İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/828 E. 2026/287 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/828
Karar No
2026/287
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/828 Esas KARAR NO : 2026/287

DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 10/07/2023 KARAR TARİHİ : 08/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; icra takip dosyasını başlatan ilk şirket ... A.Ş. olduğunu, ... A.Ş. ... (...) 'ye 2005'de geçince ... mezkur bankanın tüm alacaklarını 02.02.2006'da ... A.Ş.'ye temlik ettiğini, ...'ın 06.03.2017'de ... A.Ş. ile birleştiğini, ... A.Ş.'nin bu birleşme ile tasfiyesiz infisah ettiğinden bünyesindeki tüm alacakların takibin ... A.Ş.'ye geçtiğini, temlik eden ... A.Ş. tarafından "Genel Kredi Sözleşmeleri"ne istinaden borçlu şirket ve davalı gerçek kişi müteselsil kefaleti ile teminat mektupları kredisi uyarınca borçlu kişi müteselsil kefil ...'a kat edilen hesapları uyarınca nakdi kredi borcu ve gayri nakdi kredi borcunun ödenmesinin ihtar edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu tarafından işbu borç tutarı ödenmeyerek temerrüte düştüğünü, davalı hakkında ... 9. İcra Dairesi ... Esas (... Eski Esas) sayılı icra dosyası ile icra takibine devam edildiğini, icra takip dosyasına ...'ın itiraz ettiğini, borçlunun mezkur icra takibine haksız ve mesnetsiz itiraz ederek takibin durduğunu, belirterek, davalı borçlunun ... 9. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, davalı borçlu aleyhine haksız ve kötüniyetli itirazları nedeni ile takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalının mal kaçırma ihtimaline binaen borçlu adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bu dava ile ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasının aynı olup öncelikle derdetslik itirazında bulunduklarını, asıl borçlu olan ... Şirketine karşı itirazın iptali davası açılmamış olduğunu, bu şirketten tahsilat yapılıp yapılmadığı ve borcun devam edip etmediğinin netleştirilmediğini, müvekkilinin kefil sıfatıyla icra takibine konu borçtan sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin kefil sıfatı ile borçtan sorumluluğunun 10 yıl ile sınırlı olduğunu ve 10 yıllık sürenin dolduğunu, bu nedenle hiçbir sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi, Davanın Hukuki Niteliği ve Gerekçe ; ... 9. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyası, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, kredi ödeme tablosu, kredi hesap özeti, temlik belgeleri, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri, ... 17. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, ... 18. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, ... 18. Noterliğinin... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi , ... 14. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi celp edilmiş incelenmiştir. Bankacılık alanında uzman bilirkişi ... tarafından dosyaya sunulan 02/03/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "...... tarafından el konulan ...A.Ş. ile dava dışı ...A.Ş. arasında imzalanan tarihsiz 13.150,00 TL tutarlı Umumi Kredi Taahhütnamesine istinaden, adı geçen dava dışı şirket lehine muhatap ... Gümrük Müdürlüğü'ne hitaben 13.083,00 TL tutarlı Teminat Mektubu Kredisi kullandırıldığı, söz konusu teminat mektubunun 05.05.2004 tarihinde nakde tahvil olduğu ve Gecikme Zammı/Faizi ile birlikte muhataba 55.955,26 TL ödendiği, ancak ... 'nün talebine istinaden dava konusu teminat mektubu ile ilgili olarak, muhatap kuruma Ek Faiz Tutarı açıklaması ile 05.04.2005 tarihinde ayrıca 16.827,09 TL ödeme yapıldığı ve işbu tutarın huzurdaki davanın esasını oluşturduğu, Dava dışı asıl borçlu ile davalı kefilin 31.08.1998 tarihine temerrüde düştükleri, dava dışı ... A.Ş. ile dava dışı ...A.Ş. arasında imzalanan Umumi Kredi Taahhütnamesinde davalı ...'ın 13.150,00 TL tutarında kefalet imzasının bulunduğu, Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğundan davalı ...'ın, temerrüt tarihi itibariyle mevcut bulunan 13.083,00 TL teminat mektubu borcundan ve işbu mektubun temerrüt tarihinden sonra tazmini halinde işleyecek faiz ve ferilerinden sorumlu tutulabileceği değerlendirilmektedir. Bu durumda, tazmin olan dava konusu teminat mektubundan dolayı Ek Faiz Tutarı açıklaması ile muhatap kuruma ödenen 16.827,09 TL'lık tutar için taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek takip tarihi itibariyle hesaplanan toplam 77.597,22 TL nakit borçtan, davalı kefil ...'ın sorumlu tutulabileceği, tabloda da görüleceği üzere 16.827,09 TL'lık asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren yıllık % 22,00 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği kanaatine varıldığı, ¸ ..." tespit edilmiştir. Gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ... 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında, takip alacaklısının ... A.Ş., takip borçlularının dava dışı ... A.Ş. ve davalı ... olduğu, takip alacaklısının 19.027,09 TL Asıl Alacak, 69.986,39 TL İşlemiş Faiz ve 227,64 TL Masraf olmak üzere toplam 89.241,12 TL üzerinden ilamsız icra takibinde bulunduğu görülmüştür. ... T.A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu ... A.Ş. arasında bilâ tarihli genel kredi sözleşmesi ve limit artırım sözleşmeleri imzalanmış,işbu genel kredi ve limit artırım sözleşmelerine davalı ... müteselsil kefil sıfatıyla kefil olmuştur. ... T.A.Ş., ... 14. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kredi hesabını kat etmiş, genel kredi sözleşmesi kapsamında borçlulara kullandırılan teminat mektubu kredisinden doğan gayri nakdi alacağın depo edilmesini talep etmiştir. Kat ihtarnamesi davalı kefil ...'a bizzat 20/08/1998 tarihinde tebliğ edilmiştir. 2004 s. İİK 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali davalarında hak düşürücü süre 1 yıl olup, anılan Yasa hükmü uyarınca süre itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren başlamaktadır. Ne var ki, icra dosyası celp edilmiş yapılan incelemede borçlunun - davalının itirazının alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüş, bu suretle eldeki itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanunun 27. maddesiyle 4389 sayılı Kanuna eklenen ek 3. maddesiyle, Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıl olduğu, 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanunun 141. maddesinde de Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu hükme bağlandığı, 5411 sayılı Kanunun geçici 16. maddesinde 141. maddede öngörülen 20 yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olduğu belirtildiği, bu durumda 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. madde ile bu tarihte on yılını doldurmamış tüm fon alacaklarının zamanaşımı süresi 20 yıla uzadığı, Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2014 gün ...E.... K. sayılı ilamı ile Bankacılık Kanunu'nun 141.madde hükmü iptal edilmemiş, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 16. maddesine ilişkin esas incelemenin "zamanaşımı" sözcüğü ile sınırlı olarak yapılmasına ve bu maddede yer alan "zamanaşımı" sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği (Aynı yönde bakınız. Yargıtay 19 HD. ... E. ...K), davaya ve takibe konu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davacının (devirden önce ... T.A.Ş.) 14/08/1998 tarihli ihtarnameyi göndererek hesap kat ihtarında bulunduğu, alacağın bu tarih itibariyle muaccel olduğu, açıklanan zamanaşımı süreleri ve tarihler dikkate alındığında, davaya konu alacağın 4389 sayılı Kanuna eklenen ek 3. maddesinin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinde on yıllık zamanaşımı süresini doldurmadığı, bu nedenle zamanaşımı süresinin 20 yıla uzadığı, davanın 10/07/2023 tarihinde açıldığı, ancak dava konusu alacak için ... 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 28/06/2013 tarihinde icra takibi başlatıldığı, 6098 s. TBK 154/2.maddesi hükmü uyarınca icra takibi ile birlikte zaman aşımı süresinin kesildiği ve yeniden 20 yıllık zaman aşımı süresinin işlemeye başlayacağı, icra dosyasında yapılan takip işlemleri ve yeniden ödeme emri gönderilmesi ile 2020 (... Esas) ve ...(... Esas) yıllarında zaman aşımı süresinin yeniden kesildiği, bu suretle dava tarihi itibariyle 20 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmış, davalının zaman aşımı itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davaya konu kredinin kullandırılma tarihi, hesap kat ihtarı ve kat ihtarına göre alacağın muaccel hale gelmesi, 818 s. Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde gerçekleşmiştir. Ancak 01.07.2012 tarihinde 6098 s. Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır. Türk Borçlar Kanununun Uygulama Şekli Hakkındaki 6101 sayılı Kanunun 1. maddesinin son cümlesinde ''....Ancak Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiili ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye Türk Borçlar Kanununun hükümlerine tabidir.'' denilmiştir. Bu durumda somut olayda borcun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 s. Türk Borçlar Kanununun hükümlerinin uygulanması gerektiği açıktır. Türk Borçlar Kanununun 598/3. maddesinde ''Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.'' denilmiştir. Türk Borçlar Kanununun 598/4. maddesinde ise ''Kefalet 10 yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak 10 yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Davalı ...'ın müteselsil kefili olduğu genel kredi sözleşmelerinin tamamı 1997 yılına ait olup Türk Borçlar Kanunun 598/3. maddesi uyarınca, sözleşmelerin kurulduğu tarihten 10 yılın geçmesiyle kefaletin sona ereceği kabul edilmelidir. Nitekim anılan madde de açıkça sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yılın geçmesiyle kefaletin kendiliğinden ortadan kalkacağı ifade edilmiştir. Buna göre 2007 yılı itibariyle kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığının kabul edilmesi gerekir. 6101 s. Kanunun 5/2. maddesinde ''Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuş ise, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak bu ek süre, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz.' şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6101 s. Kanunun 6. maddesinde ise ''Bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde Türk Borçlar Kanununda öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır'' denilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan 818 s. Borçlar Kanununda kefalet için herhangi bir sürenin öngörülmediği, ancak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanununda azami 10 yıllık sürenin getirildiği ve bu düzenlemenin 6101 s. Kanunun 5/2. maddesinde ifade edildiği şekilde ''ilk defa öngörülen'' süre niteliğinde olduğu ve kefaletin 10 yıllık sürenin sonunda kendiliğinden kalkacağı m.598/3.de açıkça ifade edilmiş olduğundan bu sürenin zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süre olarak kabul edilmesi gerekir. Nitekim öngörülen 10 yıllık süre dolduğunda kefalet ortadan kalkacaktır. Başka bir anlatımla, 10 yıllık sürenin dolması neticesi kefalet geçersiz hale gelmektedir. Yasada geçersiz hale geldiği belirtildiğinden bu hususun mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir. Aşağıda yer verilen görüşler dikkate alındığında kefalete ilişkin 10 yıllık sürenin zamanaşımı süresi olmadığı yönünde doktrinde de görüş birliğinin olduğu görülmektedir. 1-''..... 10 yılın geçmesiyle borç kendiliğinden kalkar, kefalet için getirilen yasal en yüksek süreye ilişkin düzenleme başka hiçbir hukuk sisteminde bulunmamaktadır. Amaç, kefili belli bir süre geçtikten sonra kefillik bağından kurtarmaktır..'' (Nihat Yavuz, Kefalet Sözleşmesi, Sayfa 3085) ; 2- ''...10 yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için kesilme ve durma söz konusu olmaz. 10 yıllık sürenin tamamlanması ile birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden (yasa gereği ortadan kalkar) kefalet süresinin dolduğu yargıç tarafından görevinden ötürü gözönünde tutulur.'' (Prof. Dr. Cevdet Yavuz, Borçlar Hukuku, Sayfa 1472) 3-''.. Yeni borçlar kanununda sona ermeyle ilgili emredici hükümler varsa bunlar -sözleşmede örneğin feragat ile ilgili hüküm olsa da olmasa da- 01.07.2012 tarihinden sonraki sona ermelerde uygulanacaktır. (kefalet sözleşmesinde) 10 yıllık süre daha önce sona ermiş ise yürürlük yasasının 5. maddesi gözönünde tutulacaktır. Gerçek kişilerin verdiği kefaleti sona erdiren 10 yılın hakdüşürücü süre olarak kabul edilip edilmemesi, 5. maddenin uygulanması bakımından farklı sonuçlar verecektir... Hakdüşürücü süre olarak kabul edilirse 01.07.2012 tarihinden önce 10 yılı dolduran kefaletlerde alacaklı 5. maddenin tanıdığı 1 yıllık ek süreden yararlanacak ve 01.07.2013 tarihine kadar kefili dava edebilecektir'' (Prof. Dr. Sezayi Reisoğlu-TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun Bankacılık İşlemleri Açısından Değerlendirilmesi-İstanbul 15.06.2012-Türkiye Bankalar Birliği Yayını) 4-''...Kefilin sorumlu tutulabileceği 10 yıllık süre kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlar... 10 yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığına göre kesilme ve durma da söz konusu olmaz.'' (Doç. Dr. Burak Özen, Kefalet Sözleşmesi, Sayfa 578 vd.) 5-''.. 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 5/2. maddesine göre TBK ile hakdüşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, haksahipleri TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak 1 yıllık ek süreden yararlanır... Aynı kanunun 6. maddesine göre, bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'da öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir... bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde 01.07.2012den önce kurulmuş bulunan gerçek kişilerin kefil olduğu kefalet sözleşmeleri derhal 10 yıllık süreye tabi olur... Bu tarihten önce 10 yıllık süre dolmuşsa .... alacaklı 01.07.2013 tarihine kadar kefili takip edebilecektir. Bu tarihte ise kefalet sözleşmesi hükümden düşer..'' (Y. Doç. Dr. Serkan Ayan, Kefalet Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu). Bu itibarla, davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmelerinin tamamı 1997 yılı olup. Türk Borçlar Kanunun 598/3. maddesi uyarınca sözleşmelerin kurulduğu tarihten 10 yılın geçmesiyle 2007 yılında kefaletin sona ereceği, ancak 6101 s. Kanunun 5/2. maddesinde Türk Borçlar Kanunu ile hakdüşürücü sürenin ilk defa öngörülmesi ve bu sürenin kanunun yürürlüğünden önce dolmuş olması halinde hak sahiplerine yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanabilme imkanının getirildiği, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce kefalet için öngörülen 10 yıllık sürenin dolduğu, Kanunun (TBK) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği ve bu tarihten itibaren hak sahiplerine bir yıllık ek sürenin tanındığı ve bu sürenin de 01.07.2013 tarihi itibariyle dolacağı, ancak somut olayda ek süre dolmadan davaya esas icra takibinin 28/06/2013 tarihinde başlatıldığı anlaşılmakla (Aynı yönde gerekçe ve detaylı bilgi için bakınız. İSTANBUL BAM 13 HD. ...E.... K.) davalı kefil yönünden somut olayda hak düşürücü sürenin geçmediği anlaşılmış, kefalete yönelik ileri sürülen hak düşürücü süre itirazının reddine karar verilmiştir. ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası ile işbu dava dosyasının dava konuları farklı olduğundan derdestliğe yönelik yasal koşulların bulunmadığı anlaşılmakla davalının derdestlik dava şartı itirazının reddine karar verilmiş, davanın esasının incelenmesine geçilmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; fona devredilen devir öncesi ... T.A.Ş. ... Şubesi ile dava dışı asıl borçlu ... A.Ş. arasında 2.850,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, genel kredi sözleşmesinin limit tutarının daha sonra 10.300,00 TL ve 13.150,00 TL.ye yükseltildiği, genel kredi sözleşmesi ile limit artırım sözleşmelerinin taraflarca (müteselsil kefiller dahil) imza edildiği, asıllarının dosya içerisinde mevcut olduğu, davalı ... (ve dava dışı ...)' ın işbu genel kredi ve limit artırım sözleşmelerine 13.150,00 TL tutarında müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğu, genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçlu ...A.Ş.ye teminat mektubu kredisi kullandırıldığı (... Gümrük Müdürlüğüne hitaben düzenlenmiş ... mektup numaralı... tarihli 13.083,00 TL bedelli teminat mektubu), ancak dava dışı asıl borçlunun genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacaklarını sözleşmede kararlaştırılan şekilde fona devredilen bankaya ödeyemediği, bu durum üzerine fona devredilen ... TA.Ş.nin ... 14. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiği ve kat tarihi itibariyle meri olan teminat mektubu bedelinin 1 gün içinde bankada açılacak faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesini talep ettiği, hesap kat ihtarnamesinin davalı kefil ...'a bizzat ve ... tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak kat ihtarnamesinde tanınan atıfet sürelerine rağmen mektup bedelinin depo edilmediği (... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E.... K. sayılı kararı ile mektup bedelinin mahkemece depo edilmesine karar verildiği halde mektup bedelinin yine asıl borçlu ve kefiller tarafından depo edilmemiştir), ... T.A.Ş.nin 21/12/1999 tarihinde ....ye devredildiği, 04/04/2002 tarihinde ... A.Ş. ile birleştirildiği, 05/05/2004 tarihinde meri teminat mektubunun tazmin edilerek nakde dönüştüğü ve ... A.Ş. tarafından 13.083,00 TL bedelli teminat mektubunun hesaplanan gecikme zammı ile birlikte 55.955,26 TL olarak muhataba ödendiği, tazmin olan bu bedel için dava dışı asıl borçlu ve davalı kefile ... 17. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, 05/04/2005 tarihinde ise daha önce tazmin edilen teminat mektubu için bu sefer ... A.Ş.nin muhatap ... Gümrük Müdürlüğüne işbu dava konusu alacağa esas 16.827,09 TL Ek Faiz ödemesine bulunduğu, ... A.Ş.nin işbu Ek Faiz ödemesi için dava dışı asıl borçlu ve davalı kefile ... 18. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, dava konusu alacağın ... ile davacı ... A.Ş. arasında imzalanan 02/02/2006 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile davacıya temlik edildiği, alacağı temlik alan ... A.Ş.'nin dava dışı asıl borçlu ve davalı müteselsil kefil ... hakkında ... 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden ilamsız icra takibinde bulunduğu, ancak davalı kefilin borca itirazı üzerine icra takibin durdurulduğu, davacının duran takibe devam edilmesi ve Ek Faiz ödemesi teşkil eden kredi alacağının tahsiline yönelik işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacakların hesabın kat edildiği tarih itibariyle muaccel hale geldikleri, muacceliyet için kat ihtarının tebliğine gerek olmadığı, kat ihtarının tebliğinin ancak muhatap borçlu ya da kefil için takip öncesi temerrüt durumuna etkili olduğu, öte yandan genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil sıfatıyla kefil olan davalının asıl borçlu gibi kredi borcundan kefalet ettiği tutar kadar hukuken sorumlu bulunduğu, asıl borçlunun genel kredi sözleşmesindeki kredi borçlarını geri ödeyememesi halinde, alacaklının müteselsil kefili takip ve dava edebileceği konusunda duraksama yoktur. Meselenin halli, özel ve teknik bilgi ile nitelikli hesaplama gerektirdiğinden bankacılık alanında uzman bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Uzman Bankacı bilirkişi ... tarafından sunulan 02/03/2026 tarihli raporda vurgulandığı üzere; taraflar arasında imzalanan genel kredi (ve limit artırım) sözleşmesinin fona devredilen ... TA.Ş. tarafından ... 14. Noterliğinin ...tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiği, hesap kat ihtarnamesinin davalı kefil ...'a 20/08/1998 tarihinde bizzat ve usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, kat ihtarında belirtilen atıfet süresin dolması ile dava dışı asıl borçlu ve davalı kefilin temerrüte düştükleri, dava dışı asıl borçlu ve davalı kefilin mektup bedelini depo etmedikleri, ... tarih ... numaralı ve 13.083,00 TL tutarlı teminat mektubu için ... A.Ş. tarafından 05/05/2004 tarihinde muhatap ... Gümrük Müdürlüğüne gecikme zammı ve faizi ile birlikte 55.955,26 TL ödeme yapıldığı, teminat mektubuna eksik ödeme sebebiyle 05/04/2005 tarihinde bu sefer işbu dava konusu alacağı oluşturan 16.827,09 TL Ek Faiz ödemesi daha gerçekleştirildiği, 16.827,09 TL.lik bu ödemenin eldeki davanın konusunu teşkil ettiği, ... A.Ş.nin işbu Ek Faiz ödemesi için dava dışı asıl borçlu ve davalı kefile ... 18. Noterliği .. tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, mezkur ihtarnamede 16.827,09 TL.nin işlemiş faiz ve komisyon tutarları sebebiyle toplam 17.579,67 TL.ye ulaştığı ifade edilerek bu tutarın 2 gün içinde bankaya ödenmesinin talep edildiği, davalı kefil ...'ın ... 14. Noterliğinin ... tarih ... YN. ihtarnamesi ile 31/08/1998 tarihinde temerrüte düştüğü, dava dışı asıl borçlu ve davalı kefilin temerrüte düştükleri tarih itibariyle fona devredilen bankanın 13.083,00 TL gayri nakdi alacağının bulunduğu, davalı kefil ...'ın 13.150,00 TL limitli genel kredi sözleşmesininde müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, dolayısıyla temerrüt tarihi itibariyle tespit edilen 13.083,00 TL gayri nakit alacak tutarından kefalet limitleri içerisinde kaldığından sorumlu olduğu, bilindiği üzere gayri nakit alacakların kefiller yönünden ilave teminat gösterme borcu niteliğinde olduğundan mutlak suretle genel kredi sözleşmesinde özel bir düzenlemenin mevcut olmasının zorunlu olduğu, nitekim taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin "Kefalet" başlıklı 15.maddesinde Bankanın verdiği yahut vereceği teminat mektuplarından kefillerin de sorumlu olacaklarının / kefillerin bu sorumluluğu kabul ettiklerinin açıkça ve özel olarak düzenlendiği, kefillerin gayri nakit alacaklar için ilave teminat gösterme borcuna yönelik GKS m.15.de açık ve özel düzenlemenin mevcut olduğu, esasen gayri nakit alacağın daha sonrasında teminat mektubu tazmin edildiğinden nakdi alacağa da dönüştüğü, yerleşik içtihatlar uyarınca kefillerinin kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından kefalet limiti ile sınırlı olmaksızın sorumlu oldukları, yine taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinin m.57.de temerrüt faizine ilişkin olarak en son uygulanan akdi kredi faiz oranına %70 ilave yapılarak bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi talep edilebileceğinin kararlaştırıldığı, tarafların ticari işlerde faiz oranını serbestçe belirleyecekleri, dava konusu teminat mektubunun tazmin edildiği ve Ek Faiz açıklaması ile ödeme yapılan 05/04/2005 tarihinde ticari kredilere yıllık %55 oranında faiz uygulandığından genel kredi sözleşmesi m.57 uyarınca (%55 * 1,70 ilave) davacının %93,50 oranında temerrüt faizi talep edebileceği, ancak davaya esas icra takibinde davacının belirtilen temerrüt faizi yerine avans faiz oranının iki katı oranında temerrüt faizi işlettiği / talep ettiği, davacının uyguladığı faiz oranının daha az olması, davalı lehine sonuç doğurması, en önemlisi ise davacının talebi ile bağlı kalınmasının esas olması, davacının talebinin aşılmayacağı nazara alınarak hesaplama yapıldığında bu suretle icra takip tarihi itibariyle davacının 16.827,09 TL Asıl Alacak ve 05/04/2005 tazmin tarihinden 27/06/2013 takip tarihine kadar hesaplanan 60.542,49 TL İşlemiş Faiz ile 227,64 TL masraf olmak üzere davalı kefil ...'dan toplam 77.597,22 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır Bankacı bilirkişinin 02/03/2026 tarihli raporu ayrıntılı, gerekçeli, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve delillerle uyumlu, tarafların ve Mahkemenin denetimine elverişli olduğu, hesap kat ihtarnamesinin tebliği ile davalı kefilin takip öncesinde temerrüt tarihlerinin isabetli olarak tayin edildiği, temerrüt faizi oranının GKS m.57 uyarınca davacının yıllık %93,50 oranında talep edilebilecekken - bu oran yerine davalı lehine olan avans faizinin iki oranında temerrüt faizi talep edilerek daha az miktarda işlemiş faiz talebinde bulunduğundan davacının icra takibindeki talebi ile neden bağlı kalınması gerektiğinin / taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde gerekçesi ile birlikte açıklandığı ve doğru hesaplamalar yapıldığı, raporda hesaplamaya yönelik farklılığının sebeplerinin (sayfa 9.) dahi açıklandığı, gerçekten de davacının icra takibinde 19.027,09 TL Asıl Alacak talep etmekle birlikte dava konusu Ek Faiz ödemesinin 16.827,09 TL olduğu, davacının fazladan talep ettiği 2.200 TL asıl alacak miktarının ispata muhtaç olduğu, bu yöndeki bilimsel mütalaanın da isabetli olduğu, alacak hesabında maddi bir hata bulunmaması karşısında 02/03/2026 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmiş, rapor içeriği de denetlenerek hükme esas alınmıştır. Yapılan açıklamalar karşısında; mahkememizce hükme esas alınan 02/03/2026 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddine; davalının ... 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 16.827,09 TL Asıl Alacak, 60.542,49 TL İşlemiş Faiz ve 227,64 TL masraf olmak üzere toplam 77.597,22 TL alacak üzerinden; asıl alacak tutarına (16.827,09 TL) takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar yıllık % 27,50 ve değişen oranlarda avans faizinin iki katı oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan (teminat mektubunun tazmin edilerek nakdi alacağa dönüştüğünden) nakit alacakların likit ve muayyen olması sebebiyle, İİK m.67/2. uyarınca icra inkar tazminatına ilişkin yasal koşullar bulunduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. [Dava dosyası içerisinde bulunan arabuluculuk son oturum tutanağında, ...'a arabuluculuk görüşmeleri için toplantı davet mektubunun iadeli taahhütlü mektupla gönderildiği, davet mektubunun 06/06/2023 tarihinde bizzat davalı ...!a tebliğ edildiği, ancak dönüş yapılmadığı, arabuluculuk toplantılarına katılmadığı ve herhangi bir mazeret bildirilmediği belirtilerek görüşme yapılmaksızın son tutanağın tanzim edildiği tespit edilmiştir. Halihazırda yürürlükte bulunan 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/11. "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/25 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan Yasal düzenleme nazara alınarak yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmiştir.] HÜKÜM: (Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere); Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1-Davalının ... 9. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile; takibin 16.827,09 TL Asıl Alacak, 60.542,49 TL İşlemiş Faiz ve 227,64 TL masraf olmak üzere toplam 77.597,22 TL alacak üzerinden; asıl alacak tutarına ( 16.827,09 TL) takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar yıllık % 27,50 ve değişen oranlarda avans faizinin iki katı oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 2-Alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla, hükmedilen alacağın ( 77.597,22 TL ) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 5.300,66 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 4.220 TL posta ücreti, 10.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.220,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 12.364,61 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kalan 1.855,39 TL yargılama giderinden davacı sorumlu olmakla birlikte 6325 s. HUAK m.18/11. uyarınca bu tutarın yarısı olan 927,69 TL.nin de davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan 927,69 TL yargılama giderinin ise davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davacı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. maddesi uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 11.643,90 TL vekalet ücreti hesap edilmekle birlikte 6325 s. HUAK m.18/11 uyarınca Tarife uyarınca belirlenecek ücretin yarısı oranında olmak üzere 5.821,95 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 7-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk sarf ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan ve tarafların haklılık durumlarına göre; a) 2.712,91 TL'sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b) Bakiye 407,09 TL'den ise 6325 s. HUAK m.18/11 uyarınca bu tutarın yarısı olan 203,54 TL.nin davalıdan ; 203,54 TL.nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, ( 8-HMK' nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan anacak kullanılmayarak artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa veya vekiline İADESİNE, Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.08/04/2026

Katip

Hakim

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/828, K. 2026/287, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-828-e-2026-287-k-8ced824437d4