İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/881 E. 2026/368 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/881
Karar No
2026/368
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN ... GEREKÇELİ KARAR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/881 KARAR NO : 2026/368

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. .....

DAVALI : 1- ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : 2- ... - ... ...

DAVA : İstirdat (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/03/2023 KARAR TARİHİ : 30/04/2026 G. K.YAZILDIĞI TARİH :25/05/2026

Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA : Davacı vekili iddiasında özetle; Müvekkili aleyhine yapılan ... 16. İcra Müdürlüğü'nün 2022/16208 Esas sayılı dosyasında alacaklı görünen ... tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, takip dayanağının 01/08/2022 ödeme günlü, 03/03/2022 düzenlenme tarihli, tanzim yeri ... olan 1.950.000,00 TL bedelli senet olduğunu, müvekkilinin davalı yana herhangi borcunun bulunmadığını, taraflar arasında herhangi bir borç ve alacak ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin ev hanımı olduğunu, abisinin vefatı döneminde, abisinin eşinin ve onun babasının müvekkiline vergi ilişiğinin kesilmesi, vergi kaydının silinmesi, veraset ve intikal işlemlerine ilişkin olduğunu belirterek birçok evrak imzalattıklarını, bundan dolayı icra takibine konu senedin müvekkiline hileli davranışlar ile imzalatılmış olmasının veya müvekkilinin imzaladığı bir evrak içeriğinin boş kısımlarının senet olarak doldurulması ihtimalinin yüksek olduğunu ,buna ilişkin şikayette bulunulduğunu belirterek, müvekkili aleyhine başlatılan ... 16.İcra Müdürlüğü'nün 2022/16208 Esaslı dosya kapsamında icra müdürlüğüne icra tehdidi altında borçlu olmadığı halde takip konusu borcun ödenmesi sebebiyle, icra dosyasında alacaklı olarak yer alan davalılar ...'ye ve ...'e herhangi bir borcunun bulunmadığının ve taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının tespit ve takibe dayanak yapılan 1.950.000,00 TL bedelli senetin müvekkili tarafından tanzim edilmediğinin tespitine, icra dosyasına ödenen 2.514.131,84 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA : a)Davalı ... vekili savunmasında özetle; Davacı aleyhine ... 16. İcra Müdürlüğünün 2022/16208 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davacıya ödeme emri gönderildiğini, davacının senedin sahte olduğunu ve kendisine ait olmadığı gerekçesi ile itiraz etmiş olduğunu, bilirkişi raporu aleyhine çıkınca davayı takip etmediğini, davacı yanın resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından dolayı alacaklı ve adı geçen kişiler yönünden şikayette bulunulduğu ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/253311 Soruşturma numaralı dosyada inceleme devam etmekte olduğu iddiasının da gerçek dışı olduğunu, davacının tüm iddialarının yersiz olduğunu, icra takibini sürümcede bırakmak ve kötü niyetli olarak, borçtan kurtulmak amacıyla savcılık şikayeti ile birlikte icra mahkemesinde imzaya ve borca itiraz etmiş olduğunu, ancak imzanın kendisine ait çıkması sebebiyle son çare olarak bu davayı açmış olduğunu, davacı yan tarafından tamamen kötü niyetli olarak, soyut iddia ile borcu olmadığını ve senetteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, bunu ispat edecek herhangi bir somut delil dosyaya sunulmadığını, müvekkili ile davacı yan arasında doğrudan herhangi bir ilişki bulunmadığını, davacı yanca kötü niyetli olarak icra takibini sürümcede bırakmak ve zaman kazanma amacı ile açılmış olan iş bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. b)Davalı ...'e dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen, yasal sürede cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara katılmamıştır.

GEREKÇE : Dava, İİK.'nin 72/7 maddesine dayalı, icra takibi dolayısı ile ödenen bedelin istirdadı taleplidir. Yasal düzenleme; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun "Menfi tesbit ve istirdat davaları" başlıklı 72. maddesinde; " Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur." "Senede karşı tanıkla ispat yasağı" başlıklı HMK.'nin 201/1 maddesinde; "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." düzenlemesi yer almaktadır. Deliller; Tarafların dayandığı tüm deliller, ... 16. İcra Dairesi Müdürlüğünün 2022/16208 Esas sayılı dosyası, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/253311 soruşturma sayılı dosyası, ... 12. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/1210 Esas sayılı dosyası, davacının imza incelemesine esas imza örnekleri getirtilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden dava konusu bono üzerinde imza incelemesine yönelik rapor aldırılmış, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 11/02/2026 tarihli raporunda; "İnceleme konusu belgede ... adına atılı imza ile ...'ün mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'ün eli ürünü olduğu" belirtilmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/253311 soruşturma sayılı dosyasında; 11/05/2023 tarihli ve 2023/57875 sayılı kararda; "Şikayete konu senette imzanın müştekinin eli ürünü olup, senette herhangi bir sahtecilik bulunmadığı, resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmayacağı, müştekinin şikayeti kapsamına göre TCK'nun 209/1. Maddesinde belirtilen açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun uygulama yeri olabileceği, bu kapsamda yapılan değerlendirmede de bu suçun işlendiğine dair delil bulunmadığı, zira Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçuna yönelik iddialarda bir tarafın iddiasının belgeye dayanması karşısında, özel hukuktaki "senede karşı senetle ispat kuralı" uyarınca diğer tarafın da iddiasının yazılı belgeye dayandırması gerekmekte olup, 24.03.1989 tarihli 1-2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, 05.02.2013 tarihli 1086 esas 40 karar sayılı YCGK ilamı dikkate alındığında iddiaların yazıyla belgeyle ispatlanması gerektiği, müşteki ya da vekili tarafından icra takibine konu senetle ilgili yazılı bir belge ya da sözleşme ileri sürülmediği anlaşıldığından, şüpheli hakkında Kamu Adına Kovuşturmaya Yer Olmadığına " karar verildiği, karara yapılan itirazın reddedildiği anlaşılmıştır. Somut olayda tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı taraf, aleyhine yapılan icra takibine dayanak olan bonodaki imzanın davacıya ait olmadığını, davalılarla aralarında borç doğuran ilişki olmadığını, bononun sahte olduğunu iddia ederek, davalılara borçlu olmadığının tespitini ve icra takibi sebebi ile ödenen bedelin istirdadını istemiş, davalılar ise davanın reddini istemiştir. Dava konusu bono incelendiğinde; Keşidecisinin davacı ..., lehdarı davalı ..., keşide tarihi 01/03/2022, vade tarihi 01/08/2022, miktarı 1.950.000 TL, hamilinin takip alacaklısı/davalı ... olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf iddiasında dava konusu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmişse de; Mahkememizce yargılama sırasında aldırılan İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 11/02/2026 tarihli raporunda, dava konusu bonodaki imzanın davacıya ait olduğu belirtilmiştir. Dosyamız davacısının, davalılar hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikayet üzerine yapılan soruşturma sonucunda; Şikayete konu senette imzanın müştekinin eli ürünü olduğu, senette herhangi bir sahtecilik bulunmadığı, resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmayacağı, müştekinin şikayeti kapsamına göre TCK'nun 209/1. Maddesinde belirtilen açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun uygulama yeri olabileceği, bu kapsamda yapılan değerlendirmede de bu suçun işlendiğine dair delil bulunmadığı gerekçesi ile davalılar hakkında Kamu Adına Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verilmiştir. HMK.'nin 201/1 maddesindeki yasal düzenlemeye göre, davacının senede karşı iddiasını yazılı ve kesin delille ispatı gerekir. Davacı taraf, senede karşı iddiasını kesin/yazılı delille ispatlayamamıştır. Bu sebeple ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harcın, 42.935,09 TL peşin harçtan düşümü ile artan 42.203,09 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine, 3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Suç Üstünden karşılanan 2 tebligat ücreti 530 TL, 2 e-tebligat ücreti 20 TL, 13 Kep ücreti 32,50 TL, 1 Müzekkere gönderim ücreti 100 TL, dosyanın ATK gönderim ücreti 200 TL, ATK rapor ücreti 7.700 TL, Basın ilan ilanen tebligat ücreti 13.104 TL olmak üzere toplam 21.686,50 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 2.514.131,84 TL üzerinden takdir edilen 368.837,14 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair,davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip ... E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/881, K. 2026/368, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-881-e-2026-368-k-7cbbc5c45751