İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/863 E. 2025/169 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/863
- Karar No
- 2025/169
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/863 Esas - 2025/169
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/863 Esas KARAR NO : 2025/169 ... DAVA : Maddi Tazminat DAVA TARİHİ : 16/12/2024 KARAR TARİHİ : 07/03/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan "Maddi Tazminat" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 20/10/2024 tarihinde davalı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı müvekkiline ait ... plakalı aracın kazaya karıştığını ve hasar gördüğünü, kaza sırasında aracın sürücüsünün müvekkilinin oğlu ... olduğunu, sürücünün kaza sırasında 0,64 promil alkollü olduğunu ve sürücü belgesinin daimi iptal olduğunu ve kazada tam kusurlu olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin ayrı yaşadığı ergin ve ayırt etme gücüne haiz oğlu ...'ın kaza günü müvekkilinin evine geldiğini, müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında dava konusu aracın anahtarını aldığını ve davaya konu kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkilinin kolluk birimlerince alınan ifadesinde oğlunun aracını rızası dışında aldığını ve bundan dolayı şikayetçi olduğunu, aracın onarımı için davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, davalı tarafından hasar dosyası açılıp kazanın ve hasarın tetkikinin yapıldığını, ancak kaza sırasında araç sürücüsünün yasal sınırların üzerinde alkollü olması nedeniyle hasar bedeli tazmini yönündeki taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin kazanın oluşumunda kastı veya ihmalinin söz konusu olmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla iş bu belirsiz alacak davasında şimdilik hasar bedeline ilişkin olarak 100,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek bankaların mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının müvekkili şirketin sigortalısı olduğunu, davaya bakmakla görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olması nedeniyle görevsizlik nedeni ile davanın reddine, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmamış olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, esas ilişkin olarak ise sigortalı araç sürücüsünün kaza anında yasal sınırların üzerinde alkollü olduğunu, Kasko genel şartları gereği, A,5 "5.5.Aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar" teminat dışı olduğunu, davacı tarafından oğlunun eve bilgisi dışında geldiğini ve anahtarı aldığını, poliçede bu klozun değerlendirme şartları belirtilmiş olup davacının iddiası poliçe kapsamında teminat altına alınan haller arasında olmadığını belirterek, davanın görevsizlik nedeni ile reddine, arabuluculuk şartı gerçekleştirilmediğinden davanın usulden reddi ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep ve dava ederim. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, davacıya ait genişletilmiş kasko sigorta poliçesiyle sigorta örtüsüne alınan aracın karıştığı kaza nedeniyle oluşan hasardan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkiline ait ...plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile teminat altına altına alındığını, bahsi geçen aracın müvekkilinin oğlu olan dava dışı ... sevk ve idaresinde iken 20/10/2024 tarihinde kazaya karıştığını, kaza neticesinde aracın hasarlandığını, hasar bedelinden davalının sorumlu olduğunu ancak davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek maddi tazminat talepli eldeki davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ise, somut uyuşmazlıkta görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Bilindiği üzere, Mahkemelerin görevine ilişkin kurallar kamu düzeniyle doğrudan bağlantılıdır. Görevle ilgili olarak gerek 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda pek çok hüküm bulunmaktadır. Söz gelimi, Anayasa'nın 142/1.maddesi uyarınca, mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz (Anayasa'nın 36/2.maddesi). Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz (Anayasa'nın 37/1.maddesi). Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz. (Anayasa'nın 37/2.maddesi) Yine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1.maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirtilmiştir. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/k.maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l.bendinde tanımlanmıştır. Buna göre;" Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin TTK'nun 4 ve 5.madde hükümleri kapsamında kalan kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı Kanunun 83/2.maddesinde; taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanunun 73/1.maddesinde ise; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu düzenlemesi yer almaktadır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 4/1-a maddesi uyarınca ise, sigorta hukukundan kaynaklanan davalar mutlak ticari davalardır. Anılan Kanunun 5/2. maddesi uyarınca da tüm ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Kanun'un 5/3 bendinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme yapılmıştır. Mahkemenin görevli olması da, HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup, anılan Kanunun 115. maddesi uyarınca davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır. Yukarıda açıklanan kanun hükümleri karşısında eldeki davada, davacının tüketici sıfatına sahip olup olmadığı, sigortalı aracın ticari araç olup olmadığı saptanarak görevli mahkemenin tespit edilmesi gerekir. Zira, davacının tüketici olması, aracın hususi otomobil niteliği bulunması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri tüketici mahkemesi iken, davacının tüketici sıfatına sahip olmaması, aracın ticari araç olması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri ticaret mahkemesidir. Bu bağlamda, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında genişletilmiş kasko sigorta poliçesi sözleşmesi mevcuttur. Sigorta teminatı altına alınan araç, ticari nitelikte değil, hususi niteliktedir. Bu husus gerek poliçe içeriğinden gerek araç ruhsat bilgilerinden gerekse kaza tespit tutanağından açıkça anlaşılmaktadır. Davacının tacir olduğuna ilişkin bir iddia ve delil de dosya kapsamında yer almamaktadır. Bu nedenle, davacının tüketici, davalı sigorta şirketinin ise, sigorta hizmeti sağlayan ve mesleki amaçla hareket eden sermaye şirketi olduğu açıktır. Tüketici mahkemesi, ihtisas mahkemesi niteliğindedir. O halde, davada bir bütün olarak tüketici mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmelidir. Buna göre, taraflar arasındaki ilişkinin sigorta ilişkisi olduğu, davacının ticari ve meslek amaçlı hareket etmediği, tüketici sıfatını haiz bulunduğu, sigortalı aracın hususi otomobil olduğu, işbu tazminat davasının tüketici mahkemesinin görev alanında kaldığı gözetilerek, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Dava konusu olaya ilişkin görevli Mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesi uyarınca Mahkemenin görevli olması dava şartı niteliğinde olduğundan, dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2. maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20/1.maddesi uyarınca taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Ankara Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- (2) numaralı ara karar gereği olarak dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için gerekli başvurunun yapılmaması durumunda davanın Kanun gereği açılmamış sayılacağı ve Mahkememizin bu konuda re'sen karar alacağı hususunun taraflara ihtarına (tebliğin ihtar yerine geçmesine) 4-Yargılama giderlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331/2. maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
07/03/2025
... ¸