İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/756 E. 2025/429 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/756
Karar No
2025/429
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/756 Esas KARAR NO : 2025/429 DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ : 15/09/2014 KARAR TARİHİ : 21/05/2025

Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :İDDİA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, davalı----------Ş. nezdinde katılım hesaplarında 30 Aralık 2013 tarihi itibariyle 120.000.000 USD para mevcut olduğunu, 30/12/2013 tarihinde müvekkilinin, bahse konu 120.000.000 USD 'nin söz konusu tarihe kadar tahakkuk eden kâr tutarı olan 317.530,96 USD ile birlikte --------- başka bir banka nezdindeki hesabına gönderilmesini talep ettiğini, söz konusu talebin yerine getirilmediğini, kismi olarak ------------ hesabına para transfer ettiğini, 10/01/2014 tarihli ödemede, davalı bankanın 10.000.000 USD yerine 21.795.000 TL'yi müvekkiline kullanıma hazır ettiğini, 28/01/2014 tarihinde davalı bankanın, mezkur 10.000.000 USD'nin 18 günlük kur farkı olan 351.925,63 TL'yi ödeyerek neticede 10.000.000 USD karşılığındaki kısmi ödemeyi ifa ettiğini, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun rehinlere ve hapis hakkına, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun alacağın devir ve temlikine, takasa dair hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak şartıyla mevduat ve katılım fonu sahiplerine ödenmesi gereken tutarları geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamayacağını, mevduat ve katılım fonu sahiplerine ödenmesi gereken tutarları geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamayacağını, katılım hesaplarında bulunan paraların dilediği zaman çekilebileceğini, davalı bankanın davacının talimatını 30/12/2013 tarihinde derhal işleme koyması ve müşterisinin talebi doğrultusunda ödemeyi gerçekleştirmesi gerektiğini, davalı bankanın davacı tarafından talep edilen rakamı gecikmeli olarak farklı tarihlerde ödediğini, oysa davalı bankanın talep edilen rakamı derhal ödemekle yükümlü olduğunu, davalının haksız olarak borcu geç ifa etmesinin sebebiyle müvekkilinin zararını karşılaması gerektiğini, müvekkilinin davalı şirketten temerrüt faiz alacağı net 375.066 USD olduğunu, bu hususta müvekkilinin uzman ünitesi olan finansman başkanlığı tarafından yapılan hesaplamanın sunulduğunu, bahse konu hesaplar uyarınca müvekkilinin 30/12/2013 tarihine kadar tahakkuk eden kâr payı hakkının 317.531 USD olduğunu, dava konusu taleplerinin 692.597 USD rakamına ulaştığını, dava açılmadan önce davalıya ihtarname gönderildiğini, bugüne kadar ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 692.597 USD'nin 317.531 USD'lik kısmı için 30/12/2013 tarihinden itibaren 375.066 USD'lik kısmı için ise 21/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 4. maddesi doğrultusunda katılım bankacılığı faaliyeti ile iştigal ettiğini, Bankacılık Kanunu'nun 3. maddesinde katılma hesabı ile ilgili yapılan tanım ve işleyiş göz önünde bulundurulduğunda, müvekkilinin mevduat hesaplarında olduğu gibi, katılma hesabı ile ilgili olarak hesap sahibi lehine önceden belirli bir oranda getiri elde etme vaadi verilmesinin mümkün olmadığını, katılma hesaplarının fonun işletilmesinden doğan kâr veya zarara iştirak ettiğini, davacının fark talimatı üzerine müvekkili tarafından davacı şirkete bankanın mevduat hesabı açamayacağı, katılım hesabı açabileceği, katılım hesabında ise belirlenmiş bir oranda faiz veya getiri ödenmesi taahhüdünün verilmesinin mümkün olmadığını, ancak katılım fonlarının geçmişte gerçekleşmiş kâr dağıtım oranlarına göre tahmini olarak talep ettikleri getiriye karşılık gelecek şekilde, standart kâra ve zarara katılma oranlarının üzerinde kendileri lehine daha farklı katılma oranı ile katılım hesabı açabileceğinin bildirildiğini, bankanın müşterilerinin vadeden önce parasının talep etme hakkı bulunmakla beraber ilgili mevzuat hükmü gereğince bu talebin ancak bankaların kabulü ile işleme alınabileceğini, sözleşmenin kuruluşu süreci gözetildiğinde davacı yanın vadeden önce parasını talep etme hakkı bulunmadığını, mevzuat vadeli hesaptaki paranın vadesinden önce çekilmesi halinde kâr payı ödemesi yapılmasına mani iken, vadesinde önce çekilmesi talep edilen katılım hesabındaki tutarla ilgili olarak temerrüt hükümleri işletilemeyeceğini, vadeden önce para çekilmesi halinde kâr payı ödenmeyeceğini düzenleme altına alarak kişileri tasarrufa yöneltmeyi bankaların onayı ile vadeden önce para çekilebileceği düzenleme altına alarak ise ekonomide önemli bir aktör olan bankaların likidite durumlarının bozulmamasını amaçladığını, internet sitesindeki yayınlanan bilgilendirmenin ifadeler göz önünde bulundurulduğunda bunların tanıtım amaçlı ifadeler olduğunu, internet sitesindeki ilanların tanıtım yazılarından ibaret olduğunu, davacıya müvekkili bankanın vadeye kadar beklemesi halinde kâr payı alabileceğini hatırlatmışken davacının müvekkili banka ile kendisi arasında çerçeve sözleşmesi imzalandığı gerekçesi ile sözleşmenin kurulmasında esaslı unsur olmayan müvekkili bankanın ilanındaki açıklamalara istinaden alacak iddiasında bulunmasının davacının kötü niyetinin göstergesi olduğunu, somut olaya konu katılım hesapları yönünden vadeden önce para çekimlerinde kâr payı ödemesinin yapılmasının Bakanlar Kurulu Kararı'nın 7. maddesi gereği seçimlik hak bile verilmeksizin yasaklandığını, hangi ödemenin hangi hesaba ilişkin yapıldığı konusunda müvekkili bankanın kayıtlarının esas olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

DAVANIN AŞAMALARI:1-İlk karar: Mahkememizin----------- esas sayılı dosyası üzerinden yaptığı yargılama sonucunda 16/12/2015 tarih, ----------- karar sayılı ilâmı ile "...Taraflar arasında taahhütlü vadeli katılma hesabına ilişkin sözleşme kurulduğu, bankaların mevduat ve katılım hesapları sahiplerinin paralarını çekme haklarının engellenemeyeceğine ve davalının hesabın vadeden önce istenildiğinde para çekilebileceğine dair taahhüdüne rağmen, davalı bankanın hesaptaki parayı talep eden davacının talebini yerine getirmeyerek temerrüde düştüğü ve böylece hesap açılış tarihlerinden 30/12/2013 tarihleri arasında işlemiş getiri tutarlarını ödemeyerek kendi taahhüdünü de ihlal ettiğinden dolayı 317.800 $ işlemiş getiri tutarı ile temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun 4/a mad. üzerinden hesaplanan 375.066 $ gecikme faiz tutarını davacıya ödemesi gerektiği, davasını kanıtlayan davacının talebiyle bağlı kalınarak davanın kabulüne, 317.531,00 USD doları asıl alacak, 375.066,00 USD doları işlemiş faiz alacağından asıl alacağa dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4A maddesinde belirtilen faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faiz ile birlikte davalıdan tahsiline" karar verilmiştir. 2-Bozma ilâmı: Kararı taraf vekilleri temyiz etmiş olup, yüksek ---------- Hukuk Dairesi'nin; "1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Dava, vadeli katılım hesabına yatırılan paranın vadeden önce talep edildiği halde ödemede temerrüde düşülmesinden doğan temerrüt faiz alacağı ve kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı 30.12.2013 tarihinde davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın bir başka bankada ki hesabına aktarılması yönünde talimat vermiştir. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin bu tarih itibariyle sonlandırıldığı ve davacının bu tarihten itibaren kâr payı (getiri) talep etmesinin mümkün olmadığının kabulü gerekir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı şirketin hesap açılış tarihleri ile 30.12.2013 tarihleri arasında taraflarca belirlenen getiri oranları üzerinden işlemiş getiri tutarları ''Hesap açılış tarihi- Tutarı USD- Getiri %- Vade- Getiri Tutarı USD'' başlıklı tabloda değerlendirilerek, toplam 120.000.000 USD 'nin 387.560 USD getiri tutarı olduğu, bu tutar üzerinden de %18 stopaj vergisi tenzilatı ile 317.800 USD net getiri tutarının ortaya çıktığı belirtilmiş ise de, hesabın hangi tarih aralıkları esas alınmak suretiyle ve ne şekilde yapıldığı anlaşılamamakta olup, bilirkişi heyetinden denetime elverişli ek rapor alınarak ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir. 3- 5411 sayılı Kanun'un 140. maddesi uyarınca Fon, her türlü harçtan muaftır. Yönetim ve denetimi Fon'a devredilen davalı ----------Ş'nin harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması yerinde görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bu sebeple de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA" şeklindeki 23/02/2017 tarih, ---------- esas, ---------- karar sayılı ilâmıyla mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. 3-Karar düzeltme ilâmı: ----------- Hukuk Dairesi'nin bozma ilâmına karşı, taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuşlar, bunun üzerine, ----------- Hukuk Dairesi'nin; "1- HUMK’un 440. maddesi uyarınca karar düzeltme süresi 15 gündür. Somut olayda Dairemizin bozma ilamı davalı vekiline 23/06/2017 günü tebliğ edilmiş olup, davalı vekilince karar düzeltme süresi geçirildikten sonra, 18/07/2017 günü karar düzeltme isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, HUMK’un 440. maddesi uyarınca davalı vekilinin karar düzeltme istemli dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davacı vekilinin karar düzeltme taleplerinin incelenmesine gelince, Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme isteklerinin reddi gerekir. 3- Davacı vekili tarafından davalıya hitaben gönderilen 09/04/2014 tarihli ihtarda “30/12/2013 tarihine kadar tahakkuk eden kar payı tutarı olan 317.530,96 USD ile hesaplanan 375.066,00 USD temerrüt faizi tutarı toplamı 692.596,96 USD nin ihtarın tebliğini müteakip 2 iş günü içinde davacının verilen hesabına transfer edilmesi, aksi taktirde yasal yollara başvurmak zorunda kalınacağı...” ihtar edilmiş, bu ihtar davalı vekiline 09/04/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mahkemece, davacının davalıya gönderiği ihtarın tebliğ tarihi ile ihtarda verdiği atıfet mehli nazara alınmadan kâr payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle tahsiline hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Bu suretle, mahkeme ilamının belirtilen sebeple de bozulması gerektiğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteğinin kabulü ile -----------sayılı bozma ilamının 3. bendinden sonra gelmek üzere 4. bent olarak eklenmek suretiyle kararın bu gerekçe ile de bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme dilekçesinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair karar düzeltme isteklerinin HUMK'un 442. maddesi gereğince REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 23/02/2017 gün ve --------- Esas ---------- Karar sayılı bozma ilamının 3. bendinden sonra gelmek üzere 4. bent olarak eklenmek suretiyle kararın bu gerekçe ile de BOZULMASINA," şeklindeki 11/04/2019 tarih, ---------- esas, ----------- karar sayılı ilâmıyla mahkememiz kararının bozma ilâmına bir bozma fıkrası daha eklenmiştir.

DAVANIN VE UYUŞMAZLIK KONULARININ TESPİTİ, DELİLLER, DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ:1-Davanın tespiti: Dava, vadeli katılım hesabına yatırılan paranın vadeden önce talep edildiği halde ödemede temerrüde düşülmesinden doğan temerrüt faiz alacağı ve kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkin açılmış olup, davalı Banka'nın yargılama sırasında iflas etmesi nedeniyle kayıt-kabul davasına dönüşmüştür.2-Bozma ilâmı uyarınca Mahkememizce yapılması gereken işlemler: Mahkememizce, yüksek Yargıtay bozma ilâmlarına uyulmuş olup, buna göre davacının 30.12.2013 tarihinde davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın bir başka bankadaki hesabına aktarılması yönünde talimat verdiği, bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin bu tarih itibariyle sonlandırıldığı ve davacının bu tarihten itibaren kâr payı (getiri) talep etmesinin mümkün olmadığının kabulü gerektiği hususu kesinlik kazanmıştır.Buna göre, Mahkememizce yapılması gereken işler; "a-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı şirketin hesap açılış tarihleri ile 30.12.2013 tarihleri arasında taraflarca belirlenen getiri oranları üzerinden işlemiş getiri tutarları ''Hesap açılış tarihi- Tutarı USD- Getiri %- Vade- Getiri Tutarı USD'' başlıklı tabloda değerlendirilerek, toplam 120.000.000 USD 'nin 387.560 USD getiri tutarı olduğu, bu tutar üzerinden de %18 stopaj vergisi tenzilatı ile 317.800 USD net getiri tutarının ortaya çıktığı belirtilmiş ise de, hesabın hangi tarih aralıkları esas alınmak suretiyle ve ne şekilde yapıldığı anlaşılamamakta olduğundan, bilirkişi heyetinden denetime elverişli ek rapor alınması,b-Davacı vekili tarafından davalıya hitaben gönderilen 09/04/2014 tarihli ihtarda “30/12/2013 tarihine kadar tahakkuk eden kâr payı tutarı olan 317.530,96 USD ile hesaplanan 375.066,00 USD temerrüt faizi tutarı toplamı 692.596,96 USD'nin ihtarın tebliğini müteakip 2 iş günü içinde davacının verilen hesabına transfer edilmesi, aksi taktirde yasal yollara başvurmak zorunda kalınacağı...” ihtar edilmiş, bu ihtar davalı vekiline 09/04/2014 tarihinde tebliğ edilmiş olduğuna göre, davacının davalıya gönderiği ihtarın tebliğ tarihi ile ihtarda verdiği atıfet mehli nazara alınadat kâr payı alacağının hesaplanması,c-5411 sayılı Kanun'un 140. maddesi uyarınca Fon, her türlü harçtan muaf olduğundan, yönetim ve denetimi Fon'a devredilen davalı ---------Ş'nin harçtan muaf olduğu dikkate alınarak harçtan sorumlu tutulmaması" şeklinde olmalıdır. 3-Bozma ilâmı sonrasında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hukuki nedenler ve sonuç: Her ne kadar uyulan bozma ilâmında aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasının uygun olacağı belirtilmiş ise de, bilirkişilerden ----------- 2019 yılı bilirkişi listesinde kayıtlı olmadığı anlaşılmakla, dosyanın önceki heyetteki ---------- ile listede kayıtlı olmayan bilirkişi yerine işlemiş faiz hesabını yapacak nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye tevdiine karar verilmiş ve bilirkişiler ---------- ve ------------- tarafından düzenlenen 19/12/2019 tarihli rapor hükme esas alınmıştır. Davacının davalı bankada nezdinde açtığı vadeli katılım hesapları ve getiri oranları aşağıda listelenmiştir. Hesap açılış tarih Tutarı ABD Doları Vadesi Katkı payı % Getiri tutarı ABD Doları 18.11.2013 50.000.000 03.02.2014 %3,50 302.726,03 02.12.2013 15.000.000 01.04.2014 %3,55 143.556,16 02.12.2013 25.000.000 03.03.2014 %3,55 181.439,04 04.12.2013 30.000.000 30.04.2014 %3,60 356.666,30 Toplam 120.000.000 984.387,53

Davacı ---------, davalı banka nezdinde açmış olduğu yukarıda listesi verilen hesapların vadeleri gelmeden 30.12.2013 tarihinde bankaya verdiği yazılı talimatla; 18.11.2013 tarihli 50.000.000 ABD Doları, 02.12.2013 tarihli 25.000.000ABD Doları, 02.12.2013 tarihli 15.000.000 ABD Doları, 04.12.2013 tarihli 30.000.000 ABD Doları tutarındaki hesapların bozdurularak 120.317.530,096 USD olarak başka bankadaki hesabına havale edilmesini istemiştir. Bu taleple birlikte taraflar arasındaki sözleşme sonlanmış olup davacının hesap açılış tarihinden 30.12.2013 tarihine kadar isteyebileceği kâr payı miktarı aşağıda hesaplanacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, taraflar arasındaki sözleşme sonlandığından 30.12.2013 tarihinden sonra kâr payı talep edilemez. Ancak şartlar gerçekleştiği takdirde 30.12.2013 tarihinden sonra temerrüt faizi istenebilir. Buna göre; İŞLEMİŞ KÂR PAYI HESABI: HESAP AÇILIŞ TARİHİ TALEP TARİHİ YATIRILAN MİKTAR BRÜT KÂRGÜN İŞLEMİŞ BRÜT PAYI ORANI KÂR PAYI

18.11.2013 30.12.2013 50.000.000,00 $ 3,50% 42 201.369,86 $ 02.12.2013 30.12.2013 15.000.000,00 $ 3,55% 28 40.849,32 $ 02.12.2013 30.12.2013 25.000.000,00 $ 3,55% 28 68.082,19 $ 04.12.2013 30.12.2013 30.000.000,00 $ 3,60% 26 76.931,51 $ TOPLAM 120.000.000,00 $ TOPLAM 387.232,88 $

Hesap tablosundan görüleceği üzere; hesap açılış tarihlerinden sözleşmenin sonlandığı 30.12.2013 tarihine kadar davalı tarafından uygulanan brüt kâr payı oranları üzerinden yapılan hesaplama neticesinde, işlemiş brüt 387.232,88 ABD Doları kâr payı alacağı tespit edilmiş olup, bu miktardan kesilecek %18 stopaj sonrası 30.12.2013 sözleşmenin sonlandığı tarih itibariyle (387.232,88 x 0,82 =) 317.530,96 ABD Doları net kâr payı alacağı tespit edilmiştir. İŞLEMİŞ TEMERRÜT FAİZİ HESABI: Davalı bankanın, davacı şirketin 30.12.2013 tarihinde talep ettiği 120.000.000 ABD Doları'nı, itirazda bulunmadan kısmen ödeme yapmaya başladığı anlaşılmakla, ödemediği kısımlar yönünden temerrüde düşmüş olduğu kanaatine varılmıştır. Bu çerçevede 30.12.2013 tarihinden sonra peyder pey yapılan ödemeler üzerinden 3095 sayılı "Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun" 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi olan brüt %7,00 oranı üzerinden (geciken her ödeme tarihi baz alınarak) hesaplanan işlemiş temerrüt faizleri aşağıda tespit edilmiştir. TALEP TARİHİ ÖDEME TARİHİ ÖDEME MİKTARI BRÜT FAİZ GÜN İŞLEMİŞ BRÜT ORANI TEMERRÜT FAİZİ 30.12.2013 31.12.2013 15.000.000,00 $ 7,00% 1 2.876,71 $ 30.12.2013 03.01.2014 25.000.000,00 $ 7,00% 4 19.178,08 $ 30.12.2013 07.01.2014 6.000.000,00 $ 7,00% 8 9.205,48 $ 30.12.2013 10.01.2014 10.000.000,00 $ 7,00% 11 21.095,89 $ 30.12.2013 14.01.2014 10.000.000,00 $ 7,00% 15 28.767,12 $ 30.12.2013 17.01.2014 5.000.000,00 $ 7,00% 18 17.260,27 $ 30.12.2013 22.01.2014 9.000.000,00 $ 7,00% 23 39.698,63 $ 30.12.2013 24.01.2014 5.000.000,00 $ 7,00% 25 23.972,60 $ 30.12.2013 27.01.2014 5.000.000,00 $ 7,00% 28 26.849,32 $ 30.12.2013 07.02.2014 5.000.000,00 $ 7,00% 39 37.397,26 $ 30.12.2013 13.02.2014 5.000.000,00 $ 7,00% 45 43.150,68 $ 30.12.2013 14.02.2014 10.000.000,00 $ 7,00% 46 88.219,18 $ 30.12.2013 19.02.2014 5.000.000,00 $ 7,00% 51 48.904,11 $ 30.12.2013 21.02.2014 5.000.000,00 $ 7,00% 53 50.821,92 $ TOPLAM 120.000.000,00 $ TOPLAM 457.397,26 $

Hesap tablosundan görüleceği üzere; sözleşmenin sonlandığı 30.12.2013 tarihinden sonra yapılan ödemeler yönünden 30.12.2013 tarihi ile ödeme tarihleri arasında uygulanan %7 temerrüt faizi üzerinden yapılan hesaplama neticesinde; 457.397,26 ABD Doları işlemiş brüt temerrüt faizi alacağı tespit edilmiş olup, bu miktardan kesilecek %18 stopaj sonrası (457.397,26 x 0,82 =) 375.065,75 ABD Doları net temerrüt faizi alacağı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, hesap açılış tarihlerinden sözleşmenin sonlandığı 30.12.2013 tarihine kadar işleyen kâr payı miktarının 317.530,96 ABD Doları olduğu, sözleşmenin sonlandığı 30.12.2013 tarihinden sonra peyder pey yapılan ödemeler için ödeme tarihlerine kadar işleyen temerrüt faizi miktarının 375.065,75 ABD Doları olduğu kanaatine varıldığından, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda 317.530,96 ABD Doları kâr payı alacağının, 12.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesine göre Devlet Bankalarının ABD Doları cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek temerrüt faizi oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak fiili ödeme günündeki ---------- Bankası efektif satış kuru TL karşılığı eklenmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 375.065,75 ABD Doları işlemiş temerrüt faizinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 0,29 ABD Doları istemiyle, 317.530,96 ABD Doları tutarındaki kâr payına uygulanacak faizin başlangıç tarihine ve 375.065,75 ABD Doları tutarındaki temerrüt faizine faiz uygulanması istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Harçla ilgili olarak Bankacılık Kanunu'nun 140/9.fıkrasında, fon bankaları, faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankaların İflas ve tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsilini teminen yapacakları, her türlü işlemin dava ve İcra takipleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu, bu düzenleme kapsamında, davalı bankanın Bankacılık Kanunu'nun 140.maddesi gereğince harçtan muaf olduğundan 19.12.2005 günlü ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. md. gereğince davalıdan harç alınmamasına karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar, davalı yargılama sırasında iflas etmiş ve dava kayıt-kabul davasına dönüşmüş ise de, iflas kararının 5411 Sayılı Kanunun 106. maddesinde bankanın iflası için gerekli olan, bankanın faaliyet izninin kaldırılması ve sigorta kapsamında katılım fonu ve mevduat sahiplerine ödeme yapılmasına ilişkin koşulların gerçekleşmesi, bankanın faaliyet izninin kaldırılmasına neden olan durumun da haklı nedene bağlı olduğu yüksek -----------sayılı ilâmı ile saptanmış, ikinci alacaklılar toplantısının beklenip beklenmeyeceği hususunda araştırma yapılmış ve iflas kararının -----------17.09.2020 tarihli kararı ile ikinci alacaklılar toplantısı yerine kaim olmak üzere iflas idaresine yetkiler verilmiş olması nedeniyle yargılamaya devam edilerek kurulan hükümdeki faizin iflas tarihine kadar yapılacak faiz hesabının iflas idare memurlarınca yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Yine, her ne kadar dava kayıt-kabul davasına dönüşmüş ve bu nedenle davacı vekiline, iflas masasına başvurarak alacağının kabulünü talep etmesi gerekir ise de, --------- tarafından atanan davalı vekilinin, davayı kabul etmediklerine dair açık ve net beyanı, ve ----------- numaralı kararı karşısında davacı tarafın alacağını kaydettirmek üzere iflas masasına başvurusunun bir anlamı olmayacağı anlaşıldığından hedef süre uygulaması da gözetilerek davacı vekiline alacağını kaydettirmesi için süre verilmemiş ve davanın kısmen kabulüne ilişkin mahkememizce verilen 27/01/2021 tarih ve ---------- Esas ------------ Karar sayılı kararı davalı banka iflas idaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine --------- sayılı ilâmıyla "V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı banka iflas idaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı banka iflas idaresi vekili; banka müşterilerinin, vadeden önce parasını talep etme hakkı bulunmakla beraber mevzuat hükmü gereğince bu talebin ancak bankaların kabulü ile işleme alınabileceğini, sözleşmenin kuruluşu süreci gözetildiğinde davacı yanın vadeden önce parasını talep etme hakkı bulunmadığını, mevzuat vadeli hesaptaki paranın vadesinden önce çekilmesi halinde kâr payı ödemesi yapılmasına mani iken, vadesinden önce çekilmesi talep edilen katılım hesabındaki tutarla ilgili olarak temerrüd hükümlerinin işletilemeyeceğini, esas olanın sözleşmenin devam ettirilmesi olduğunun karşı tarafa hatırlatıldığı halde, karşı taraf sözleşmenin bozulmasında ısrar ettiği talebin medeni kanunun 2. maddesine aykırı olduğunu, somut olaya konu katılım hesapları yönünden (vadeleri bir yıldan daha az olduğu için) vadeden önce para çekimlerinde kar payı ödemesi yapılmasının, Bakanlar Kurulu kararınca seçimlik hak bile verilmeksizin yasaklandığını, bilirkişi raporunda da bir çok hususun eksik ve hatalı tespit edildiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vadeli katılım hesabına yatırılan paranın vadeden önce talep edildiği halde ödemede temerrüde düşülmesinden doğan temerrüt faiz alacağı ve kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davalı Banka'nın yargılama sırasında iflas etmesi nedeniyle kayıt kabul istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK’nın 206. maddesi, 195. Maddesi 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün olmamasına göre davalı banka iflas idaresi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2.Dava, 15.09.2014 tarihinde ------------Ş. aleyhine alacak talebiyle açılmış olup, davalı bankanın yargılama aşamasında 16.11.2017 tarihinde iflasına karar verilmiş olması nedeniyle dava İcra ve İflas Kanunu'nun 235. maddesinde düzenlenen kayıt kabul davasına dönüşmüştür. Yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda İcra ve İflas Kanunu'nda açık bir hüküm yoktur. Sadece İcra ve İflas Kanunu'nun 198. maddesinin 1. fıkrasında, konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymete para alacağına çevrileceği öngörülmüştür. Öğretide, konusu yabancı para olan alacakların da anılan yasa hükümlerine göre iflasın açıldığı andaki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek iflas masasına yazdırılacağı kabul edilmiştir. İcra İflas Kanunu'nun 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. Bunu sağlamak için de yabancı para alacakların aynı paraya (Türk Parasına) çevrilmesi gerekir. Çeviri zamanı ise, yabancı para alacakları ve konusu para olmayan alacaklar için iflas kararının verildiği tarih olmalıdır. Diğer taraftan yabancı para alacağının aynen kaydı, alacaklılar arasında eşitliği ön planda tutan İflas Hukukunun bu prensibini de zedelemiş olacaktır. Zira, iflasta imtiyazlı alacaklar İİK'nın 206. maddesinde ilk üç sırada sayılmış olup, yabancı paranın masaya aynen kaydedilmesi halinde, yabancı para alacakları lehine kanunda öngörülmeyen bir imtiyaz yaratılmış olur. Bu durumda ise, aynı sırada bulunan ülke parası alacaklısı ile yabancı para alacaklısı arasında eşitsizlik meydana gelecektir. Bu sonuç ise, her sıradaki alacaklıların eşit hakka sahip olduğunu belirten İİK'nın 207. maddesine aykırılık teşkil eder. Dairemizin istikrarlı içtihatlarında da belirtildiği üzere, iflas davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalardan olması ve mahkemece kayıt kabulüne karar verilecek miktarın diğer alacaklıların alacak miktarlarını ve haklarını da etkileyecek olması sebebiyle, davacının müflis şirketten olan alacağının iflasın açıldığı tarihteki ----------- Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekir. Öte yandan, kayıt kabul davalarında genel ilke iflas tarihine kadar olan yasal faizin hesaplanıp, işlemiş faizi ile birlikte kaydı gereken toplam alacak miktarının infazı mümkün ve tereddüde yer vermeyecek şekilde bilirkişi aracılığıyla belirlenmesinden sonra, bu miktar üzerinden iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesidir. Bu durumda mahkemece, davacı alacağının iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, iflasın açıldığı tarihteki ----------- Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilmesi ve alacağın iflas tarihine kadar faiz yürütülmek suretiyle tespit edilerek ve temyiz aşamasında dahi davalı müflis banka iflas idaresinin alacağı kabul etmediği de dikkate alınarak eda hükmü değil alacağın müflis banka iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün re’sen bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı banka iflas idaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2. Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının re’sen BOZULMASINA, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi." gerekçesiyle mahkeme kararımız bozularak dosya mahkememize gelmiş ve yeni bir esasa kaydı yapılmıştır. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda hesap yapmak üzere dosyanın bankacı bilirkişiye tevdine karar verilmiştir. Bilirkişi bankacı ----------- tarafından sunulan 08.04.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "SONUÇ: Delillerin değerlendirilmesi ve takdiri nihai karar Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Dosya kapsamı, yapılan açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; * Tarafları ------------ ve Müflis -------------Ş. olan işbu davanın “Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) ” konulu dava olduğu, ------------ Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 18/12/2024 tarihinde Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda hesap yapmak üzere dosyanın bankacı bilirkişiye tevdine, ...” şeklinde verilen karar gereği hesaplamalar yapıldığı, * Buna göre davacı ----------- davalı Müflis -----------Ş.'den 3.299.715,02 TL alacağı kaldığı, görüş ve kanaati ile, E-imza ile imza altına alınan işbu rapor Sayın Mahkemenizin takdirlerine saygı ile sunulur." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.

UYUŞMAZLIK VE HUKUKİ NİTELENDİRME :Uyuşmazlık, vadeli katılım hesabına yatırılan paranın vadeden önce talep edildiği halde ödemede temerrüde düşülmesinden doğan temerrüt faiz alacağı ve kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davalı Banka'nın yargılama sırasında iflas etmesi nedeniyle kayıt kabul istemine ilişkindir. 2004 sayılı İcra Ve İflas Kanunu'nun II. ALACAKLILARIN HAKLARI ÜZERİNE İFLASIN TESİRLERİ Müflisin borçlarının muacceliyet kesbetmesi başlıklı 195 inci maddesi "Borçlunun gayri taşınır mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur. (Değişik: 9/11/1988-3494/41 md.) Müflisin vadesi gelmemiş faizsiz borçlarından yıllık kanuni faiz hesabıyla iskonto yapılır.", Adi ve rehinli alacakların sırası başlıklı 206 ncı maddesi "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) (Değişik birinci fıkra: 28/2/2018-7101/5 md.) Alacakları rehinli olan alacaklıların satış tutarı üzerinde rüçhan hakları vardır. Gümrük resmi ve akar vergisi gibi Devlet tekliflerinden muayyen eşya ve akardan alınması lazım gelen resim ve vergi, rehinli alacaklardan sonra gelir. Bir alacak birden ziyade rehinle temin edilmiş ise satış tutarı borca mahsup edilirken her rehinin idare ve satış masrafı ve bu rehinlerden bir kısmı ile temin edilmiş başka alacaklar da varsa bunlar nazara alınıp paylaştırmada lazım gelen tenasübe riayet edilir. Alacakları taşınmaz rehniyle temin edilmiş olan alacaklıların sırası ve bu teminatın faiz ve eklentisine şümulü Kanunu Medeninin taşınmaz rehnine müteallik hükümlerine göre tayin olunur. (Ek cümle: 29/6/1956-6763/42 md.; Mülga cümle: 14/1/2011-6103/41 md.) (…) (Değişik dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/52 md.) Teminatlı olup da rehinle karşılanmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa mallarının satış tutarından, aşağıdaki sıra ile verilmek üzere kaydolunur: Birinci sıra: A) İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları, B) İşverenlerin, işçiler için yardım sandıkları veya sair yardım teşkilatı kurulması veya bunların yaşatılması maksadıyla meydana gelmiş ve tüzel kişilik kazanmış bulunan tesislere veya derneklere olan borçları, C) İflâsın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş olan ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları. İkinci sıra: Velâyet ve vesayet nedeniyle malları borçlunun idaresine bırakılan kimselerin bu ilişki nedeniyle doğmuş olan tüm alacakları; Ancak bu alacaklar, iflâs, vesayet veya velâyetin devam ettiği müddet yahut bunların bitmesini takip eden yıl içinde açılırsa imtiyazlı alacak olarak kabul olunur. Bir davanın veya takibin devam ettiği müddet hesaba katılmaz. Üçüncü sıra: Özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklar. Dördüncü sıra: İmtiyazlı olmayan diğer bütün alacaklar. (Ek fıkra: 17/7/2003-4949/52 md.) Bir ve ikinci sıradaki müddetlerin hesaplanmasında aşağıdaki süreler hesaba katılmaz: 1. İflâsın açılmasından önce mühlet de dahil olmak üzere geçirilen konkordato süresi. 2. İflâsın ertelenmesi süresi. 3. Alacak hakkında açılmış olan davanın devam ettiği süre. 4. Terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesinde, ölüm tarihinden tasfiye kararı verilmesine kadar geçen süre. (Ek fıkra: 14/1/2011-6103/41 md.) Gemilerin paraya çevrilmesi hâlinde yapılacak sıra cetveli, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler için Türk Ticaret Kanununun 1389 ilâ 1397 nci maddesi hükümlerine göre düzenlenir." ve Sıra cetveline itiraz ve neticeleri başlıklı 235 inci maddesi "(Değişik: 18/2/1965-538/97 md.) (Değişik: 9/11/1988-3494/49 md.) Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir. İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar. Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür. Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur." hükmünü düzenlemiştir. Davacı tarafın, vadeli katılım hesabına yatırılan paranın vadeden önce talep edildiği halde ödemede temerrüde düşülmesinden doğan 375.065,75 USD temerrüt faiz alacağı ve 317.530,96 USD kâr payı alacağının önceki bozmaların şümulü dışında kalarak kesinleştiği, iflas davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalardan olması ve mahkemece kayıt kabulüne karar verilecek miktarın diğer alacaklıların alacak miktarlarını ve haklarını da etkileyecek olması sebebiyle, davacının müflis şirketten olan alacağının iflasın açıldığı tarihteki ---------- Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerektiği, öte yandan, kayıt kabul davalarında genel ilke iflas tarihine kadar olan yasal faizin hesaplanıp, işlemiş faizi ile birlikte kaydı gereken toplam alacak miktarının infazı mümkün ve tereddüde yer vermeyecek şekilde bilirkişi aracılığıyla belirlenmesinden sonra, bu miktar üzerinden iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesi olduğu, bu hususlar ve Yargıtay kararı göz önünde bulundurularak yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu söz konusu yabancı para alacağının 16.11.2017 iflas tarihi itibariyle ( 375.065,75 + 317.530,96 = 692.596,71, 692.596,71 + 157.604,27 = 850.200,98, 850.200,98 x 3,8811 = ) 3.299.715,02 TL olarak hesaplandığı anlaşıldığından davacının iflas tarihi itibariyle davalı (İflas Nedeniyle) ------------ Şirketi'nden 3.299.715,02 TL alacağı olduğu tespit edildiğinden davanın kabulü ile--------- İflas Dairesi ------------ İflas dosyasında müflis şirket masasına alacağın kayıt ve kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, Davacının, (İflas Nedeniyle)------------ Şirketi'nden iflas tarihi olan 16/11/2017 tarihi itibariyle 3.299.715,02 TL alacağı olduğunun tespiti ile alacağın ---------- İflas Dairesi ---------- İflas dosyasında müflis şirket masasına KAYIT VE KABULÜNE, 2-5411 sayılı Kanun'un 140. maddesi uyarınca Fon, her türlü harçtan muaf olduğundan, yönetim ve denetimi Fon'a devredilen davalı (İflas Nedeniyle) ---------- Şirketi'nin harçtan muaf olduğu dikkate alınarak harçtan sorumlu tutulmamasına, davacı tarafından dava açılırken yatırılan 25.311,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından sarf edilen toplam 13.376,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihin yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde YARGITAY ilgili Hukuk Dairesine TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/756, K. 2025/429, T. 21.05.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-756-e-2025-429-k-cd97170ef01f