İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/733 E. 2025/1023 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/733
- Karar No
- 2025/1023
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/733 KARAR NO : 2025/1023
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/08/2024 KARAR TARİHİ : 13/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan 20/08/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında alım-satım sözleşmesi kapsamında davalı şirketin çeşitli malları müvekkiline temin etmek, müvekkili şirketin de bu mallar karşılığında bedel ödeme borcu altına girdiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında ürün bedeli olarak davalı şirkete 53.060,00 EURO ödeme yaptığını, ancak davalı şirketin edimini gerçekleştirmediğini, taahhüt ettiği malları teslim etmediğini, müvekkilinin borç hakkında davalı yan ile sürekli iletişim kurmaya çalıştığını, davalı yanın ise müvekkiline herhangi bir yanıt vermediğini ve oyaladığını, alacağın tahsili için yukarıda ayrıntılı yazılı icra takibinin başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini, neticede; davalının itirazının iptaline takibin devamına, davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 26/09/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacının davasının haksız olduğunu, müvekkilinin böyle bir borcunun olmadığını, müvekkili şirketin davacı yabancı şirketle ticari bir ilişkisi olmadığını, dava konusu edilen paranın, müvekkilinin Romanya'da kurulu ... Adlı şirketin müdürü ... ile görüşerek ticari mal tedariği için ... DIŞ TİCARET A.Ş.'ye verilmesi gereken teminatın tamamlanması maksadıyla gönderilmesini talep ettiği para olduğunu, işbu görüşme sonucunda şirket yetkilisi ...’in davacı şirketin hesabı üzerinden bu parayı gönderdiğini, ... yetkilisi ... ile yapılan görüşmelerde işbu paranın kendisi tarafından, 02.06.2022 tarihinde davacı ...'nin hesabına 265.000,00 RON (ki dava konusu 53.060,00'yu karşılayan miktardır) olarak gönderildiğini, o hesaptan da Euro'ya çevrilerek aynı gün müvekkiline gönderildiğinin belirtildiğini, ayrıca halen bu şirketten alacakları bulunduğu bilgisini verildiğini, ekte sunulu .... Dış Ticaret A.Ş 'nin düzenlediği 04.01.2023 tarihli ... başlıklı belgeden dahi bu durumun anlaşıldığını, bu belgede, davacı ...'nin... DIŞ TİCARET A.Ş' ye olan borçlarının .... tarafından ödendiğinin yazıldığını, davacı ..., .... A.Ş nin Ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ve ayrıca bütün bu süreçleri bilen .... celbedilip dinlendiğinde bu durumun anlaşılacağını, neticede; davanın reddine, davacı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava,alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi .... tarafından sunulan 20/08/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davalı tarafından davacıya 02.06.2022 tarih ... nolu 53.060,00 EURO bedelli Proforma fatura kesildiği, 03.06.2022 tarihinde davacının davalıya 53.060,00 EURO havale ile ödeme yaptığı, Swift dekontunda açıklama olarak PROF INV 1001 şerhi bulunduğu, davalı ticari defterlerinde davacıdan gelen 53.060,00 EURO’nun ortaklar cari hesabına alacak işlendiği, bir diğer ifade ile davalı ticari defterlerinde davacının yaptığı ödemenin davacı cari hesabına değil, ortaklar cari hesabına alacak kaydedildiği, davalı ticari defterlerinde davacıya kesilen herhangi bir fatura veya başka bir işleme rastlanmadığı, gerek davacı tarafından davalıya proforma fatura düzenlenmesi, davacının da yaptığı ödeme de proforma fatura bilgisine yer vererek ödeme yapması, gerekse dava dışı ... beyanlarında dava konusu ödemenin davacı adına ... tarafından yapıldığına ilişkin bir beyan olmaması nedeniyle davalı iddialarının ispata muhtaç olduğunun değerlendiriliği, mahkemece davacı alacağının kabulü halinde, davacı tarafından icra takibinde faiz olarak Kamu Bankalarının 1 yıl vadeli EURO mevduata uyguladıkları %2,5 faizi oranını talep ettiği, icra takip tarihinde bu oranın %4 olduğu, taleple bağlılık esası gereğince davacı talebinin uygun olduğu ve değişen oranlarda uygulanması takdirinin mahkemede olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı....2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Dava konusu somut olayda, davacının davalıya proforma faturada belirtilen ürünlerin alımı amacıyla avans olarak 53.060,00 EURO ödeme yaptığı, ancak davalı tarafından herhangi bir mal teslim edilmediği iddiasıyla davacı tarafından davalı aleyhine 53.060,00 EURO tutarında alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı görülmektedir. Davalının, takip konusu borca ve tüm ferilerine yönelik itirazı üzerine, söz konusu itirazın iptali talebiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır. Bu davada temel uyuşmazlık, davacının davalıya gerçekten avans ödemesi yapıp yapmadığı, davalının davacıya mal teslim edip etmediği, davacı tarafından gönderilen paranın dava dışı şirket tarafından davacıya gönderilip gönderilmediği,söz konusu paranın başka bir şerkete gönderilmek üzere davacıya gönderilip gönderilmediği,davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı ve eğer alacaklı ise alacağın miktarının ne olduğu hususlarında yoğunlaşmaktadır. Bilirkişi tarafından yapılan ticari defter incelemesi sonucunda, davacının davalıya 53.060,00 EURO avans ödemesi yaptığına dair dekont sunduğu ve ödemenin davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu belirlenmiştir. Türk Hukuk Lûgatında ikrar; aleyhine hukukî sonucu yaratabilecek maddi ya da hukukî bir olgunun doğruluğunu belirterek onama, şeklinde tanımlanmıştır. Öğretideki tanımlamalara göre ise, ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukukî sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da, ikrara bu anlam yüklenmektedir. İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi karşı tarafın ileri sürdüğü hukukî sebepler de ikrara konu olamazlar. Öğretide ve uygulamada ikrar, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır. Kapsam yönünden, ikrar, çekişmeli olan maddi vakıanın tamamını veya belli bir kesimini kapsayabilir. İlkinde tam, ikincisinde ise kısmi ikrar söz konusudur. İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkâr da denilmektedir. Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz. Vasıflı ikrarda, (ki buna gerekçeli inkâr da denilmektedir) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukukî niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Örneğin; davalı, davacıdan 1.000TL aldığını ikrar eder, fakat bu parayı ödünç olarak değil hibe olarak aldığını bildirmesi hâlinde olduğu gibi, vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden, davacı iddiasını, yani parayı ödünç verdiğini kanıtlamalıdır. Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 05.06.2015 tarihli ve ... E., ... K.; 21.09.2021 tarihli ve .... E., .... K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Somut olay bu ilke ve kavramlar ışığında değerlendirildiğinde; davaya konu edilen havalenin davalıya avans ödemesi olarak gönderildiğine dair davacı iddiası davalı tarafça kabul edilmemiş,gönderilen paranın davacı şirkete başka bir şirket tarafından davalıya gönderilmek üzere gönderildiğini savunulmuştur.Böylece davalı, davaya konu paraların kendisine gönderildiğini (maddi vakıayı) ikrar etmiş, ancak, ikrara,yapılan ödemenin üçüncü kişi tarafından kendisine gönderilmek üzere davacıya gönderildiğine ilişkin vakıa eklenerek, bu vakıa ile ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engellemek istemektedir.Bileşik ikrara eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunmadığından somut olayda bağlantısız bileşik ikrar söz konusu olup buna göre ikrar eden davalı,söz konusu avans ödemesinin davacıya üçüncü bir firma tarafından davalı şirkete gönderilmek üzere gönderildiğini,davacının da aldığı bu ödemeyi davalı şirkete gönderdiğini ispat yükümlülüğü altında bulunmasına rağmen davalının bu hususu usulüne uygun deliller ile ispat edemediği, yemin deliline dayanan davalının yemin teklifi davacı tarafından kabul edilerek eda edildiği,buna göre davalının savunmasını ispat edemediği anlaşılmıştır. Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Davacı ile davalı arasında, çeşitli malzeme alım satımına ilişkinin ticari ilişkinin olduğu,davacının,davalıdan proforma faturada belirtilen ürünleri sipariş ettiği ve bedelini banka havalesi ile davalıya gönderdiği,davalının satış sözleşmesine konu edimi olan mal teslimini davacıya yapmadığı,davalı tarfından davacıya proforma fatura düzenlenmesi ve yapılan ödeme de proforma fatura bilgilerinin bulunması ve davalının söz konusu havalenin borç ödemesi olarak gönderildiğini savunmaması dikkate alındığında gönderilen paranın avans ödemesi olduğunun davacı tarafından ispat edildiği,davalı tarafından,davacının gönderdiği avans ödemesinin davacıya üçüncü kişi tarafından davalıya .... Dış Ticaret A.Ş.'ye ödenecek teminatın tamamlanması amacıyla davacıya gönderildiğini,davacının da bu parayı davalıya gönderdiğine ilişkin savunmasını usulüne uygun deliller ile ispat edilemediği gibi davalı tarafından teklif edilen yeminin davacı tarafından eda edilmesi gözönüne alındığında savunmasını ispat edemediği,davalının avans ödemesini iade etmekle yükümlü olduğu ,buna göre davalının icra takibine yaptığı itirazın iptalii takibin devamına karar vermek gerekmiştir İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesi gerektiği,davacının icra takibine girişmekte kötüniyetli olduğu davalı tarafından ispat edilemediğinden davalı vekilinin koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davalının Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas (Eski esas:(Kapatılan) Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas) sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 53.060,00 EURO yönünden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarıca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, 2-Asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 228.142,08.-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE, 4-Alınması gerekli 135.095,24 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 33.773,81 TL peşin harç ile 5.703,55 TL icra veznesine yatan harcın mahsubu ile bakiye 95.617,88TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 5-Davacı tarafından ödenen 427,60 TL Başvurma Harcı, 33.773,81 TL peşin harç, 5.703,55 TL icra veznesine yatırılan harç ile 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 35.965,76 harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafından yapılan 12 tebligat + posta ücreti 676,00 TL bir bilirkişi ücreti 20.000,00 TL olmak üzere toplam 20.676,00 TL olan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 294.875,04 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.13/11/2025
Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."