğu rapor ve değerlendirmelerin taraflı, bilimsel temelden uzak ve manipülatif olduğunu, müvekkil ambalajı hakkında dava dilekçesinde sunulan görselin manipüle edildiğini ve orijinal ambalajla uyuşmadığını, davanın tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu, markalar arasında hiçbir görsel-işitsel-anlamsal benzerlik bulunmadığını, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Mahkememizin 28/09/2022 tarih ...... sayılı kararı ile "Davanın Reddine," karar verilmiştir. Kararı davacı vekili istinaf etmiştir. .... sayılı kararıyla mahkememiz kararını; "davacı taraf gerek dava konusu başvurunun ilanına, gerekse de dava dilekçesinde, diğer iddialarının yanında, dava konusu başvurunun grafik eser niteliğini haiz ambalaj ve kart tasarımlarının birebir aynısı olduğunu ileri sürerek, başvurunun SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca da tescili engeli bulunduğunu ileri sürmüştür. Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden de , davacının işbu davadaki iddiasının dayanağı ambalaj ve kart tasarımlarının,...'in 4. maddesi kapsamında güzel sanat eserleri arasında sayılan grafik eser vasfını haiz bulunduğu ve mali hak sahibinin davacı olduğu yönündeki .... sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmaktadır. Güzel sanat eserlerinin SMK'nın 6/6 maddesinde geçen herhangi bir fikri mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Mahkemece alınan 10.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacının SMK'nın 6/6 maddesine dayalı iddiası yönünden yapılan incelemede, dava konusu başvuru ile davacının yanın grafik eserleri bir bütün olarak karşılaştırıldıklarında her ne kadar “... – ...” ibareleri birbirinden farklı sözcük unsurları ise de gerek kullanılan kutu yapısı, gerek kutu rengi, gerek “... – ...” kelimelerin yazımında kullanılan harf karakterlerinin yapı ve kalınlığı ile birlikte ibarenin konumlandırılma pozisyonu, gerek ambalaj üzerinde yer verilen oyun kart desen, renk ve grafik yapılarının neredeyse ayniyet düzeyindeki benzerliği gibi hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu marka başvurusunun, davacı yana ait “bir fikri mülkiyet hakkını” taklit eder düzeyde benzerlikler taşıması nedeniyle tüketici nezdinde yanılgı yaratabilecek sonuçlar meydana getirebileceği, ancak mevcut yanılgı halinin başvuru kapsamındaki “Oyunlar ve oyuncaklar. Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil).” malları ile sınırlı olması gerektiği, buna göre sayılan mallar yönünden SMK'nın 6/6 maddesine dayalı koşulların oluştuğu açıklanmış, taraf vekillerinin bu rapora itirazları üzerine yeni bir bilirkişi heyetinden alınan 25.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise, hem dava konusu başvurunun hem de davacının ambalaj görsellerinde yer alan kartların üzerinde rakamların yer aldığı, ancak bu rakamların farklı yerlere konumlandırıldığı ve dava konusu markada çok daha büyük puntolarla yazıldığı, yapılan araştırmalar neticesinde ve davalının cevap dilekçesinde belirtildiği üzere “kart oyunlarının” kutu ambalajlarının görsellerinin birbirine benzer şekilde tasarlandığı, dünyanın en büyük online alışveriş sitelerinden birisi olan ....’da yapılan araştırmalar neticesinde, farklı markalara ait kart oyunlarının ambalajlarının da davacının ambalaj görselleri ile benzer şekilde tasarlandığının anlaşıldığı, yani söz konusu kart oyunları ürününün doğası gereği ambalajlarında kart görsellerine yer verildiği, davacının SMK'nın 6/6 maddesine dayalı iddiasının dayanağı ambalaj görsellerinin kart oyunları sektöründe davacıya özgülenmiş tasarımlar olmadığı hususları dikkate alındığında, davacının SMK 6/6 maddesi kapsamında yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, mahkemece iki farklı heyetten alınan bilirkişi raporlarında, davacının SMK'nın 6/6 kapsamında ileri sürdüğü iddiası bakımından farklı sonuçlara ulaşılmış olup mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve gerekçesi dahi açıklanmaksızın ikinci bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde mahkemece yapılması gereken, yukarıda bahsi geçen bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği" şeklindeki gerekçe ile kaldırılmasına karar vermiştir. Mahkememizce kaldırma kararı gereğince dosyanın işbu esasa kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Dosya değerlendirildiğinde, usul ve yasaya uygun ... ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacının ambalaj görsellerinin sırasıyla 1999 ve 2003 yıllarında yayınlandığı, ABD telif Hakları Ofisi’nde 22.05.2017 tarihinde koruma altına alındığı anlaşılmıştır. Davacının “...+....” ibaresini içeren bir markanın ülkemizde tescilli olmadığı anlaşılmış, başka ülkede de tescilli olduğuna dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan SMK 6/4’e ve Paris Sözleşmesi 1 mükerrer 6’ya göre tanınmış markalar için Türkiye’de tescil şart değildir; yine de hukuken korunurlar. Bununla beraber ... verilen kararda; dava konusu ... markalı ambalaj tasarım ve kartları üzerinde davacının mali hak sahibi olduğu, davacının dayandığı ambalaj ve kart tasarımlarının ise 5846 sayılı Kanun’un 4. maddesinin 6. fıkrası gereğince grafik eser, yani güzel sanat eseri niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Bu karar .... Sayılı kararı ile onanmıştır. Hükümsüzlük Talebi Yönünden Değerlendirme: Markaların Kapsamındaki Emtiaların Aynı/Aynı Türde veya Benzer/İlişkili Olup Olmadıkları; Çekişme konusu markanın tescil kapsamında 28. sınıftaki mal ve hizmetlerin yer aldığı, davacı iddiası kapsamında da bu sınıf yönünden hükümsüzlük istendiği anlaşılmıştır. Hükümsüzlük davasında inceleme, tecavüz davasından farklı olarak, davalı markasının fiili kullanımları üzerinden değil, sicil kaydı ve bu kapsamda tescilli oldukları mal ve/veya hizmetler üzerinden yapılmaktadır. Yapılacak incelemede esas olan sicil kaydında yer alan mal ve/veya hizmetler ile hükümsüzlüğe mesnet gösterilen markaların kapsamında yer alan mal ve/veya hizmetlerin benzer olup olmadığıdır. Somut uyuşmazlıkta, davaya konu marka kapsamında yer alan 28. Sınıf hizmetlerin davacı yanın önceki tarihli markası kapsamında aynı sınıfta yer alan mal ve hizmetler ile aynı ya da aynı türdeki emtialar olup söz konusu mallar bakımından taraf markalarının doğrudan ticari rekabet ilişkisi içerisinde, benzer tüketicilere yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbirleri yerine tercih edilebilir mahiyette markalar oldukları değerlendirilmiştir. Davacı Markası ile Davalı Markalarının İşaret Anlamında Benzer Olup Olmadıkları; Hükümsüzlük iddiası bakımından inceleme, tarafların tescilli markaları esas alınarak yapılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik yaklaşımına göre de karıştırılma ihtimali değerlendirilirken ölçüt, uzman kişiler değil, genel tüketici kitlesidir. Burada aranılan, tüm tüketicilerin karışıklığa düşmesi değil; ortalama dikkat seviyesine sahip tüketicilerin bir kısmında dahi bağlantı kurulması ihtimalinin bulunmasıdır. ABAD’ın ifade ettiği “ortalama tüketici” ne aşırı dikkatsiz ne de olağanüstü özen gösteren kişidir; işareti hatırlama kapasitesi sıradan olan, makul düzeyde dikkat ve algıya sahip bir kitledir. Ayrıca her ürün veya hizmet sınıfı, tüketicinin dikkat seviyesini farklılaştırabileceğinden, ilgili mal ve hizmet grubunun niteliği de değerlendirmeyi etkilemektedir. Somut olayda taraf markaların da benzer bulunan 28. sınıftaki malların alıcıları; yetişkinler kadar çocuk ve genç bireyleri de kapsayabilen, yaş, eğitim ve gelir düzeyi bakımından geniş bir tüketici yelpazesidir. Bu malların yüksek dikkatle seçilen ürünler olmadığı da dikkate alındığında, değerlendirmede esas alınacak kitlenin ortalama dikkat düzeyine sahip tüketiciler olduğu kabul edilmelidir. Markalar arasındaki benzerliğin ve dolayısıyla SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi için işaretlerin görsel, fonetik ve kavramsal yönlerden tümüyle karşılaştırılması gerekir. Görsel karşılaştırmada yazım tarzı, harf dizilimi, işaretlerin konumlandırılışı ve grafik sunumu gibi unsurlar dikkate alınırken; fonetik değerlendirmede markaların ilgili dilde nasıl telaffuz edildiği, özellikle başlangıç seslerinin benzerliği önem taşır. Kavramsal değerlendirmede ise markalarda yer alan kelime veya ibarelerin ortalama tüketici bakımından anlamlı olup olmadığı ve benzer çağrışımlar yaratıp yaratmadığı incelenir. Hatta markalar arasında çeşitli noktalarda farklılıklar bulunsa bile, genel izlenim tüketicinin bu iki işaret arasında bağlantı kurmasına elverişli ise karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu sonucuna varılmalıdır. Zira tüketici, aldığı mal veya hizmetin farklı bir işletmeye ait olduğunu bilse dahi, her iki marka arasında ekonomik veya kurumsal bir bağ olduğu kanaatine kapılabiliyorsa, bu durum dahi iltibasın varlığı için yeterlidir. Dava konusu ...ibareli marka, dikdörtgen prizma formunda, ön yüzü ağırlıklı olarak doygun kırmızı bir zemin üzerine inşa edilmiş bir kart oyun ambalajıdır. Ambalajın ön yüzünde markanın esas unsuru niteliğinde olan “...” ibaresi, büyük puntolu, kalın hatlı, üç boyut etkisi verilmiş beyaz renkte konumlandırılmıştır. Bu ibare ambalaj yüzeyinde baskın ve dikkat çekici şekilde yer almakta olup genel intiba üzerinde en güçlü etkiyi yaratan öğedir. Ön yüzeyde “...” ibaresinin hemen altında, daha küçük puntolarla “Dünyanın en sevilen aile kart oyunu” ifadesi bulunmaktadır. Bu ifade yardımcı nitelikte olup, markaya tanımlayıcı bir nitelik kazandırmakta ve ürünün türüne dair açıklama sağlamaktadır. Ambalajın üst şeridinde, kırmızı zemin üzerinde yeniden “...” ibaresi tekrarlanmış olup bu bölümde küçük ikonlar şeklinde farklı renkte (mavi, kırmızı, sarı, yeşil) kart görüntüleri yer almaktadır. Bu ikonlar, ürünün oyun kartlarından oluştuğunu ima eden görsel unsurlardır ve tasarımın yardımcı öğeleri niteliğindedir. Ambalajın sağ üst köşesine yakın bölümde “2–10 oyuncu | 7+ yaş” bilgileri yer almakta olup bunlar da ürün özelliklerini tanımlayan yardımcı nitelikli ifade ve sembollerdir. Aynı doğrultuda sağ alt köşeye yakın bir bölmede “KS Games” ibaresi içeren çok renkli logo bulunmaktadır; bu logo ambalajın marka kaynağını gösteren ayrı bir işaret niteliğindedir. Ön yüzeyin alt bölümünde, farklı renklere sahip (mavi, kırmızı, sarı, yeşil, siyah zeminde çok renkli sembol) oyun kartlarına ait görseller iç içe geçmiş şekilde sunulmuştur. Bu görseller ürünün karakteristik kullanım alanına işaret eden tasarım unsurları olup, markanın esas unsuruyla birlikte genel intiba üzerinde destekleyici rol üstlenmektedir. Ambalajın yan yüzeylerinde dikey biçimde yerleştirilmiş “...” ibaresi tekrar edilmekte, aynı kırmızı zemin ve beyaz tipografi devam ettirilerek bütünlük sağlanmaktadır. Bu tekrarlar, markanın ambalaj üzerinde çoklu konumlandırılması yoluyla ayırt edici unsurun güçlendirildiğini göstermektedir. Genel görünüm itibarıyla ambalaj; kırmızı zemin, büyük puntolu beyaz “...” ibaresi, renkli kart görselleri ve üretici logosu ile ayırt edici bir bütünlük sunmakta, tüketici nezdinde baskın unsur olarak “...” kelime işaretini belirgin şekilde öne çıkarmaktadır. Dolayısıyla marka esas unsuru ...ibaresidir. Davacı markası ... figüratif halde olmayıp beyaz zemin üzerinde büyük siyah harfler ile ... ibaresinden oluşmuştur. Davacı markası ise dikey doğrultuda uzatılmış dikdörtgen prizma formunda olup, ön yüzey genel olarak kırmızı zemin üzerine kurulmuştur. En üst bölümde esas marka unsuru niteliğindeki “...” ibaresi, büyük puntolu, eğimli yazım karakteriyle, sarı renkte konturlu ve beyaz dolgulu biçimde yer almakta, hemen altında ikinci düzeyde konumlandırılan ...” ibaresi yine büyük puntolu, üç boyut etkisi verilmiş sarı renkte sunulmaktadır. Her iki kelime birlikte ambalajın baskın görsel ağırlığını oluşturmakta ve tüketici algısında en belirgin unsuru teşkil etmektedir. Ön yüzeyin orta ve alt bölümlerinde, ürünün kullanımını temsil eden blokların bir kule şeklinde üst üste dizilmesini gösteren grafikler bulunmaktadır. Bu bloklar sarı, kırmızı, mavi ve yeşil zemin renklerine sahip olup üzerinde ... oyununa özgü olduğu anlaşılan 1, 2, 3, 4 rakam sembolleri yer almaktadır. Bu blokların sıralanışı, farklı açılardan görselleştirilmiş şekilde tekrar edilerek ambalajın yüzeyinde çoğul sunumlarla desteklenmiştir; bu görseller yardımcı nitelikli olup esas marka unsurunu tamamlayıcı rol üstlenmektedir. Ambalajın sağ tarafında küçük puntolarla yaş grubu ve oyuncu sayısına ilişkin “For ages 8 and older / For 2 or more players” ifadeleri bulunmaktadır. Bu yazılar üretim veya oyun kategorisine dair açıklayıcı nitelikte yardımcı unsurlardır. Ön yüzün alt bölümünde “Includes 51 blocks, ... cube, loading tray” ibaresi ürün içeriğine ilişkin tanımlayıcı bilgi sunmaktadır. Ambalajın sol alt köşesinde küçük bir panel içinde, ... renk sistemi ve oyunun kuralları ile ilgili açıklamalar yer almakta; bu panelin altında iki çocuğun ürünü oynarken gösterildiği bir fotoğraf bulunmaktadır. Bu alan, ürünün kullanım amacına dair bilgi veren yardımcı niteliği haiz unsurlardır. Ambalajın sağ alt köşesinde ... temalı renkli bir zar görseli yer almakta; bu görselin yanında ...!” ibaresi bulunmaktadır. En alt bölümde, ambalajın sağ ucunda üretici kaynağını gösteren Mattel logosu kırmızı zemin üzerine beyaz tipografik marka işareti şeklinde yer alır. Genel görünüm itibarıyla ambalaj; kırmızı zemin üzerinde ... ibaresinin baskın konumlandırılması, alt seviyede .... ibaresinin tamamlayıcı biçimde eklenmesi ve bunları çevreleyen çok renkli blok-kule görselleriyle güçlü bir bütün oluşturmakta, tüketici nezdinde ayrıştırıcı nitelikte esas marka unsuru olarak “...” ibaresini öne çıkarmaktadır. Markalar kavramsal açıdan ele alındığında, davacı tarafa ait “...” ibaresinin İtalyanca’da “bir” anlamına geldiği, “....” ibaresinin ise İngilizce’de “yığın, istif” kavramlarını çağrıştırdığı anlaşılmıştır. Davalıya ait “...” ibaresi ise, Latin kökenli dillerde “iki / ikili” anlamlarıyla ilişkilendirilen bir kelime olup sayısal bir değer ifade etmektedir. Bu itibarla, taraf işaretlerinin ifade ettiği kavramlar bakımından, her birinin farklı bir sayısal değere (“bir” – “iki”) veya farklı bir tasvirî içeriğe (“....”) işaret ettiği, dolayısıyla aynı anlam alanına düşmeyen, birbirinden ayrışan kavramsal içeriğe sahip oldukları anlaşılmaktadır. Ortak bir kavramsal çekirdekten söz edilemeyeceği gibi, tüketici nezdinde bu işaretler arasında kavram bakımından bağlantı kurulmasını gerektirecek bir yakınlık da bulunmamaktadır. İşitsel (fonetik) açıdan bakıldığında, davalı markası “...” ibaresi genel olarak “... şeklinde, davacıya ait “...” ibaresi ....” hece bölünmeleriyle telaffuz edilmektedir. Bu telaffuz biçimleri değerlendirildiğinde, her üç ibarenin de ilk sesleri, hece yapıları, vurgu yerleri ve ritimleri bakımından farklılaştığı anlaşılmıştır. “...” işaretinde ilk ses “D” harfi ile başlarken, “...” işaretinde ilk ses ....) bambaşka bir fonetik yapı yaratmaktadır. Kaldı ki “...” ve “...” her ne kadar üç harfli kısa işaretler olsa da, kısa kelime markalarında ilk harf ve ilk seslerdeki farklılığın, ortalama tüketicinin işaretleri ayırt etmesinde çok daha belirleyici olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle, fonetik düzeyde işaretler arasında karıştırılabilir nitelikte bir benzerlikten söz edilemeyecektir. Görsel açıdan yapılan değerlendirmede, davalıya ait “...” ibaresi ile davacı işaretleri “...” ve “... ....”nun esas unsurlarının her ne kadar üç harften oluştuğu anlaşılmış ise de, bu üç harfin dizilişinin, kelime formunun ve genel görsel algısının farklı olduğu anlaşılmıştır. “...” ibaresi “...” harf sıralaması ile, “...” ibaresi “...” dizilimi ile sunulmaktadır. İlk iki harfin farklı oluşu, özellikle kısa kelime markalarında, işaretin görsel hafızada bıraktığı izlenimi kökten farklılaştıran bir unsurdur. Son harfin ortak olması tek başına görsel yakınlık yaratmaya yeterli değildir. Diğer yandan “...” ibaresi, harf sayısı, kelime uzunluğu, ünsüz–sesli dağılımı ve kelime silueti itibarıyla “...” işaretinden tamamen farklı, daha uzun ve kompleks bir yapı sergilemektedir. Markaların tipografik düzenleri, yazım karakterleri, ambalaj üzerindeki yerleşimleri ve yardımcı unsurlarla birlikte oluşturdukları bütünlüklü görünüm de dikkate alındığında, genel görünüm itibarıyla örtüşen veya karışıklığa elverişli bir benzerlikten söz edilememektedir. Tertip tarzlarına bakıldığında, davalı markasının tek kelimeden oluşan sade bir yapı sunduğu; davacı markalarının ise “...” ve “... ....” biçiminde, zaman zaman birden fazla kelime unsurunun birlikte kullanıldığı, farklı grafik ve kelime kombinasyonlarına yer verildiği anlaşılmaktadır. Bu durum, ambalaj düzeyinde de işaretlerin birbirinden kolaylıkla ayırt edilmesine katkıda bulunmakta, ortalama tüketicinin ilk bakışta markaları farklı ticari kaynaklarla ilişkilendirmesini kolaylaştırmaktadır. Tüm bu kavramsal, işitsel ve görsel değerlendirmeler bir arada ele alındığında, davalıya ait “...” markası ile davacıya ait “...” ve “... ....” markaları arasında, SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ihtimaline yol açacak yoğunlukta ve nitelikte bir benzerlik bulunduğu söylenemez. Taraf işaretlerinin; Anlam dünyalarının farklı olması (bir – iki – yığın), Telaffuzlarının ses dizilişi, ritmi ve vurgusu bakımından ayrışması, Kısa ibarelerde belirleyici olan ilk harf ve ilk seslerin farklılaşması, Kelime uzunluğu, harf kompozisyonu ve tertip tarzı itibarıyla genel izlenimlerinin ayrık olması sebebiyle, ortalama dikkat seviyesine sahip ilgili tüketici kitlesi nezdinde bu markalar arasında ekonomik veya kurumsal bir bağ bulunduğu yönünde bir kanaatin oluşması beklenmemektedir. Bu itibarla, dava konusu “...” markası ile davacı “...” ve “... ...” markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal düzeyde karıştırılma ihtimalini doğuracak bir benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Tanınmışlık İddiaları Kapsamında Değerlendirme: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu tanınmış markaların korunmasına ilişkin hükümleri 6/4 ve 6/5. fıkralarda iki farklı düzlemde düzenlemektedir. SMK m. 6/4 kapsamında, Paris Sözleşmesi’nin 1 mükerrer 6. maddesinde yer alan tanınmış markalar ile aynı veya benzeri markaların, aynı veya benzer mal ve hizmetleri kapsaması halinde, ilgili markanın Türkiye'de tescilli olup olmadığına bakılmaksızın, itiraz üzerine reddedilmesi öngörülmüştür. Buna karşılık SMK m. 6/5 hükmü, Türkiye’de belli bir tanınmışlık düzeyine ulaşmış tescilli markalara daha geniş bir koruma tanımakta; başvuru konusu markanın aynı, benzer veya hatta farklı mal ve hizmetleri içermesi halinde dahi, belirli koşullar gerçekleştiği takdirde tescilin engellenmesine imkân vermektedir. Bu ikinci rejim bakımından, markalar arasında benzerlik bulunmasının yanı sıra, haksız yararın ortaya çıkması, markanın itibarının zarar görmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi tehlikelerinden en az birinin somut olayda mevcut olması gerekir. Öğretide ve Yargıtay içtihatlarında, tanınmış markadan haksız yarar sağlanmasının, esasen tanınmış markanın sahip olduğu olumlu imajın yeni başvuruya taşınması ihtimaline dayandığı; itibara zarar verme olgusunun ise markaya olumsuz çağrışımlar yüklenmesi sonucunda marka sahibinin ekonomik menfaatinin zedelenmesi anlamına geldiği belirtilmektedir. Ayırt edici karakterin zedelenmesi (sulandırma) ise, sonraki işaretin tanınmış marka ile zihinsel bir bağ kurdurması ve bunun markanın reklam gücünü zayıflatması halinde söz konusu olur. Ancak tüm bu risklerin değerlendirilmesinde ön koşul, önceki marka ile sonraki marka arasında en azından ayırt edilebilecek ölçüde bir benzerliğin veya düşünsel bağlantının bulunmasıdır. Bu benzerlik ortadan kalktığında, tanınmışlık temelli korumayı harekete geçiren mekanizma da doğal olarak işlevsiz hale gelir. Somut uyuşmazlıkta, davacıya ait “...” markasının özellikle “oyun kartları” mal grubu bakımından ülkemizde ve dünya çapında bilinir nitelikte olduğu, dosya kapsamındaki delillerden ve çeşitli idari/ yargısal kararlardan anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, dava konusu “...” ibaresi gerek görsel ve işitsel özellikleri gerekse kavramsal çağrışımı itibarıyla “...” markasından tamamen farklı bir algı yaratmakta olup, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalini veya taraflar arasında ekonomik bağlantı düşüncesini uyandırabilecek nitelikte bir benzerlik bulunmamaktadır. Keza davacı markasına özgü grafik unsurların, renk kombinasyonlarının veya tanınmış oyunun ayırt edici görsel özelliklerinin başvuruya yansıtıldığına dair somut bir tespit de mevcut değildir. Bu çerçevede, Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markaların Türkiye’de tescilli olma şartı aranmaksızın korunabileceği kabul edilmekle birlikte, 6/4 kapsamında korumanın tetiklenmesi için aranan markalar arası benzerlik eşiği somut olayda karşılanmamıştır. Aynı şekilde, 6/5 hükmünün uygulanabilmesi için gerekli olan tanınmışlık–benzerlik–risk üçlüsünden “benzerlik” unsuru mevcut olmadığından, haksız yarar ihtimali, itibar zedelenmesi veya ayırt edici karakterin sulandırılması gibi ileri düzey tanınmış marka risklerinin değerlendirilmesine geçilmesini haklı kılacak bir zemin bulunmamaktadır. Neticede, davacı markalarının oyun kartları alanındaki yüksek bilinirliği kabul edilmekle birlikte, “...” markasının ayırt edici karakterine veya itibarına zarar verebilecek, yahut bu markadan imaj transferi suretiyle haksız yarar sağlayabilecek nitelikte bir benzerliğin “...” ibaresiyle kurulamadığı; bu nedenle gerek Paris Sözleşmesi uyarınca gerekse SMK m. 6/4 ve 6/5 hükümleri kapsamında ileri sürülen itiraz gerekçelerinin somut olay bakımından uygulama alanı bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 6769 Sayılı SMK’nın 6/6 Bendi Kapsamında Değerlendirme: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. maddesinde sınırlı sayıda sayılan nispi ret nedenlerinden biri, 6/6 hükmü ile başka bir hak sahibine ait kişi ismi, ticaret unvanı, fotoğraf, telif hakkı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkının marka olarak tescil edilmesinin, hak sahibinin itirazı halinde reddedilmesini öngörmektedir. Bu düzenleme, marka hukukunun diğer nispi ret kategorilerinden farklı olarak, önceki tarihli ve bağımsız bir fikri mülkiyet veya kişilik hakkının varlığına dayanır. Hükmün ortak paydasını oluşturan unsurlar; söz konusu hakların tescilli veya hukuken korunur nitelikte olması ve başvuruya konu markada bu hakların izinsiz biçimde yer almasıdır. Ayrıca bu hakların kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmış olması aranmaz; yeterli olan, önceki hak sahipliğinin hukuken tanınmış olmasıdır. Uygulamada SMK 6/6 kapsamına; tescilli ticaret unvanları, işletme adları, tescilli tasarımlar, patent ve faydalı model hakları, coğrafi işaretler, fotoğraf üzerindeki kişilik hakları ile FSEK kapsamında korunan grafik eser, logo, karakter tasarımı, ambalaj düzeni gibi telif konusu unsurlar girmektedir. Yargıtay da “ticaret sırasında kullanılan işaret” kavramının geniş yorumlanması gerektiğini, ticaret unvanı ve işletme adlarının yanı sıra telif hakkı ve benzeri fikri mülkiyet haklarının da bu kapsamda SMK 6/6’ya dayanak teşkil edebileceğini kararlarında vurgulamaktadır. Bu nedenle bir markanın, daha önce yaratılmış ve hukuken korunan bir fikri mülkiyet değerini içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescilin engellenmesi mümkündür. Nitekim öğretide sıkça örnek verilen durumlarda, bir çizgi karakterin, grafik tasarımın, ünlü bir eserin adının veya özgün ambalaj tasarımının üçüncü kişilerce marka olarak tescil edilmek istenmesi, SMK 6/6 kapsamında telif hakkı sahiplerine itiraz hakkı vermektedir. Yargıtay’ın gerçek kişilere ait isimlerin izinsiz tescili yönündeki hükümsüzlük kararları da, maddenin kişisel ve ekonomik değer taşıyan ad ve tanınmışlık unsurlarını koruyan boyutunu açıkça göstermektedir. Somut olaya benzer uyuşmazlıklarda mahkemeler, önceki hakka konu unsurun gerçekten korunabilir nitelikte olup olmadığını ve başvuruya konu markanın bu unsuru ne ölçüde içerdiğini incelemektedir. Bu bağlamda .... kaldırılıp Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen kararda; ... markalı oyun kartları ve ambalaj tasarımlarının, 5846 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca grafik eser niteliğinde olduğu ve davacının bu eserler üzerinde mali hak sahibi bulunduğu kabul edilmiştir. Kararda ayrıca, oyunun ambalajının ve kart tasarımlarının üçüncü kişilerce taklit edilmesinin .... anlamında çoğaltma ve işleme haklarının ihlali oluşturduğu; bu nedenle söz konusu grafik unsurların marka başvurularında izinsiz şekilde kullanılmasının SMK 6/6 çerçevesinde tescil engeli oluşturabileceği değerlendirilmiştir. Bu çerçevede SMK 6/6, hem kişilik haklarına hem de fikri mülkiyet haklarına dayalı öncelik iddialarını koruyan özel bir nispi ret nedenidir. İtirazın kabulü için markanın, önceki hakka konu unsuru doğrudan içermesi yeterlidir; ayrıca karıştırılma ihtimaline, benzerlik derecesine veya kullanım sonucu kazanılmış ayırt ediciliğe ilişkin bir ispat yükü aranmaz. Önemli olan, başvuruya konu işaretin, korunmakta olan bir fikri mülkiyet hakkını veya kişilik unsurunu izinsiz biçimde kapsamasıdır. Bu nedenle, SMK 6/6 uygulaması; korunan hakka ait özgün eserin, isim veya unvanın markaya konu işarette hangi yoğunlukta yer aldığı ve tescilin önceki hak sahibinin yararlandığı hukuki koruma alanını ihlal edip etmediği üzerinden belirlenmektedir. Bu bağlamda değerlendirme yapıldığında davalı markası ile grafik eser niteliğinde kabul olunan davacıya ait ... markalı oyunun ambalajları karşılaştırılmalıdır. İki ambalajın karşılaştırmalı analizi, grafik tasarım ilkeleri, genel izlenim testi, ayırt edici unsur değerlendirmesi ve ortalama tüketici algısı çerçevesinden ele alındığında, ...ambalajının ...’nun yerleşik grafik kimliğiyle yüksek düzeyde örtüşen bir görsel bütünlük oluşturduğunu göstermektedir. Her iki ambalajın da aynı tonda kırmızı zemin kullanması, kart görsellerinin alt bölümde yelpaze formunda konumlandırılması, kartların renk paletinin (mavi–kırmızı–yeşil– sarı) aynı kategorik dağılımı taşıması ve ...’nun ayırt edici öğesi niteliğindeki dört parçalı çok renkli dairesel sembolün davalı marka görselinde aynı biçim, perspektif ve yerleşimle tekrar edilmesi, grafik düzen bakımından paralelliği güçlendirmektedir. Ayrıca her iki ambalajda logotipin yüzeyin büyük kısmını kaplayan baskın tipografik bir unsur olarak yer alması, kalın gölge efektleri ve şişkin harf formu gibi benzer tipografik ağırlık dağılımlarının benimsenmesi, kompozisyon bütünlüğünü ...’nun tasarım dili lehine yeniden üretmektedir. Tasarım bağımsızlığı ilkesi açısından değerlendirildiğinde, sayı kartları içeren bir kutu ambalajının çok farklı grafik çözümlerle sunulabileceği açıkken, davalı marka görselinin renk seçimi, kart yerleşimi, sembolik öğeler ve kompozisyon şeması bakımından ...’nun özgün grafik kurgusunu yakından takip ettiği anlaşılmıştır. Ortalama tüketicinin, “kırmızı kutu + büyük logotip + altta sıralı kartlar + dört renkli çark” bileşimini ... ile özdeşleştirmesi olağan olduğundan, davalı marka görselinin genel izlenim itibarıyla ... ürün ailesiyle bağlantılı olduğu yönünde bir çağrışım yaratması kuvvetle muhtemeldir. Bu göstergeler birlikte değerlendirildiğinde, ambalajların kelime unsurundaki farklılığa rağmen, görsel bütünlük, kompozisyon mantığı ve ayırt edici grafik öğeler bakımından yüksek derecede benzerlik taşıdığı, ...ambalajının bağımsız bir grafik dil geliştirmediği ve ...’nun yerleşik ambalaj estetiğini güçlü biçimde yansıttığı kanaatine varılmıştır. Davalı yanca da sunulan kart oyunu ambalajlarına bakıldığında, sektörde geniş bir görsel çeşitlilik bulunduğu açıktır; farklı markalara ait ürünler renk seçimi, tipografi, ikonografi, kompozisyon mantığı ve grafik yoğunluk bakımından birbirinden belirgin biçimde ayrışmaktadır. Bu durum, kart oyunu sektöründe “zorunlu”, “standart” veya “kaçınılmaz” bir ambalaj dili bulunduğu yönündeki iddiayı desteklemez; aksine, tasarımcıların geniş bir yaratıcı özgürlük alanına sahip olduğunu göstermektedir. Buna karşın ...ambalajı, sektördeki bu çeşitlilikten bağımsız bir tasarım geliştirmek yerine, ...’nun yerleşik grafik kimliğini karakterize eden unsurları — kırmızı ana zemin, üst bölümde büyük ve hacimli logotip yerleşimi, alt bölümde yelpaze biçiminde dizilmiş çok renkli kart kompozisyonu, kartların beyaz çerçeveli sayısal tasarımı ve özellikle ... markasının ayırt edici grafik öğesi niteliğindeki dört renkli dairesel sembol — benzer biçimde yeniden üretmektedir. Davalı tarafından sunulan örneklerde bu özgün ... kurgusuna yaklaşan herhangi bir tasarım bulunmadığı gibi, örneklerin tamamı birbirleriyle uyumsuz estetik yaklaşımlar sergileyerek sektörün çeşitliliğini doğrulamaktadır. Bu nedenle davalı marka görselinin benzerliği, sektörün genel tasarım dilinden kaynaklanan “doğal bir yakınlık” değil, ...’nun ayırt edici görsel kodlarının belirgin ölçüde takibi sonucu ortaya çıkan “markasal grafik izlenim aktarımıdır”. Tasarım hukuku açısından da bu durum önemlidir; zira kategoriye özgü ortak unsurlar ile belirli bir markaya özgü grafik şablonun tekrar edilmesi arasında açık bir ayrım bulunur. Davalı marka görselinde görülen benzerlikler, kategori dilinin kaçınılmaz ögeleri değil, ... markasının özgün grafik kimliğinin görsel düzeyde yeniden kurulması niteliğindedir. Türkiye ve ABD’nin de taraf olduğu Edebî ve Sanatsal Eserlerin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi’nin Korumanın Şartlarını belirleyen 3. Maddesi şu şekildedir: Bu Sözleşme ile sağlanan koruma aşağıdaki kişilere uygulanır: Birlik ülkelerinden birinin vatandaşı olan yazarlar, Vatandaş olmasalar dahi eserleri ilk kez bir Birlik ülkesinde yayımlanan yazarlar. Eseri bir Birlik ülkesinde ilk kez yayımlanan veya aynı anda bir Birlik ülkesi ile Birlik dışı bir ülkede yayımlanan yazarlar, Birlik ülkesi vatandaşı gibi korunur. Bern Sözleşmesi uyarınca grafik eserler, ifade biçiminden ve taşıyıcısından bağımsız olarak “edebî ve sanatsal eser” kavramı kapsamında korunmaktadır. Sözleşme’nin 2. maddesinde çizimler, resimler, gravürler ve uygulamalı sanat eserleri açıkça koruma altına alınmış; bu eserleri meydana getiren kişiler ise Sözleşme terminolojisi bakımından “author” (eser sahibi) olarak kabul edilmiştir. Korumanın süjesi bakımından Bern Sözleşmesi, eser üzerindeki hakların ilk ve asli sahibini eseri yaratan kişi olarak belirlemekte; hak sahipliğinin devri veya kullanım ilişkilerini ise bilinçli olarak ulusal hukuka bırakmaktadır. Bu çerçevede, ABD vatandaşı bir grafik tasarımcı tarafından meydana getirilen ve ABD hukukuna göre telif hakkı koruması altında bulunan bir grafik eser, Bern Sözleşmesi’nin 3. maddesi uyarınca, Sözleşme korumasından yararlanır. Bern Sözleşmesi’nin 5. maddesinde düzenlenen milli muamele ilkesi gereğince, söz konusu grafik eser üzerindeki telif hakkı Türkiye’de herhangi bir tescil veya bildirim koşuluna tabi olmaksızın kendiliğinden korunur. Bu durum, marka hukukunda “önceki hak” kavramı bakımından doğrudan sonuç doğurur. Zira Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/6. maddesi, başkasına ait fikrî mülkiyet haklarını içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğini hükme bağlamaktadır. Bern Sözleşmesi’nden kaynaklanan uluslararası koruma nedeniyle bu eser, SMK m. 6/6 anlamında önceki hak teşkil eder ve marka başvurusuna karşı itiraz gerekçesi olarak ileri sürülebilir. HMK m. 293 Kapsamında Sunulan 17.09.2025 Tarihli Uzman Görüşüne İlişkin Değerlendirme: Anılan uzman görüşünde özetle davacıya ait ... ambalaj görsellerinin Amerika Birleşik Devletleri Telif Hakları Ofisi nezdinde koruma altına alınmış olmasının Türkiye’de kendiliğinden koruma sağlamayacağı, ülkesellik ilkesi gereğince Türkiye’de tescil bulunmadıkça telif hakkına dayalı korumadan söz edilemeyeceği, dava konusu ...ambalajı ile ... ambalajının kutu hacmi, asma kulakçığı, ürün adı, tipografi, kart yerleşimi, kart tipleri, renk kompozisyonu ve genel izlenim bakımından farklılaştığı, ayrıca Crazy Eights / Pis 7’li niteliğindeki kart oyunlarının dünya genelinde farklı adlarla ve benzer kart görselleriyle satışa sunulduğu, bu nedenle davacının SMK m. 6/6 kapsamında ileri sürdüğü telif hakkına dayalı itirazının yerinde olmadığı belirtilmiştir. HMK m. 293 kapsamında sunulan uzman görüşü, tarafça dosyaya kazandırılan teknik açıklama niteliğindedir. Bu görüşün dosyada bulunması, mahkemece atanan bilirkişi heyetinin anılan görüşle bağlı olduğu anlamına gelmez. Diğer taraftan uzman görüşünün bilirkişi raporundan farklı sonuca ulaşması, tek başına bilirkişi raporunun eksik veya denetime elverişsiz olduğu anlamına gelmemektedir. Önemli olan, görüş ayrılığının hangi teknik ölçütlerden kaynaklandığının açıklanmasıdır. Uzman görüşünde, davacının ABD Telif Hakları Ofisi nezdinde hak sahibi olmasının Türkiye’de otomatik koruma sağlamayacağı belirtilmiştir. Bu tespit, genel ülkesellik ilkesi bakımından tartışılabilir olmakla birlikte, somut uyuşmazlıktaki teknik değerlendirmeyi tek başına bertaraf etmemektedir. Zira bilirkişi raporunda yapılan değerlendirme yalnızca “ABD’de telif kaydı vardır, bu nedenle Türkiye’de de doğrudan koruma vardır” önermesine dayanmamaktadır. Bilirkişi heyetince, dosyada yer alan ambalaj/kutu ve kart görsellerini ayrıca incelendiği; bu görsellerin .... m. 4 kapsamında grafik eser niteliği taşıyıp taşımadığı ve dava konusu marka başvurusunda bu grafik anlatımdan yararlanılıp yararlanılmadığı yönünden teknik değerlendirme yapmıştır. Ayrıca, fikir ve sanat eserlerinin kayıt ve tesciline ilişkin düzenlemelerde kayıt-tescilin “hak ihdas etmek amacı taşımaksızın” ve hak sahipliğinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlamak amacıyla yapıldığı belirtilmektedir. Bu nedenle “Türkiye’de tescil yoksa telif hakkı kapsamında hiçbir koruma ileri sürülemez” biçimindeki yaklaşım, teknik değerlendirme bakımından belirleyici kabul edilmemiştir. Telif hukukunda ülkesellik ilkesi mutlak değildir. Bern Sözleşmesi'nin 5. maddesinde düzenlenen milli muamele ilkesi uyarınca, söz konusu grafik eser Türkiye'de herhangi bir tescil veya bildirim koşuluna bağlı olmaksızın telif hakkı korumasından yararlanır. Bu nedenle eser sahibine veya haklarını usulüne uygun şekilde devralan kişiye ait mali ve manevi haklar Türk hukukunda da korunmaktadır. Söz konusu grafik tasarımın marka başvurusunda izinsiz şekilde kullanılması hâlinde, bu telif hakkı SMK m. 6/6 anlamında önceki hak niteliği kazanır ve marka başvurusuna karşı nispi ret sebebi olarak ileri sürülebilir. Bu durumda korunan, Bern Sözleşmesi sayesinde Türkiye'de tanınan ve korunan telif hakkıdır. Uzman görüşünde, ...ve ... ambalajlarının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde aynı genel izlenimi yaratmadığı, tüketici tarafından kolaylıkla ayırt edilebileceği ve bu nedenle SMK m. 6/6 kapsamında itirazın yerinde olmadığı belirtilmiştir. Bilirkişi heyetince bu yaklaşım sınırlı bulmaktadır. Mahkemece de bilirkişi heyet görüşü benimsenmiştir. Çünkü SMK m. 6/6 kapsamında temel mesele, tüketicinin iki markayı karıştırıp karıştırmayacağı veya bilgilenmiş kullanıcının iki ambalajı aynı genel izlenimle algılayıp algılamayacağı değildir. Bu ölçütler daha ziyade marka karıştırılma ihtimali veya tasarım hukukundaki genel izlenim değerlendirmesi bakımından belirleyicidir. SMK m. 6/6 bakımından incelenmesi gereken asıl husus, tescil başvurusu yapılan işaretin başkasına ait telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içerip içermediğidir. Bu nedenle iki ürünün marka olarak ayırt edilebilir olması, dava konusu işarette önceki tarihli grafik eser unsurlarından yararlanılmadığı sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Nitekim yukarıda yapılan değerlendirmede de “...” ve “...” ibareleri arasında marka hukuku anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ancak marka karıştırılma ihtimalinin bulunmaması, SMK m. 6/6 kapsamında telif hakkına dayalı önceki hak itirazını otomatik olarak ortadan kaldırmamaktadır. Uzman görüşünün önemli bir bölümü, ...kart oyununun ... olarak bilinen anonim kart oyunu türüne dayandığı, bu oyunun dünyada farklı isimler altında satışa sunulduğu ve kart oyunlarında benzer kart görsellerinin kullanılmasının olağan olduğu iddiasına dayanmaktadır. Gerçekten de kart oyunu alanında bu hususlar tek başına davacıya özgülenebilecek unsurlar değildir. Ancak somut uyuşmazlıkta davacı lehine değerlendirilen husus, soyut oyun fikri veya oyun kuralı değildir. Davacıya “Pis 7’li” veya “Crazy Eights” oyunu üzerinde tekel tanınması da söz konusu değildir. Davacıya ait ambalaj/kutu ve oyun kartı tasarımlarında ortaya çıkan somut grafik anlatıma ilişkindir. Bu anlatım; renk zemini, tipografik vurgu, merkezî marka yerleşimi, kartların ambalaj yüzeyinde konumlandırılması, kart görsellerinin grafik hiyerarşi içindeki rolü, kontrast ilişkisi, hareket etkisi ve genel kompozisyon bütünlüğüyle oluşmaktadır. Bu meyanda “kart oyunu anonimdir” veya “kart oyunu ambalajlarında kart gösterilir” tespitleri, somut grafik kompozisyonun ... kapsamında korunabilirliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Davalı yanın sunduğu görseller ve uzman görüşündeki örneklere bakıldığında, çok sayıda kart oyunu ambalajında kart görsellerinin kullanıldığı anlaşılmıştır. Ancak bu örnekler, kart oyunu ambalajı alanında genel bir görsel dil bulunduğunu gösterse de davacıya ait belirli grafik kompozisyonun serbestçe alınabileceği sonucunu doğuramayacağı değerlendirilmiştir. Başka bir ifadeyle, sektörde aynı tür ürünlerin bulunması ile somut bir grafik eser bütünlüğünden yararlanılması birbirinden ayrılmalıdır. Okey oyununda taş ve ıstaka kullanılması nasıl soyut olarak tekel altına alınamazsa, kart oyununda kart kullanılması da tekel altına alınamaz. Ancak belirli bir ambalaj yüzeyi düzeni, belirli bir grafik anlatım ve belirli bir görsel kompozisyon, yeterli hususiyet taşıması halinde ayrıca korunabilir. Bu nedenle davalı yanın “okey taşı ve ıstakası” benzetmesi, yalnızca oyun ekipmanının veya oyun fikrinin tekelleştirilemeyeceği yönünden anlamlıdır. Somut uyuşmazlık ise oyun ekipmanı veya oyun kuralı değil, belirli bir grafik anlatımın marka başvurusunda kullanılıp kullanılmadığı meselesine ilişkindir. Uzman görüşünde ...ve ... ambalajları arasında bazı farklılıklara işaret edilmiştir. Bunlar ...kutusunun daha büyük olması, ... kutusunun daha kompakt olması, asma kulakçığı oranlarının farklılığı, ... ibaresinin sarı konturlu ve eğik yazılması, ...ibaresinin beyaz ve dik yazılması, kart görsellerinin farklı konumlandırılması, ...’da elips, ...’da dairesel renk düzeni bulunmasıdır. Bu farklılıkların bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ancak; bu farklılıklar, SMK m. 6/6 kapsamında yapılan grafik eser yararlanması değerlendirmesinde belirleyici görülmemiştir. Çünkü değerlendirme yalnızca ürünlerin birebir aynı olup olmadığına veya tüm detaylarının örtüşüp örtüşmediğine indirgenemez. Bir grafik eserden yararlanma değerlendirmesinde, tali farklılıklar bulunmasına rağmen önceki eserin karakteristik grafik kurgusu sonraki işarette algılanabilir biçimde korunmuş olabilir. Somut olayda, belirleyici görülen husus, -yinelemek gerekirse- dava konusu ...ambalajında kırmızı zemin, büyük ve merkezî marka ibaresi, ambalaj alt bölümünde renkli kartların güçlü görsel vurgu oluşturacak biçimde konumlandırılması, kartların ürün kimliğinin asli grafik öğesi hâline getirilmesi ve genel kompozisyon etkisinin davacıya ait ... ambalaj/kart grafik düzenine yaklaşmasıdır. Bu nedenle, uzman görüşünde belirtilen tipografi, hacim ve bazı kart detayı farklılıkları dikkate alınmakla birlikte, bu farklılıkların grafik eser bütünlüğünden yararlanma kanaatini ortadan kaldıracak düzeyde olmadığı değerlendirilmiştir. Uzman görüşünde “bilgilenmiş kullanıcı” üzerinde aynı genel izlenim yaratılmadığı belirtilmiştir. Bu yaklaşım, tasarım hukukunda önemli bir değerlendirme ölçütüdür. Ancak somut uyuşmazlığın bu kısmında yapılan değerlendirme, tescilli tasarımlar arasında bilgilenmiş kullanıcıya göre genel izlenim karşılaştırması değildir. Değerlendirme, marka başvurusunda yer alan görselin başkasına ait telif hakkı veya fikri mülkiyet hakkını içerip içermediğine ilişkindir. Bu nedenle uzman görüşünün bilgilenmiş kullanıcı ve genel izlenim eksenli değerlendirmesi, SMK m. 6/6 bakımından tek başına belirleyici kabul edilmemiştir. Başka bir deyişle, uzman görüşünde, SMK m. 6/6 kapsamında yapılması gereken “önceki tarihli telif/fikri hak unsurunun başvuru konusu işarette yer alıp almadığı” incelemesi, yer yer marka hukuku ve tasarım hukukuna özgü “karıştırılma ihtimali”, “bilgilenmiş kullanıcı” ve “aynı genel izlenim” ölçütleriyle ikame edilmiştir. Bu nedenle uzman görüşündeki sonucun, SMK m. 6/6’nın aradığı teknik-hukuki değerlendirme ölçütünü tam olarak karşılamadığı kanaatine varılmıştır. Kötü Niyet İddiaları Yönünden Değerlendirme; Marka hukukunda kötü niyet, başvuru sahibinin ticari hayatta dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan, haksız avantaj sağlama veya başkalarının meşru menfaatlerini engelleme amacı taşıyan davranışlarını ifade eden, ancak doğrudan sübjektif iradeye nüfuz edilmesi mümkün olmadığından objektif emareler üzerinden tespit edilen normatif bir kavramdır. Bu çerçevede bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış sayılabilmesi için, markanın temel işlevi olan kaynak gösterme amacından uzaklaşarak, üçüncü kişilerin faaliyetlerini kısıtlama, rakip işletmenin pazara girişini engelleme, başkasının yarattığı ticari itibardan haksız şekilde yararlanma veya markayı gerçekte kullanma niyeti olmaksızın yedekleme amacı güdülmesi gerekir. Hukuk düzeni, kötü niyet olgusunun doğrudan başvuru sahibinin ifadeleriyle tespitini aramaz; çünkü kişinin içsel iradesine dair doğrudan bilgi edinilmesi mümkün değildir. Bu nedenle kötü niyet, başvuru anındaki tüm koşulların bütünsel olarak değerlendirilmesi suretiyle, dışa yansıyan objektif davranış kalıplarından çıkarılır. Markanın seçilme biçimi, söz konusu işaretin veya ambalaj imgesinin piyasadaki varlığına ilişkin bilginin varlığı, rakip markalarla sektörel yakınlık, başvuruya konu işaretin ticari mantığının açıklanabilir olup olmadığı ve markanın seçildiği sınıfın başkasının güçlü tanınmışlığıyla çakışması gibi etmenler bu bağlamda belirleyici unsurlar olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığını gösteren işaretler arasında, başkası tarafından uzun süredir kullanılan veya tanınmışlık düzeyine erişmiş bir markanın veya ticari sunum tarzının bilerek tescil ettirilmek istenmesi, grafik kompozisyonun, ambalaj düzeninin, renk ve yerleşim sistematiğinin makul bir gerekçe olmaksızın neredeyse aynen taklit edilmesi, marka sahibinin aynı sektörde faaliyet göstermesi nedeniyle önceki kullanım bilgisine sahip olduğunun açıkça anlaşılması ve markanın kullanım planının gerçek bir ticari stratejiye dayanmaması sayılmaktadır. Bu tür durumlarda markanın, kaynak gösterme işlevi dışında bir amaçla—özellikle de haksız yararlanma veya engelleme saikiyle—tescil ettirilmek istendiği sonucuna ulaşılabilir. Somut olay bakımından değerlendirildiğinde, tescile konu kutu/ambalaj görüntüsünün, ilgili pazarda bilinen bir oyunun yıllara yayılan kullanım pratiğinde yerleşmiş görsel düzenine büyük ölçüde paralellik göstermesi, kompozisyonun taşıyıcı unsurlarının aynı mantıkla kurulması, kart dizilimlerinden renk yerleşimlerine kadar pek çok detayın tipik ayırt edici unsurlarla örtüşmesi ve bunun yalnızca sınırlı ölçüde varyasyonlarla yeniden paketlenmiş bir biçim alması dikkat çekicidir. Ayrıca başvurunun, davacının güçlü tanınmışlığının bulunduğu “oyun” sınıfında yapılmış olması ve başvurucunun aynı sektörde uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini belirtmesi, ilgili pazardaki işaretleri ve ambalaj kurgularını bilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, markanın seçiliş biçiminin, ticari bir yenilik veya özgünlükten ziyade, mevcut bir pazar itibarından yararlanma eğilimi taşıdığına işaret eden hatırı sayılır göstergeler mevcuttur. Marka hukukunun temel ilkeleri, tescil başvurusunun gerçek bir işletme stratejisine dayandığını ve markanın işlevi dışında bir amaç güdülmediğini gösterecek makul bir açıklama sunulamadığı hallerde, objektif koşulların kötü niyet yönünde yorumlanmasını mümkün kılar. Bu bağlamda ambalajın bütünsel kopyalanması, sektörel yakınlık, tanınmış kullanımın bilinmesi gereken durumlar ve başvurunun ticari mantığının ikna edici biçimde ortaya konamaması, dürüst ticaret ilkeleri ile bağdaşmayan bir amaca işaret eden olgulardır. Marka tescilinin kötü niyetle yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi, başvuru anındaki tüm koşulların bütünsel analizini gerektirir. Somut olay bağlamında ortaya çıkan görsel benzerliklerin düzeyi, başvuru sahibinin pazardaki konumu ve markanın seçilme biçiminin makul açıklamalara dayanmaması, kötü niyet iddiasını güçlendirmektedir. Ayrıca, davalının, davacı ile aynı sektörde faaliyet gösterirken marka başvurusunda bulunmuş olmasının, basiretli tacirden beklenen özen yükümlülüğüne ve hayatın olağan akışına aykırı olabileceği değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğu kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Dava konusu marka ile davacı markaları arasında SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı; Davacının SMK m. 6/4 ve 6/5 kapsamındaki tanınmışlık itirazlarının yerinde olmadığı; Buna karşılık uyuşmazlığın esasen SMK m. 6/6 kapsamında, dava konusu işaretin davacıya ait grafik eser unsurlarını içerip içermediği noktasında toplandığı; Uzman görüşündeki “bilgilenmiş kullanıcı”, “genel izlenim” ve “karıştırılma ihtimali” eksenli değerlendirmenin, SMK m. 6/6 incelemesi bakımından tek başına belirleyici olmadığı; Koruma konusu edilen unsurun oyun kuralı, kart oyunu fikri, kırmızı renk veya kart görseli kullanımı değil; davacıya ait ambalaj/kutu ve kart tasarımlarında somutlaşan grafik anlatım ve kompozisyon bütünlüğü olduğu; SMK m. 6/6 kapsamında telif hakkına dayalı önceki hak itirazının yerinde olduğu; davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğu, .... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu, davalı markasının hükümsüzlük şartlarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kabulüne, ... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 59,30.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 672,70.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 15.514,00.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalı şahsın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.23/09/2026

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/127, K. 2026/389, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-127-e-2026-389-k-f133ea554fd6