İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1154 E. 2025/1154 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1154
Karar No
2025/1154
Karar Tarihi

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1154 Esas - 2026/668 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/1154 KARAR NO: 2026/668

HAKİM : KATİP :

DAVACI : VEKİLLERİ: DAVALI : VEKİLİ :

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/12/2025 KARAR TARİHİ : 15/09/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 02/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; ..... Yazılım ve Yazılım Hizmetleri Anonim Şirketi ile davalı ....Elektromekanik Sanayi Anonim Şirketi arasında 04.03.2024 tarihinde .... Electric P8 Select Single License hizmetine ilişkin abonelik sipariş teyit formu imzalandığını, davacı şirketin sözleşme kapsamındaki hizmeti eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, buna karşılık davalı tarafın fatura bedelini ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla Ankara Batı İcra Dairesi ....... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalının taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığına dair itirazının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin likit alacağının tahsilini engellemeye yönelik bu itirazın iptal edilmesi gerektiğini, davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesinİ talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkil şirket ile aralarında 04.03.2024 tarihinde imzalandığını iddia ettiği abonelik sözleşmesine dayalı olarak 3.505,50 EURO bedelli fatura üzerinden Ankara Batı İcra Dairesi .... E. sayılı dosyası ile başlattığı icra takibine müvekkil tarafından süresi içinde itiraz edildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği hususların gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında herhangi bir akdi ilişkinin bulunmadığını, abonelik süresinin 31.03.2025 tarihi itibarıyla sona erdiğini ve müvekkil tarafından uzatılmadığını, bu nedenle 10.03.2025 tarihli ve ...... numaralı faturanın hiçbir geçerliliğinin olmadığını, faturanın tek başına akdi ilişkiyi kanıtlamaya yeterli olmadığını, davacı tarafın hem faturanın gönderildiğini hem de alındığını ispatla yükümlü olduğunu, temel borç ilişkisinin varlığının ispat edilemediğini, takip konusu alacağın likit olmadığını, davacı tarafın fahiş faiz oranları üzerinden icra takibi başlattığını, müvekkilin davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının kötü niyetli olarak icra takibini sürüncemede bıraktığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddinin gerektiğini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. TOPLANAN DELİLLER : -Taraflara ait Ticaret Sicil Gazetesi suretleri dosya arasına alınmıştır. -Ankara Batı İcra Müdürlüğü' nün ....... takip sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilmiştir. -Kartal Vergi Dairesi ile Sincan Vergi Dairesi Müdürlüklerinden tarafların2025 yılına ait BA&BS kayıtları celp edilmiştir. -Taraflara Ticari Defter ve Kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere süre verilmiş, taraflarca söz konusu kayıtların bulunduğu yerlerin bildirildiği anlaşılmıştır. -Ankara Bilirkişilik Bölge Kurulundan ve İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulundan resen seçilen SMM bilirkişi ile Bilgisayar Mühendisi Bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor tanzimi istenmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan raporlar dosya arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki yazılım abonelik sözleşmesinden kaynaklanan yabancı para alacağının tahsili için başlatılan Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ...... E. Sayılı takibine yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın likit olup olmadığı, takibin kötü niyetli olup olmadığı, hususlarına ilişkindir. Davaya konu icra dosyasında ödeme emrinin davalıya 09/08/2025 tarihinde e-tebligat yolu ile tebliğ edildiği, davalı tarafından 04/08/2025 tarihli borca itiraz dilekçesi sunulmak suretiyle takibin durdurulduğu, davacı tarafından işbu davanın 02/12/2025 tarihinde yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Taraflara ticari defter ve kayıtlarını sunmak üzere süre verilmiş, taraflarca ticari defter ve kayıtları ile bulundukları yer bildirilmiş, defter üzerinde inceleme yapmak üzere Mali müşavir bilirkişiler görevlendirilmiştir. Ticari defterlerin delil olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 222. Madde düzenlenmiştir. Buna göre kanunun ilgili hükmü aşağıdaki gibidir; "...(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur." Mahkememizce taraf defterleri üzerinde yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirilen SMM Bilirkişiler tarafından sunulan raporda; hem davacı hem davalı tarafın defterlerinin kanunun aradığı şartları taşıdığı, sahibi lehine delil gücüne sahip olduğu tespit edilmiştir. Davalının defterlerinin incelenmesinde de dava ve takip tarihi itibariyle davacı tarafından düzenlenen faturanın davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu, söz konusu faturaya ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadığı, fatura içeriği ürünün kabul edilmediğine dair herhangi bir belge sunulmadığı tespit edilmiştir. Yine davalının cevap dilekçesinin ve aşamalardaki beyanlarının incelenmesinde, aradaki hukuki ilişkinin reddedildiği görülmüş ise de; davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterlerine itirazsız kayıt edildiği hususu dikkate alındığında davalının taraflar arasındaki akdi ilişkiyi reddeder mahiyetteki savunmalarına itibar edilmemiştir. Şöyle ki; Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, faturaya itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. (Yargıtay 11. HD. 2017/2642 E, 2018/8096 K sayılı 19/12/2018 tarihli ilamı) Dosya kapsamına sunulan 04/03/2024 tarihli “..... Abonelik Sipariş Teyit Formu” incelendiğinde, davalının Eplan ..... P8 Select Single License isimli yazılım lisansını 01.04.2024-31.03.2025 tarihleri arasındaki bir yıllık dönem için satın aldığı, abonelik süresinin sona ermesinden en az üç ay önce yazılı fesih bildiriminde bulunulmaması hâlinde aboneliğin ayrıca rıza ve teyit alınmaksızın on iki ay süreyle uzayacağının, yenilenen dönem bedelinin %2,5 artırılarak ve peşin olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça sözleşmede öngörülen sürede aboneliğin sona erdirildiğine ilişkin herhangi bir bildirim yapıldığı ispatlanamamıştır. Buna göre aboneliğin 01.04.2025 tarihinden itibaren bir yıl süreyle kendiliğinden uzadığı, ilk dönem için belirlenen 2.850,00 EUR bedelin %2,5 artırılmasıyla yenilenen dönem bedelinin 2.921,25 EUR + KDV, toplam 3.505,50 EUR olduğu; dava ve takip konusu faturanın da bu bedel üzerinden düzenlendiği görülmüştür. Bilirkişi incelemesinde de söz konusu faturanın tarafların ticari kayıtlarında bulunduğu, davalı tarafından bedelin ödendiğine ilişkin herhangi bir ödeme belgesi sunulmadığı tespit edilmiştir. Davalının faturanın tek başına akdi ilişkiyi ispatlamaya yeterli olmadığı yönündeki savunması, somut olayda alacağın yalnız faturaya değil, taraflarca imzalanmış sözleşmeye, sözleşmenin otomatik uzama hükmüne ve ticari kayıtlara dayanması karşısında sonuca etkili görülmemiştir. Bu nedenle davacının 3.505,50 EUR asıl alacağının varlığı kabul edilmiştir. Bilirkişi raporunda, dava konusu faturanın ticari defterlerde 138.320,02 TL olarak kaydedildiği, ayrıca 4.360,49 TL tutarında kur farkı kaydı bulunduğundan hareketle TL karşılığının 142.680,51 TL olduğu belirtilmiş ise de; anılan 4.360,49 TL’nin bağımsız bir alacak kalemi olmadığı, yabancı para cinsinden mevcut borcun muhasebe kayıtlarında dönemsel olarak TL karşılığının değerlenmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Somut olayda borcun TL olarak geç ödenmesi nedeniyle oluşmuş ve ayrıca talep edilebilir hâle gelmiş bir kur farkı bulunmadığı gibi, davacı takipte asıl alacağını doğrudan 3.505,50 EUR olarak istemiş ve fiilî ödeme günündeki kur üzerinden tahsil seçiminde bulunmuştur. Yabancı para borcunun tutarı değişmediğinden, 3.505,50 EUR asıl alacağa ayrıca muhasebesel kur farkının eklenmesi mükerrer biçimde kur değişimini asıl alacağa yansıtarak davacı lehine haksız kazanç oluşturacaktır. Bu sebeple bilirkişi raporundaki 4.360,49 TL kur farkı asıl alacağa eklenmemiştir. Kaldı ki kur farkı alacağı, yabancı para üzerinden kararlaştırılmış bir borcun TL olarak ve vadesinden sonra ödenmesi hâlinde, ödeme tarihindeki kur ile ödenmesi gereken tarihteki kur arasındaki farktan doğabilir. Davaya konu uyuşmazlıkta henüz yapılmış bir TL ödemesi bulunmayıp alacağın bizzat EUR olarak takibe konulmuş olması nedeniyle böyle müstakil bir kur farkı alacağının varlığından da söz edilemez. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.05.2022 tarih, 2020/6941 e., 2022/4076 k. sayılı kararında, itirazın iptali davalarının takip talebine sıkı sıkıya bağlı olduğu; yabancı para borcundan doğan kur farkı alacağının ise Türk Lirası olarak doğan ve TL olarak talep edilebilen ayrı bir alacak niteliğinde bulunduğu, TL kur farkı alacağının yabancı paraya çevrilerek takibe konu edilemeyeceği kabul edilmiştir. Aynı ilke Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 2022/2003 E., 2024/1321 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Bu nedenle 4.360,49 TL’lik karşılıklı defter kaydı, taraflar arasındaki hesap ilişkisini ve alacak kaydını destekleyen bir delil olarak değerlendirilmiş; ancak takip konusu yapılmayan ayrı bir kur farkı alacağı olarak hükme dahil edilmemiştir. Faiz yönünden yapılan incelemede ise takip talebinde 3.505,50 EUR asıl alacak için 10.04.2025-01.07.2025 tarihleri arasındaki 82 gün yönünden yıllık %49,25 oranı üzerinden 387,86 eur, 01.07.2025-01.08.2025 tarihleri arasındaki 31 gün yönünden yıllık %44,25 oranı üzerinden 131,74 eur olmak üzere toplam 519,60 eur işlemiş faiz talep edildiği; takip sonrasında da asıl alacağa yıllık %44,25 avans faizi uygulanmasının istendiği görülmüştür. Ancak davacı, yabancı para alacağının fiilî ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı üzerinden tahsilini istemek suretiyle seçimlik hakkını bu yönde kullanmıştır. Bu durumda alacak tahsil anına kadar yabancı para alacağı niteliğini korumaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12.06.2024 tarih, 2023/7612 E., 2024/6199 K. sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere, fiilî ödeme günündeki kur üzerinden tahsili istenen yabancı para alacağına, sözleşmede daha yüksek bir akdi veya temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa, 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir; Türk Lirası alacaklarına ilişkin avans faizinin yabancı para alacağına uygulanması mümkün değildir. Davacı takipte faiz başlangıcını 10.04.2025 olarak belirlediğinden, daha önceki bir tarihten faiz yürütülmesi taleple bağlılık ilkesine aykırı olacağından bu tarih esas alınmıştır. 10.04.2025-01.08.2025 döneminde 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi kapsamında EUR için uygulanması gereken yıllık oran %2,50 olup(Uyap sistemi üzerinden alınan faiz oranları üzerinden hesaplanmış olup emsal mahiyetteki bir kısım dosyalarda da adı geçen döneme ait faiz oranının bu şekilde alındığı görülmüştür) , takip talebinde işlemiş faiz hesabının 01.08.2025 tarihinde sona erdirildiği de dikkate alınarak işlemiş faiz; 3.505,50 EUR × %2,50 × 116 gün / 365 gün = 27,13 EUR olarak hesaplanmıştır. (Maddi hata olarak hüküm fıkrasında 27,85 TL yazılmışsa da tamamen yazım hatasından kaynaklı husus tashihle düzeltilmiş, yargılama giderleri ve vekalet ücreti doğru tutar üzerinden hesap edilmiştir.) Son olarak, asıl alacağın miktarının taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılmış bedel ve %2,5 artış oranı esas alınarak basit bir hesaplama ile belirlenebilir olması, davalının borcun miktarını kendi kayıt ve belgelerinden bilebilecek durumda bulunması karşısında 3.505,50 EUR asıl alacak likit nitelikte kabul edilmiş, bu miktara yönelik itirazın haksız olduğu sonucuna varılarak davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Alınan bilirkişi raporunun tarafların ve mahkememizin denetimine açık, dosya kapsamı ile uyumlu ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle mahkememizce kurulan hükme esas alınmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının davalı tarafından takibe konulan faturaları kendi defterlerine işlediği, aynı zamanda vergi dairesine bildirdiği, faturanın içeriğine ilişkin itirazının bulunduğuna dair herhangi belge sunulmadığı, taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini teyit eder mahiyette olduğu, davalının ödemeye ilişkin de herhangi bir belge sunmadığı dikkate alınarak davalının davacıya bilirkişi raporunda belirlenen miktar kadar borçlu olduğu, davacının bu miktar üzerinden başlattığı takibe davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğu anlaşılmış, davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yine taraflar arasındaki uyuşmazlık fatura alacağına ilişkin olup, talep olunan tutar belirlenebilir mahiyette olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulü gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-Ankara Batı İcra Dairesi'nin ..... E. Sayılı dosyasında davalı itirazlarının kısmen iptali ile takibin 3.505,50 EUR asıl alacak ve 27,85 EUR işlemiş faiz üzerinden, 3.505,50 EUR asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki istemle bağlı bağlı kalınarak 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına fiilen uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden faiz yürütmek ve fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası EUR efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı tahsil edilmek üzere DEVAMINA, 2-Kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden (3.505,50 EUR nin takip tarihi itibariyle TL karşılığı 162.632,41 TL ) hesaplanan %20 oranında (32.526,48-TL) İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 11.195,40-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 2.261,84-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.933,56-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 2.261,84-TL peşin harç ile 615,40 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan ve takdir olunan 22.847,41-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılan 24.136,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 21.182,96-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 9-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin 4.037,20 TL' sinin davalıdan, 562,80 TL' sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.15/09/2026

Katip .... Hakim ..... E imzalıdır E imzalıdır

- TASHİH ŞERHİ -

Mahkememizin iş bu dosyası kapsamında kurulan hükmün 1 NOLU BENDİNİN;

"1-Ankara Batı İcra Dairesi'nin .... E. Sayılı dosyasında davalı itirazlarının kısmen iptali ile takibin 3.505,50 EUR asıl alacak ve 27,85 EUR işlemiş faiz üzerinden, 3.505,50 EUR asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki istemle bağlı bağlı kalınarak 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına fiilen uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden faiz yürütmek ve fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası EUR efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı tahsil edilmek üzere DEVAMINA, " denilmiş ise de belirtilen faizin ve USD ibaresinin maddi hata neticesinde hüküm fıkrasına yazılmış olduğu gerekçeli karar yazım aşamasında fark edilmiş, söz konusu hatanın maddi hatadan kaynaklandığı anlaşıldığından anılan maddenin;

"1-Ankara Batı İcra Dairesi'nin ...... E. Sayılı dosyasında davalı itirazlarının kısmen iptali ile takibin 3.505,50 EUR asıl alacak ve 27,13 EUR işlemiş faiz üzerinden, 3.505,50 EUR asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki istemle bağlı bağlı kalınarak 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının EUR ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına fiilen uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden faiz yürütmek ve fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası EUR efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı tahsil edilmek üzere DEVAMINA, " şeklinde düzeltildiği tashihen şerh olunur. 02/10/2026

Katip ....... Hakim ..... E imzalıdır E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1154, K. 2025/1154, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1154-e-2025-1154-k-22af007fab0a