İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/1167 E. 2026/59 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1167
- Karar No
- 2026/59
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1167 Esas KARAR NO : 2026/59
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/02/2018 KARAR TARİHİ : 23/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkil ile aralarında imzalanan protokollere ve taahhütlerine aykırı biçimde ayıplı ve geç ürün teslimi nedeniyle müşteri kaybı dahil ağır zarara uğrayan müvekkilin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi, iş bu talep hakkında davalının banka hesaplarına, gayrimenkul-araç kayıtlarına tedbir niteliğinde ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmesi, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik belirsiz alacak olarak 5.000,00 Euro maddi tazminatın (TCMB dava tarihi kur karşılığı:23.400,00 TL) fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru tahsilde esas alınmak üzere ve 100.000,00 TL manevi tazminatın ticari temerrüt faiziyle davalıdan alınarak müvekkile verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça dava konusu ürünlerin siparişi verildiğini, bu ürünlerin müvekkil şirket tarafından ayıpsız ve kusursuz olarak üretildiğini, davacı tarafından gerçekleştirilen kontroller neticesinde onay verilmesi üzerine yüklenerek teslim edildiğini, müvekkil şirketin 14.874,13 Euro bakiye alacağının ödenmediğini, siparişlerin tesliminden “yaklaşık iki ay sonra davacı tarafça bir takım faturalar keşide edilerek müvekkil şirkete gönderildiğini, iş bu faturaların müvekkil şirket tarafından kabul edilmeyerek iade edildiğini, müvekkil şirketin alacaklarının ödenmemesi üzerine davacı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup, davacının haksız itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, davacının haksız ve mesnetsiz tüm taleplerinin reddine, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacı ile davalı arasında dava dışı şirketin davacıya vermiş olduğu tekstil ürünlerinin siparişlerin davalı tarafından üretimi ve davacıya teslimi hususunda eser sözleşmesi ve hukuki ilişki bulunduğu ve bu sözleşmeye aykırı davranılmasından dolayı maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafından davacıya ürünlerin zamanında teslim edilip edilmediği, davalı tarafından teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, bu çerçevede davacıya sipariş veren dava dışı yurtdışı firmasının davacıya yansıttığı bedellerin davalıdan talep edilmesinin mümkün olup olmadığı noktalarında toplanmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda Mahkememizin 14/09/2021 tarih, ... Esas esas ve ... Karar karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, Mahkememiz ilamının İstinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 19/11/2025 tarih, .... esas ve ... karar sayılı ilamı ile; "..... Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 vd maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Taraflar arasında "dava dışı şirketin davacıya vermiş olduğu tekstil ürünlerinin siparişlerin davalı tarafından üretimi ve davacıya teslimine" ilişkin bir eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilafsızdır. İhtilaf, ürünlerin davacıya zamanında teslim edilip edilmediği, teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, davacı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı, bu çerçevede davacıya sipariş veren dava dışı yurtdışı firmasının davacıya yansıttığı bedellerin (indirimler/credit note ve cezalar/debit note), fazladan yapılmak zorunda kalınan nakliye vs masrafların, teslim edilmeyen ve iptal edilen siparişler nedeniyle uğranılan kâr kayıplarının davalıdan talep edilmesinin mümkün olup olmadığı hususlarına ilişkindir. İstinaf itirazları doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde; 1-)Dava dilekçesinde yer alıp, ıslah dilekçesinde yer almayan 5.957,58 Euro "credit note/indirim bedeli" zarar kalemi ile "kâr kaybı" talepleri bakımından, dava dilekçesindeki bütün maddi tazminat kalemleri için talep edilen toplam 5.000,00 Euro bedelin dava dilekçesinde bahsi geçen her bir zarar kalemine paylaştırtılıp, ne kadarının bu taleplere ilişkin olduğunun açıklattırılması ve 5.000,00 Euro'ya ilişkin yatırılan tüm peşin harç diğer talep kalemleri için ıslahla arttırılan miktara mahsup edildiğinden, bu talep kalemlerine paylaştırılacak miktarlar üzerinden eksik hacın davacı tarafa ikmal ettirilmesi gerekmektedir. 2-)Taraflar arasında muhtelif tarihlerde kurulduğu iddia edilen protokollere dayalı sözleşme ilişkisi bulunduğu ileri sürülmüş ise de, davalı tarafça söz konusu protokollerdeki imzalar inkar edildiği halde, mahkemece bu husus hiç araştırılıp değerlendirilmeden sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Davacı iş sahibinin gecikme tazminatı ve ayıplara ilişkin talep kalemlerinin bir kısmı söz konusu protokollere dayalı olup, davalı taraf imza inkarında bulunduğu için Mahkemece; Öncelikle bu protokol asılları dosyaya sundurulup, protokollerin tarihleri itibariyle davalı şirketin yetkili temsilcilerinin belirlenmesi, sonra o kişilerin davet edilerek imzaları sorulup, inkar halinde imza örnekleri de alınarak, bunlarla ilgili sair yerlerden toplanacak imza örnekleriyle birlikte imza incelemesi yapılması, Protokollerdeki imzaların davalı şirket yetkilisine ait olduğunun tespiti halinde; A-)Mahkeme kabulüne ve istinaf sebebine göre, yurt dışı firma tarafından kesilen 6.478,58 Euro ceza kesintisinin buna ilişkin protokol hükümlerine göre tamamen veya kısmen yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi, B-)Nakliye ile ilgili zarar talebi bakımından; Kök ve ek raporlarda protokollere göre yapılan ayrı ayrı gecikme süresi hesapları var ise de, davacının ilave nakliye masraflarının bu gecikme süreleri ve protokollerle ilişkilendirme, davacının bu masraflarının gerçekten ilave nakliye masrafı olup olmadığına dair yeterli değerlendirme bulunmadığından, bilirkişi heyetinden bu yönde değerlendirmeler yapılan bir ek rapor alınması, C-)....protokoldeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olduğunun tespiti halinde, bu protokole konu işin hiç yapılmamasından kaynaklı kâr kaybı talebi bakımından; Davalının buna yönelik bir ifa iddiası bulunmadığına göre, sözleşmenin geriye dönük sona ermesi durumu söz konusu olduğundan, kazanç kaybı hesabının "kesinti yöntemine" göre yapılması gerekmekte olup, rapordaki hesap yönteminin bu usule uygun olup olmadığının denetlenmesi gerekmektedir. 3-)Davacı iş sahibinin ayıplı ifa iddiası bakımından; Söz konusu protokollere konu ürünlere ilişkin ayıp iddiası bakımından ayıp ihbarının süresinde olduğu kabul edilse dahi, eser sözleşmesinde ayıp iddiası teknik inceleme gerektirmekte olup, söz konusu tekstil ürünleri mevcut olmadığı gibi, yansıtma faturaları ve sair bütün belgeler ayıbın varlığını, niteliğini, derecesini, miktarını ve bedelini ispata yeterli olmadığından, mahkemece davacının ayıba yönelik taleplerinin reddi gerekmektedir. 4-)Yukarıdaki açıklamalar protokollerdeki imzanın davalıya it olduğunun anlaşılmasıyla ilgili olup, protokollerdeki imzaların davalıya ait olduğunun ispatlanamaması halinde, davacının gecikmeye ve ayıba dayalı taleplerinin reddi gerekir. 5-)Protokol dışı ... ve ... ürünlerine ilişkin bir protokol sunulmadığından, bunlara ilişkin mail yazışmaları ve taraf delillerine göre sözleşme ilişkisinin varlığı değerlendirilerek, akdi ilişkinin bulunduğunun kabulü halinde, kapsamının da taraf delillerine göre değerlendirilmesi, sözleşme ilişkisinin ve kapsamının sabit olması halinde, davalının sözleşmeyi ifa edip etmediği, etmemiş ise bunda haklı olup olmadığı değerlendirilerek, davacının bunlara ilişkin kâr kaybı talebinin buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. 6-)Davacının davaya konu talep kalemleri kapsamında davalıdan bir alacağı bulunduğunun tespiti halinde, davalının cevap dilekçesi ıslahı dilekçesiyle ileri sürmüş olduğu "bakiye 14.874,13 Euro iş bedeli alacağına" ilişkin mahsup itirazı davaya konu sözleşme ilişkisinden kaynaklandığından ve mahsup itirazı her zaman ileri sürülebileceğinden, Mahkemece bu mahsup itirazının yerinde olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir. 7-)Ayrıca, davalı vekilince sunulan ıslaha cevap dilekçesinde açık bir şekilde zamanaşımı def'inde de bulunulduğu halde Mahkemece bu def'iyle ilgili olarak hiç bir değerlendirme yapılmaması da yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş, kaldırma sebeplerine göre tarafların sair istinaf itirazları bu aşamada ayrıca değerlendirilmemiştir...." gerekçesi ile kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce kaldırma ilamından sonra yargılamaya devam olunmuştur. Davacı vekilinin 22/01/2026 tarihli dilekçesinde, davalarından feragat ettiklerini, feragatleri sebebiyle lüzumu olan kararın verilmesini ve işbu karar verilirken davalı şirketin 19.01.2026 tarihli beyanına göre herhangi bir vekalet ücreti yahut yargılama gideri taleplerinin olmadığının göz önünde bulundurularak karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin 19/01/2026 tarihli dilekçesinde, davacı taraf ile sulh olduklarını, davacı tarafından feragat beyanı verildiğinde herhangi bir vekalet ücreti yahut yargılama gideri talep etmediklerini beyan etmiştir. Taraf vekillerinin vekaletnamelerinde yapılan incelemede davadan feragate yetkilerinin olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, HMK'nin 307. maddesine göre davadan feragat "Davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." Yine aynı Yasa'nın 311. maddesine göre, feragat, kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Bu hükümler gözetildiğinde davadan feragatın davaya kendiliğinden son veren bir taraf işlemi olduğunda kuşku bulunmadığı, davadan/istemden feragatın yöntemine uygun, süresinde ve üzerinde serbestçe tasarruf edilebilecek hususta olduğu anlaşılmış olup, bu doğrultuda aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Feragatin gerçekleştiği aşamaya göre alınması gereken 488,00-TL karar harcından dava açılırken yatırılan 2.107,37-TL peşin harcın indirilmesi ile fazlaca alınan 1.619,37-TL harcın davacıya geri verilmesine, 3-Tarafların yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacının ve davalının yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere, tarafların yokluklarında karar verildi.23/01/2026
Katip ... ☪ e-imzalıdır. ☪
Hakim ... ☪ e-imzalıdır. ☪