İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/779 E. 2025/1149 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/779
Karar No
2025/1149
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ...

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : 1-... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 2-... 3-...

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ ... GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :...

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın 06/05/2024 günü saat 15:35 sıralarında müvekkiline ait ... plaka sayılı araca kırmızı ışıkta duraklayan sürücü... idaresindeki araca arkadan çarparak maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, ... plakalı aracın sürücüsü ...ve araç sahibi ...'in yüzde yüz kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracının arka kısmının tamamen hasarlandığı, bagaj kapağının ve arka tamponun tamir gördüğünü, yapılan parça değişimi, onarım, boya işlemleri nedeniyle 11.000,00-TL tutarında hasar tespit edildiğini, müvekkilinin ... plakalı aracının değerinin düştüğünü, sigorta şirketine yaptıkları değer kaybı ve hasar fark tazminatı başvurusunda açılan hasar dosyasında ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, müvekkilinin kaza tarihinden sonra aracının tamir süresi boyunca mahrum kaldığı ikame araç bedelinin sigorta şirketinin sorumluluğu olmadığı için davalı araç sürücüsü ...ve davalı araç sahibi ...'ten tahsilini talep ettiklerini beyanla, bilirkişi raporu ile tespit edildikten sonra artırılmak üzere şimdilik 50,00-TL hak mahrumiyeti tazminatının kaza tarihi olan 06/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ...ve ...'ten tahsiline, 50,00-TL değer kaybı tazminatının ve 10,00-TL hasar fark tazminatının kaza tarihi olan 06/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sigorta şirketinin sorumluluğu ve ZMMS kapsamında limitinin olması halinde davaülı sigorta şirketi ve davalılar ...ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların aracı elden çıkartma ve davaya konu davalıya ait aracın trafik kaydına ihtiyati haciz konulmasına, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; 06/05/2024 tarihli kaza sebebiyle ... plakalı araçta meydana gelen hasarın tazmini için müvekkili sigorta şirketi tarafından davacıya 24.05.2024 tarihinde 11.000,00-TL hasar bedeli ödemesi yapıldığını, işbu ödemenin alınan ekspertiz raporları doğrultusunda yapılmış olup poliçeden doğan sorumluluğun tümüyle yerine getirildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, bakiye tazminat hesaplansa dahi, müvekkili şirketin poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu beyanla davanın reddi ile yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. ... plakalı aracın ve ... plakalı aracın kayıt maliklerinin kim olduğuna dair ilgili kayıt ve belgelerin Uyap sistemi üzerinden dosya arasına alınmıştır. Kayseri Emniyet Müdürlüğü Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak 06/05/2024 günü, Ziyagökalp Mah. Ihlamur Köprüsü üzeri Kocasinan Kayseri adresinde, ... plakalı araç ve ... plakalı araç arasında yaşanan kazaya ilişkin; görüntü, fotoğraf, mobese kamerası kaydı, trafik kaza tespit tutanağı vs. Belge olup olmadığı hususu araştırılmıştır. ... Sigorta A.Ş.'ye müzekkere yazılarak ... plakalı aracın ve ... plakalı aracın 06/05/2024 tarihli trafik kazasından dolayı açılan hasar dosyası ve poliçe örneği celp edilmiş, ... plakalı aracın 01/06/2023 başlangıç ve 01/06/2024 bitiş tarihli ZMMS ile sigortalandığı görülmüştür. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne müzekkere yazılarak ... plakalı aracın trafiğe çıktığı tarihten bu yana tramer kayıtları ve ilgili belgeleri celp edilmiştir. ...Otomotiv'e müzekkere yazılarak 06/05/2024 tarihinde yaşanan trafik kazasında hasar olan ... plakalı aracın onarım süreci ve servis kayıtları celp edilmiştir. Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, makine mühendisi bilirkişi 19/06/2025 tarihli raporunda özetle; -... plaka sayılı araç sürücüsü ...sevk ve idaresindeki araç ile günün gündüz vakti, görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracının hızını mahal şartlarına uydurması ve karşılaşmış olduğu kavşağın kendi seyir istikametine göre yaşanan trafik yoğunluğunu dikkate almaksızın katılış yaptığı ve kurallara uygun şekilde beklemekte olan dava konusu araca arkadan çarpmak suretiyle sebebiyet verdiği olayda asli ve tam kusurlu olduğu; -... plakalı araç sürücüsü...'ın ise gerçekleşen kazanın oluşu üzerinde bir etkinliği olmadığından kusurunun olmadığı, - Dava konusu ... plakalı aracın hasarının arka tampon ve bagaj kapağı kısmında gerçekleştiği, ancak her iki parçanın da daha önce Tramer kayıtlarına girmeyen onarımlar geçirdiği ve orijinalliklerinin kalmadığı, orijinal olmayan her iki parça üzerinde de onarım yapılmasından dolayı hasar fark zararının oluşmayacağı, davalı sigorta şirketinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu tedarik firması tarafından davalı sigorta şirketi hakkında düzenlenen faturalarda yazılı yedek parçaların bu aracın tamirinde kullanıldığı, bu kaza nedeni ile davacının araç hasarının işçilik, yedek parça ve KDV dahil kaç 11.000 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin mahsubundan sonra davacının bakiye araç hasar farkının olmadığı, - Dava konusu ... plakalı aracın model yılı aynı benzer kilometre de aynı tip araçlarda serbest piyasa rayiç bedeline göre fiyatının kaza öncesi ve sonrası yaklaşık ortalama 1.200.000 TL olduğu, kullanılmışlık düzeyi benzer araç değişen/boyanan/işlem gören kısımları değerlendirildiğinde, onarım gören her iki parçanın orijinalliklerini daha önce yitirmiş olmalarından dolayı hasar öncesi ve hasar sonrası araç piyasa rayiç bedellerinin değişmeyeceği, - Dava konusu araçta oluşan hasar ve zararın niteliğine göre İkame Araç Bedelinin bakım onarımda geçen gün süresince araç mahrumiyet bedelini karşılayacağı, 10 günlük makul tamir süresine ilişkin aracı kullanamamaktan doğan mahrumiyet bedelinin emsal araç açısından kaza tarihinde günlük 1.500 TL (araç model yılı ve hasar tarihine göre kiralama bedeli) olacağı, kaza olmasaydı dahi davacı tarafından yapılması gereken amortisman, yakıt vb. zorunlu gider kalemlerinin (kaza tarihinde 100 TL) haricinde 1.400 TL günlük araç kiralama bedelinin oluştuğu bu süreçte, Gerçek Araç Mahrumiyet Zararının 14.000,00 TL olduğu yönünde değerlendirme yapılmıştır. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Tarafların rapora karşı beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi, itirazların karşılanması amacı ile ek rapor alınmasına karar verilmiş, 24/08/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; - 19/06/2025 tarihli kök raporda hasarlanan arka tampon ve bagaj kapağı kısımlarında eksper raporu giriş cümlesinde belirtilen “Yapılan inceleme sonucunda; ... plakalı aracın bagaj kapağı, arka tampon parçalarının hasarlı olduğu görülmüştür.” cümlesi tarafımca sehven yanlış yorumlanmış olduğu tespit edilmiş olup, bu nedenle hasar fark tazminatı ve değer kaybı bedeli aşağıdaki şekilde düzeltilmiştir. - Hasar Fark Bedeli ... plaka sayılı aracın gerek SBGM gerekse eksper tespitinde geçmiş hasarı olmaması değerlendirildiğinde; Değişmesi Gereken Yedek Parçalar: 1- Bagaj Kapağı 35.473,62TL 2- Arka Tampon 17.874,98 TL TOPLAM 53.348,60TL İşçilik (2 Parça Boya Dahil) 10.000,00TL GENEL TOPLAM 63.348,60TL %18 KDV 11.402,74 TL HASAR TOPLAMI 74.751,34 TL Bakiye Hasar Bedeli = Hasar Toplamı- Sigorta Firmasınca Yapılan Ödeme Bakiye Hasar Bedeli = 74.751,34 - 11.000,00 Bakiye Hasar Bedeli = 63.751,34 TL olduğu değerlendirilmiştir. - Değer Kaybı hesabında 19.06.2021 tarihli 7327 sayılı kanunun 18. Maddesi gereği (Kaza tarihinde uygulanan Değer Kaybı Hesabı) kaza öncesi Piyasa Rayiç Değeri ile kaza ve onarımlar sonrası değişen parçalar, araç kullanılmışlık düzeyine göre serbest piyasa ve internet ikinci el araç satış fiyat ortalamalarına göre Piyasa Rayiç Değerleri (Hasarsız-Onarım sonrası) arasındaki farka ve kusur oranlarına göre belirleneceği, - Davalı sigorta firması tarafından Değer Kaybı Bedeli olarak ödeme yapılmadığı, - Dava konusu ... plakalı sayılı aracın model yılına göre 7 yaşında olduğu, 135.287 km kullanılmışlık düzeyine sahip olduğu, dosyada mevcut geçmiş trafik ve kasko sigortası hasar kayıtları incelendiğinde geçmiş hasar kaydının olmadığı ve dava konusu hasar alan bölgelerin orijinallığını koruduğu, - Değer kaybı bedeli model yılı aynı benzer kilometre de aynı tip araçlarda serbest piyasa rayiç bedeline göre fiyatının kaza öncesi ve sonrası yaklaşık ortalama > 1.280.000 TL olduğu, kullanılmışlık düzeyi benzer araç değişen/boyanan/işlem gören kısımları değerlendirildiğinde KAZA TARİHİNDE ortalama 1.200.000 TL olacağı, Dosya da mevcut bulunan ve yukarıda izah olunan internet ve piyasa araştırmaları sonucunda dava konusu kaza sonrası oluşan "Rayiç Bedel Farkı"; Kaza öncesi piyasa rayiç değeri= 1.280,00 TL Kaza sonrası piyasa rayiç değeri = 1.200.000 TL Rayiç Bedel Farkı = Kaza Öncesi Piyasa Rayiç Değeri - Kaza Sonrası Piyasa Rayiç Değeri Rayiç Bedel Farkı = 1.280.000 - 1.200.000 Rayiç Bedel Farkı (Değer Kaybı) =1.280.000,00 - 1.200,00 Rayiç bedel farkı (değer kaybı) = 80.000,00-TL olduğu yönünde değerlendirme yapılmıştır. Ek rapordan birer suret taraflara tebliğ edildiği, ek rapora karşı davacı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 26/11/2025 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu, harcını tamamladığı ve ıslah dilekçesinin davalılara tebliğ edildiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, meydana gelen trafik kazasında davacının aracında oluşan hasar zararı, değer kaybı ve ikame araç zararının tazmini talebine ilişkindir. Dava, 06/05/2024 tarihinde ... plakalı aracın hasarlanması nedeniyle hasar zararı, değer kaybı ve araç mahrumiyet zararı istemlerine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya mahkememiz görevlidir. 6545 sayılı yasanın 45/3. maddesi uyarınca yargılama tek hakim tarafından yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır. Mahkememizde açılan ve sonuçlanan davada dava değeri itibarı ile 7251 sayılı Kanun'la değişik 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 4/2. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanmıştır. Taraflar arasında uyuşmazlık konuların değerlendirmesinde; ... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında 06/05/2024 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle kim yada kimlerin ne oranda kusurlu olduğu, davacının aracında meydana gelen değer kaybının ve hasar farkı zararların ne kadar olduğu, ikame araç zararının ne kadar olduğu, davalının arabuluculuk, belirsiz alacağa ve yetki itirazı noktalarında toplanmaktadır. Yetki ilk itirazının değerlendirmesinde; Davalı sigorta şirketi vekili yasal süresi içinde yetki ilk itirazında bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK 'nun 6/1. maddesinde; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişiliğin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm aksine kesin yetki kaydı olmayan tüm davalar için genel yetki kaydıdır. Trafik kazası aynı zamanda haksız fiil teşkil eden bir eylem olduğundan 6100 sayılı HMK'nun 16. maddesinde ise; "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Uyuşmazlık Karayolları Trafik Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklandığından ve bu sigorta türü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesinde düzenlendiğinden diğer bir yetki kuralı da bu yasada yer almakta olup, "Motorlu araç kazalardan dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin, veya sigorta sözleşmesini yapan acentanın bulunduğu yer mahkemelerinin birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." hükmü ile sigortanın merkez ve şubeleri, sigorta sözleşmesini yapan acenta veya kazanın meydana geldiği yerin yetkili kabul edilmesine, Aynı hüküm ZMSS genel şartlarının C.7. maddesinde de tekrar niteliğinde yer almaktadır. Somut olayda olduğu üzere bir davada birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa davacılar bu mahkemelerden birinde dava açma hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacılar, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa ozaman seçme hakkı davalı tarafa geçmektedir. (aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2013 tarihli, 2013/9042 Esas ve 2013/12620 Karar sayılı emsal ilamı) Dava konusu uyuşmazlıkta haksız fiile ilişkin 6100 Sayılı HMK'nun 16. maddesinde yer alan haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi kuralı dikkate alındığında; dava dilekçesine, trafik kaza tespit tutanağına ve dosyamız içindeki diğer kayıtlara göre davacının yerleşim yeri Kayseri'dir ve yine davaya konu trafik kazası Kayseri'de gerçekleşmiştir. Buna göre yetkili mahkememiz yetkilidir. Dolayısıyla yukarıda anlatılan yasal hükümlere ve kanunda belirlenen yetki kurallarına göre: davacının yerleşim yeri yetki kuralına göre ve kazanın meydana geldiği yer bir başka deyişle haksız fiilin meydana geldiği yer kuralına göre mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmış ve davalı ... Sigorta A.Ş.'nin yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir. KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde; Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir." Dosya içesindeki bilgi ve belgelerden davacı tarafın dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvurduğu anlaşılmıştır. TTK'nun 97. maddesine yönelik dava şatlarının mevcut olduğu, bu nedenle davalının aksi yöndeki itirazının yersiz olduğu değerlendirilmiştir. Belirsiz alacak davası açılamayacağının değerlendirmesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz. Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır. Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320). Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nun 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir." hükmüne, 2. fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz." hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için; a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması, b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir. Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320). Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321). Somut olayda da; davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde, davacının belirsiz alacak olarak dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının araç değer kaybı zararı talebini kesin olarak belirlemesinin mümkün olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddini istemiştir. Davalı tarafın davaya cevap dilekçesinden de anlaşılmaktadır ki; davacı alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Böyle bir durumda ve yukarda yapılan açıklamalar ışığında, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olmadığından söz edilemez. Bu nedenle davacının belirsiz alacak davası açmasına engel bir durumun olmadığı değerlendirilmiştir. Kusur ön sorununun değerlendirmesinde; Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, makine mühendisi bilirkişi 19/06/2025 tarihli raporunda özetle; -... plaka sayılı araç sürücüsü ...sevk ve idaresindeki araç ile günün gündüz vakti, görüşün açık olduğu yol üzerinde seyri esnasında, yola gereken dikkat ve özeni vermesi, seyrini müteyakkız sürdürmesi, aracının hızını mahal şartlarına uydurması ve karşılaşmış olduğu kavşağın kendi seyir istikametine göre yaşanan trafik yoğunluğunu dikkate almaksızın katılış yaptığı ve kurallara uygun şekilde beklemekte olan dava konusu araca arkadan çarpmak suretiyle sebebiyet verdiği olayda asli ve tam kusurlu olduğu; -... plakalı araç sürücüsü...'ın ise gerçekleşen kazanın oluşu üzerinde bir etkinliği olmadığından kusurunun olmadığı, yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir. Bu rapor, dosya kapsamındaki trafik kaza tespit tutanağı, hasar dosyası, ekspertiz raporu ile diğer deliller ve olayla uyumlu, denetime ve hüküm vermeye elverişli olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır. Araç araç değer kaybı zararı ve araç mahrumiyet zararına dair değerlendirmede; Araç hasarında değer kaybı; aracın hasarsız haldeki 2. el piyasa değeri ile hasarın onarımından sonraki 2. el piyasa değeri arasındaki fark olup, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, değer kaybının, araçların modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek araçların kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değerleri arasındaki farka göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/6070 Esas, 2020/3614 Karar sayılı ilamı) Yapılan açıklamalar doğrultusunda değer kaybı hesabının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları EK-1de bulunan "Değer Kaybı Hesaplanması" yöntemine göre değil, kazalı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı (aracın kilometresi ve önceye ait hasarlar nedeni ile orjinalliğin yitirilip yitirilmediği), aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı), tramer kayıtlarına göre araçta meydana gelen hasarlar irdelenerek, emsal satışlar da araştırılmak suretiyle, aracın olay tarihindeki 2. el rayiç değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının bilirkişi tarafından hesaplanması gerekir. Hasar gören aracın onarım süresi boyunca kullanılamaması ya da işletilememesi sebebiyle ortaya çıkan zarar, ticari araçlarda (taksi, otobüs, servis, minibüs ve diğer ticari araçlar) "Ticari Kazanç Kaybı Tazminatı"nın konusunu oluşturmaktadır. Onarım süresince kullanılamayan araçlardan dolayı kazada kusuru bulunan araç sahibi ve sürücüsü müteselsil olarak sorumludur. Trafik kazası sebebiyle hasar gören aracın onarım süresince çalıştırılamaması sebebiyle oluşan "kazanç kaybı", "araç mahrumiyet zararı" başka bir anlatımla "ikame araç zararı" trafik sigortası kuvertürü dışında kalmaktadır. Borçlar Hukukuna göre, bir şeyin kısmen hasar görmesinden veya kullanılamamasından dolayı oluşacak olan zarar, buna neden olan kişilerden talep edilebilmektedir. Araç, trafik kazası sonucunda zarar görmüş ise, onarım süresince kullanılamayacağından, aracın kullanış amacına göre, mahrumiyet zararı belirlenmelidir. Eğer, uğranılan zarara ilişkin yeterince delil sunulamıyorsa, Türk Borçlar Kanunu'nun 50/2. maddesi gereği, hakkaniyete uygun bir bedel tayin ve takdir edilmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, makine mühendisi ... 19/06/2025 tarihli raporunda özetle; Dava konusu ... plakalı aracın hasarının arka tampon ve bagaj kapağı kısmında gerçekleştiği, ancak her iki parçanın da daha önce Tramer kayıtlarına girmeyen onarımlar geçirdiği ve orijinalliklerinin kalmadığı, orijinal olmayan her iki parça üzerinde de onarım yapılmasından dolayı hasar fark zararının oluşmayacağı, davalı sigorta şirketinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu tedarik firması tarafından davalı sigorta şirketi hakkında düzenlenen faturalarda yazılı yedek parçaların bu aracın tamirinde kullanıldığı, bu kaza nedeni ile davacının araç hasarının işçilik, yedek parça ve KDV dahil kaç 11.000 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin mahsubundan sonra davacının bakiye araç hasar farkının olmadığı, - Dava konusu ... plakalı aracın model yılı aynı benzer kilometre de aynı tip araçlarda serbest piyasa rayiç bedeline göre fiyatının kaza öncesi ve sonrası yaklaşık ortalama 1.200.000 TL olduğu, kullanılmışlık düzeyi benzer araç değişen/boyanan/işlem gören kısımları değerlendirildiğinde, onarım gören her iki parçanın orijinalliklerini daha önce yitirmiş olmalarından dolayı hasar öncesi ve hasar sonrası araç piyasa rayiç bedellerinin değişmeyeceği, - Dava konusu araçta oluşan hasar ve zararın niteliğine göre İkame Araç Bedelinin bakım onarımda geçen gün süresince araç mahrumiyet bedelini karşılayacağı, 10 günlük makul tamir süresine ilişkin aracı kullanamamaktan doğan mahrumiyet bedelinin emsal araç açısından kaza tarihinde günlük 1.500 TL (araç model yılı ve hasar tarihine göre kiralama bedeli) olacağı, kaza olmasaydı dahi davacı tarafından yapılması gereken amortisman, yakıt vb. zorunlu gider kalemlerinin (kaza tarihinde 100 TL) haricinde 1.400 TL günlük araç kiralama bedelinin oluştuğu bu süreçte, Gerçek Araç Mahrumiyet Zararının 14.000,00 TL olduğu yönünde değerlendirme yapılmıştır. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Tarafların rapora karşı beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi, itirazların karşılanması amacı ile ek rapor alınmasına karar verilmiş, 24/08/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; - 19/06/2025 tarihli kök raporda hasarlanan arka tampon ve bagaj kapağı kısımlarında eksper raporu giriş cümlesinde belirtilen “Yapılan inceleme sonucunda; ... plakalı aracın bagaj kapağı, arka tampon parçalarının hasarlı olduğu görülmüştür.” cümlesi tarafımca sehven yanlış yorumlanmış olduğu tespit edilmiş olup, bu nedenle hasar fark tazminatı ve değer kaybı bedeli aşağıdaki şekilde düzeltilmiştir. - Hasar Fark Bedeli ... plaka sayılı aracın gerek SBGM gerekse eksper tespitinde geçmiş hasarı olmaması değerlendirildiğinde; Değişmesi Gereken Yedek Parçalar: 1- Bagaj Kapağı 35.473,62TL 2- Arka Tampon 17.874,98 TL TOPLAM 53.348,60TL İşçilik (2 Parça Boya Dahil) 10.000,00TL GENEL TOPLAM 63.348,60TL %18 KDV 11.402,74 TL HASAR TOPLAMI 74.751,34 TL Bakiye Hasar Bedeli = Hasar Toplamı- Sigorta Firmasınca Yapılan Ödeme Bakiye Hasar Bedeli = 74.751,34 - 11.000,00 Bakiye Hasar Bedeli = 63.751,34 TL olduğu değerlendirilmiştir. - Değer Kaybı hesabında 19.06.2021 tarihli 7327 sayılı kanunun 18. Maddesi gereği (Kaza tarihinde uygulanan Değer Kaybı Hesabı) kaza öncesi Piyasa Rayiç Değeri ile kaza ve onarımlar sonrası değişen parçalar, araç kullanılmışlık düzeyine göre serbest piyasa ve internet ikinci el araç satış fiyat ortalamalarına göre Piyasa Rayiç Değerleri (Hasarsız-Onarım sonrası) arasındaki farka ve kusur oranlarına göre belirleneceği, - Davalı sigorta firması tarafından Değer Kaybı Bedeli olarak ödeme yapılmadığı, - Dava konusu ... plakalı sayılı aracın model yılına göre 7 yaşında olduğu, 135.287 km kullanılmışlık düzeyine sahip olduğu, dosyada mevcut geçmiş trafik ve kasko sigortası hasar kayıtları incelendiğinde geçmiş hasar kaydının olmadığı ve dava konusu hasar alan bölgelerin orijinallığını koruduğu, - Değer kaybı bedeli model yılı aynı benzer kilometre de aynı tip araçlarda serbest piyasa rayiç bedeline göre fiyatının kaza öncesi ve sonrası yaklaşık ortalama > 1.280.000 TL olduğu, kullanılmışlık düzeyi benzer araç değişen/boyanan/işlem gören kısımları değerlendirildiğinde KAZA TARİHİNDE ortalama 1.200.000 TL olacağı, Dosya da mevcut bulunan ve yukarıda izah olunan internet ve piyasa araştırmaları sonucunda dava konusu kaza sonrası oluşan "Rayiç Bedel Farkı"; Kaza öncesi piyasa rayiç değeri= 1.280,00 TL Kaza sonrası piyasa rayiç değeri = 1.200.000 TL Rayiç Bedel Farkı = Kaza Öncesi Piyasa Rayiç Değeri - Kaza Sonrası Piyasa Rayiç Değeri Rayiç Bedel Farkı = 1.280.000 - 1.200.000 Rayiç Bedel Farkı (Değer Kaybı) =1.280.000,00 - 1.200,00 Rayiç bedel farkı (değer kaybı) = 80.000,00-TL olduğu yönünde değerlendirme yapılmıştır. Bilirkişi raporunda araç değer kaybı zararı ve araç mahrumiyet zararına ilişkin tespitler, dosya kapsamındaki trafik kaza tespit tutanağı, dava konusu kaza ile ilgili açılan hasar dosyası, davacıya ait aracın trafik kaydı, servis kayıtları, davaya konu hasar öncesindeki hasarlarına ilişkin tramer kayıtları ve hasar dosyaları ile diğer deliller ve olayla uyumlu olduğundan, dava konusu kazalı aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, aracın kilometresi ve önceye ait hasarları, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği de dikkate alındığında mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır. Davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası Genel Şartları'nın, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür. Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına almıştır. Dava konusu trafik kazası sonrasında davacıya ait araçta meydana gelen hasar zararı ve değer kaybı zararı da gerçek zarar kalemleri arasında bulunmaktadır. (Yargıtay 17. H.D.'nin 28/10/2013 tarihli, 2013/9624 Esas ve 2013/14505 Karar). Kaldı ki 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5/a maddesine göre değer kaybı maddi zararlar teminatı içerisinde yer almaktadır. Somut olayda davalı sigorta şirketi araç değer kaybından sorumludur. Davalı ...ve ...'in sorumluluğuna dair değerlendirmede; İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494) Somut olayda, davalılar ... ve ...'in haksız fiil hükümleri (TBK'nun 49 ve devamı) uyarınca zarardan sorumludurlar. Temerrüt tarihi ve faiz türü ile ilgili değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartları'nın B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. 24/05/2024 kısmi ödeme tarihi sigorta yönünden temerrüt tarihi kabul edilmiştir. Esasen, haksız eylem nedeniyle meydana gelen zararda ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüt oluşmuş sayılır. Davalı gerçek kişi yönünden 6098 sayılı TBKnun 117/2. maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. Kazaya karışan ... plakalı aracın kamyonet olduğu dosya kapsamındaki belgelerden görülmektedir. Dava dilekçesinde hükmedilecek tazminatlara yasal faizi işletilmesi talep edilmiş, yasal faiz uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir. Arabuluculuk ücretine ilişkin değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.20218 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceği gözetilerek arabuluculuk masrafları davacı üzerinde bırakılmıştır. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı) HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davacının araç hasar bedeline ilişkin davasının KABULÜ ile, 63.751,34-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, alacağın davalı ... Sigorta yönünden 24/05/2024 tarihinden, davalı ... ve ...yönünden ise kaza tarihi olan 06/05/2024 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 2-Davacının değer kaybına ilişkin davasının KABULÜ ile, 80.000,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, alacağın davalı ... Sigorta yönünden 24/05/2024 tarihinden, davalı ... ve ...yönünden ise kaza tarihi olan 06/05/2024 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 3-Davacının davalı ... ve ...karşı ikame araç bedeline ilişkin davasının KABULÜ ile, 14.000,00-TL'nin davalı ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, alacağa kaza tarihi olan 06/05/2024 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 10.775,99-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 427,60-TL peşin harç ve 2.692,12-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.119,72-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.656,27-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Sigorta A.Ş'nin 6.976,80-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydı ile) alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç ve 2.692,12-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.547,32-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Sigorta A.Ş'nin 3.232,51-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydı ile) alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; bilirkişi ücreti 4.000,00-TL, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri 2.285,00-TL olmak üzere toplam 6.285,00-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Sigorta A.Ş'nin 5.727,22-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması kaydı ile) alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 10-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/12/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/779, K. 2025/1149, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/kayseri-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-779-e-2025-1149-k-79ad2ac35029