İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/115 E. 2025/156 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/115
Karar No
2025/156
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/115 Esas KARAR NO : 2025/156

DAVA : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/02/2025 KARAR TARİHİ : 21/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin araç maliki ... Şirketi unvanlı şirketten kiraladığı araçları alt kira sözleşmesi ile müvekkil şirkete kiralandığını, sözleşme kapsamında muhtelif tarihlerde olmak üzere; 23.01.2023 tarihli sözleşmeyle 22 ay süreyle 8 adet, 29.01.2024 tarihli sözleşmeyle 21 ay süreyle 39 adet, 05.04.2024 tarihli sözleşmeyle 18 ay süreyle 8 adet, 05.04.2024 tarihli sözleşmeyle 21 ay süreyle 10 adet, 05.04.2024 tarihli sözleşmeyle 6 ay + 1 ay süreyle 135 adet, olmak üzere toplamda 200 adet aracın kiralaması gerçekleştirildiğini, taraflar arasındaki kiralama ilişkisinin sağlıklı ve hızlı şekilde yürütülebilmesi bakımından bir ... grubu kurulduğunu ve tüm işlemlerin ... yazışmaları üzerinden yürütüldüğünü, kiralama konusu araçların sözleşme süresinden önce davalı tarafa teslim edildiğinden, teslimden sonraki döneme ilişkin müvekkilin kira borcu bulunmadığını, kiralama süresi boyunca tahakkuk eden kira bedellerinin ise 25.12.2024 tarihi ve öncesinde yapılan ödemelerle tamamen kapatıldığını, davalı tarafından düzenlenen bu 4 faturanın, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını oluşturduğunu, nitekim müvekkil şirket aleyhine, ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden bu faturalara dayanılarak alacak iddiasında bulunulduğunu, ancak düzenlenen bu faturaların, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, 01.11.2024 tarihli, 2.834.220 TL bedelli faturanın 1.096.824,66 TL’lik kısmının ödenmediğini iddia ederek alacak talebinde bulunduğunu, ancak müvekkil şirket tarafından, davalının belirtilen faturasında fazladan tahakkuk ettirilen kira alacaklarına karşı; 14.12.2024 tarihli, 897.028,14 TL, 09.12.2024 tarihli, 181.441,30 TL, 09.12.2024 tarihli, 166.631,41 TL bedelli faturaların düzenlendiğini, 08.11.2024 tarihli, 324.721,06 TL bedelli fatura müvekkil şirket, aracın onarımı, hasar görmesi, pert olması ve benzeri sebeplerle kullanılamadığı döneme ilişkin olarak, 21.10.2024 tarihli, 324.721,06 TL bedelli iade faturası düzenleyerek davalı şirkete gönderdiğini, ancak davalı şirketin faturayı kabul etmediğini, 08.11.2024 tarihli, 324.721,06 TL bedelli yeni bir fatura düzenleyerek müvekkil şirkete gönderdiğini, oysa sözkonusu faturanın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve TBK 301. maddesindeki emredici düzenlemeye açıkça aykırı olduğunu, 15.11.2024 tarihli, 8.219,25 TL bedelli faturanın, trafik cezalarına ilişkin olduğunu, kesilen cezaların, araçların müvekkil şirketin kullanımında olduğu döneme ait olduğu tespit edildikten sonra bu faturanın ödendiğini, kapatıldığını, dolayısıyla müvekkil şirketin bu faturadan ötürü herhangi bir borcu bulunmadığını, 02.12.2024 tarihli, 3.372.233,05 TL bedelli fatura söz konusu fatura kapsamında ; 898.198,29 TL geç teslim bedeli, 616.620 TL ekspertiz ücreti, 286.828 TL kilometre aşımı bedeli, 1.008.493,92 TL vade farkı faturaların düzenlendiğini, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve TBK 301. maddesi dikkate alındığında, müvekkil şirketin davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkil şirketin ... İcra Müd. ...E sayılı dosyasından ötürü borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar ve kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep etmiştir. Öncelikle dava şartlarının ele alınması zorunlu olup HMK m.115 hükmü uyarınca bu hususun her zaman ve her aşamada ele alınabilmesi ise usulen mümkündür. Esasen Yargıtay HGK uygulaması doğrultusunda dava dilekçesi tebliğ olunmasa dahi görev ve kesin yetki hususunun değerlendirilmesine engel hal dahi bulunmamaktadır. O halde mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin kurallardan olup yargılamanın her aşamasında istek üzerine ya da re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Davacı şirketin dayandığı, dava dilekçesine dahi eklediği "kira sözleşmesi" ve içeriği dikkate alındığında sözleşme konusu marka, model ve sair özellikleri belirtilen motorlu kara nakil vasıtalarının sözleşme süresi boyunca kiracıya kullandırılmak üzere kiralanması ve bunun karşılığında kira bedelinin ödenmesi olup, yazılı sözleşmenin 2.maddesinde bu hususun açıkça belirtildiği, sözleşmenin 1.maddesinde tarafların kiracı ve kiralayan konumunda olduğunun açıkça belirtildiği, 3.maddesinde kiralama süresi ve teslim süresinin bulunduğu, 4. maddesinde kira bedeli, kapsamı ve güvence ile ilgili, 5.maddede aylık kira bedeli ile ilgili düzenlemenin yapıldığı,6., 7.maddelerde ise kiracı ve kiralayanın yani davacı ve davalının bu araçların bakımı, onarım ve hasarları ile sigorta ettirilmesi noktasındaki hak ve yükümlüklerinin ayrıntılı olarak düzenlendiği, 9.maddede kiralanan araçların iadesinin ne şekilde gerçekleşeceğini ayrıntılı olarak düzenlenerek, 21.maddede ise aylık kira bedeli ödenmesi ile ilgili ayrıntılı düzenlemelerin yapıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı şirket dayandığı ve imzaladığı kira sözleşmesinin varlığı karşısında davacı aleyhine bu ilişki çerçevesinde düzenlenmiş olan faturalar nedeniyle ve dayanılan sözleşme içeriği karşısında borçlu olmadığı yönünde iddiada bulunmaktadır. Bu çerçevede göreve ilişkin hükmün dikkate alınması gerekir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Somut olayda, davacı şirket araç kiralama sözleşmesine dayalı olarak, davalının davacı aleyhine düzenlemiş olduğu faturalardan dolayı borçlu olmadığının tespiti isteminde bulunmuş olup iddiaya göre uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Dava 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. (Yargıtay 3.HD ...E. ...K., ...E. ...K., ...E. ...K., ...E. ...K.sayılı vb. kararları) Somut olay açısından davaya esas olan temel ilişkisi bir kira ilişkisidir. Bu nedenle özel nitelikte bulunan sulh hukuk mahkemesinde davanın görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. (Yargıtay HGK'nın 14.02.2019 tarih, ...Esas, ... Karar sayılı ilamı) Her ne kadar davacı vekili, açılan menfi tespit davasında tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, görevli olmayan mahkemenin tedbir talebini değerlendirmesi "görev gasbına" yol açabilecektir. Nitekim HMK m.390/f.1 hükmü dahi dava açılmadan önce ihtiyati tedbirin, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebileceği düzenlemiştir. Bir başka deyişle davayı usulen görmeyecek olan bir mahkemeden talep edilen ihtiyati tedbirin usulen kabul edilmesinin mümkün olamayacağı kanun hükümleri karşısında açıktır. Görev hususu HMK m.114 hükmü uyarınca dava şartı olup somut olayın özelliği yönünden HMK m.115 hükmü çerçevesinde bu usuli eksikliğin tamamlanabilmesi ise usulen mümkün değildir. Yapılan açıklamalar karşısında Mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan ve usulden reddine, tedbir talebinin dahi usulden reddine, Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine, bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, belirtilen sürede talep olmadığı takdirde mahkememizce HMK.m.20 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verileceğinin taraflara bildirilmesine, yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine dair karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan ve usulden reddine, Mahkememiz görevli olmadığından tedbir talebinin dahi usulden reddine, 2-Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine, Bu suretle dosyanın akabinde İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-Belirtilen sürede talep olmadığı takdirde mahkememizce HMK.m.20 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verileceğinin taraflara bildirilmesine, 4-Yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ve oy birliği ile karar verildi. 21/02/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/115, K. 2025/156, T. 21.02.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-115-e-2025-156-k-a12f0206187c