İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1033 E. 2025/1282 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1033
Karar No
2025/1282
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1033 KARAR NO : 2025/1282

DAVA : Konkordatonun Feshi DAVA TARİHİ : 19/11/2025 KARAR TARİHİ : 26/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan Konkordatonun Feshi davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili Bakırköy nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 19/11/2025 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Borçlunun konkordato talebinin Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... esas sayılı dosyası üzerinden tasdikine karar verildiğini, tasdik edilen konkordato projesinde müvekkilinin alacaklı olduğunu ancak davalı borçlunun ödeme planına uymadığını ve müvekkiline yapması gereken ödemeleri yapmadığını, bu nedenlerle borçlu hakkında verilen konkordato tasdik kararının, borçlunun konkordato şartlarına uymaması nedeniyle İİK M. 308/e gereğince müvekkili yönünden feshine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Dava dilekçesi ile eklerinin usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; İİK m. 308/e uyarınca, tasdik edilen konkordatonun kısmen feshine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının tasdik edilen konkordato projesi gereğince borçlarını ödemediğini belirterek konkordatonun İtK 308/e maddesi uyarınca müvekkili şirket yönünden kısmen feshine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce verilen tasdik kararı kesinleşmiştir. Mahkememizin ..... esas sayılı dosyasında kayyım olarak atanan ..... tarafından sunulan 10/12/2025 havale tarihli kayyım raporunda özetle ; Davacı .... HİZMETLERİ ANONİM ŞİRKETİ'nin davalı şirket ..... TEKSTİL SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ.'den 5.741.623,06 TL adi alacağı bulunduğu, davacı şirketin alacağının taksit ödeme vadelerinin sırasıyla 31/03/2024, 30/06/2024, 30/09/2024, 31/12/2024, 31/03/2025, 30/06/2025, 30/09/2025, 31/12/2025 (8 eşit taksit) tarihi olup toplam 5.741.623,06 TL (717.702,88 TL x 8 taksit) taksit ödemesi olduğunu, işbu rapor tarihi itibariyle ..... TEKSTİL SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ.'nin davacı şirkete 31/03/2024, 30/06/2024, 30/09/2024, 31/12/2024, 31/03/2025 vade tarihlerinde toplam 3.588.514,40 TL (717.702.88 TL x 5 taksit) ödeme yaptığı, vadesi gelen 30/06/2025 ve 30/09/2025 tarihindeki taksit ödemesini yapamadığının tespit edildiği yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Konkordatonun, konkordatoya tabi tüm alacaklar için mutlak bağlayıcı nitelikte etki ve güce sahip olması, borçlu açısından fevkalade önemli bir avantaj teşkil eder. Bu sayede borçlu, kazandığı zamanı İyi bir biçimde değerlendirip işletmesini yeniden yapılandırabildiği takdirde, içine düştüğü ekonomik krizin çıkmazından kendisini kurtarıp borçlarını konkordato projesinin sağladığı elverişli imkanlar çerçevesinde ödeyebilme şansına kavuşabilecektir. Bu şansını iyi kullanarak konkordato projesi doğrultusunda borcunu ifa eden borçlu bakiye borcundan da kanunun sağladığı atıfetten yararlanarak kurtulacak ve ticari itibarını ve ekonomik şahsiyetini korumayı başaracaktır. Konkordatonun borçluya sağladığı bu avantajlar karşılığında alacaklılara büyük külfet yüklenmektedir. Gerçekten, konkordatoya kabul oyu veren alacaklılar bile, başka çareleri olmadığı için, diğer bir deyişle konkordatoyu iflasa göre kendileri ve borçlu için daha yararlı bulmalarından ötürü, borçlunun teklifine karşı olumlu bir tavır takınmayı “ehveni şer” görmüşlerdir. Ancak borçlunun içine düştüğü ekonomik zorlukların ve borçlarının tümünü ödeme yeteneksizliğinin ortaya çıktığı konkordatoya katlanma yükümlülüğünün de bir sınırı olduğunu kabul etmek gerektiğinde kuşku yoktur. İşte bu sınır, borçlu tarafından konkordato koşullarına göre dahi borçlann ödenmemesi suretiyle tecavüz edilmiş olacaktır. Artık bu noktadan sonra borçlunun alacaklılardan ve kanundan bekleyebileceği hiçbir şefaat kalmamıştır. Alacaklılar için -tabiri caiz ise- bıçağın kemiğe dayanmış olduğu bu noktada, onları artık konkordato ile bağlı tutmaya devam etmenin hiçbir anlamı yoktur. Bu düşüncelerin sonucu olarak kanunkoyucu kendisine karşı konkordato koşullarını yerine getirilmeyen herhangi bir alacaklıya, alacağı bakımından konkordatonun feshini talep ve dava etme hakkım tanımıştır. Bu durumdaki bir alacaklı, konkordatonun alacağı yününden feshini sağlayarak, kendisini bağlayan bu zorunlu özveri zincirini koparmak olanağına kavuşur. Bu sonuç doğaldır; çünkü mahkeme anlamlı konkordato projesinin ödeme koşullarını yerine getireceğine inanarak borçluya kanunun öngördüğü bu önemli atıfeti sağlamıştır. Borçlu, konkordatoyu ifa etmemek suretiyle, kendisi lehine olan ve mahkemece de onaylanan bu karineyi de çürüterek onama kararının dayandığı temelin çökmesine yol açtığı gibi, konkordatoya kabul oyu veren alacaklıların da güvenlerini boşa çıkarmıştır. Bu yüzden borçlunun mali durumunu düzelterek ödeme yapabileceğine inanan alacaklılar boşuna zaman kaybederek, mağdur duruma düşmüşlerdir. Bu dunundaki borçlu konkordatonun sağladığı himayeyi, alacaklılar aleyhine istismar ettiğinden, herhangi bir alacaktı kendi alacağı açısından konkordatonun feshini isteyerek, alacağının tümünü konkordato hiç akdedilmemişçesine borçludan isteyebilir . Hukukumuzda iki çeşit konkordatonun feshi türü kabul edilmiştir. Burada yapılan ayrıma temel teşkil eden kriterler de fesih nedenleridir. En temel şekliyle ifade etmek gerekirse, fesih türleri, kendisine karşı konkordato şartlarını ifa edilmeyen alacaklının başvurabileceği kısmen fesih ile (İtK m. 308/e) ile konkordatonun kötüniyetle sakatlanmasından dolayı tüm alacaklılar için konkordatonun tamamen feshinden (İİK m. 308/f) ibarettir . Yukarıda belirtildiği gibi, konkordatonun kısmen feshi Kanunun 308/e maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddenin ilk fıkrasına göre, kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir. Konkordatonun kısmen feshiyle birlikte fesih talebinde bulunan alacaklı, projenin mecburiliğinden kurtulacaktır. Fakat konkordatonun kısmen feshi, yalnızca fesih talebinde bulunan alacaklı açısından sonuç doğurmakta olup konkordatonun etkileri diğer alacaklılar açısından aynen devam edecektir. Konkordatonun kısmen feshi hakkında yapılan bu açıklamalardan sonra bu noktada, davacı yönünden konkordatonun kısmen feshinin koşullarının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerekmektedir. Davacı vekili,tasdik edilen konkordato projesi kapsamında müvekkiline ödenmesi gereken taksit ödemelerinin ödenmediğinden bahisle konkordatonun kısmen feshine karar verilmesine talep etmiştir.Davalının ,kesinleşen konkordato projesi kapsamında taksit ödemelerini yapması gerekirken yapmadığı , diğer bir anlatımla, somut olayda davacı yönünden İİK m.308/e hükmüne göre konkordatonun kısmen feshi koşulları oluştuğundan davanın kabulü ile konkordatonun davacı yönünden kısmen feshine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile mahkememizin 11/01/2024 gün ve ..... Esas, ..... Karar Sayılı ilamı ile, davalı hakkında verilen konkordatonun davacı yönünden İİK'nun 308/(e) maddesinin 1. Fıkrası uyarınca KISMEN FESHİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından ödenen 615,40 TL Başvurma Harcı, 615,40 TL Peşin harç ve 87,50 TL vekalet harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan 2 tebligat + posta ücreti 30,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafından peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 7499 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 164/2 nci madde hükmü uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 26/12/2025

Başkan ..... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ..... ☪e-imzalıdır.☪. ...... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ..... ☪e-imzalıdır.☪

"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1033, K. 2025/1282, T. 26.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1033-e-2025-1282-k-4830fed0e426