İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/107 E. 2025/447 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/107
- Karar No
- 2025/447
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR ESAS NO : ... Esas KARAR NO : ...
HAKİM :... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ... DAVALI : ... - ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ : ... GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı tarafın Develi İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yapılmış olan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, kooperatif genel kururu kararı ve resmi defterdeki kayıtların incelendiğinde alacağı miktarın üzerinden karar alındığını fakat ödeme işleminin süresi içerisinde davalı tarafından yapılmadığını, davalı tarafın tüm ihtarlarına rağmen borcunu ödemediğini bu nedenle kendisine Develi İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçtiğini davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, takip konusu meblağın davalı tarafça gayet iyi bir şeklide bulunduğun ve karar altına alınmış olması nedeniyle aynı zamanda likit bir alacak olduğunu, davanın kabulünü ve itirazın iptaline takibin devamına asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava; ticari ilişkiden kaynaklı itirazın iptali davasıdır. Dosya, Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi neticesinde mahkememize gelerek...esas sırasına kaydı yapılmıştır. Dosya kapsamına göre; davanın mutlak ticari dava olduğu, arabulucuya başvurulmadan ilk olarak 11/10/2023 tarihinde Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açıldığı, davanın Mahkemenin ... esas sırasına kaydedildiği, yapılan yargılama neticesinde Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleşmesi neticesinde dosyanın mahkememize gönderildiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; tarafların tacir olması sebebi ile 6102 sayılı TTK m. 4 ve 5 hükmün nisbi ticarî dava olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan, 6100 sayılı HMK m. 20’de belirtilen sürede görevsizlik kararını vermiş olan mahkemeye başvuru üzerine dosyanın gönderilmesi halinde, görevli mahkemede görülmeye başlanan dava, yeni bir dava olmayıp görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğindedir. (Bkz. Baki Kuru, Medenî Usûl Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 158; Yargıtay HGK, 23/06/2010, E. 2010/15-310, K. 2010/345; 09/04/2008; E. 2008/15-312, K. 306; 08/12/1984, E. 1981/15-616, K. 1984/75 tarih ve sayılı kararları). Görevsiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış olan haklar saklı tutulmuş olacağından, zorunlu arabuluculuk dava şartının da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gereklidir. Nitekim Yargıtay 11 HD'nin 13/09/2023 tarihli ve 2022/2611 E., 2023/4942 K., sayılı 6. HD'nin 15/02/2023 tarihli ve 2023/526 E., 2023/583 K. sayılı; Yargıtay 9. HD'nin 06/02/2023 tarihli ve 2022/18714 E., 2023/1515 K. sayılı; 12/12/2022 tarihli ve 2022/14704 E., 2022/16485 K. sayılı; 05/12/2022 tarihli ve 2022/14561 E., 2022/15997 K. 2024/1834 E., 2025/291 K., 2024/1834 E., 2025/291 K. Sayılı kararlarında da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihten sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanamayacağı kabul edilmiştir. Dosya kapsamından, davanın 11/10/2023 tarihinde açıldığı, her ne kadar dava görevsiz mahkemede açılmış ise de, yukarıda anılan ilke ve esaslar uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartının da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gerektiği, zira görevli mahkemede görülmeye başlanan dava yeni bir dava olmayıp görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğinde olduğu, yasa değişikliğinin yürürlük tarihinin 19/12/2019 olduğu, somut uyuşmazlıkta dava öncesinde arabuluculuk yoluna başvurulmadığı, eldeki davanın 6102 sayılı TTK m. 5/A kapsamında zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu ve bu hükümde sayılan istisnalar kapsamına girmediğinden, dava öncesinde arabuluculuk yoluna başvurulmasının eldeki dava açısından da dava şartı olduğu tartışmasızdır. Bu durumda, arabululucuk dava şartının uyuşmazlığın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmediği, uyuşmazlığın ticari dava olmasından kaynaklandığı, görevli mahkemeye dosya gönderildiğinde de davanın açıldığı tarihin görevsiz mahkemedeki dava açılış tarihi olduğu, dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurulmamış olması karşısında bu tarih itibariyle dava şartının yerine getirilmediği, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, usul ekonomisi gözetilerek davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan dolayı reddi yönünde re'sen hüküm kurulması gerektiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6102 sayılı TTK m. 5/A ve 7155 sayılı Kanun 18/A(2) hükümleri gözetilerek davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Arabuluculuk tutanağının sunulmaması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı Kanun'un 18/A. maddesi uyarınca davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞU SEBEBİYLE USULDEN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcından, dava açılışı sırasında tahsil edilen 269,85-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 345,55-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, Dair, davacının yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır