İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/127 E. 2025/202 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/127
- Karar No
- 2025/202
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/127 KARAR NO:2025/202
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:03/09/2025 KARAR TARİHİ:08/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sahibi olduğu okul.com portalı faaliyete geçtiği günden bugüne eğitim sektöründe faaliyet gösteren müşterilerine yıllık hizmet bedeli karşılığı internet üzerinden tanıtım ve reklam hizmeti verdiğini, işbu reklam ve tanıtım hizmeti, ... internet portalında reklam ve tanıtımının yapılmasını isteyen okul için bir sayfa oluşturularak gerçekleştirildiğini, ... ünvanlı eğitim kurumunun reklam ve ilanını portalında yayınlamak isteyen davalı ile 09.08.2022 tarihinde ... sayılı sözleşme imzaladığını, bakiye ödemesinin davalı tarafından yerine getirilmemesi üzerine alacağın tahsili talebi ile .... İcra Müdürlüğü 2025/... dosyası ile icra takibi başlattığını, borçlu icra takibinde borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, takibin durduğunu beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’si olmak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda asliye ticaret mahkemesi görevli olmayıp davanın görevsizlik nedeniyle reddini, sözleşmeye ilişkin ödeme yapılmış olup müvekkilinin bir borcu bulunmadığından esastan reddini, iddianın genişletilmesine muvafakatleri olmamakla birlikte, sözleşmenin ilk yılını takip eden döneme ilişkin hem davacının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesi hem de TBK m. 20 vd. hükümleri uyarınca davacının ilave bir alacağı olmadığının tespiti ile davanın esastan reddini, takibinde kötü niyetli olan davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur. 26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir. Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir. TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir. Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur. Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez. 01.10.2011 tarihinde yürülüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemeleri diğer dava ve işler bakımından da görevli mahkemedir. Somut olayda, dava sözleşmeye dayalı fatura alacağı için başlatılan takibe itirazın iptali talebine ilişkin olup ...Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında "davalı ...'nın 2022-2023 dönemlerinde 2.sınıf tüccar hükümlerine tabi olduğu ve işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu" şeklinde bildirildiği, yapılan incelemeler sonucunda davalının tacir olmadığı, yapılan işin esnaf işletme düzeyini aşarak ticari işletme düzeyinde gelir elde ettiğinin söylenemeyeceği, davanın mutlak ticari davalar arasında da düzenlenmediği anlaşılmakla davaya bakma görevi genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olup mahkememizin görev alanında değildir. HMK 114.maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, talep halinde HMK nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine, 3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
Hakim ...