İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/939 E. 2025/926 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/939
Karar No
2025/926
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/939 Esas KARAR NO : 2025/926 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 13/12/2024 KARAR TARİHİ : 12/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili 13/12/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; I- Dava Şartı Olan Arabuluculuk Hakkında Taraflarınca dava konusu ihtilafa ilişkin olarak dava şartı olan arabuluculuk uyuşmazlık çözüm yoluna 31.10.2024 tarihinde başvurulmuş, --------- Arabuluculuk Bürosu --------- Başvuru numarası ile görülen ve 08.11.2024 tarihinde sonlanan arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamamıştır. II- Taraflar Ve Aralarındaki İlişki Hakkında Müvekkili, sigortacılık işi ile iştigal eden --------- önde gelen sigorta şirketlerindendir. Müvekkili, dava dışı -------- Şirketi’ne ait --------- Plakalı Römork cinsi taşıtı Kasko Sözleşme Sigorta Poliçesi ile teminat altına almıştır. Dava dışı ------- --------- Şirketine ait römorke bağlı çekiciyi kullanan -------- ve çekici maliki --------- Şirketi davalı konumdadır. III- Zararın Nedeni Ve Meydana Gelişi Hakkında Müvekkili şirkette --------- no.lu poliçe Motorlu Kara Taşıtları Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ---------- plaka numaralı römork araç, 26.10.2023 tarihinde kasko sigortalı römorke --------- plakalı çekici aracın %100 kusurlu olarak neden olduğu tek taraflı maddi hasarlı kaza sonucu hasara uğramıştır. Yapılan inceleme ve ekspertiz raporuna göre hasara uğrayan Kasko Sigortalı römork araç için hasar tazminatı olarak sigortalıya toplamda 2.200.000,00 TL ödenmiştir. Hasar aşamasında yapılan ödeme sonrasında gönderilen rücu mektubu akabinde Davalı araç malikinden hiçbir ödeme sağlanamamıştır. Diğer yandan kaza tespit tutanağındaki veriler doğrultusunda yapılan değerlendirme sonucunda sigortalı römorkun bağlı olduğu davalı çekici sürücüsünün %100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Tespit edilen kusur oranında şirketlerine ödenmesi gereken, talep tutarı olan 2.200.000,00 TL’dir. IV- Davalının Hukuki Sorumluluğu TTK’nın 1481’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; “Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçer. Sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur.” Dolayısıyla müvekkili şirket halefiyet ilkesi gereğince, söz konusu hasarın meydana gelmesinde %100 kusurlu olan çekici araç sahibine ve sürücüsüne ödediği tazminat tutarı kadar rücu etme hakkına sahiptir. Diğer yandan AAÜT’nin 16/2-c maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde avukatın maktu ücrete hak kazanacağı ancak bu ücretin asıl alacağı geçemeyeceği, katılmayan taraf için vekalet ücretine hükmedilmeyeceği açıkça düzenlenmiştir. Bu yönden de müvekkili şirket lehine vekâlet ücretine hükmedilmesini talep ederiz. İlgili BAM Kararı’nda da bu husus hükme bağlanmış olup, kıyasen ticari ve tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin zorunlu başvurularda da uygulanmalıdır. “Katılma Yoluyla İstinaf yoluna başvuran davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri….Dava dilekçesinde arabuluculuk vekalet ücreti talep edilmese bile arabuluculuk vekalet ücretine hükmolunmalıdır. (…) Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf itirazı yerindedir, zira AAÜT’nin 16/2-c maddesi arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde avukat maktu ücrete hak kazanır, ancak bu ücret asıl alacağı geçemez düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda, tarafların anlaşmaya varamadıklarına dair arabuluculuk son tutanağının imzalandığı görülmüştür, ancak mahkemece bu miktara hükmedilmemiştir, dairemizce yukarıda anılan hüküm doğrultusunda 750,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve yeniden hüküm kurulmuştur.” Davalı çekici sürücüsü ve maliki meydana gelen tek taraflı trafik kazasından %100 kusurlu olduğundan davalıların rücu tutarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna karar verilmesini vekaleten arz ve talep ettiklerinden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 2.200.000,00 TL tutarın 1.100.000,00 TL'si için 12.01.2024 ödeme tarihinden, 1.100.000,00 TL'si için 20.02.2024 ödeme tarihinden itibaren itibaren işleyecek avans faizi ile mahkeme masrafları ve vekâlet ücreti ile davalılardan tahsili, davalılara ait menkul ve gayrimenkuller üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla tebligat icra edilmeksizin ve teminatsız olarak HMK m. 389 ve m. 392 uyarınca ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı --------- Şirketi vekili 02/01/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf, 26.10.2023 tarihinde --------- no.lu kasko poliçesi ile sigortalı --------- plaka numaralı römorke --------- plakalı çekici aracın neden olduğunu iddia ettiği maddi hasarlı kazaya istinaden rücu tazminat talebinde bulunmaktadır. Ancak işbu talep ve davanın kabulü mümkün değildir. Şöyle ki; Müvekkili bankanın işleten sıfatı bulunmadığından; davaya konu taleplerin müvekkili bankaya yöneltilmesi haksız ve hukuka aykırıdır. Davanın husumet yönünden reddi gerekmektedir. Müvekkili banka ile dava dışı -----------Ş. arasında 22.08.2023 tarih, ---------- numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedilmiş ve sözleşme kapsamında kiracı şirkete dava konusu araç da dahil olmak üzere birden çok araç kiralanarak zilyetliği teslim edilmiştir. Müvekkili şirket ile finansal kiralama sözleşmesi akdeden kiracı şirket, araç kiralama hizmeti sağlayan bir tacir olup, ticari işletmesi için gerekli araç finansmanını müvekkili şirketten finansal kiralama yolu ile elde etmiştir. Öncelikle bu haliyle zaten araçların işleteninin dava dışı -------- şirketi olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 18. Maddesi: Finansal kiralama sözleşmesi; kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleşmedir. Davaya konu kazaya karışan yukarıda izah edilen sözleşmeye konu araç, kazaya karıştığı sırada kiracı şirketin zilyetliğinde ve kullanımındadır. Diğer yandan sözleşmesel ilişki kapsamında; Finansal Kiralama Sözleşmesi 15/1.: Kiracı, kiralananın amacına uygun bir biçimde azami dikkat ve özenle kullanacağını, kiralananın her türlü emniyet ve güvenliğinin sağlanması ve her türlü kaza, tehlike, yangın, çalınma ve benzeri risklerden korunması için gerekli bütün önlemleri tam ve eksiksiz olarak alacağını beyan ve kabul ettiğine dair düzenleme bulunmaktadır. Finansal Kiralama Sözleşmesinin 20/1.: Taraflar kiracının sorumluluğu ile ilgili olarak öngörülmüş olan hükümler saklı kalmak kaydı ile, malın kişilere, çevreye verdiği her türlü zarardan münhasıran Kiracının sorumlu olduğu hususlarında mutabakata varmışlardır. -Kira sözleşmesi süresince kiralama konusu aracın kullanımı ve getireceği yarar ve zararlar kiracıya devredilmiş bulunmaktadır. -Kiracı sözleşme sözleşme süresince sözleşmeye konu aracın zilyedi olup, sözleşmenin amacına uygun olarak her türlü faydayı elde etme hakkına sahiptir. -Finansal Kiralama Kanunu ve sözleşme hükümleri uyarınca aracın mülkiyeti Finansal Kiralama şirketine ait olsa da, yararlanma ve kullanma hakkı kiracıya ait olup, aracın işleticisi kiracıdır. -Kira sözleşmesi kapsamında kiracı aracın zilyedi olup, işleten sıfatını kazanmıştır. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulması hukuken mümkün olmayıp; Finansal Kiralama Sözleşmesinin "Kiralayan" sıfatına haiz müvekkil bankaya husumet yönetilmesinin kabulü mümkün değildir. Aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı işleten sayılır ve işleten ağırlaştırılmış sorumluluk kurallarına göre zarardan yükümlü olur. 6361 SAYILI YASA MADDE 24 – (1) Kiracı, sözleşme süresince finansal kiralama konusu malın zilyedi olup, sözleşmenin amacına uygun olarak her türlü faydayı elde etme hakkına sahiptir. (5) Malın sözleşme süresi içinde hasar ve ziyaı sorumluluğu kiracıya aittir. Bu sorumluluk ödenen sigorta miktarının karşılanmayan kısmı ile sınırlıdır ve aşan kısım kiracı tarafından karşılanmak zorundadır. Finansal Kiralama Kanununa göre aracın mülkiyeti Finansal Şirkete ait ise de, yararlanma ve kullanma hakkı kiracıya ait olup, kiracı malın zilyetidir. Aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı işleten sayılır ve işleten ağırlaştırılmış sorumluluk kurallarına göre zarardan yükümlü olur. Trafik kazalarında araç işletenin sorumluluğu, 2918 sayılı Kanunu’nun 85.maddesinde düzenlenmiştir. 2918 sayılı Kanunu’nun 85/1 maddesi uyarınca, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” denilmiştir. Araç işleten kavramının tanımı ise, tekrar 2918 sayılı Kanunu’nun 3.maddesi uyarınca, “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde yapılmıştır. Buna göre, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, işleten sayılan kişi (veya kişiler) bu zarardan sorumlu olacaktır. Davacının talep ettiği kalemlerin müvekkili banka yönünden reddi gerekmektedir. Öncelikle dosya kapsamında müvekkili bankanın işleten sıfatı dahi bulunmadığından kusur atfı mümkün değil ise de; davacının taleplerinin karşılanabilirliği bakımında kusur hususunun herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde tespiti ve sigorta şirketinin rücu imkânının doğması için belirli şartların sağlanması gerekmektedir. Şartların sağlanmaması halinde sigorta şirketinin rücu hakkı doğmamaktadır. Davacı taraf dava dilekçesinde her ne kadar müvekkili bankanın maliki olduğu araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu iddia etmişse de işbu iddianın kabulü mümkün değildir. Dava dilekçesi ile birlikte taraflarına tebliğ edilen bir kaza tespit tutanağı vs. bulunmadığından; bu hususta beyan ve itirazlar haklarını saklı tutmakla, davacının tüm iddia ve talepleri soyut, afaki ve gerekçesizdir. 2918 Sayılı KTK hükümlerine göre, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Neticeten gerek doktrinde, gerekse Yargıtay içtihatlarında kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmekte olup; müvekkili banka yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmekte ve talep edilmektedir. Davanın finansal kiracı ---------Ş.'ne ihbarı gerekmekte ve talep edilmektedir. Yukarıda ayrıntılı olarak izah ettikleri üzere 2918 sayılı kanun, 6361 sayılı Kanun ve Yerleşik Yargıtay İçtihatları uyarınca aracın mülkiyeti finansal kiralama şirketine ait olsa dahi; aracın işleticisi kiracı dava dışı ---------Ş. olduğundan meydana gelen zarardan işleten sıfatıyla finansal kiracı sorumludur. -------; ''Dava konusu kazayı yapan araç, uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraya verilmiş ise, kiracı işleten olarak sorumlu olur. Bu nedenle, kira sözleşmesi uyarınca aracın kiracı şirkete teslim edilip edilmediğinin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklanması gerekir. (2918/m. 3, 85; 6762/m. 1301) Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde "... aracın uzun süreli kiralama, ariyet ve rehin gibi hallerde kiracı... işleten sayılır." hükmüne yer verilmiş olup, aynı Kanunun 85. maddesinde de işletenin ağırlaştırılmış sorumluluk kurallarına göre zarardan sorumlu olacağı kabul edilmiştir. Somut olayda, davalılardan ---------Şti.nce, kaza yapan aracın, dava dışı ---------Ş.ne uzun süreli kiraya verildiği savunulmuş ve mahkemece bu husus kabul edilerek karar verilmiş ise de; kira sözleşmesinde araç plakaları yazılı olmadığı gibi, dosyaya sunulan teslim tutanağında da teslim eden "--------- adına ---------" ve teslim alan olarak da "----------" isimleri yazılı olup, bu şirket ve kişilerin davanın tarafları ile ilgisi ortaya konulmamıştır. Bu durumda, mahkemece, dava konusu kazayı yapan aracın, savunmada belirtilen kira sözleşmesi uyarınca uzun süreli kiraya verildiği ve dava dışı şirkete bu kapsamda teslim edildiği hususunun duraksamaya yer bırakmayacak surette açıklanması gereklidir.'' ----------; Finansal Kiralama Kanunu ve sözleşme hükümleri uyarınca aracın mülkiyeti --------- şirketine ait olsa da, yararlanma ve kullanma hakkı kiracıya ait olup, aracın işleticisi kiracıdır. (2918/m. 3 3226/m. 13) Dava, kasko poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Davalı ---------- Şirketi vekili, kaza tarihinde şirket adına kayıtlı aracın 3226 sayılı Yasa hükümleri uyarınca finansal kiralama sözleşmesi ile kiralandığını ileri sürerek, 03.06.1998 tarihli ve 4 yıl süreli sözleşmeyi dosyaya sunmuştur. "İşleten" kavramının tanımlandığı 2918 sayılı Yasa'nın 3 ncü maddesi aracın uzun süreli kiralanması halinde kiracının işleten sayılacağını düzenlemiş, ayrıca 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu ve sözleşme hükümleri uyarınca da aracın mülkiyeti ---------- şirketine ait olsa da, yararlanma ve kullanma hakkı kiracıya ait olup, aracın işleticisi kiracıdır. Bu durumda 3 ncü kişilere verilecek zarardan da kiracı sorumlu olacaktır. Buna göre kazaya neden olan davalı şirkete ait aracın kaza tarihinde finansal kiralama yoluyla bir başkasına kiralanıp kiralanmadığı hususunda gerekli araştırma yapılarak, savunmanın doğru olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, yetersiz incelemeye dayalı olarak davanın --------- şirketi yönünden kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kaldı ki hiç bir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla; zarar görenin kusuru, illiyet bağı ve zorunlu sigorta limitleri kapsamında sigorta şirketinin yükümlülüğünün de değerlendirilmesi gerektiğinden, işbu davanın müvekkil bankaya yöneltilmesi hukuken mümkün değildir. Tedbir Talebinin Reddi Gerekmektedir. Davacı taraf, davalılara ait menkul ve gayrimenkuller üzerine üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla tebligat icra edilmeksizin ve teminatsız olara ihtiyati tedbir konulmasını talep etmektedir. İhtiyati tedbir, yalnızca talep edenin haklarının korunması amacıyla, acil bir durumda talep edilebilir. Oysa davacı tarafından talep edilen ihtiyatî tedbirin uygulanabilmesi için hukuken gerekli olan “acil ve zorunlu” hal söz konusu değildir. Davacı tarafın, dava konusu ile ilgili olarak herhangi bir tehlike yaratacağına dair somut bir delili bulunmamakla birlikte; ihtiyati tedbir kararı verilmesi halinde davanın esasının etkileneceği şüphesizdir. Ayrıca, müvekkili şirketin 6361 sy Kanun ve KTK kapsamında işleten sıfatı bulunmadığından, ihtiyati tedbir kararı verilmesi halinde telafisi imkansız zararlara uğrayacağı açıktır. Dolayısıyla müvekkili bankanın menfaati ve hakları da dikkate alınarak ihtiyatî tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle öncelikle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın --------Ş.'ne ihbarına ve yukarıda belirtilen nedenlerle sınırlı olmaksızın, sair tüm nedenlerle de haksız ve hukuka aykırı davanın tüm talepler yönünden reddine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ---------- vekili 20/01/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı, vekili aracılığı ile mahkemede gerçekleşen sigorta hasarı nedeni ile ödediği tazminatın müvekkili davalı --------- halefiyet gereği tahsili için işbu davayı açmıştır. Dava dilekçesi, müvekkiline 24.12.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mahkemeye süresi içinde cevapları sunarız. Davalı---------, kaza tarihinde dava dışı -------- ---------Ş. 'nin çalışanıdır. Dava dışı ---------- şoför olarak iş akdi ile çalışmıştır. İşvereni ---------- davacı kasko şirketi olan ---------- sigorta ettirenidir. Yani davalı ----------, dava dışı sigorta ettiren ---------- işçisidir. Davacıya ait sigortalı hizmet dökümünden görüleceği üzere 01.01.2015 tarihinden emeklilik sebebiyle iş akdinin sona erdiği 30.10.2024 tarihine kadar iş akdi ile çalışmıştır. Davalı müvekkili, dava dışı --------- çalışanı olduğu süre boyunca işveren ---------- temin ettiği ve işleteni olduğu çekici ve sahibi olduğu römork ile---------- emir ve talimatı altında -------- Plakalı Çekici ile --------- Plakalı Römorku kullanmıştır. Kendisine kullanması için verilen çekici ve römork bir bütün halinde trafikte seyretmekte, hukuken ve de fiilen tek bir araç olarak kabul edilmektedir. Davacı ---------Şirketi, ---------- Plakalı römorkun kasko şirketidir. Davacı, çekicinin çektiği römorkun çekici tarafından hasara uğratıldığını iddia ederek Türk Ticaret Kanunu'nun 1481. maddesi düzenlemesine göre çekicinin 3. kişi kabul ederek işbu rücu davasını açmıştır. Oysaki, Karayolları Trafik Kanununa göre çekici ile beraber çektiği römork ayrı birer taşıt olmamakla, trafikte de beraber hareket etmektedir. Dolayısıyla tek bir araçtır. Bu nedenle, dava dışı sigorta ettiren ---------- işleteni olduğu çekici ve çekici sürücüsü davalı ---------, 3. kişi konumunda değildir. Karayolları Trafik Kanunu'na göre çekici motorlu araç, römork motorsuz araçtır. Eğer römork, çekici tarafından çekiliyor ve karayolunda seyahat halinde ise römork artık ayrı bir araç olarak değerlendirilemez ve bu ikisi hukuken ve fiilen tek bir araçtır. Hatta sigorta hukuku açısından römorkun verdiği zararlardan çekici sorumludur. Dolayısıyla çekicinin işleteni --------, çektiği römorkun karşısında 3. bir kişi değildir. Davacının, çekicinin şoförü durumunda bulunan davalıya 3. Kişi olarak dava açması hukuken mümkün değildir. Davalı --------- aynı zamanda römorkun da şoförüdür. Zaten dava konusu römorkun sahibi de davalı --------- işvereni---------'tır. “Rizikonun gerçekleşmesinde kusur” kenar başlıklı TTK m. 1429/1 hükmüne göre “Sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür." TTK m. 1429/1 hükmünde, üçüncü kişilerin fiilleri, sigorta ettiren, sigortalı veya lehtarın kendi fiili olarak addedilmiş ve bu kişiler, hukuken fiillerinden sorumlu kişiler, olarak öngörülmüştür. Kasko sigortasında halefiyete dayalı rücu davasında, sigortacının hukuken fiillerinden sorumlu olan kişilere karşı rücu hakkını kullanamayacağı belirtilmiştir. TTK m. 1429/1’de bahsedilen hukuken fiillerinden sorumlu kişilerin başında sigortalıların işçileri gelmektedir. Bu kapsama velayet ve vesayet altında olan çocuklar ile kısıtlılar, adama çalıştıranın sorumluluğunun düzenlendiği TBK m. 66 kişiler girmektedir. Dolayısıyla davalı ----------, davacı---------- Şirketi'nin sigortalısı durumundadır. Davacının davalıya karşı halefiyet hakkını kullanması kanunen mümkün değildir. Davacı kasko sigortası nedeni ile dava dışı ---------- ödeme yapmıştır. Kasko Sigortaları Genel İşlem Şartlarından A.5 teminat dışı kalan zararlar sayılmıştır. Bu düzenlemede belirtilen hiçbir durum hasara meydana getiren olayda yaşanmamıştır. Davalı ---------- sigortalı İştaç şirketinin çalışanıdır. Çekiciyi kullanmaya yetkili ehliyeti bulunmakatadir. Aracı alkollü halde kullanmamış ve kasten araca zarar verecek bir eylemi olmamıştır. Bu nedenle davacının çalışan olan şoför davalıya rücu etmesi hukuken mümkün değildir. Davalı, davacı Sigorta Şirketinin Sigortalısı konumunda olduğundan davacıya husumet yöneltilemez. Davanın husumet yokluğundan reddi gerekmektedir. Davacı uzun yıllar dava dışı---------Ş.nde çalışmıştır. Kaza sonrası istirahat biriminde sağlık durumuna uygun işlerde çalışmasına devam eden davacı dava dışı --------- şirketinden emeklilik nedeni ile ayrılmıştır. Davacının uzun yıllardır dava dışı ----------Ş. iş yerinde çalışmış olup, davanın---------.Ş.ne ihbarını talep ederiz. Davacı davasını açıklarken çekicinin işleteninin dava dışı ------- olduğunu belirtmemiştir. İddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının davasını genişletme yasağının başladığını ve bundan sonra maddi zararının tespiti için başkaca vakıalara dayanamayacağını belirtiriz. Müvekkili davalının olayda yüzde yüz kusurlu olduğu iddiasını kabul etmemekteyiz. Zira kazanın oluş durumuna göre özellikle kasko sigortalarında kasıt aranmaktadır. Kaldı ki, davacının kusuru da bulunmamaktadır. Aynı şekilde davacının taleplerini çekicinin kasko ve sigorta şirketlerine yöneltmemesi de kötü niyetli bir harekettir. Bu nedenle huzurdaki davanın çekicinin sigorta şirketine ve kasko şirketine ihbar edilmesini talep ederiz. Davacı kazanın yaşandığı dönemde görevi gereği her gün trafiğe çıkmakta ------- büyük çöp kamyonlarını kullanmaktadır. Uzun yıllardır şoför olarak çalışan davacı davaya konu kazanın yaşanmasından önce herhangi bir kazaya karışmamıştır. Kazanın oluşunda davacının kusuru bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı Sigorta Şirketi davalı --------- kusuru bulunmayan maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasında, sigorta lehdarı--------- şirketinin zararını karşılamıştır. Davalı da dava dışı sigorta ettiren---------- sigortalı işçisi olduğuna göre, esasen davalının zararını da karşılamıştır. Davacı sigorta şirketi poliçe kapsamında davalı için karşıladığı zararını sonradan dönüp dava konusu ederek iş bu davada davalıdan talep etmesi abesle iştigaldir. Davalı-------- 3. Şahıs değildir. Bizatihi poliçe kapsamında davacının sigortalısıdır. Bu sebeple davanın esastan da reddi gerekmektedir. Araçta meydana gelen hasara, hasarın tamamının kazadan dolayı kaynaklandığı iddiasına itiraz ederiz. Davacının talep ettiği faize ve türüne, aynı şekilde zaman aşımına ve kusura itirazımız bulunmaktadır. Davacının haksız ve de hukuki olmayan davasının reddini talep ederiz. Dava konusu itibari ile dava şartı arabuluculuğa tabidir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na göre, 18/A.6 maddesi hükmünde arabuluculuğa başvuran tarafın kendisine ve elinde bulunması halinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna vereceği, devamı fıkrada da ilgili iletişim bilgilerinin arabulucuya iletileceği; arabulucunun tarafları ilk toplantıya davet ederken söz konusu iletişim bilgilerini esas alarak her türlü iletişim vasıtasını kullanması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, başvurucunun arabuluculuk bürosuna başvurmasının akabinde arabulucu sorumluluğunu gereği gibi yerine getirmek için tüm iletişim vasıtalarını kullanabilme yetkisine de sahiptir. Başvuru tarihinden itibaren toplam 8 gün içerisinde arabuluculuk faaliyeti sona erdirilmiştir. Arabuluculuk tutanağında ---------- ait olduğu belirtilen telefon numarası ---------- ait değildir. Dosyanın tevdi edilmesi arabuluculuk dosyasının arabulucu tarafından kabulü ve diğer davalı şirkete ulaşılması süresini hesap ettiğimizde, davalı---------- ile hiç bir şekilde iletişim kurulmak istenmediği görülmektedir. Davalı müvekkilinin tüm bilgileri davacıda olmasına rağmen arabuluculuk toplantısına davalı ---------- davet edilmemiştir. Bu nedenle davalı ---------- açısından dava şartı yokluğundan öncelikle davanın reddini talep ederiz. Mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasını talep ettiklerinden bahisle davacı tarafın ileri sürdüğü tüm haksız ve dayanaksız iddia ve taleplerin reddiyle, işbu davanın muhatabı davalı ----------- olamayacağından husumet itirazlarının kabulüyle davanın bu yönden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın arabuluculuk süreci usulüne uygun yürütülmediğinden dava şartı yokluğundan reddine, davalı--------- yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına, davanın daval---------- yönünden esastan reddine, davanın davalı --------- işvereni -----------Ş.'ne ihbarına, davanın davalı --------- işvereni -----------ekiciye ait sigorta ve kasko şirketlerine ihbarına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dosyanın sigortacı ve makine mühendisi bilirkişilere tevdi ile, davacı sigortanın rücuya tabi alacağı doğup doğmadığı ve davalı sürücünün kusurunun tespiti açısından rapor hazırlamalarının istenmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler Sigorta Eksperi --------- ve Makine Yüksek --------- tarafından sunulan 06.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "7. SONUÇ VE KANAAT: 1) Dava konusu olayın ilgili kasko poliçesi kapsamında olduğu, 2) Söz konusu hadise ile araç üzerindeki hasarın teknik olarak uyumlu olduğu, 3) Rapora konu -------- Plakalı MOTORSUZ RÖMORKTA meydana gelen hasarın, mevcut delil/evrak durumu çerçevesinde, müşteki ifade formunda beyan edildiği üzere gerçekleştiği, 4) Söz konusu hasar sebebiyle araca uygulanan onarım işleminin, muteber olduğu, toplam hasar bedelinin KDV HARİÇ 2.200.000,00 TL (İkimilyonikiyüzbinTürkLirası) olduğu KDV DAHİL 2.640.000,00 TL (İkimilyonaltıyüzkırkbinTürkLirası) olduğu, bu fiyatın reel piyasa fiyatlarına paralel olduğu, 5) Bahsi geçen onarım bedelinin (KDV HARİÇ 2.200.000,00 TL ÖDENMİŞ) ödeyen davacı tarafın, davalı tarafa rücu hakkı elde ettiği sonucuna varılabileceğine dair, Hukuki Değerlendirmesi Sayın Mahkemede olmak üzere nihai takdirlerine ve tensiplerine saygılarımızla arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi hasar için kasko poliçesi kapsamında yapılan ödemenin rücuen davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Dava dışı------- -------- Şirketi’ne ait -------- plakalı motorsuz römorkun davacı tarafından Kasko Sözleşme Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığı, davalı --------Şirketi'ne ait olan --------- plakalı çekici aracın davalı ---------- tarafından sürücülüğü yapıldığı esnada 26/10/2023 tarihinde meydana gelen tek taraflı kazada çekici tarafından çekilen -------- plakalı motorsuz römorkun zarar gördüğü, meydana gelen zararın davacı kasko sigortacısı tarafından karşılandığı ve davalılardan tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun cc) Rizikonun gerçekleşmesinde kusur başlıklı 1429 uncu maddesi "(1) Sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez. (2) 1495, 1503 ve 1504 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü saklıdır.", d) Zararı önleme, azaltma ve sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğü başlıklı 1448 inci maddesi "(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır. Birden çok sigortacının varlığı ve bunların birbirlerine aykırı talimatlar vermeleri hâlinde, sigorta ettiren, bu talimatlardan zararın azaltılması ve rücu haklarının korunması bakımından en uygun olanını dikkate alır. (2) Bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır. (3) Sigortacı sigorta ettirenin birinci fıkra gereğince yaptığı makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, sigorta tazminatından veya bedelinden ayrı olarak tazmin etmekle yükümlüdür. Eksik sigortanın yapıldığı hâllerde 1462 nci madde hükmü kıyas yoluyla uygulanır. (4) Sigortacı, sigorta ettirenin istemi üzerine giderlerin karşılanması amacıyla gerekli tutarı avans olarak ödemek zorundadır." ve VI – Halefiyet başlıklı 1472 nci maddesi "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmünü düzenlemiştir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının 4.3. Maddesi "Sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur. Sigorta şirketi ödediği tutar için rücu talebini, sigorta limitleri dahilinde, öncelikle ilgili risk için teminat sunan sigorta şirketine yöneltir. Sigorta şirketi ilgiliye karşı sahip olduğu rücu hakkını ilgili risk için sigorta teminatının bulunmadığı durumda kullanabilir. Sigorta ettiren ve sigortalı, sigortacının açabileceği davaya veya takibe yararlı ve elde edilmesi mümkün belge ve bilgileri vermeye zorunludur." hükmünü düzenlemiştir. Yukarıdaki mevzuat gereği davacı kasko sigortacısının poliçe kapsamında kalması sebebiyle tazminatı sigortalı dava dışı -------- --------- Şirketi’ne ödediği ve sigortalıya halef olduğu, bir başka deyişle sigortalı dava dışı ------- -------- Şirketi’nin yerine geçerek sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın sigortacıya geçeceği ancak somut olayda davalı olarak gösterilen -------- dava dışı ---------- Şirketi’nin sigortalı çalışanı olduğu, sigortalının davalı ---------- karşı dava hakkı bulunmadığından davacının da halefiyete dayalı olarak davalı --------- dava açamayacağı anlaşıldığından davalı --------- yönünden davanın reddine karar verilmiştir. 2918 sayılı KTK'nun hükümlerine göre, trafik kaydı işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde "işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85. maddesinde ise "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araçların malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Somut olayda, davalı --------- Şirketi'nin, maliki olduğu kazaya karışan --------- plakalı aracın dava dışı ---------Ş.'ye 22.08.2023 tarih, --------- numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi ile kiralandığı ve aynı tarihte teslim edildiği, sözleşmenin süresi üç yıllık olup uzun süreli olarak değerlendirilmesi gerektiği, kazanın kiracı dava dışı ---------Ş.'nin fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanması esnasında olduğu anlaşılmakla davalı ---------- Şirketi'nin işleten sıfatı bulunmadığından maddi zararından sorumlu olmayacağı anlaşıldığından davalı-------- Şirketi yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2 maddesi uyarınca ret sebebi ayrı olduğundan davalı -------- ile davalı --------- Şirketi vekili lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine, yine tarifenin 13/4 maddesi uyarınca davalı --------- lehine maktu ve tarifenin 7/2 maddesi uyarınca davalı ----------- Şirketi lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜ K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ------- yönünden davanın REDDİNE, 2-Davalı -------- Şirketi yönünden davanın husumet yokluğundan REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 37.570,50 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 36.955,10 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, ‬ 4-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ----------- kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı -------- verilmesine, 6-Davalı ---------- Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı --------- Şirketi'ne verilmesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------- bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 8-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine, Dair, davalı --------- vekili, ihbar olunan ---------- vekili, ihbar olunan --------- vekili, davacı vekili ve davalı --------- vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/11/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/939, K. 2025/926, T. 12.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-939-e-2025-926-k-47a480ba0be5