İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/959 E. 2025/323 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/959
- Karar No
- 2025/323
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/959 Esas KARAR NO: 2025/323 DAVA: Tapu İptali Ve Tescil DAVA TARİHİ: 10/12/2024 KARAR TARİHİ: 17/04/2025
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 10/12/2024 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; Dava konusu ortaklık sözleşmesi ile müvekkili ile --------- Şti. İle ilgili şirket yetkilileri---------- ve ------------ ile müvekkili arasında imzalanan ---------- İli ---------- İlçesi ---------- Ada ---------- Parsel no da bulunan taşınmaz üzerinde --------- Bodrum -------- Zemin Kat ve ------------ Normal kattan oluşan inşaat yapımı ile ilgili ortaklık sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşme uyarınca üzerinde düşen ifa yükümlülüklerini gerçekleştirdiğini ve inşaat için sözleşmeede belirtilen rakamları davalı taraf banka hesaplarına transfer ettiğini, davalıların, müvekkili ile aralarında imzaladığı ortaklık sözleşmesine binaen müvekkiline---------- Kattaki ------------ nolu daireyi müvekkili adına tescil edip sözleşmenin devamındaki cümlede yer alana zemin katta oluşan ---------- nolu dükkanın %50 hissesini müvekkiline tescil etmediklerini bu dükkanın tamamını sattıklarını, müvekkilinin sözleşme uyarınca %50 sinde hak sahibi dükkanın müvekkilinden habersiz başkaca insanlara satılmasından kaynaklı olduğunu, iş bu dosyada rayiç bedel hesaplanabilir durumda olmadığını dava esas değerini 500.000,00 TL belirlediğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bilirkişinin rayiç bedel hesaplamasından sonra davasını ıslah etme hakkını saklı tuttuğunu, müvekkili ile davalılar arasında imzalanan 28/06/2018 tarihli ortaklık sözleşmesine binaen müvekkilinin %50 hissedar olduğu zemin kattaki ----------- nolu dükkanın müvekkilinden habersiz satışı sonucu ilgili dükkanın yerinde keşif yapılıp rayiç bedelinin hesaplanması doğrultusunda satış tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile rayiç bedelin davalılardan tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalı taraflara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ------------ Şti. vekili 20/01/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın her ne kadar sebepsiz zenginleşme iddiasında bulunmuş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede ---------- Kattaki -------------- nolu daire davacıya 19.08.2019 tarihinde devredildiğini, devir tarihinin üzerinden 5 yıldan fazla süre geçtiğini, yine dava konusu dükkanın satışı müvekkili şirketin 31.07.2019 tarihinde yapıldığını, davacı tarafın dükkanın satıldığını da bildiğini, bu hususta taraflar arasında yazışmalar da mevcut olduğunu, davacı tarafından talep edilen dükkanın satışı, davacıya devredilen taşınmazdan daha önce tarihli olduğunu, davacının dükkanın satışını geçen sene şifahen öğrendiği iddiası gerçeğe aykırı olduğunu, davacının satışı, dükkanın satışının yapıldığı 31.07.2019 tarihi itibariyle bilindiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı tarafın ortak olarak 200.000,- TL ekleyeceği, 80.000,- TL'nin ------------ yapmış olduğu harcama için, bakiye miktarın şantiye programına göre yapılacağının belirtildiğini, ancak davacı tarafın sözleşme hükümleri gereğince edimini eksik şekilde yerine getirdiğini, huzurdaki davayı açması haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın, müvekkili şirkete ödemesi gereken miktarı ödemediğini, TBK md:82 gereğince davanın zamanaşımı yönünden usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise; TBK md:97 gereğince davanın esastan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise Mahkeme tarafından dava konusu taşınmazda keşif yapılarak inşaat yapım tarihi itibariyle inşaat maliyetinin tespit edilerek haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ------------ vekili 21/01/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ------------- davaya konu sözleşmede taraf olmadığını, taraflar arasında imzalanan 28.06.2018 tarihli sözleşmenin imzalandığı tarihte şirket ortağı da olmadığını, ----------- Noterliği'nin 15.03.2018 tarihli ------------ yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi de kat malikleri ile davalı şirket arasında imzalandığını, müvekkili ------------ taraf olmadığı sözleşme dolayısıyla husumet yönetilmesine itiraz ettiklerini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, HMK 114/1-d maddesi gereğince müvekkili bakımından dava şartı olan taraf sıfatı mevcut olmadığını, müvekkiline karşı açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep ettiğini, davacı tarafın, sözleşme hükümleri gereğince belirlenen edimini yerine getirmediğini, mahkeme tarafından dava konusu taşınmazda keşif yapılarak sözleşme tarihine göre inşaat bedelinin hesaplanmasını talep ettiğini, davacının müvekkiline karşı açmış olduğu davanın, hmk 114/1-d maddesi gereğince müvekkili bakımından dava şartı olan taraf sıfatı mevcut olmadığından husumetten reddine, mahkeme aksi kanaatte ise tbk md:82 gereğince davanın zamanaşımı yönünden usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise tbk md:97 gereğince davanın esastan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise; sayın mahkeme tarafından dava konusu taşınmazda keşif yapılarak inşaat yapım tarihi itibariyle inşaat maliyetinin tespit edilerek haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ------------- vekili 21/01/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ------------- davaya konu sözleşmede taraf olmadığını, ortaklık sözleşmesinde müvekkilinin imzası şirket yetkilisi sıfatı ile atıldığını, müvekkilinin şahsi sorumluluğu bulunmadığını, ----------- Noterliği'nin 15.03.2018 tarihli ---------- yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi de kat malikleri ile davalı şirket arasında imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşmede de taraf olmadığını, şirket yetkilisi olduğunu, sözleşme dolayısıyla husumet yönetilmesine itiraz ettiklerini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, HMK 114/1-d maddesi gereğince müvekkili bakımından dava şartı olan taraf sıfatı mevcut olmadığını müvekkiline karşı açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep ettiğini, davacı tarafın, sözleşme hükümleri gereğince belirlenen edimini yerine getirmediğini, mahkeme tarafından dava konusu taşınmazda keşif yapılarak sözleşme tarihine göre inşaat bedelinin hesaplanmasını talep ettiğini, davacının müvekkiline karşı açmış olduğu davanın, HMK 114/1-d maddesi gereğince müvekkili bakımından dava şartı olan taraf sıfatı mevcut olmadığından husumetten reddine, mahkeme aksi kanaatte ise tbk md:82 gereğince davanın zamanaşımı yönünden usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise tbk md:97 gereğince davanın esastan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise; sayın mahkeme tarafından dava konusu taşınmazda keşif yapılarak inşaat yapım tarihi itibariyle inşaat maliyetinin tespit edilerek haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:------------ Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 16/12/2024 tarihli müzekkere cevabı, ------------ Tapu Müdürlüğü'nün 19/12/2024 tarihli müzekkere cevabı ,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; taraflar arasında akdedildiği belirtilen 28/06/2018 tarihli sözleşmeye dayalı olarak ---------- İli/--------- İlçesi, --------- Ada, --------- Parsel sayılı taşınmazda yer alan --------- kat ----------- Nolu bağımsız bölümün %50 hissesine tekabül eden satış bedelinin satış tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 1. maddesinde; görevin kamu düzenine ilişkin olduğu düzenlenmiş olup aynı yasanın 114/1-c maddesinde; görevin dava şartı olduğu belirtilerek, mahkemenin görevli olup olmadığını davanın her aşamasında mahkemenin kendiliğinden araştıracağı hükmüne yer verilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Anılan maddenin 1. fıkrasında her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın madde metninde yer alan a,b,c,d,e ve f bentlerinde sayılan davaların ticari dava olduğu öngörülmüştür. Bununla birlikte aynı kanunun 12. maddesi "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi mahkemenin görevli olup olmadığı yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olamaz. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile resen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Bu durum 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesi uyarınca sadece mutlak ya da nispi ticari davalar asliye ticaret mahkemesinde görülürken, bunlar dışında kalan davalar (istisnalar saklı kalmak kaydıyla) asliye hukuk mahkemelerinde görülmelidir.Somut olayda davacı ile ---------- Şti. ,---------- ve ----------- arasında imzalandığı belirtilen 28/06/2018 tarihli adi yazılı ortaklık sözleşmesi ile --------- İli ---------- İlçesi --------- Ada-----------Parsel no da bulunan taşınmaz üzerinde --------- Bodrum -------- Zemin Kat ve ---------- Normal kattan oluşan inşaat yapımı ile ilgili ortaklık sözleşmesi imzalandığı , ortaklık sözleşmesine binaen davacıya ---------- Kattaki ------------ nolu dairenin tescil edildiği ancak zemin katta oluşan ---------- nolu bağımsız bölümüm %50 hissesini davacı adına tescil edilmediği ve satılmasından kaynaklı olarak % 50 hissesine tekabül eden bedelin tahsili talebinde bulunmuştur. Davalıların tacir olduğu anlaşılmış ise de gerçek kişi davacının UYAP sisteminden yapılan sorgulamada 29/01/2016- 31/12/2017 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu ve dava konusu 28/06/2018 tarihli adi yazılı ortaklık sözleşmesinin imzalandığı tarihte tacir sıfatının bulunmadığı , davalılar tacir olsa da davalılar yönünden ticari iş olarak değerlendirilecek işlemin mahkemede mutlak suretle ticari bir dava olarak nitelendirilmesini gerektirmeyeceği, bir taraf yönünden ticari sayılan işin diğer taraf yönünden de ticari iş sayılacağına dair düzenlemenin uygulanacak hukuk bakımından önem arz ettiği ve görevli mahkemeyi belirlemediği, dolayısıyla davanın kanunda sayılan mutlak ve nispi ticari davalardan olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiğinden davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan reddine, dosyanın görevli ---------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1.Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE, 2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ----------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA, 4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, Dair, davacı ve davalılar vekilinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile-----------Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2025