İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1048 E. 2025/1048 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1048
Karar No
2025/1048
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/1048 Esas - 2026/248 TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/1048 Esas KARAR NO : 2026/248

BAŞKAN ..... ÜYE : ..... ÜYE : ..... KATİP : .....

DAVACI : ..... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : ..... VEKİLİ : Av. .....

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/12/2025 KARAR TARİHİ : 10/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 21/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firma ile davalı arasında yapılan ticari alışverişe istinaden ... fatura numaralı 3.452.640,00 TL bedelli, 18/06/2025 tarihli fatura ve ..... fatura numaralı 12.956.856,00 TL bedelli, 18/06/2025 tarihli fatura düzenlendiğini, faturaların genel hükümler başlığında "Anlaşmazlık halinde ..... Mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir." şeklinde madde olması sebebiyle alacağa konu faturaların ..... E sayılı dosyada icra edildiğini, davalı firmanın borca ve yetkiye itiraz etmesi üzerine dava şartı arabuluculuk başvurusunda ..... sayılı karar ile yetkili yerin ..... olduğuna ilişkin kesin nitelikte karar verildiğini, süresi içerisinde dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi talebi üzerine ... E sayılı dosyada dosya oluştuğunu ve ... arabuluculuk dosya numarası ile dava şartı arabuluculuk yerine getirildiğini, davalı firmanın yasal süresi içerisinde faturalara itiraz etmediği gibi müvekkili firmaya ödemede yapmadığını, müvekkili firma adına .... Noterliği 07.07.2025 Tarih ve ... yevmiye numaralı ihtar ve .... Noterliği ... yevmiye numaralı 18.07.2025 tarihli ihtarnamede de belirtildiği üzere verilen faturaların ödenmesi gerektiği belirtildiği fakat yine müvekkili firmaya herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin süresinde itiraz edilmeyen faturaları sistemine işlediğini ve KDV ödemesini yaptığını, davalı firma faturaya 8 günlük süre içerisinde itiraz etmese de müvekkilinin firma yönü ile yasal işlemler başladıktan çok uzun zaman sonra taraflarına iade faturası kesilerek borçtan kurtulmaya matuf eylemler sergilediklerini, davacı firmanın ..... Esas sayılı dosya ile konkordato talep etmiş ve 01.10.2025 tarihine kadar kesin mühlet kararı verildiğini, belirterek davanın kabulü ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazın iptali ile takibin devamına, kötü niyetli davalı borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, ..... E. sayılı dosyasına 13.11.2025 tarihinde verdiği dilekçe ile, ..... sayılı kararını ekleyerek dosyanın ..... gönderilmesini talep etmesi üzerine, icra dosyasının ..... E. sayısına kaydedildiğini; bu dosyadan bugüne kadar müvekkiline ödeme emri tebliğ edilmediğini, müvekkilinin ..... Esas sayılı dosyasına yaptığı borca itirazının ..... Esas numarasına kaydedilen dosyaya yapılmış itiraz olduğu iddiasıyla açtığı iş bu itirazın iptali davasının, dava şartı oluşmamış olduğundan usul yönden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, davalının hiç bir şekilde kendisine sipariş etmediği mallar için, davalı müvekkili adına e faturalar düzenlediğini, faturalardaki malları da hiç bir şekilde teslim etmediğini; teslim etmiş sayılmasının da mümkün olmadığını, müvekkilinin e faturalara hataen itiraz edemediğini, 213 Sayılı VUK'na ve konuyla ilgili VUK tebliğlerine, Yargıtay kararlarına göre yok hükmünde sayılan dava konusu faturalarda yer alan ibarelerden dolayı davacının müvekkilinden alacaklı olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, davalı müvekkilince, dava konusu malların satın alınması konusunda davacıya sipariş verilmediğini, davacının, dava dilekçesinde, haksız kazanç elde etme amacıyla, iş bu davaya konu olmayan konularda da açıklamalar yaptığını belirterek davanın öncelikle usulden reddine, aksi kanaate varılması halinde ise delillerin toplanarak haksız davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. Dava, icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu ..... Esas sayılı icra takip dosyasındaki takip talebi incelendiğinde; dosyanın .....Esas sayılı dosyası ile açıldığı, 12.956.856 TL fatura alacağı, 3.452.640 TL fatura alacağı olmak üzere toplam 16.409.496 TL miktarlı ödeme emri düzenlendiği, .....'nce ödeme emri 12/07/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilince 13/07/2025 tarihinde borca ve yetkiye itiraz edildiği, icra dosyasının ..... sayılı kararı gereğince ..... gönderilmesine karar verildiği, ..... Esasına kaydı yapıldığı, ... tarafından ödeme emri düzenlenmediği, davanın ise .....Esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle açıldığı anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Bu noktada öncelikle, davada menfaat (hukuki yarar) kavramı üzerinde durulmalıdır: Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır. Öğreti, dava açarken menfaatin (hukuki yararın) bulunması gereğini, "dava şartı" olarak kabul etmiştir. Bu şart, "dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri" olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan "olumlu dava şartları" arasında sayılmaktadır. Bu nedenle, menfaate, "davanın dinlenebilmesi (mesmu olması, kabule şayan olması) şartı" da denilmektedir. Bir davada, menfaat (hukuki yarar) ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesi, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır. Bu ilkeden hareketle, davada menfaatin varlığı, mahkemece, taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmelidir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan .....'nin 6.maddesi ile 1982 Anayasası'nın 03.10.2001 gün ve 4709 sayılı Kanunun 14.maddesi ile değişik 36.maddesinde düzenlenen "hak arama özgürlüğü"nün, dürüstlük kuralına uygun, kullanılması sağlanmaktadır. Böylelikle haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence de sağlanmış olur. Bilindiği üzere, davacı ya da davacıların dava haklarına sahip olmaları yeterli değildir. Bundan başka, davanın açılmasında hukuki bir yararın bulunması da gerekir. Buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir. Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır. Açıklanan ilkelere göre, bir eda davası niteliğinde olan itirazın iptali davasında menfaat (hukuki yarar) kavramının yansıması da irdelenmelidir. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir sene içerisinde borçluya karşı itirazın iptali davası açabilir. Her davada olduğu gibi, itirazın iptali davasında da davacının (alacaklının) bu davayı açmada hukuki yararı bulunmalıdır. Bu bir dava şartıdır ve dava açıldığı anda var olmalıdır. Somut olayda ise; davacı ilk olarak ..... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatmış ancak davalı tarafça bu takibe yetki ve borç yönlerinden itirazda bulunulduğunu, yetki itirazı kapsamında takibin ..... Esas sayılı dosyasına kaydedildiği, ancak bu icra dosyasında eldeki dava tarihinden önce davalıya ödeme emri tebliğ edilmediği, dolayısıyla davalının bu icra dosyasında takibe itiraz da etmediği anlaşılmıştır. Bu açıklamalara göre; dava dayanağı ..... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçluya takip talebine uygun şekilde düzenlenmiş bir ödeme emri tebliğ edilmediği göz önüne alınarak itirazın iptali davasının dava şartı olan, “usulüne uygun düzenlenen ve borçluya tebliğ edilen ödeme emrine karşı yapılmış bir itirazın bulunması” hususu gerçekleşmediğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın usulden REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 732 TL karar ve ilam harcının, 198.185,68 TL peşin harçtan mahsubu ile Hazineye irat kaydına, kalan 197.453,68 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 maddesi uyarınca takdir olunan 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince ..... bütçesinden karşılanacak olan 4.600 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/04/2026

Başkan ..... e-imza Üye ..... e-imza Üye ..... e-imza Katip ..... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1048, K. 2025/1048, T. 10.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1048-e-2025-1048-k-49527df03fbb