İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1109 E. 2026/374 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1109
- Karar No
- 2026/374
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1109 KARAR NO : 2026/374
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/12/2025 KARAR TARİHİ : 15/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekili 03.12.2025 tarihli dava dilekçesinde; Davacı müvekkilleri aleyhinde, --- Asliye Ticaret Mahkemesi ----- sayılı dosyası tahtında alınan ihtiyati haciz kararı ile tüm malvarlığına ihtiyati haciz uygulanmış ve akabinde davalı tarafından ---- İcra Dairesi ----- Esas sayılı dosyası tahtında esas takibe geçilmiştir. Davacı müvekkileri adına derhal kararı veren mahkemeden ihtiyati haciz kararına itiraz edilmiş, takibe konu edilen belgeler üzerindeki suç teşkil edecek eylemler neticesinde teminat senetlerine kambiyo vasfı görünümü verilmeye çalışıldığı, teminat senetleri ile kambiyo takibi yapılamayacağı ve diğer tüm itirazları tahtında----. İcra Hukuk Mahkemesi ---- Esas sayılı dosyası tahtında Takibin İptali Davası ikame edilmiştir. Menfi tespit davası öncesi arabuluculuk uygulaması davası şartı bulunduğundan ve işbu davanın ikamesinden evvel telafisi imkansız zararların önüne geçebilmek için ----Asliye Ticaret Mahkemesi ----- Karar sayılı dosyası tahtında tedbir isteminde bulunulmuş, mahkemece talep haklı görülerek %15 oranında teminat mukabilinde icra dosyasına yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde karar ittihaz edilmiştir. Davacı müvekkilleri tarafından, icra takip dosyasına (icra müdürlüğü emanet hesabına) 14.312.661,00-TL Nakit, 4.250.000,00-TL bedelli ---- Şubesi'nden düzenlenme Teminat Mektubu ve yine ---Asliye Ticaret Mahkemesi ------ Karar sayılı dosyasına ise (alacağın %15'i oranında) 2.146.900,00-TL Bedelli T.----- Şubesi'nden düzenlenme Teminat Mektubu ibraz edilmiştir. Bu vasıtayla da --- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Karar sayılı kararının uygulanması sağlanılmıştır. ---. İcra Hukuk Mahkemesi ----Esas------ Karar sayılı kararı ile de davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Birazdan detaylı olarak izah edecekleri nedenler tahtında davalının ihtiyati haciz talebi ve icra takip işlemleri haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğundan, müvekkili takip konusu senetlerden dolayı borçlu olmadığından ve takibe konu edilmesinin yasal şartları da bulunmadığından işbu menfi tespit davası ikame edilmesi zarureti hasıl olmuştur. Davacı--- ile davalı ------, 06.01.2025 tarihli Hisse Devir Protokolü ile ----davalıya ait hisselerinin davacı müvekkili ----- devri, şirketin iş karşılığı aldığı ve doğrudan --- 27.12.2024 tarihinde devredilen ''--- İli, ---- parsel 12. Blok 1 nolu bağımsız bölüm'' isimli taşınmaza ek olarak 6.500.000-TL ve 185.000 Amerikan Doları karşılığında ----- uhdesindeki %60 hisseyi ----- devredeceği, bu iki bedel için de senet verileceği, ilgili taşınmazın halihazırda ----- devredilmiş olduğu 6.500.000-TL nakit bedel en geç 2025 sonuna kadar, 185.000 Amerikan Doları ise 2027 Aralık sonuna kadar nakden ödeneceği, ödemeler yapıldıktan sonra senetlerin iade edileceği hususunda anlaşmışlardır. 06.01.2025 tarihli Hisse Devir Protokolü uyarınca TEMİNAT olarak oluşturulan 6.500.000-TL bedelli ve 185.000-USD bedelli belgeler, davalı --- tarafından ''Elden Teslim Aldım,-----, imza '' şeklinde kendi el yazısı ile yazıp imzalamak sureti ile düzenleme tarihleri, vade tarihleri, malen/nakden kaydı, yetkili adliye, borçlu isim ve soyismi BOŞ olarak davalıya teslim edilmiştir. Taraflar arasındaki 06.01.2025 tarihli Hisse Devir Protokolü uyarınca 6.500.000-TL bedelli ve 185.000-USD bedelli belgelerin TEMİNAT olarak verildiği, taraflar arasındaki temel ilişkinin şirket hisselerinin davacı müvekkil --- devri ve davacı şirketin yaptığı iş karşılığı alınan halihazırda davalı --- adına kayıtlı olan --- İli, ---- İlçesi, . ----- parsel 12.balok 1 nolu bağımsız bölüm nitelikli taşınmaza ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmede AÇIKÇA, senetlerin TEMİNAT SENEDİ olduğu anlaşılmakta, yine şüpheye yer vermeyecek şekilde sözleşme konusu edimlerin davacı tarafından 6.500.000-TL bedel yönünden 2025 yılı sonuna kadar, 185.000-USD yönünden ise 2027 yılı sonuna sonuna kadar ödenebileceği açıkça yazılı olmasına rağmen davalının sahtecilik ve dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturur şekilde taraflar arasındaki yazılı sözleşmeye aykırı şekilde senetleri doldurduğu, kambiyo senedi görünümü elde etmeye çalıştığı, yine taraflar arasındaki Hisse Devri Protokolü'nde açıkça görüleceği üzere taraflar arasındaki alacak - borç ilişkisini İş karşılığı olan taşınmaz ve şirket hisseleri temin etmesine rağmen sözleşmeye aykırı şekilde ve suç oluşturur nitelikte senet metnine NAKDEN kaydının düşüldüğü, halihazırda davacıların senet metnindeki tüm hususları taraflar arasında imzalı YAZILI BELGE ile aksini ispatlayabildiği ve teminat fonksiyonunu ispatlayabildiği şüphesiz şekilde açıktır. Mahkemece de bilindiği üzere; teminat senedi bir sözleşmeye güvence olarak ileri sürülen aynı sözleşmeye konu olan iş eksik veya hiç yapılmazsa karşı tarafın zararını tazmin etmek üzere karşılıklı menfaat ilkesine göre hazırlanmış güvence niteliğindedir. Hukuki niteleme olarak da borç senedi herhangi para veya mal borcuna ilişkin vadesi, tutarı belirlenmiş tarafların bilerek, isteyerek vardığı anlaşma üzerine ödeme sözü niteliği taşıyan imzalı kıymetli evraktır. Somut olaydaki takibe konu belgeler, ekte sundukları teslim belgesi ve hisse devir protokolü göz önüne alındığında kambiyo senedi fonksiyonlarını taşımamaktadır. Buna mukabil ayrıca, senet metninde, senedin sadece teminat amaçlı verilmesinden bahsedilmeyip, senedin ödenmesi, temel ilişkideki bazı şartlara bağlanmışsa düzenlenen senet, bono olarak geçerli kabul edilmemektedir. Konuya ilişkin olarak Yargıtay’ın bazı kararlarını burada anmakta fayda bulunmaktadır: Yargıtay -----. HD’nin 20.09.1982 tarihli bir kararında şöyle denilmektedir: “…Dava konusu bononun daire teslimi karşılığı ödeme şartını taşımış olmasına göre bono vasfında olmamasına-----“…bir ‘teminat bonosu’ndan sözedilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin, cezai şartın öngörüldüğü durumlar dışında, doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması ya da borçlunun alacaklıya temel edimini yerine getireceğini güvenceye bağlamak ve alacaklının bu edimin ifa edilmemesi durumunda daha önce borçluya ödediği tutarı geri almasını kolaylaştırmak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir."----. "Dava; bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı senedin teminat senedi olmasından bahisle takibin iptali istemine ilişkindir.Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının,hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir.’’Bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiği belirtilmeli ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması sağlanmalıdır." şeklinde sözleşmeyle senede atıf yapması durumunda teminat senedi vasfını taşıyacağı içtihat edilmiştir. Ekte sunmuş olduğumuz protokolde de şirketin hisselerinin devri ve iş karşılığı olan taşınmazın mülkiyeti konularına ilişkin taraflar arasındaki temel ilişkiye dayalı karşılıklı edimlerin teminatı olarak ve ''BOŞ'' olarak verildiği yazılı belgelerle açıkça sabittir. Yargıtay ----. Hukuk Dairesi ------. "Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte borçlunun, takip konusu senedin sözleşmeye istinaden teminat senedi olarak verildiğini, senedin “evin kredi borcuna istinaden verilmiştir” yazılı kısmının kesilerek çıkarıldığını belirterek takibin iptali talebiyle icra mahkemesine başvurduğu, İlk Derece Mahkemesince, istemin kabulü ile takibin iptaline karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedildiği anlaşılmıştır. HGK'nun 14.03.2001 tarih ---- sayılı kararlarında da benimsendiği üzere, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı belge ile kanıtlanmalıdır.Her ne kadar; borçlu tarafından dosyaya sunulan senet fotokopisi ile senet aslının mukayese edilerek "Evin kredi borcuna istinaden verilmiştir" ibaresinin bulunduğu kısmın yırtılıp yırtılmadığının tespiti için Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve 20/01/2020 tarihli bilirkişi raporu ile “... 13/03/2018 tanzim ve 30/09/2018 vade tarihli 190.000 TL değerindeki senedin sol kenar boyunca yaklaşık 1 cm bölümün yırtılmış olduğu, yırtılan bölümün halen mevcut olmadığının müşahede ve tespit edildiğinin, senedin sol kenarında evvelce mevcut yırtılan bölümün "Evin Kredi borcuna istinaden verilmiştir" ibaresinin gizlenmesi amacıyla yırtılmış olduğunun tespit edildiğinin” bildirildiği görülmüş ise de bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılması doğru olmayıp bononun kenar kısmının deforme olmuş olması bononun kambiyo vasfını ortadan kaldırmaz. İcra mahkemesi tarafından varsayıma dayalı olarak bono metni dışında kalan kısmın kesildiği ve kesilen kısımda kayıtlar bulunduğu savıyla sonuca gidilemez.Asıl olan senet aslı olup, takip dayanağı senedin unsurları tam olduğundan kambiyo senedi vasfındadır.Ancak somut olayda; takip dayanağı bononun üzerinde “teminat senedi” olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmuyor ise de takibin tarafları arasında imzalanan 13.03.2018 tarihli sözleşmede, borçlunun taşınmazını davalı alacaklıya devrettiği, taşınmazı kredi ile satın aldığından .-----190.000,00 TL kredi borcunun bulunduğu ve sözleşme gereği borcun borçlu tarafından 30/09/2018 tarihinde kapatılacağının belirtildiği,sözleşme tarihi ile senedin düzenlenme tarihinin aynı gün olduğu, sözleşme içeriğinden senet vade tarihi ve miktarının uyumlu olduğu, takibe konu senedin teminat senedi olduğu anlaşılmış olup Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre senet üzerinden anlaşılmayıp ayrı bir sözleşmeye dayalı teminat iddiaları İİK'nun 169. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğinde olup İİK’nun 170/a maddesi kapsamında değerlendirilemez. O halde İİK'nun 169/a-5. maddesi uyarınca muteriz borçlu hakkındaki takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, başvurunun İİK’nun 170/a maddesi kapsamında şikayet olarak vasıflandırılarak takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın belirtilen nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir." şeklinde takip dayanağı bononun üzerinde “teminat senedi” olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmuyor ise de senedin bir sözleşmeye bağlanması ve sözleşmeyle bononun tarihlerinin uyumlu olması durumunda takibe konu senedin teminat senedi olacağı içtihat edilmiştir. Kambiyo senedi olduğundan bahisle takibe konu edilen belge kayıtsız şartsız borç ödeme vaadi unsurunu içermemekte olup TTK. m. 776/1 (b) uyarınca "kayıtsız şartsız bir muayyen bir bedeli ödeme vaadi" bononun taşıması gereken unsurlardandır. Ekte sunulan 06.01.2025 tarihli Hisse Devir Protokolü ile şirketin hisse devri ve taşınmaz mülkiyeti konularına ilişkin bedel için olan ödemelere karşılık müvekkilden 1.650.000-TL ve 185.000-USD bedelli teminat teşkil etmek üzere aldığı, ödemelerin 2025 yılı sonu ve 2027 yılı sonuna kadar yapılması halinde teminat senetlerinin iade edileceği açıktır. Sayın Mahkemece de malum olduğu üzere 2025 yılı sonu ve 2027 yılı sonu olarak belirlenen vadeler işbu dava tarihi itibariyle dahi gelmemiştir. Özellikle 185.000-USD yönünden 2027 yılı sonuna kadar yani henüz 2 yıldan daha fazla süre müvekkilin ödeme yapabilecek süresi ve imkanı bulunmaktadır. Takibe konu belge açıkça kayda ve şarta bağlandığından bu açıdan da kambiyo vasfına haiz değildir. Yargıtay uygulaması gereğince de senedin kayıtsız şartsız borç ikrarına havi olmaması sebebiyle, kambiyo vasfını taşımadığından dolayısıyla alacağın varlığı, temerrüt olgusu da oluşmadığından tarihleri; düzenleme tarihi: 20.01.2025, vade tarihi 20.02.2025, bedel 6.500.000,00-TL olarak davalı tarafından doldurulan ve düzenleme tarihi 20.01.2025, vade tarihi 20.04.2025, bedel 185.000-USD olarak davalı tarafından doldurulan senetlerden kaynaklı olarak ve bu senetlerin dayanak yapıldığı icra takibinde müvekkilin borçlu olmadığı açıktır. Bu nedenle huzurdaki menfi tespit davası açmak hususunda hukuki yararı bulunduğu şüphesizdir. Yargıtay------"Borçlular vekilinin icra mahkemesine başvurusunda; müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığını, takibe konu senedin taraflar arasında imzalanan centilmenlik sözleşmesine aykırı olarak takibe konulduğunu, senedin hisse devir bedelinin son kısmına ait olduğunu, kira sözleşmesinin Kıyı Emniyeti ile kira sözleşmesinin yenilenmesi şartına bağlı olarak verildiğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği; ilk derece mahkemesince takibe konu senedin şarta bağlı olarak verilmiş olduğu, bu nedenle kayıtsız ve şartsız bir bedel ödeme vaadini içermediği gerekçesiyle istemin kabulüne karar verildiği, tarafların istinaf talebinde bulunması üzerine bölge adliye mahkemesince, takip konusu senedin ifa amaçlı olarak düzenlendiği, teminat senedi olmadığından bahisle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.6102 Sayılı TTK.'nun 776/1. maddesinin (b) bendinde; bono veya emre yazılı senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermesi gerektiği, 777. maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, alacaklının 15.10.2018 tarihli cevap dilekçesinde; “..Bu senedin Hisse Devir Protokolü'nün 6. maddesine istinaden ------. şirketi arasındaki kira sözleşmesinin yenilenmesine müteakip derhal ödenmesi hususunda anlaştıkları, ... Limited Şirketi dolayısıyla şirket ortakları olan borçluların kurumla 03.03.2018 tarihinde yeni kira sözleşmesini imzaladıkları, bu sebeple davaya konu senetle ilgili alacağın muaccel hale geldiği” şeklindeki beyanı dolayısıyla takibe konu senedin şarta bağlı olarak verildiği hususunun alacaklının kabulünde olduğu görülmüştür.Buna göre senedin tahsili şarta bağlandığından, 6102 Sayılı TTK.'nun 776/1. maddesinin (b) bendinde yer alan kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi unsurunu içermediğinin ve dolayısıyla bono vasfında olmadığının kabulü gerekeceğinden anılan senede dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılamaz.O halde ilk derece mahkemesinin kararı yerinde olduğundan bölge adliye mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir." Yargıtay-----"Alacaklı tarafından borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak genel haciz yoluyla yapılan ilamsız takipte örnek 7 ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun teminat amacıyla verilen senedin takibe konulduğundan bahisle borca itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının itirazın kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, takibe dayanak senedin taraflar arasındaki sözleşmede bahsi geçen senet olduğuna dair ayırt edici özelliklerinin belirtilmediği ve teminat senedi iddiasının yazılı delille ispat edilemediği gerekçesiyle itirazın kaldırılmasına hükmedildiği anlaşılmaktadır. Bir bononun teminat olarak verildiğinin kabulü için, o bono üzerinde teminat ibaresinin bulunması zorunluluğu yoktur. Kaldı ki, bono üzerindeki teminat ibaresi neyin teminatı olduğunun ayrıca açıklanmadığı sürece bononun başlı başına teminat bonosu olduğunu göstermez. Diğer yandan teminat iddiasının kabulü için bu hususun taraflarca ayrı bir sözleşmede belirtilmesi de zorunlu değildir. Ayrıca takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir. (HGK’nın---sayılı kararları). Somut olayda, takip konusu bononun tarafları ile borçlunun dayandığı bila tarihli sözleşmenin taraflarının aynı olduğu, ayrıca sözleşmede bahsi geçen ve taraflar arasındaki satım ilişkisi nedeniyle Borçlu …’den 41.000,00 TL teminat karşılığında alınan 15.11.2014 düzenleme tarihli senedin, takibe konu senedin düzenleme tarihi ve bedeliyle aynı olduğu görülmekle, senedin aradaki sözleşmeye binaen teminat amacıyla verildiği anlaşılmış olup, alacağın varlığı, miktarı ve tahsilinin gerekip gerekmediği yargılamayı zorunlu kılmaktadır. O halde mahkemece, alacağın tahsili yargılamayı gerektirdiğinden itirazın kaldırılması isteminin reddi yerine yazılı şekilde kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir." Ezcümle taraflar arasındaki sözleşmede AÇIKÇA, senetlerin TEMİNAT SENEDİ olduğu anlaşılmakta, yine şüpheye yer vermeyecek şekilde sözleşme konusu edimlerin davacı tarafından 6.500.000-TL bedel yönünden 2025 yılı sonuna kadar, 185.000-USD yönünden ise 2027 yılı sonuna sonuna kadar ödenebileceği açıkça yazılı olmasına rağmen davalının sahtecilik ve dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturur şekilde taraflar arasındaki yazılı sözleşmeye aykırı şekilde senetleri doldurduğu, kambiyo senedi görünümü elde etmeye çalıştığı, yine taraflar arasındaki Hisse Devri Protokolü'nde açıkça görüleceği üzere taraflar arasındaki alacak - borç ilişkisini İş karşılığı olan taşınmazın mülkiyeti ve şirket hisseleri temin etmesine rağmen sözleşmeye aykırı şekilde ve suç oluşturur nitelikte senet metnine NAKDEN kaydının düşüldüğü, halihazırda davacıların senet metnindeki tüm hususları taraflar arasında imzalı YAZILI BELGE ile aksini ispatlayabildiği ve teminat fonksiyonunu ispatlayabildiği şüphesiz şekilde açıktır. Yine, davacıların işbu sebeple dava konusu senede ilişkin olarak sanki borç senediymiş gibi kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapılması hukuka aykırı olduğundan takibin doğrudan iptali gerekmektedir. Müvekkillerinin de bu senetlerden kaynaklı olarak takip tarihi itibariyle borçlu olmadığı ve bu senetlerin takip dayanağı yapıldığı takip dosyasında da borçlu olmadığı ve olamayacağı açıktır. Bu nedenle davacıların TAKİPTE BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ zorunludur. Taraf arasındaki temel ilişki gereğince; borç muaccel değildir, senet teminat niteliğindedir, kambiyo vasfı yoktur, takip haksızdır. Bu sebeple İİK m. 72 uyarınca davacıların borçlu olmadığının tespitine karar verilmelisi gerekmektedir ve davacılar tedbir isteminde ve menfi tespit davası ikame etmesinde hukuki yarar bulunmaktadır. Dilekçe ekinde sunmuş oldukları taraflar arasındaki sözleşmede açıkça; 6.500.000 TL için 2025 yılı sonuna kadar, 185.000 USD için 2027 yılı sonuna kadar, ödeme yapılabileceği düzenlenmiştir. Dava tarihi itibarıyla ödeme vadeleri gelmemiştir. Vadesi gelmeyen borç için kambiyo takibi yapılamayacağı izahtan varestedir. Davalının senedi hukuka aykırı doldurması suç teşkil etmekte, zarar ve kötü niyet oluşturmaktadır. Davalı; Teminat senedini, Vadeleri gelmemiş borçları, Temel ilişkiye aykırı olarak, “Nakden” ibaresi ekleyerek, Haksız biçimde icra takibine koymuştur. Bu davranış hem kötü niyet hem de haksız takip niteliğindedir. Davalının amacı, teminat niteliğindeki belge üzerinden baskı kurarak haksız kazanç elde etmektir. İşbu nedenle davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde icra takibine konu ettiği senetlerden ve----- Sayılı takip dosyasından borçlu olmadığının tespitine ve davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmek zarureti hasıl olduğundan bahisle davanın kabulü ile davacıların ------Esas sayılı takip dosyası ve bu icra takip dosyasına konu edilen 6.500.000-TL bedelli ve 185.000-USD bedelli senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, 06.01.2025 tarihli Hisse Devir Protokolü uyarınca teminat olarak oluşturulan 6.500.000-TL bedelli ve 185.000-USD bedelli belgeler, davalı ------ tarafından ''Elden Teslim Aldım, ----, imza'' şeklinde kendi el yazısı ile yazıp imzalamak sureti ile düzenleme tarihleri, vade tarihleri, malen/nakden kaydı, yetkili adliye, borçlu isim ve soyismi boş olarak davalıya teslim edilmiş olması ve yazılı belge ile ispatlanması ve taraflar arasındaki sözleşmede açıkça, senetlerin teminat senedi olduğu anlaşılmakta, yine şüpheye yer vermeyecek şekilde sözleşme konusu edimlerin davacı tarafından 6.500.000-TL bedel yönünden 2025 yılı sonuna kadar, 185.000-USD yönünden ise 2027 yılı sonuna sonuna kadar ödenebileceği açıkça yazılı olmasına rağmen davalının suç teşkil eder şekilde taraflar arasındaki yazılı sözleşmeye aykırı şekilde senetleri doldurarak ihtiyati haciz ve icra takibe konu etmesi davalının kötü niyetini ispat ettiğinden, davalının alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 19/01/2026 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dilekçesinin özetle söz konusu senetlerin teminat senedi olduğunu iddia etmekte borca ve imzaya itiraz etmemektedirler. TAKİBE KONU SENET İDDİA EDİLENİN AKSİNE TEMİNAT SENEDİ DEĞİLDİR; HİÇBİR ŞEKİLDE TEMİNAT İBARESİ YAZMAMAKTADIR. Davacılar tarafından işbu dava ile takibin durdurulması ve borçlu olmadıklarının tespitini talep edilmiş olup, temel iddia senetlerin teminat senedi olduğu ve kambiyo vasfını taşımadığı iddiasıdır. Bu iddia hukuka ve maddi gerçeğe aykırı olup, senetler TTK’nın 776 ve devamı maddeleri kapsamında tüm zorunlu unsurları taşıyan kambiyo senedi niteliğindedir. Davacılar, takibe konu senetlerin "teminat senedi" olduğunu, kambiyo vasfı taşımadığını iddia etmektedirler. Bu iddia hukuken ve fiilen dayanaksızdır. 1. Kambiyo Senedi Unsurları Mevcuttur TTK m. 776/1'e göre bononun zorunlu unsurları: (a) Senedin metninde "bono" kelimesi bulunmalı (b) Kayıtsız şartsız muayyen bedeli ödeme vaadi (c) Vade (d) Ödeme yeri (e) Kime veya kimin emrine ödenecekse onun adı (lehtar) (f) Düzenlenme tarihi ve yeri (g) Düzenleyenin imzası Takibe konu senetler, TTK m. 776/1'de sayılan tüm zorunlu unsurları taşımaktadır: - Senet metninde "BONO" ibaresi mevcuttur - Kayıtsız şartsız ödeme vaadi içermektedir - Vade belirtilmiştir - Ödeme yeri gösterilmiştir - Lehtar (alacaklı-----) açıkça yazılıdır - Düzenlenme tarihi ve yeri mevcuttur - Borçluların imzaları bulunmaktadır Bir senedin kambiyo senedi sayılması için, senet üzerinde "teminat senedidir" gibi bir ibarenin bulunmaması veya ayrı bir protokolde teminat amaçlı verildiğinin belirtilmesi, senedin kambiyo vasfını ortadan kaldırmaz. Yargıtay -----. sayılı kararında: "Borçlunun takibe konu çekle ilgili olarak açtığı menfi tespit davası sonucunda verilen ret kararı temyiz aşamasında olduğu ve henüz kesinleşmediği için icra takibine bir etkisi bulunmamaktadır. İİK'nun 72/4 fıkrası davanın reddi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağını, hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısı ile alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağını hükme bağlamıştır". Kaldı ki; Davacı-----, hem şahsi olarak hemde şirket yetkilisi olarak söz konusu senette imza inkarında bulunmamış ve 12.11.2025 tarihli haciz tutanağına teminat iadesine muvafakati olduğu, dosyaya ödeme yapacağını sürelerden feragat edeceğini ve ödeme yapacağını belirterek herhangi bir itirazı olmadığını beyan etmiştir. Davaya konu söz konusu senetler teminat senedi vasfında değil kambiyo senedi vasfındadır. Davacı taraf, temel sözleşmeye ilişkin iddialarını kambiyo takibine ile ilişkilendirmeye çalışmaktadır. Oysa kambiyo senetleri, bağımsız ve soyut borç ikrarı niteliğindedir. Kabul etmemekle birlikte temel ilişkinin şartlarına aykırılık iddiası senedin kambiyo vasfını doğrudan etkilemez. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bono sebebiyle borçlu olan, bonoyu düzenleyendir. Davacılar imza inkarında bulunmadıklarına göre, senedi düzenleyip davalıya verdikleri, bononun tüm zorunlu unsurları içerdiği ve kayıtsız şartsız bir borç ikrarı olduğu sabittir. Senedin hangi hukuki ilişkinin teminatı olduğu hususunun bir başka deyişle karşılıklı edimleri, içeren bir sözleşmenin teminatı için verildiği konusunun yazılı belge ile kanıtlanması gereklidir. Yani bir senedinin teminat senedi hükmünde olabilmesi için; Senedin üzerinde açıkça teminat olarak verildiği yazılmalıdır. Zira senette açıkça "Teminat senedidir.", "teminattır.", "...ya yönelik teminattir." şeklindeki ibarelerin hiçbiri bulunmamaktadır. Anılan husus Yargıtay kararlarında çok açık bir şekilde izah edilmiştir. Ekte sunulu Yargıtay kararları ve emsal teşkil eden bir başka dosyanın ilk derece mahkemesi kararı, BAM kararı ve Yargıtay kararı da anılan hususu destekler niteliktedir. Dava açıldıktan sonra bile henüz ödeme tarihinde olunmadığı iddiası, senetlerin kambiyo şartlarını taşıdığı gerçeğini değiştirmez. Senet düzenleme tarihi ve vadesi açıkça yazılıdır. -----Asliye Ticaret Mahkemesinin-----Karar sayılı dosyasından ihtiyati haciz alınmış olup söz konusu ihtiyati hacze davacı taraf itiraz etmiştir. Mahkemenin kararında "Somut olayda; 20.01.2025 keşide tarihli, 20.02.2025 vade tarihli 6.500.000,00 TL bedelli ve 20.01.2025 keşide tarihli, 20.04.2025 vade tarihli 185.000,00USD bedelli usulüne uygun olan bonolar nedeniyle vade tarihlerinin geçmesine rağmen ödeme yapılmadığı, alacağın varlığına yasal karine oluşturulduğu, bunun aksinin yani ödeme yapıldığının borçlu tarafından ispat edilemediği, alacaklı tarafında da yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiği, ihtiyati hacizin kaldırılmasına yönelik yeni bir delil sunamadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." denilmektedir. Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin -----. sayılı kararında: "İcra ve İflâs Kanunu'nun 265,III hükmüne göre, '… Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir.' Bu Kanun hükmü uyarınca, taraflar usulen davet edilip, duruşma açılarak itiraz hakkında bir karar vermek gerekir". Somut olayda, Asliye Ticaret Mahkemesi usulüne uygun duruşma yaparak itirazı reddetmiştir. ----- Asliye Ticaret mahkemesinin ihtiyati haciz itirazlarının reddine ilişkin verdiği karar "kesin hüküm" (maddi anlamda) teşkil etmese de, "Yaklaşık İspat" külfetinin alacaklı tarafından aşıldığına dair güçlü bir karinedir. Yargıtay perspektifiyle şu cümleyi eklemek etkileyici olur: "Her ne kadar ihtiyati haciz kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmese de; Asliye Ticaret Mahkemesi'nin senedin kambiyo vasfını ve borcun varlığını 'yaklaşık ispat' kuralları çerçevesinde denetleyip onaylamış olması, davacının 'teminat' iddiasının soyut ve dayanaksız olduğunu teyit etmektedir." ------Karar sayılı ilamında "Bonoda şekil şartları, senedin tanzim tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nın 776.maddesinde sayılmıştır. Bononun unsurları, bona veya emre muharrer senet ibaresi, kayıtsız şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, düzenleme yeri ve tarihi, düzenleyen imzasıdır. Zorunlu unsurlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetikli mahkeme kayıtları konabilir. TTK.nın 777. Maddesine göre, kayıtsız şartsız ödeme vaadini içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. TTK.nun 778.maddesi göndermesi ile bonolarda uygulanması gerekenin TTK.nun 680.maddesi uyarınca açık bono düzenlemesi mümkündür. Tamamen doldurulmamış bono tedavüle çıkarken anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile kanıtlanmadığı sürece, geçerliliğini korur. İcra takibine konu senedin, takibe geçildiği tarihte TTK.nun 776.maddesinde öngörülen tüm zorunlu unsurları taşıdığı anlaşılmaktadır. HMK.nun 207.maddesi hükmü gereğince, senette çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkar halinde göz önünde tutulamaz. Bir başka anlatımla senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Davacının iddiaları gereğince; takibe konu bononun davacılar tarafından BOŞ olarak imzalandığının açıkça kabul edildiği, ancak bononun içeriğinin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu iddiasının yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince yazılı değil ile ispat edilemediği, imzası inkar edilmeyen ve takip tarihinde yasal geçerlilik şartlarını taşıyan bonoya dayalı olarak takip yapılmasının usul ve yasaya aykırı olmadığı anlaşılmakla, davacıların iddiaları yerinde görülmemiştir. Öte yandan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 776/1-g maddesinde yer alan yasal düzenlemeye göre, düzenleyenin imzası bononun zorunlu unsuru olup, düzenleyenin imzasını içermeyen senet bono vasfını haiz olmayacağı için hamiline, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapma yetkisi vermez. Bono metnindeki düzenleyenin imzası dışındaki yazıların ise, düzenleyenin eli ürünü olmasını gerektirir yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Zira TTK.nun 680.maddesi uyarınca açık bono düzenlemesi mümkün olup, tamamen doldurulmamış bono tedavüle çıkarken anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu iddiası yazılı belge ile kanıtlanmadığı sürece, bono mevcut hali ile geçerliliğini koruyacaktır.-----) Takip dayanağı bononun düzenleme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 778.maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 680.maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesi mümkündür. HGK'nun 14/03/2001 Tarih, -----sayılı kararlarında da benimsendiği üzere, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak ya da yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. Takibe dayanak senedin teminat senedi olduğu bir belge ile ispatlanmak isteniyorsa İİK'nun 169/a maddesi uyarınca, belgede, takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarının belirtilmesi gereklidir. Aksi takdirde dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı bir belge ile kanıtlanmadığı sürece, onun takibe konu edilmesi engellenemez. Bu kapsamda davacılar tarafından sunulan Hisse Devir Protokolünün adi yazılı belge niteliğinde olduğu, protokolde takibe dayanak bonoya ayrıca ve açıkça atıfta bulunulmadığı, yine iş bu protokolün davalının da kabulünde olmadığı görülmekle takibe konu bonoların teminat olarak verildiği iddiası ispat edilememiştir." denilmek suretiyle davanın reddine karar vermiştir. ----. İcra Hukuk Mahkemesi ---- Esas ve ---- Karar sayılı dosyasında hacizlerin dosya borcu ödendiğinden kaldırılması için memur işlemi şikayet başvurusu yapılmış olup mahkemenin kararında "---Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Karar sayılı dosyasından verilen ihtiyati haciz kararındaki ihtiyati haciz tutarının 14.312.661,00 TL ile sınırlı olduğu, davacı/borçlular tarafından ihtiyati haciz kararında belirtilen miktarı karşılar nitelikte tutarı 14/11/2025 tarihinde ------ nolu tahsilat makbuzu ile 14.312.661,00 TL' nin icra müdürlüğü dosyasına depo edildiği, İİK.nun 266. Maddesi gereğince ihtiyati haciz miktarı tutarındaki miktarı karşılar nitelikte tutarın icra dosyasına depo edilmesi ile depo edilen tutarın kabul dilerek, davacının şikayetinin kabulü ile; --- Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- sayılı dosyasından verilen ihtiyati haciz kararı gereğin-- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararına istinaden davacı/borçlulara ait menkul, araç, taşınmaz ve banka hacizleri dahil olmak üzere konulan tüm ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmekte olup kısaca söz konusu dosyaya borç tutarını ödeyip hacizleri kaldırmışlardır. İcra Hukuk Mahkemesi ve Asliye Ticaret Mahkeme kararları ile: - Senetlerin kambiyo senedi vasfı taşıdığı - İhtiyati haciz koşullarının oluştuğu - Takibin hukuka uygun olduğu tespit edilmiştir. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ve Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararları ile aynı iddiaların reddedilmiş olması, davacıların bu iddiaları yeniden ileri sürmelerine engel teşkil etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun-----. sayılı kararında: "İhtiyati haciz kararına istinaden ihtiyati haciz uygulanması, genel anlamda bir takip işlemi olmayıp, niteliği itibariyle tedbir vasfında bulunduğundan, İİK'nun 72/2. maddesine dayalı olarak icra takibi hakkında verilen tedbir kararı, ihtiyati haczin infazına mani teşkil etmez" şeklinde hüküm kurulmuştur. Davacının iddalarını kabul etmemekle birlikte davacı tarafın “kötü niyet” iddiası gerçek dışıdır. Davacı taraf söz konusu senedin geçerli bir alacak ilişkisine dayanmadığını belirtmiştir. Hukuka uygun kambiyo senetlerine dayanarak takip açılmıştır. Kambiyo senetlerine hakim olan sebepten soyutluk (müceretlik) ilkesi gereğince kambiyo senedinin alt yapısını oluşturan ve onun oluşmasını sağlayan temel borç ilişkisi geçersiz olsa dahi kambiyo senedine hayat verdikten sonra bunun bir önemi bulunmamaktadır. Mücerret kıymetli evrak, doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız ve soyuttur. Kıymetli evrak bir defa doğduktan sonra, doğumuna sebep olan ilişkideki bir aksaklık veya bozukluk kıymetli evrakın geçerliliğine etkili olmaz. Senet temel borç ilişkisinden soyutlanmış, bağımsız bir varlık kazanmıştır. Bu nedenle davacının iddiaları hukuki temelden yoksundur. Bir senedin teminat senedi olabilmesi için senedin üzerinde veya sözleşmede açıkça senedin hangi ticari ilişki kapsamında verildiğine dair senedin vade, tarih ve miktar olarak açıkça yazılmak suretiyle belirtilmesi gerekir. Aksi halde teminat senedi iddiası değerlendirilmez. HGK'nun 14/03/2001 Tarih, ------ sayılı kararlarında da benimsendiği üzere, dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak ya da yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. Takibe dayanak senedin teminat senedi olduğu bir belge ile ispatlanmak isteniyorsa İİK'nun 169/a maddesi uyarınca, belgede, takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunlu olup, açıkça atıf yapıldığının kabulü için senedin, vade ve tanzim tarihleriyle miktarının belirtilmesi gereklidir. Aksi takdirde dayanak belgenin hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılı bir belge ile kanıtlanmadığı sürece, onun takibe konu edilmesi engellenemez. Bu kapsamda davacılar tarafından sunulan Hisse Devir Protokolünün adi yazılı belge niteliğinde olduğu, protokolde takibe dayanak bonoya ayrıca ve açıkça atıfta bulunulmadığı açıkça ortadadır. Taraflarınca sadece senet kambiyo hükümlerine göre takibe konulmuştur. Bu işlem, kanuni hakkın kullanımından ibarettir. Bu nedenle tazminat veya para cezası talepleri de yerinde değildir. "Takibe konu senet üzerinde herhangi bir atıf olmadığı gibi tarafların ticari ilişkisini belirleyen bir yazılı sözleşmede bulunmadığı görülmektedir. Davacı tarafından takibe konu çekin teminat senedi olduğuna dair çekin vade tarih ve miktar yönünden belirtildiği herhangi bir sözleşmede sunulmadığından davacının takibe konu çekin teminat senedi olduğu iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla reddi gerekmektedir". (-----İcra Hukuk Mahkemesi 18/09/2025 Karar Tarihli---vermiş olduğu vekalet sebebiyle menfaat çatışması, sır saklama yükümlülüğünün ihlali ve vekalet görevinin kötüye kullanılması ihlali ortaya çıkmakta olup şikayet haklarımız saklı kalmak kaydı ile yapmış olduğu işlemler yetkisizdir. Müvekkili şirketin daha önceki vekili olarak görev yapan Av. Mustafa -----vekâlet ilişkisi devam ettiği halde, karşı tarafın avukatı ve/veya yanında çalışan avukat ile birlikte karşı taraf adına vekâletname çıkarttırdığı, müvekkil şirkete karşı işlem yaptığı ve bu kapsamda yürütülen işlemler tarafımızca sonradan tespit edilmiştir. Şöyle ki; -----. Danışıklı olarak çıkartılan bir vekaletname söz konusudur. Karşı tarafın çıkartmış olduğu vekalette avukatın adresinin bulunmadığı vekaletin eksik olarak çıkartıldığı ve bilinçli olarak adresinin yazılmadığı ve imzaların çıplak gözle incelendiğinde davalı--- elinin ürünü olmadığı imza sirkülerine, senede ve haciz tutanağına bakınca da ortadadır. ---- Arabuluculuk Bürosu ----- büro dosya numaralı ----- Arabuluculuk Numaralı dosyasında ---. İcra Müdürlüğü ---- Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde Alacaklı Şirket Yetkili ----, Borçlu---- Şirketi yetkilisi----. İcra dosyasına yapılan itiraz neticesinde yukarıda numarası yazılı arabuluculuk dosyasından başvuru yapılmış olup tutanaklarda da görüleceği üzere Av. ----numaralı telefonundan ulaşılmıştır. Yine --- ve ----- avukatlarının almış olduğu vekaletler ve yetki belgeleri de araştırılmış olup Av. ----- hanımın yine ofiste çalıştığı aşikardır. Avukatlık Kanunu ve TBB Meslek Kuralları gereğince aynı avukatın veya aynı avukatlık bürosunda çalışan avukatın menfaat çatışması bulunan iki tarafa birden hukuki hizmet sunması kesin olarak yasaktır. Bu nedenle, ilgili avukatların bu dosyada yaptıkları tüm işlemler yetkisizdir, hukuki sonuç doğurmaz. Tüm bu nedenlerle; müvekkili aleyhine ilgili avukatlar tarafından yapılmış işlemlere itibar edilmemesi, yetki hususunun değerlendirilmesi ve bu husustaki tüm haklarının saklı tutulmasını talep etmektedir. Dilekçenin ana omurgası, borçlu olmadığının iddiasıdır ancak "yazılı delil" (senede karşı senetle ispat kuralı) ile ispatlanabileceği üzerine kuruludur. Senede karşı tanık dinletilemeyeceği (HMK m. 200 ve devamı) ilkesi gereği, tanıkla ispat edilemez, tanığı sadece "vekalet görevinin kötüye kullanılması/husumet" iddiası ile sınırlı tuttuğumuzu açıkça belirtiriz. Davacılar, borcu ödememek ve süreci uzatmak için dava açmıştır. İİK m. 72 kapsamında tazminat isterken, davacının senedi bizzat düzenleyen (keşideci) tacir olduğu, basiretli bir tacirin imzaladığı senedin "kayıtsız şartsız borç ikrarı" olduğunu bildiği, buna rağmen senedin vasfını inkar etmesinin ağır kötüniyet teşkil ettiği vurgulanmalıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle işbu davanın reddini, ihtiyati tedbirin kaldırılmasını ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etiklerinden bahisle öncelikle usulüne uygun bir vekaletnameyle ikame edilmemiş bulunan işbu davanın H.M.K. m.114/1-f bendi uyarınca dava şartı noksanlığından usulden reddine, işbu talepleri uygun görülmezse ekte sunmuş oldukları deliller ve ispat vasıtaları neticesinde esasa girilerek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, İİK. Md. 72/4 uyarında ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İİK. Md. 72/4 uyarınca alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İcra Dosyası: ----- olduğu, 6.500.000,00 TL asıl alacak ve 2.075.010,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.575.010,00 TL toplam alacak, 185.000,00 USD asıl alacak ve 3.250,00 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 188.250,00 USD toplam alacak üzerinden 20/02/2025 vade 20/01/2025 düzenleme tarihli 6.500.000,00 TL bedelli senet ve 20/04/2025 vade 20/01/2025 düzenleme tarihli 185.000,00 Amerikan Doları (USD) bedelli senede istinaden 12/11/2025 tarihli Kambiyo Senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) Özgü Haciz Yolu İle Yapılacak Takipte Ödeme Emri düzenlendiği görülmüştür. Ticaret Sicil Kayıtları incelendiğinde; davalı ----Şirketi'nin 22.10.2014 tarihinde kurulduğu (Eski unvanının ------ hem kendi adına hem de şirket adına tek başına sorumlu olacaktır. İşbu protokol tarihinde her iki tarafta şirketin aktif ve pasifini bilerek ve kabul ederek devretmiş ve devralmıştır. 6- Protokol imza tarihi itibariyle hisse devir işlemleri noterde yapılacak ve hisse devri ile beraber ----- imza yetkisi/müdürlük sıfatı da kaldırılacaktır. Bu devir ve işlemler hisse devralan ------ tarafından tamamlanacak ve ticaret gazetesinde ilan edilmek üzere yerine getirilecektir. 7- Bu protokol şartları dahilinde tarafların sorumluluklarını yerine getirmesi ile bahse konu şirkete ve hisselerine dair birbirlerinden herhangi bir hak ve alacakları kalmamış olup birbirlerini gayri kabil-i rücu olarak ibra ederler." şeklinde düzenlendiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, davacı tarafça teminat amaçlı verildiği iddia olunan bonolardan dolayı icra dosyası ve bonolardan kaynaklı borçlu olunmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. Davacı taraf, hisse devir protokolü gereği kararlaştırılan bedeller ödendikten sonra iade edilmek için verilen bonoların vadesi gelmeden takibe konulduğundan bahisle borçlu olunmadığının tespitini talep etmektedir. Davalı taraf, takibe konu bonoların üzerinde teminat ibaresi yazmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. Dava konusu bonolardaki imzaya, davacı tarafın bir itirazı bulunmayıp, uyuşmazlık, bonoların, anlaşmaya aykırı olarak doldurulup doldurulmadığı, davacı tarafın icra takibi ve bonolardan dolayı borçlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olmadığının ispat yükümlülüğü davacı-borçlu tarafa aittir. Davacı tarafından, dava konusu bonoların vadesi gelmeden icra takibine konulduğu iddia edilmektedir. 6102 sayılı TTK'nun 778/2-f maddesine göre, bonolarda da uygulanması mümkün olan aynı Kanun'un 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlemesi mümkündür. TTK'nun 776. maddesi uyarınca, bonolar kayıtsız ve şartsız belli bir bedeli ödeme vaadini içermekte olup, bunun aksine bononun teminat için verildiği, anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddialarının yazılı delille ispatı gerekir. Senedin sonradan doldurulması da kambiyo vasfını etkilemez. (Yargıtay ----- Taraflar arasında 06.01.2025 tarihli Hisse Devir Protokolü düzenlendiği, protokole istinaden ----Noterliği'nin 06/01/2025 tarih ve ---- yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ve aynı tarihli genel kurul kararıyla ---- şirketteki 24.000 adet paya karşılık 600.000,00 TL tutarındaki payını ---- devrettiği ve ----- şirketin tek ortağı olduğu anlaşılmıştır. Hisse Devir Protokolü'nün 3 üncü maddesinde devir bedelinin --- İli ---- ilçesi ----- nolu bağımsız bölüm isimli taşınmaz, 6.500.000,00 TL ve 185.000,00 Amerikan dolarının nakit olarak ödeneceği ve nakit ödemeler için senet verileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Protokolün 4 üncü maddesiyle, taşınmazın hali hazırda ----- devredildiği, 6.500.000,00 TL nakit bedelin en geç 2025 sonuna kadar, 185.000,00 Amerikan dolarının ise 2027 Aralık sonuna kadar nakden ödeneceği ayrıca ödemeler yapıldıkça senetlerin iade edileceği kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki 06.01.2025 tarihli Hisse Devir Protokolü, noterde devrin gerçekleşmesi, genel kurul kararı ve ticaret siciline devrin işlenmesi ile dosyada fotokopileri bulunan takibe konu bonoların açık hali göz önünde bulundurulduğunda dava konusu bonoların devir bedelinin teminatı olarak verildiği anlaşılmaktadır. Taraflarca itiraza uğramayan 06.01.2025 tarihli Hisse Devir Protokolü'nün 4 üncü maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 91 inci maddesine göre, 6.500.000,00 TL nakit bedelin vade tarihinin 31 Aralık 2025, 185.000,00 Amerikan dolarının vade tarihinin ise 31 Aralık 2027 günü olduğu anlaşılmıştır. Takibe konulan bonolarda vade tarihlerinin ise 6.500.000,00 TL bedelli senet için 20/02/2025 ve 185.000,00 Amerikan Doları (USD) bedelli senet için 20/04/2025 tarihi olarak yazıldığı görülmüştür. Takibe konu bonoların vade tarihlerinin sözleşmeye aykırı olduğu, açık bononun sözleşmeye aykırı düzenlenmesinin borçluya şahsi defi hakkı verdiği, davacı borçlunun bu hakkını kullanarak işbu menfi tespit davasını açtığı, bono her ne kadar sözleşmeye aykırı doldurulsa da bu durumun kambiyo senedi olma vasfını ortadan kaldırmayacağı, yapılan açıklamalar sonucunda; davacı borçluların davalı alacaklıya takip ve dava tarihi itibariyle muaccel bir borcu bulunmadığı anlaşıldığından davacıların ---- İcra Dairesi ----- Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, Hisse Devir Protokolü gereği davalı alacaklının hissesini davacı gerçek kişi borçluya devrettiği, dolayısıyla davacı gerçek kişinin de bedel ödeme borcu doğduğu, karar tarihi itibariyle borcun ödenmediği, sözleşme gereği bu borcun ödenmesinin teminatının takip konusu bonolar olduğu, yukarıda değinildiği üzere bonoların sözleşmeye aykırı doldurulmasının bonoların kambiyo senedi olma vasfını ve geçerliliğini ortadan kaldırmayacağı sadece sözleşmeye göre belirlenen vade tarihinden önce takip konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulduğunda davacıların ------ Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 6.500.000,00 TL bedelli ve 185.000,00 USD bedelli senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespiti talebinin reddine, davacı borçlunun takip ve dava tarihi itibariyle vadesi gelmese de davalı alacaklıya borcu bulunduğu, davacının şahsi defi hakkını kullanmayıp borcunu ödeyebileceği, bu durum karşısında takibin haksız ve kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği anlaşıldığından davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, dava alacaklı lehine neticelenmediğinden davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, a) Davacıların ---- İcra Dairesi ------ Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalıya BORÇLU OLMADIKLARININ TESPİTİNE, b) Davacıların ---- İcra Dairesi ----- Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 6.500.000,00 TL bedelli ve 185.000,00 USD bedelli senetlerden dolayı davalıya BORÇLU OLMADIKLARININ TESPİTİ TALEBİNİN REDDİNE, c) Davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, d) Davalı tarafın tazminat talebinin REDDİNE, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 1.128.809,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 2.822,03 TL ve 279.380,37 TL harçlar toplamı 282.202,40 TL harçtan mahsubuyla bakiye 846.607,20 TL harcın davalı taraftan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacılar tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 282.202,40 TL peşin harç ve 134,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 282.951,80 TL masrafın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 4-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.200.496,15 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacılar vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.