İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/954 E. 2025/306 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/954
Karar No
2025/306
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/954 Esas KARAR NO: 2025/306 DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 11/12/2024 KARAR TARİHİ: 22/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ------- tarihinde müvekkili şirket nezdinde satış departmanında işe başladığını, 13.05.2024 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, davalının, müvekkili şirket nezdinde çalışmaya başlamadan evvel müvekkili şirkete sadakat borcuyla bağlı olduğunu, müvekkilini şirket nezdinde edineceği ticari sırları korumakla yükümlü olduğunu kabul ettiğini, bu yükümlülüklerinin ifası adına müvekkili şirketten ayrılsa dahi rakip şirketlerde çalışmayacağını taahhüt ettiğini, ----- imzaladığını, davalının, müvekkili şirketten ayrıldıktan çok kısa bir süre sonra müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren ve ticari anlamda rakip olarak nitelendirilebilecek ------ girdiğini, bu durumun taraflar arasında akdedilen Rekabet Yasağı ve Gizlilik Sözleşmesine aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmede belirlenen 838.434 TL tutarındaki ceza koşulunu muaccel hale getirdiğini, davalının müvekkili şirketten ayrılır ayrılmaz ----işe başlamış olmasının sözleşmedeki rekabet yasağı yükümlülüklerine açık bir aykırılık teşkil ettiğini, şöyle ki; ------müvekkili şirket ile aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, ---- tıpkı müvekkili şirket gibi hassas döküm tekniği ile her türlü mamul ve mal parçaları imal ettiğini, ---- şirket ile birebir aynı olduğunu, ---- kuruluşu ve şirket sözleşmesi tescil edildiğini, şirketin amaç ve konusu yayımlandığını, müvekkili şirketin------sayfasında yayımlanan Ana Sözleşmesi'nde düzenlenen şirketin amaç ve konusunun hassas döküm tekniğiyle mamul parça imalatı olduğu anlaşıldığını, ------- şirket kuruluş gazetesi ile birlikte ------- sitesi de incelendiğinde müvekkili şirket ile birebir aynı işkolunda aynı taleplere hizmet ettiği açıkça görüleceğini, döküm faaliyetlerinin aksine hassas döküm oldukça spesifik bir faaliyet alanı olup ------- oldukça az sayıda firma bu alanda çalıştığını, müvekkili şirketin, hassas döküm alanında faaliyet gösteren ve ağırlıklı olarak savunma sanayi firmalarına hizmet veren bir müessese olduğunu, müvekkili şirketin aynı zamanda,----- tarafından gizlilik dereceli proje yürüten, gizlilik dereceli bilgi, belge veya malzeme bulunduran şirketlere verilen ------haiz olduğunu, hassas dökümle iştigal eden şirketlerin sayıca az olması ve hizmet verdikleri alanın sınırlı olması göz önüne alındığında, davalı'nın spesifik bir sektörde önde gelen ve hakim konumda bulunan müvekkil şirkette ticari sırlara ve müşteri çevresine vakıf olması ve rekabet yasağı sözleşmesine rağmen müvekkil şirketin rakibi şirkette işe girmesi müvekkil şirketin ticari geleceği için büyük risk teşkil ettiğini, ---- müvekkili şirket ile aynı coğrafi sınırlar içinde olduğunu, davalı müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra 1.5-2 ay içinde rakip şirkette işe başladığını, davalının Temmuz 2024 itibariyle---- işe başladığı öğrenildiğini, mahkemenin ------ Kurumuna müzekkere göndererek davalının işe giriş tarihinin özlük dosyasından tespit edilmesini talep ettiklerini, ilgili mevzuat ve yargı içtihatları çerçevesinde davalının rekabet yasağına aykırı bir şekilde davrandığını, hassas döküm alanında dünyanın önde gelen şirketlerinde biri olan müvekkil şirkette 12.08.2013 tarihinde işe başlayarak 10 yılı aşkın bir süre çalışan davalının, konumu ve görevi gereği müvekkili şirketin ticari sırlarına ve müşteri çevresine vakıf olduğunu, davalının, müvekkili şirketin stratejik iş ve işlemlerinde bizzat rol oynadığını, davalının, müvekkili şirketin satış, pazarlama, karlılığına ilişkin bilgilere, fiyatlandırma politikalarına, müşteri portföyüne, iş ortaklarına, iç işleyişine, üretilen ürünlerin teknik bilgilerine ve fiyat bilgilerine vakıf olduğunu, görevi gereği de bu bilgilere hakim konumda olması gerektiğini, davalının, müvekkil şirketin kamu kurum, kuruluşları ve üçüncü taraf şirketlerle gerçekleştirdiği birçok projede uzman mühendis olarak çalıştığını, kendi imzasıyla gizli bilgiler içeren yazışmaları gerçekleştirmiş olduğundan bu kurum, kuruluş ve şirketlerle imzalanmış olan gizlilik sözleşmeleri, davalıyı da hukuken bağladığını, olası menfi sonuçlardan sorumluluğunun mevcut olduğunu, müvekkili şirket tarafından yürütülmekte olan projelerin konuları, içerikleri ve ürünler ile ilgili teknik analiz ve maliyet çalışmaları hakkında yapıldığını, yapılacak tüm bilgilendirmelerin, gizlilik yasağı kapsamında olup milli güvenlik açısından önemli olduğunu, davalının satış departmanındaki görev tanımı itibariyle müşteri çevresini bizzat tanıdığını, onları yönlendirebilme potansiyeline sahip olduğunu belirterek açıklanan nedenlerle; Rekabet Yasağı ve Gizlilik Sözleşmesi'nin ihlal edildiğinin kabulüne, sözleşmede düzenlenen ve 838.434 TL olarak hesaplanan ceza koşulunun dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama ücreti ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevli mahkemede açılmadığını, taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmadığını, sözleşmenin, davacı tarafça müvekkiline korkutma(ikrah) altında imzalatıldığını, müvekkiline imzalatılan sözleşmede süre, yer, kapsam belirlemesi kanun hilafına yapıldığını, mahkemenin sözleşmenin geçersizliği yönündeki itirazlarında farklı bir kanaatte olması durumunda dahi kabul anlamına gelmemekle birlikte sözleşmede yer alan üç yıllık brüt maaşın cezai tutar olarak belirlenmesinin kabulü mümkün olmadığını, müvekkili ve davacı şirket arasındaki iş sözleşmesinin müvekkilinin haklı feshi ile sonuçlandığını, müvekkilinin, çalışma hayatı boyunca üstlerinden mobbing gördüğünü, kendisinin rızası olmadan çalışma koşulları değiştirildiğini, yine kendisinin rızası hilafına zorunlu mesaiye tabi tutulduğunu, raporlu olduğu ve çalışmaması gereken durumlarda zorla çalıştırılmış ve ücretleri kendisine her defasında eksik ödendiğini, tüm bunların yanında müvekkilinin iş sözleşmesinden kaynaklanan gereklilikleri eksiksiz hatta olması gerekenden fazla bir şekilde yerine getirdiğini, izah edilen sebepler göz önüne alındığında müvekkilinin iş sözleşmesini haklı sebeple fesh ettiği açıksa da TBK 447 maddesi göz önüne alındığında müvekkili ve davacı şirket arasındaki iş sözleşmesinin hangi nedenle fesh edildiği ve bu feshin kimin kusurundan kaynaklandığı hususunun belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin davacı şirketle iş sözleşmesinin feshinin müvekkili tarafından haklı fesih şeklinde yapıldığının tespiti ve müvekkilinin davacı şirketten işçilik alacaklarının tespiti için ----- İşçi İşveren Dava Şartı Arabuluculuk------ dava şartı arabuluculuk başlatıldığını, davacı şirketin herhangi bir zarara uğramadığını, müvekkilinin, davacı şirketten ayrıldıktan sonra kendisinin ve ailesinin geçimine destek olmak amacı ile ---- işe girdiğini, müvekkilinin önceki işvereni olan ------ çalışmaya başladıktan sonra zarara uğramadığı ve müvekkilinin şimdiki işvereni olan ----- müvekkilinin daha önce ---- çalışmış olmasından dolayı haksız bir kazanç elde etmediğini, müvekkilinin ----- şirketinde işe başlamasından önce veya sonra müvekkili tarafından ----ait herhangi bir gizli bilgi, belge, müşteri bilgisi, ürünlerin yapımına ilişkin teknik veriler kimse ile asla paylaşılmadığını, aynı zamanda daha önce davacı şirkette çalışıp şuan ---------çalışmakta olan bir çok çalışan bulunduğunu, müvekkilinin haricen edindiği bilgiye göre aynı aileden karı-koca iki kişinin birisi davacı şirkette birisi müvekkilinin halihazırda çalışmakta olduğu ------ şirketinde çalıştığını, davacı şirketin bahsi geçen durumlardan haberi olmamasının mümkün olmadıığını, yalnızca bu durum bile davacı şirketin müvekkilden kaynaklı bir zarara uğramadığının ispatı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin rekabet yasağını ihlal ettiğinin mahkemenizce kabul gördüğü durumda dahi davacı şirketin uğramış olduğu bir zarar olmadığını, böyle bir zararın olduğunun iddia edildiği durumda da ispat külfeti davacı üzerinde olduğunu, davacı şirketin elinde önemli ölçüde zarar gördüğüne dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığını, keza davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiğinin aksine ülkemizde bir çok hassas döküm alanında çalışan firma olduğunu belirterek açıklanan nedenlere davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan alınarak taraflarına verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, iş sözleşmesine konan rekabet yasağı hükmünün ihlali iddiasına dayalı cezai şart talepli davadır. Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği düzenlenmiştir.25/10/2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğü giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesindeki düzenleme ile, (...) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere iş mahkemelerinin bakacağı hüküm altına alınmıştır. Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümü hizmet sözleşmelerine ilişkin olarak 393 ve 469. maddeler arasındaki düzenlemelerden oluşmaktadır. İşçinin rekabet yasağına ilişkin 444. Madde de bu bölümde düzenlenmiştir.İşçinin hizmet akdinin sonlanmasından sonra oluşan rekabet yasağının, haksız rekabet ve gizlilik yükümlülüklerine aykırılık nedeni ile açılan tazminat davalarına ---------içtihatlarına göre ticaret mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu kabul edilmekteydi. Ayrıca, Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 4/1-c maddesinde Türk Borçlar Kanununun rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447 maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olarak kabul edilmiş ve TTK'nın 5/1. Maddesinde de aksine hüküm bulunmadıkça, tüm ticari davaların asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı düzenlenmiş vaziyettedir. Ancak Mahkemelerin görevi davanın açıldığı durum ve koşullara göre belirlenir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre işçinin rekabet yasağının da yer aldığı TBK'nın Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine ilişkin işçi ve işveren arasındaki ilişkiden kaynaklanan davalarda iş mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir. 7036 sayılı yasanın 5. Maddesinin gerekçesinde yapılan değişiklikle, iş mahkemelerinin görev alanının genişletildiği ve böylece iş mahkemelerinin işçi ve işveren arasındaki tüm ihtilafları çözmekle görevlendirilerek tam bir ihtisas mahkemesi olarak kabul edildiği, bu yaklaşımla işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda istikrarlı kararların verilmesinin sağlanacağı ve uzmanlık sebebiyle kısa sürede daha güvenilir sonuçlar elde edileceği ve yargı yoluna başvuranların haklarının daha iyi korunacağı belirtilmiştir. Taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi her ne kadar iş sözleşmesinden sonraki döneme ilişkin ise de TBK'nın 444/2.Maddesinde açıkça rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olduğu düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağının konusunu işçinin iş ilişkisi içinde öğrendiği işverene ilişkin bilgiler oluşturmaktadır. TBK'nın 446. maddesinde de, rekabet yasağına aykırı davranan işçinin, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğu ve işçinin kararlaştırılmışsa cezai şarttan da sorumlu olduğu düzenlenmiştir.İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. ------- sayılı kararında da vurgulandığı üzere Borçlar Kanununun 348. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı asli yükümlülük doğuran bir sözleşme değildir, iş akdine bağlı olarak fer’i nitelikte bir yükümlülük doğurmaktadır. İş ilişkilerinden doğan rekabet yasağının düzenlenmesinin dayanağı iş ilişkisidir. Bu açıklamalar ve yukarıda anılan düzenlemeler karşısında rekabet yasağının işçi ile iş veren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklandığı açıktır. ------sayılı ilamında; ''İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. İş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebilecektir. Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır. Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444. ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. Dairemizin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonrası dönem bakımından rekabet yasağına ilişkin olarak cezai şart ve tazminat davaları bakımından ticari dava olduğu belirtilmiş ise de; konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla,yukarıda belirtilen açıklamalar uyarınca görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden bu karardan dönülmesi gerektiği anlaşılmıştır.'' şeklinde belirtmiştir.Yürürlük tarihi Türk Ticaret Kanunundan daha sonra olan ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan özel nitelikteki 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 5. maddesi uyarınca iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesi görevli olmayıp, iş mahkemesi görevlidir.Açıklanan nedenlerle mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde başvuru halinde dosyanın görevli ---------- İş Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK.nun 331/2 maddesi gereği yargılama giderleri, harç vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Adliye Mahkemesi' ne istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/05/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/954, K. 2025/306, T. 22.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-954-e-2025-306-k-8ac71fbf4fef