İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/782 E. 2026/56 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/782
Karar No
2026/56
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/782 Esas KARAR NO : 2026/56 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/10/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında birçok kez çimento alım ve satımı yapıldığını, davacının sattığı ürünlerin ödemelerini zamanında alamadığını, davalıya gönderilen faturalarda vadesinde ödenmeyen fatura bedelleri için vade farkı uygulanacağının açıkça yazdığını, davalı tarafından vadesinde ödenmeyen faturalar için vade farkı faturası düzenlendiğini, davalı ile davacı arasında gelişen ticari ilişkide 2023 yılında davalıya kesilen ve vadesi 60 gün olan fatura borçlarının vadesinde ödenmediğini, bu sebeple davacı şirketin vade farkı zararı ve alacağı doğduğunu, 2023 yılı faturalarının hepsinde 60 günlük kesin vade süresinde ödenmeyen fatura bedelleri için vade farkı doğacağının açıkça ifade edildiğini, davalının ticari defter ve kayıtlarına işlenmiş olan bu fatura münderecatlarında yer alan kesin vade ve vade farkı düzenlemesinin taraflar arasında geçerli olduğunu, nitekim taraflar arasında vade farkı alınmayacağı yönünde yazılı mutabakat, yazışma, cari hesap ekstreleri vs. bulunmadığı gibi tüm yazılı dokümanlarda 60 günlük vadede ödenmeyen borç için vade farkı doğacağının belirtildiğini, davacı şirketin bu satımlara ilişkin --------- numaralı faturadan kaynaklı bakiye 2.816.165,17TL'lik vade farkı alacağını almak için davalı firmaya başvurmasına rağmen davalı firma tarafından ödeme yapılmadığını, davalı şirkete -------- Noterliğinin 22.04.2024 tarihli, --------- yevmiye sayılı ihtarnamesi ile ------- 07.05.2024 tarihli ------- yevmiye sayılı ihtarnamelerinin gönderildiğini, buna rağmen ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine------- İcra Müdürlüğü'nün ------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyanla, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket aleyhine aralarındaki mal alım satımına dayanan ticari ilişkisinden kaynaklanan ve haksız şekilde müvekkiline ait teminat mektubunu bozdurmasından doğan 3.000.000,00 TL bedelli borcun tahsili amacıyla -------- Genel İcra Dairesi --------- Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacı ile davalı taraf arasında gerçekleşen bu ticaret kapsamında, müvekkili tarafından davalı tarafın isteği üzerine -------- Bankasına ait 26.09.2023 tarihli, -------- nolu, 3.000.000,00 TL tutarında kesin teminat mektubu verildiğini, iş bu teminat mektubunun hiç bir haklı gerekçe bulunmaksızın ve müvekkiline bildirimde bulunulmaksızın davalı tarafından nakde çevrildiğini ve davacı şirketin bu yolla maddi zarara uğradığı gibi ticari itibarının da zarar gördüğünü, davacı ile davalı taraf arasındaki ticari ilişkide davacı şirketin hiç bir şekilde sözleşmeye aykırı davranmadığını, kendisine ait ödeme edimlerini zamanında tam ve eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları, davalı ile arasındaki mutabakatlar, mail yazışmaları incelendiğinde de ortaya çıkacağı üzere, davacı şirketin davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı tarafından davacıya bu zamana kadar hiçbir yazılı veya sözlü olumsuz bir bildirimde bunulmadığını, hiç bir şekilde ihtarname vb. keşide edilmediğini belirterek davalarının kabulü ile davalı yanın ------- Genel İcra Dairesi -------- Esas sayılı dosyası üzerinden takip tutarına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin devamına, davalı yanın bu haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle İİK m.67 hükmü kapsamında takip konusu alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere takdir edilecek oranda davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA: Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket aleyhine açılan davayı kabul etmediklerini, hak düşürücü süre ve zamanşımı defi ve itirazları sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesindeki ifadelerinin gerçeği yansıtmadığı gibi, bariz kötü niyetli ve de hukuka aykırı iddialar olduğunu, somut olayda taraflar arasında mal alım satımına dayanan hukuki ilişki somut olup, bu hukuki ilişkinin herhangi bir yazılı sözleşmeye dayanmadığını, taraflar arasındaki alım satım ilişkisi kapsamında her aya ilişkin kesilen faturaların davalı şirket tarafından eksiksiz ödendiğini, davacı tarafından söz konusu ödemelere karşı ne öncesinde ne de ödeme sonrasında temerrütten kaynaklı herhangi bir itiraz yapılmadığını, davacı tarafın vade farkı faturasının dayanağı olduğunu iddia ettiği tüm faturalara ilişkin herhangi bir alacak kalmadıktan ve bu faturaların tahsil edilmesi anında herhangi bir ihtirazi kayıt/şerh koymadan alacaklarını tahsil ettikten aylar sonra herhangi bir yazılı anlaşmaya, sözleşmeye, teamüle, uygulamadaki işleyişe dayanmayan ve iyi niyet barındırmayan bir şekilde 01.04.2024 tarihli 5.816.165,17TL'lik vade farkı faturası kestiğini, söz konusu faturaya karşı ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde de görüleceği üzere müvekkili tarafından 03.04.2024 tarihinde fatura için iptal/itiraz talebinde bulunulduğunu, akabinde davacının 22.04.2024 tarihli ihtarnamesine karşı 03.05.2024 tarihli cevabi ihtarname gönderilerek itirazın bir kez daha vurgulandığını, davacı tarafça bu itiraza karşı yasal süresi içinde herhangi bir işlem yapılmadığından söz konusu faturaların iptal edildiğini, ilgili TTK m. 21/3 ve yukarıda yapılan açıklamalar somut uyuşmazlığa uygulandığında taraflarca belli bir icap ve kabulün bulunduğu, 03.04.2024 tarihinde iptal/itiraz edilen vade farkı faturasına davacı taraf 8 günlük itiraz süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığını, bu kapsamda söz konusu vade farkı faturalarının iptal edildiği hususunun kesinlik kazandığını, davacı tarafın hukuka aykırı şekilde ve kötü niyetle bütün faturaları tahsil edildikten ve ticari ilişki bittikten aylar sonra vade farkı adı altına önceki tüm ödenmiş faturaları kapsayacak şekilde adeta mükerrer tahsilat saiki ile tahsilata giriştiğini ve akabinde huzurdaki davayı açtığını, TTK'nın 23/2 maddesinde göre faturayı alan kimsenin, aldığı tarihten itibaren 8 gün içerisinde, fatura münderecatına itiraz edebildiğini, fatura münderecatından anlaşılması gerekenin VUK'un 230. Maddesi kapsamında sayılan zorunlu unsurlar olduğunu, vade farkının ise, faturanın zorunlu unsurlarından olmaması sebebiyle vade farkının istenebilmesi için taraflar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunmasının şart olduğunu, bu hususta Yargıtay'ın ilgili daireleri arasında tam görüş birliği bulunduğunu, ancak taraflar arasında bu yönde yazılı bir sözleşme ya da oluşmuş bir teamülün bulunmaması durumuna ilişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararının olduğunu, kurula göre faturanın sözleşmenin ifası ile ilgili olduğunu, faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde fatura içeriğinin kesinleştiğini, fatura içeriğinden de anlaşılacağı üzere, sözleşmenin ifasıyla ilgili olarak, faturada yer alması olağan sayılan, malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlar olduğunu, faturada gecikme halinde vade farkı alınır kaydının bulunması ve bu kayda itiraz edilmemesi, faturada yer almasına rağmen, taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin kaydın kabul edildiği anlamına gelmediğini, vade farkı kaydı, faturanın zorunlu içeriğinden olmadığından, 8 günlük yasal süresi içerisinde itiraz edilmedi diye kabul edilmesinin ağır sonuçlar doğurduğunu, faturada böyle bir kaydın bulunması durumunda TTK m. 23/1'deki karineden de yararlanılmasının mümkün olmayacağını, kaldı ki faturanın niteliği itibariyle sözleşme olmadığını, yasa süresi içerisinde itiraz edilmemesinin de faturaya sözleşme niteliği kazandırmadığını, taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK m 23/2 uyarınca 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durumun sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğini, ilgili mevzuat, Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı ve güncel Yargıtay kararları ışığında vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme bulunması veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın mevcut olması gerektiğini, somut olayda ise davacının vade farkı talep edemeyeceğini, bu hususta fatura düzenleyemeyeceğini, aralarında böyle teamül halini almış bir uygulama/ödeme bulunmadığının açıkça ortada olduğunu beyanla, haksız ve mesnetsiz davanın reddine alacağın %20'sinden aşağı olmamakla üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişkide, davacının yükümlülüğünün vadesinde borçlarını ödemesi olduğunu, teminat mektubunun davacıdan talep edilmesindeki amacın müvekkilinin alacağını vadesinde tahsil edebilmeyi garantilemek olduğunu, yani bu ilişkideki riskin davacının vadesinde borcunu tam ve eksiksiz ödeyip ödemeyeceği hali olduğunu, nitekim riskin gerçekleştiğini davacının vadesinde borçlarını ödemediğini, müvekkilinin vade farkı alacakları doğduğunu, bakiye vade farkı alacağına ilişkin --------- Esas sayılı dosyası ile derdest davanın devam ettiğini, müvekkili tarafından davacı firmaya düzenlenen tüm faturalarda açıkça ödeme süresi olarak 60 gün kesin vade belirlendiğini, ödeme için 60 günlük kesin vade belirlenmesindeki maksatın ise vadesinde ödenmeyen bedeller için vade farkı doğacağını, davalının ticari defterlerine kaydettiği ve ihtirazi kayıt koymaksızın ödediği faturaların bedellerinin belirlenen vadede ödenmemesinden kaynaklı olarak alacak hakkı bulunmakta olduğunu, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu belirterek davacı tarafından ikame edilen haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, kötü niyetli olan davacının davalıya %20 tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, birleşen dava hukuki niteliği itibariyle İİK 67 maddesinde düzenlenen itirazın iptali davalarıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık aralarındaki çimento alım ve satım ilişkisi nedeniyle taraflardan --------Ş. tarafından -------- Şti. adına düzenlenen --------- numaralı 5.816.165,17 TL bedelli vade farkı faturasından doğmaktadır. Mahkememizde açılan davada dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 26/03/2025 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının anlaşılması ile tahkikat aşamasına geçilerek deliller toplanıp bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir. Asıl davanın konusunu teşkil eden --------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı dosyası incelendiğinde, -------- Şti. aleyhine ---------Ş. vekili tarafından “2.816.165,17 TL tutarındaki alacağına fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa işleyecek yıllık %51,75 avans faizi ve değişen oranlardaki faizi ile, icra giderleri, avukatlık ücreti ile birlikte BK m. 100 uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubuyla tahsili istemidir.” açıklaması ile ilamsız icra takibi yapıldığı, takip dayanağı olarak --------- numaralı 5.816.165,17 TL bedelli vade farkı faturasından kaynaklanan bakiye alacak gösterildiği, takip dosyasında ödeme emrinin tebliğ ile davalının süresinde takibe itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, mahkememizde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmış, davalının icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiği ancak yetkili icra dairesini göstermediği anlaşılmakla, davalı tarafça icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olmakla birlikte yetkili icra dairesi gösterilmek suretiyle usulüne uygun şekilde yapılmış bir itiraz olmadığından reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Birleşen davanın konusunu teşkil eden ------- Genel İcra Müdürlüğünün -------- sayılı takip dosyasında ise --------- Şti. tarafından --------Ş. aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığı, bu dosyada, ödeme emrinin takip borçlusuna tebliği ile takibe süresinde itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, birleşen davanın da süresinde olduğu anlaşılmıştır. Takibin dayanağı -------- Bankası -------- Şubesi, 26.09.2023 tarihli ------- Referans Nolu, Kesin Teminat Mektubunun paraya çevrilmesinden kaynaklı oluşan alacak olarak gösterilmiş , toplam 3.000.000,00 TL için icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.------- esas sayılı dosyasında davacı -------- tarafından -------- aleyhine açılan itirazın iptali davasında, mahkememiz dosyasına konu vade farkı faturasının düzenlenmesinden sonra ------- tarafından ticari ilişki kapsamında davalı -------- alınan teminat mektubunun nakde çevrildiği, ------- tarafından teminat mektubunun haksız olarak nakde çevrildiği iddiasıyla tahsil edilen mektup bedelinin iadesi için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali davası açılmış olduğu görülmüştür.Davacı ve davalıya ait 2024 yılı nisan ayı BA-BS formları dosyaya getirtilmiş, --------Ş. -------- Şubesinin 26/03/2025 tarihli yazısı ile birleşen davanın konusu teminat mektubunun tazmininin 03/05/2024 tarihinde gerçekleştiği bildirilmiştir. Söz konusu teminat mektubu incelendiğinde, " 26.09.2023 tarih ve REFERANS NO : ---------- nolu KESİN TEMİNAT MEKTUBU olduğu, ---------Ş.'ye hitaben düzenlenmiş olup "Şirketinizce yapılan ihale sonucunda MAL ALIMI işini taahhüt eden yüklenici -------- ŞİRKETİ'nin ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerini yerine getirmek üzere vermek zorunda olduğu kesin teminat tutarı 3.000.000,00 TL (YALNIZ ÜÇMİLYON TÜRK LİRASI) sini --------Ş. garanti ettiğinden, yüklenici; taahhüdünü anılan Kanunlar ile ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine göre kısmen veya tamamen yerine getirmediği takdirde, Protesto çekmeye, hüküm ve adı geçenin iznini almaya gerek kalmaksızın ve -------- ŞİRKETİ ile şirketiniz arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbet ve kanuni sonuçları dikkate alınmaksızın, yukarıda yazılı tutarı ilk yazılı talebiniz üzerine derhal ve gecikmeksizin idarenize nakden ve tamamen, talep tarihinden ödeme tarihine kadar geçen günlere ait kanuni faiziyle birlikte ödeyeceğimizi --------Ş.'nin imza atmaya yetkili temsilcisi ve sorumlusu sıfatıyla ve --------Ş. ad ve hesabına taahhüt ve beyan ederiz. Bu teminat mektubu 26-09-2024 tarihine kadar geçerli olup, bu tarihe kadar elimize geçecek şekilde tarafınızdan yazılı tazmin talebinde bulunulmadığı takdirde hükümsüz olacaktır.İşbu teminat mektubundan doğan hak ve alacaklar devir ve/veya temlik edilemez. " içeriğine sahip olduğu anlaşılmıştır.Her iki tarafın 2023-2024 yıllarına ilişkin ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde inceleme yapılarak takibin dayanağı faturanın davacı iddiasına göre taraflar arasındaki ticari ilişkide 2023 yılında davalı adına düzenlenip vadesi 60 gün olan fatura borçlarının ödenmemesi olduğu belirtilmiş olmakla bu hususların iddia ve savunmalar ile bir arada değerlendirilerek davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olup olmadığı ve varsa miktarının tespiti yönünden Mali Müşavir bilirkişiden rapor alınmasına, bilirkişi tarafından aynı zamanda taraflar arasındaki ticari ilişkide vade farkı ödeneceğine dair bir sözleşme hükmü veya ticari defterlerinde vade farkı uygulanmasına ilişkin teamül bulunup bulunmadığı, daha evvel vade farkı faturası düzenlenip davalı tarafça ödenip ödenmediği hususlarının da tespiti talep edilmiştir. Düzenlenen bilirkişi raporunda her iki tarafın ticari defterlerinin TTK'nun 64-65-66 ve 82 Maddeleri ve VUK'un 220-226 maddelerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı bakımından VUK'nun 215-219. Mad hükümleri ile muhasebe sistemi uygulama tebliğlerine uygun olduğu lehlerine delil vasfına haiz olduğu, belirtilmiştir. Davacı şirket ticari kayıtlarında cari hesap olarak davalı şirketi --------- hesabında takip ettiği, davacı şirketin ticari defterleri incelendiğinde 2023-2024 yıllarında davalıya 50.087.725.73 TL tutarında fatura düzenlediği, 16.09.2023 tarihinde almış olduğu 7.430.000.- TL ve 21.10.2023 tarihinde almış olduğu 12.000.000.- TL toplam 19.430.000.- TL tutarındaki çekleri iade ettiği, davalıdan 66.701.560.- TL ödeme aldığı ve 10.06.2024 icra takip tarihi itibariyle davalıdan 2.816.165.73 TL alacaklı olduğunun görüldüğünü, davalı şirketin ticari kayıtlarında cari hesap olarak davacı şirketin --------- hesabında takip etmiş olup 31.12.2024 tarihinde davacıdan alacağı görülen 3.000.000.- TL tutarı --------- hesabına aktardığı, davalı ticari kayıtları incelendiğinde 10.06.2024 icra takip tarihi itibariyle davacıdan 3.000.000.- TL alacaklı olduğu ve söz konusu tutarı --------- hesabına virman yaptığının görüldüğünü, taraflar arasındaki cari hesap farkının davacının davalıya düzenlemiş olduğu 5.816.165,17 TL tutarındaki vade farkı faturasından kaynaklandığını, davalının ticari kayıtlarında 01.10.2024 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu görülen 3.841.560.- TL çek ödemesinin davacı kayıtlarında 08.12.2023 tarihinde yer aldığını, davacının düzenlediği 3.841.560 TL tutarlı tahsilat makbuzunun da 08.12.2023 tarihinde davacı kayıtlarında yer almasına rağmen tahsilat makbuzunun 29.03.2024 tarihinde düzenlenmiş olduğunu , davacının 3.841.560.- TL tutarlı makbuzdaki 29.03.2024 tarihli son çek tahsil edildikten sonra davalıya 01.04.2024 tarihinde 5.816.165.73 TL tutarlı vade farkı faturası düzenlediğini, davalının vade farkı faturası düzenlendikten sonra 03.05.2024 tarihinde 3.000.000. TL ödemede bulunduğunu, davalıya söz konusu ödemenin niçin yapıldığı sorulduğunda bir cevap alınamamış olup, “bütün faturalar tahsil edildikten ve ticari ilişki bittikten sonra “ 3.000.000.- TL ödeme yapılmasının izaha muhtaç olduğunu, taraflar arasında ticari ilişkiyi düzenleyen ve davacının teslim ettiği ürünlerin ödemelerinde gecikme olduğu takdirde vade farkı uygulanacağı yönünde bir sözleşme bulunmadığını, davacının düzenlediği faturalar incelendiğinde faturalar üzerinde tahsilat vadesinin 60 gün olduğu tahsilde gecikme olması halinde Ağustos ve Eylül 2023 tarihlerinde düzenlenen faturalarda % 3 oranında sonra düzenlenen faturalarda aylık% 4.5 vade farkı uygulanacağının yazılı olduğunu , dosya içerisinde davalının adına düzenlenen faturalar üzerinde yazılı olan ödeme vadesine ve tahsilat da gecikme olması halinde uygulanacak vade farkına itiraz ettiğine dönük bir belge bulunmadığını, tarafların cari hesapları kontrol edildiğinde çalışıldığı dönem içerisinde davacının vade farkı faturası düzenlemediği taraflar arasında bu tür bir ilişkinin bulunmadığını , davacının düzenlediği vade farkı faturasının, e-fatura olduğunu , adına e- fatura düzenlenen şirketlerin, faturaları sistem üzerinden görebilmekte, kabul etmedikleri takdirde yine sistem üzerinden veya noter kanalıyla iade edebildikleri gibi faturayı kabul edip iade faturası düzenleyebildiklerini, dosya içerisindeki belgelerden davalının adına düzenlenen vade farkı faturasına sistem üzerinden itiraz ettiğinin anlaşıldığını, davacı şirketin vade farkı faturasına yapılan itirazı neticesinde -------- Noterliğinin 22.04.2024 tarih,-------- yevmiye sayı ile davalıya gönderdiği ihtarnamede Faturaya itirazı kabul etmediğini bidirdiğini, ihtarnamenin davalıya 22.04.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı şirketin bu kez ------- Noterliğinin 03.04.2024 tarih, --------- yevmiye sayı ile davacıya gönderdiği ihtarnamede "..... kesilen İki adet faturaya yönelik olarak yasal süre içerisinde yapmış olduğumuz iptal/itiraz talebimiz tarafınızca yasal süre geçtikten sonra 22.04.2024 tarihinde reddolunmuş olup yasa süre geçtikten sonra yapılan işleminiz hukuken yok hükmünde olduğundan yasal süresi içerisinde yapmış olduğumuz iptal/itiraz kapsamında ilgili faturalar iptal edilmiş sayılacaktır....... bu kapsamda söz konusu haksız faturalarınıza ve ödeme taleplerinize bir kez daha işbu ihtarname ile itiraz ettiğimizi ve ilgili -------- ve ---------- numaralı faturaları tarafınıza iade ettiğimizi, söz konusu hukuka ve ticari teamüllere aykırı hareketlerinizden kaynaklı olarak müvekkil firmaların uğramış/uğrayacağı zararlardan tarafınızın sorumlu tutulacağını bu kapsamda tüm haklarımızı saklı tuttuğumuzu tarafınıza işbu ihtarname ile bildiririz.” Açıklamasıyla davacıyı ihtar ederek vade farkı faturasına yaptığı itirazı tekrarlayarak söz konusu faturayı kayıtlarına almadığını, ---------Vergi Dairesi Müdürlüğünden 07.11.2024 tarihinde sunulan yazı ekindeki davalı 2023 yılı BA formu incelendiğinde; davacı tarafından davalının adına düzenlenen vade farkı faturası dışındaki diğer 37 adet KDV hariç 36.892.967.13 tutarındaki tüm faturaları bildirim konusu yaptığının görüldüğünü, vade farkı faturası hariç diğer faturaların davalı kayıtlarında yer aldığını belirterek sonuç itibariyle davalının adına düzenlenen vade farkı faturasına itiraz ederek kayıtlarına almamış olmakla birlikte vade farkının düzenlendiği 01.04.2024 tarihinden sonra 03.05.2024 tarihinde 3.000.000.- TL ödemede bulunduğu, söz konusu ödeme ile adına düzenlenen vade farkı faturasının davalının kabulünde olduğu yönünde kanaat açıklandığı anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan rapora itiraz dilekçesi ile "Sayın bilirkişi tarafından belirtilen "vade farkının düzenlendiği 1.04.2024 tarihinden sonra 3.05.2024 tarihinde 3.000.000- TL ödemede bulunduğu söz konusu ödeme ile takdiri sayın mahkemenizin olmak üzere adına düzenlenen vade farkı faturasının davalının kabulünde olduğu," hususu ile ilgili olarak ise; Müvekkil ile davacı taraf arasında gerçekleşen ticaret kapsamında, Müvekkil tarafından davacı tarafın isteği üzerine; -------- Bankasına ait 26.09.2023 tarihli,---------- nolu, 3.000.000,00 TL (üçmilyontürklirası) tutarında kesin teminat mektubu verilmiştir. Ne var ki işbu teminat mektubu hiçbir haklı gerekçe bulunmaksızın ve müvekkil şirkete bildirimde bulunulmaksızın davacı tarafından nakde çevrilmiş ve Müvekkil şirket bu yolla maddi zarara uğradığı gibi ticari itibarı da zarar görmüştür.Bu sebeple de tarafımızca davacı şirket aleyhine, müvekkil ile mal alım satımına dayanan ticari ilişkisinden kaynaklanan ve haksız şekilde müvekkile ait teminat mektubunu bozdurmasından doğan 3.000.000,00 -TL bedelli borcun tahsili amacıyla ------- Genel İcra Dairesi -------- E. sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Başlatılan ilamsız icra takibimizde ödeme emri usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir. Davacı-borçlu tarafından icra dosyasına yapılan itiraz sonucu takip durdurulmuştur. Haksız, kötüniyetli ve mesnetsiz olarak yapılan bu itirazın iptali talebiyle tarafımızca açılan dava --------- Esas sayılı dosyası ile devam etmiş olup deliller toplanmış ------- Genel İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı takip dosyası örneği ile -------- Bankası -------- Şubesinin cevabi yazısı dosya kapsamına alınmıştır. -------- Bankası tarafından 26/03/2025 tarihli yazı ile mektup tazmininin 03/05/2024 tarihinde gerçekleştiğini bildirmiştir. Somut olayda; davacı tarafın "vade farkı faturasının" dayanağı olduğunu iddia ettiği tüm faturalara ilişkin herhangi bir alacağı kalmadıktan ve bu faturaların tahsil edilmesi anında herhangi bir ihtirazi kayıt/şerh koymadan alacaklarını tahsil ettikten aylar sonra herhangi bir yazılı anlaşmaya, sözleşmeye, teamüle, uygulamadaki işleyişe dayanmayan ve iyiniyet barındırmayan bir şekilde 01.04.2024 tarihli 5.816.165,17 -TL'lik "vade farkı faturası" kesmiş olması ve hemen ardından müvekkilin 3.000.000 TL bedelli teminat mektubunu bozdurmuş olması bile davacının iddialarında tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunun göstergesidir." şeklinde rapora itiraz edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama toplanan deliller, bilirkişi tarafından taraf defterlerinde yapılan tespitler bir arada değerlendirildiğinde taraflar arasında varlığı kabul edilen ticari ilişki neticesinde davacı tarafça davalı adına düzenlenen satış faturalarının davalı defterlerinde de kaydının bulunduğu ve bu faturalardan kaynaklı tüm borcun ödenmiş olduğu, bu hususun taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayıp dava konusu da olmadığı anlaşılmıştır. Davacının, asıl davada davalı ile arasındaki ticari ilişkide düzenlediği faturalarda yazan vade tarihinde, fatura bedellerinin ödenmemesini gerekçe göstererek vade faturası düzenleyip davalıya e fatura olarak gönderdiği, davalının süresi içinde bu faturayı kabul etmediğini bildirdiği ve faturanın deftere kaydını yapmadığı, iki tarafın ticari defterlerinde 08/12/2023 tarihi itibariyle oluşan 3.841.560,00 TL borç/ alacak ilişkisinin sonlandırılmış olduğu, bundan sonra davacının 01/04/2024 tarihinde dava konusu vade farkı faturasının düzenleyip defterine kaydetmesi ile davalıdan 5.816.165,73 TL alacaklı hale geldiği, birleşen davanın konusunu teşkil eden teminat mektubunun davacı tarafça 03/05/2024 tarihinde nakde çevrilip fatura bedelinden düşülmek suretiyle davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 2.816.165,17 alacaklı hale geldiği, davalının ise teminat mektubu tutarı kadar kendi defterlerinde davacıdan alacaklı göründüğü anlaşılmıştır. -------- sayılı ,27.06.2003 tarihli kararında faturaya “alacağın belli bir zamanda ödenmemesi halinde belirli bir oranda vade farkı alınacağı” kaydı konulması ile ilgili olarak "Vade farkı yasal düzenlemeler kapsamında tanımlanmış ve kabul edilmiş bir kavram değildir...Sonuç olarak, faturanın sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için TTK’nın 23/2. maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi, veya yapılan işin adedi, türü bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir. Faturadaki gecikme halinde vade farkı alınacağına ilişkin kayda itiraz edilmemesi, faturada yer almakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin kaydın da kabul edildiği anlamına gelmez. Vade farkı kaydının faturanın zorunlu içeriğinde olmayıp, yasal sürede itiraz edilmedi diye kabul edilmesinin ağır bir sonuç doğuracağı; faturadaki vade farkı uygulanır ibaresinin yazılması halinde TTK nın 23/1. maddesindeki karinenin uygulama alanı bulmayacağı, zira fatura sözleşme olmadığı gibi, faturaya itiraz edilmemesinin de ona sözleşme niteliği vermeyeceği ,faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmesi halinde vade farkı ödenir.) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK nın 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceğine" karar verilmiştir.Anılan içtihadı birleştirme kararı somut olay bakımından değerlendirildiğinde taraflar arasında vade farkı düzenlenmesine ilişkin olan satım faturalarında vade farkına ilişkin kaydın bulunması ve bu faturalara itiraz edilmemesi halinde dahi kaydın vade farkı talebine hak vermeyeceği, taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya ticari defterlerinde vade farkı uygulanmasına ilişkin teamül bulunmadığı, bilirkişi incelemesi neticesinde taraflar arasında daha evvel vade farkı faturası düzenlenip ödenmediğinin belirlendiği, davalının vade farkı faturasına itiraz da etmiş olduğu, defterlerine kayıt etmediği dolayısıyla davacının asıl davaya konu vade farkı faturası nedeniyle davalıdan talepte bulunamayacağı sonucuna varılmış, bilirkişinin 3.000.000,00 TL lik ödeme nedeniyle davalının vade farkı faturasını benimsediği yönündeki görüşünün de söz konusu tutarın davalı tarafından iradi olarak yapılan ödeme olmayıp davacı tarafça aynı zamanda birleşen davaya da konu teşkil eden teminat mektubunun nakde çevrilmesi sonucu ödeme olarak defterlerine kaydettiği anlaşılmakla yerinde olmadığı mahkememizce kabul edilmiş asıl davanın reddine ve davacı icra takibi yapmakta haksız ve kötü niyetli kabul edilerek davalı lehine %20 oranında 563.233,03 TL kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, karar verilmiştir.Birleşen dava yönünden ise bu davanın konusunu teşkil eden ve birleşen dosya davalı tarafınca nakde çevrilen teminat mektubu taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacı tarafından davalı tarafa teslim edilmiş davalı taraf yukarıda anlatılan asıl davanın konusu olan vade farkı faturasını düzenleyip fatura bedelinden bu teminat mektubunu 03/05/2024 tarihinde nakd çevirmek suretiyle suretiyle 3.000.000,00 TL yi mahsup etmiştir. Az öncede belirtildiği üzere taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir sözleşme hükmü veya ticari defterlerinde vade farkı uygulanmasına ilişkin teamül bulunmadığı, daha evvel vade farkı faturası düzenlenip ödenmediği, vade farkı düzenlenmesine ilişkin olan satım faturalarında vade farkına ilişkin kaydın bulunması ve bu faturalara itiraz edilmemesi halinde dahi kaydın vade farkı talebine hak vermeyeceği, davalının haksız yere teminat mektubunu nakde çevirdiği davacının haksız yere nakde çevrilen teminat mektubu bedelini davalıdan talep edebileceği, davalının takibe itirazının haksız ve alacağın likit olduğu kabul edilerek itirazın iptali davasının kabulüne, davalının -------- Genel İcra Dairesi ----------- sayılı takip dosyasından takibe itirazının iptali ile takibin aynen devamına, davacı lehine %20 oranında 600.000,00TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin --------- Esasına kayıtlı olarak açılan itirazın iptali davasının reddine, 2-Davalı lehine %20 oranında 563.233,03 TL kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 3-Mahkememiz dosyası ile birleştirilen ---------- Esas sayılı dosyada açılan itirazın iptali davasının kabulüne, Davalının -------- Genel İcra Dairesi --------- sayılı takip dosyasından takibe itirazının iptali ile takibin aynen devamına, 4-Davacı lehine %20 oranında 600.000,00TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, Asıl dava yönünden 5-Karar harcı 732,00 TL'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 34.012,24 TL harçtan mahsubu ile bakiye 33.280,24 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 408.101,47 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 9-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 10-Davacı ve davalı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı ve davalı tarafa iadesine, Birleşen dava yönünden 11-Karar harcı 204.930,00 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 36.232,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 168,697,50 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 12-Davacı tarafça yatırılan 36.232,50 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 13- Davacı tarafça yapılan 488,40 TL ilk masraf, 362,50 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 850,90 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 14- Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli AAÜT uyarınca 432.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 15-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 16-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 17-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı/davalı vekili ile davalı/davacı vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/01/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/782, K. 2026/56, T. 21.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-782-e-2026-56-k-a9bfea8e36ae