İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/720 E. 2025/300 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/720
- Karar No
- 2025/300
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/720 Esas KARAR NO:2025/300
DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:23/12/2016 KARAR TARİHİ :24/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin akaryakıt sektörüne 2010 yılında girdiğini davalı ile aralarında akaryakıt bayilik sözleşmesiyle dikey ilişki kurulduğunu ve bu ilişkinin 2016 yılı aralık ayına kadar devam ettiğini, müvekkilinin 2014 yılında üçüncü Bir akaryakıt istasyonu daha satın aldığını, bu nedenle davalı ile ikinci kez dikey ilişki kurulduğunu buradaki risklerin önüne geçebilmek icin 100.000,00 TL değerinde iki adet banka teminat mektubu teslim ettiğini, müvekkilinin akaryakıt bedellerini hiç problemsiz ödediği halde, akaryakıt pazarındaki payını davalı 2,4 iken Havza pazarına kendi payınıda ekleyerek bu payı %140 lara çıkardığı halde miktarını yine 5.000 metre küpe çıkarttığı halde müşterilerin araçlarında arıza oluştuğunda itibarının sarsılmasına engel olmak için davalı tarafından araçların tamir bedellerinin ödendiği halde davalının davacıya ait olan satış alanına ikinci ve üçüncü bayilikleri verdiğini, buradaki ticari şartları müvekkiline tanımadığı için müvekkilinin müşterilerinin müvekkilinin bayilerini terkettiğini, bundan dolayı müvekkilinin ticari faaliyetlerini devam ettiremediğinden haklı nedenle sözleşmeyi feshetme zorunda kaldığını, davalı firmanın son aldığı akaryakıt bedeli için müvekkili aleyhine icra takibi açma ve teminat mektuplarını ayrıca tazmin etme ihtamelinin yüksek olduğunu, müvekkilinden satış bedellerinden tahsil etmesine rağmen müvekkiline bu yönde tehdit ettiğini, bu nedenle aleyhlerine icra takibi başlatılmadan evvel bu davanın açılmasında zaruret bulunduğunu, bayilik sözleşmesinin Havza ilçesinde bulunan bu iki istasyonda ifa edildiğini. Bu nedenle HMK 10. Madde gereğince mahkememzini de yetkili olabileceğini, izah edilenlerden dolayı doğacağı mutlak olan zararın önlenmesi için ihtiyati tedbir talebinde bulunulması gerektiğini, müşteri numarası belirten fatura kullanarak açılacak olan tedbirin durdurulmasına ihtiyati tedbiren karar verlimesi gerektiğini, iddia ederek öncelikle İİK 72. Madde gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili yeniden 03/01/2017 havale tarihli dilekçesi ile durumun ve şartların değiştiği iddiasıyla tedbir kararı verilmesini içerir dilekçinden özetle; 29/12/2016 tarihinde davalının talebi üzerine müvekkilinden 2 teminat mektubunun bedeli olan 200.000,00 TL yi tahsil ettiğini, bankaya sundukları tazmin taleplerinin incelenmesinde sözleşme hükümlerini yerine getirmediği ve borcunu ödemediğinden 100.000,00 TL bedelli mektubun ödenmesinin rica edildiğini, iddia edilen bu hususlar gereğince davalının icra takibi açma kararında sebahat ettiğinin sabit olduğunu, bankaların yazısı nedeniyle müvekkilinin kredi yönünden güvenilir olmayan tacir karalamasıyla karşılaşacağını, müvekkilini davalının böyle bir tahsilat yapması karşısında kredinin katledilebilceği hususunda uyardığını iddia ederek, fatura bedellerininde ödenmiş olması sebebiyle borçlu olmadığının sabit olduğunu, davalının halen daha bu faturalar kaynaklı icra takibi yaparak müvekkilini tehdit ettiğini, müvekkilinin tüm ihtisati faaliyetini yok olmasının engellemek amacıyla İİK 72/2 gereği ihtiyatid tedbiri kararı verilmesinin talep etmiştir. CEVAP-KARŞI DAVA: Davalı vekili cevap - karşı dava dilekçesinde; Davacıya iki ayrı istasyon için iki ayrı bayilik sözleşmesi ile bayilik hakkı tanındığını, vekiledeni şirketin , davacı tarafça verilmiş olan teminat mektuplarını davacı tarafın cari hesap borçlarına mahsup ettiğini, davacının vekiledeninden mal satın aldığını akabinde bedellerinin teminat mektuplarını nakde çevrilerek ödenmesini talep ettiğini, sonrada huzurdaki davayı ikame ettiğini keza davalının fatura muhteviyatına bir itirazı olmadığı gibi fatura konusu ürünlerinde davacıya teslim edildiğini, dolayısıyla davacının ürün bedellerinden sorumlu olduğunu, açılan asıl davanın usul ve yasaya aykırı olduğundan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Karşı davaya yönelik olarak; Karşı davalı ... ... Şirketi ile davalı arasında Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri ve Protokolleri imzalandığını, Akaryakıt bayilik sözleşmesi davacı karşı davalının her bir istasyonu için ayrı ayrı olacak şekilde imza edildiğini, diğer davalı ..., ... Petrolün davalı şirket nezdindeki doğduğunu ve doğacak borçlarına garantör olduğunu, İmzalanan sözleşmeler ile karşı davalı şirketin davahnm 2019 yılına kadar bayisi olması sağlandığını ve karşı davalıya 2 farklı istasyon için bayilik hakkı tanındığım, taraflar arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmeleri ile karşı davalının davalı bayisi olduğu yerler ise "... Mahallesi ... evleri Sokak No: 119 .../... ve Üniversite Mahallesi ... ... Caddesi No: 165 ...za/...' adresleri olduğunu karşı davalı tarafa bayilik hakkı ile birlikte, karşı davacı davalı şirket tarafından uygun ticari koşullar sağlandığını, vade farksız ürünler ile sözleşme süresince kullanılmak üzere ariyet menkuller verildiğini, ayrıca karşı davacı davalı şirket tarafından karşı davalıya proaktif satış kapsamında ... marjlı destekte bulunulduğunu, karşı davacı davalı tarafından karşı davalıya, taraflar arasında akdedüen kararlaştırılan karlılıktan çok daha fazlası tanındığım, fcarşı damalı aleyhine hiçbir işlem ve girişimde bulunulmadığını, ancak karşt davah tarafça iyi niyet ve ahde vefa ilkelerine aykırı olarak bayilik sözleşmeleri feshedildiğini, karsı davalı tarafça taraflar arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmelerine aykirt hareket ettiğini ve haksız olarak bayilik sözleşmeleri feshettiğim, karşı davalı tarafça 12.12.2016 tarihinde asıl davaya konu banka teminat mektubu miktarlarına denk gelecek şekilde asıl dava da menfî tespit talebinde bulunduğu faturalarda geçen ürünleri satın alındığım, yine ayru tarihîe karşı davalı tarafça bayilik sözleşmeleri haksız ve tek taraflı feshedilmiş olup söz konusu ihtar aynı gün içinde karşı davacı davah şirketin eline geçmesi için ... Noterliğin' den gönderildiğini, 13.12.2016 tarihinde karşı davah tarafça karşı davaa davalı şirkete verilen teminat mektubu tutarlarının 12,12.2016 tarihinde satın almış olduğu ürün bedellerinden mahsup edilmesi talep ettiğini, karşı davalı tarafça kronolojisini belirtmiş olduğu süreçte plantı ve fcöfti niyetli olarak bayilik sözleşmeleri feshedildiğini, bayi planlı bir şekilde teminat mektubu bedelleri kadar akaryakıtı davalıdan aldığını, akabinde bayilik sözleşmelerini haklı bir neden olmaksızın fesih ettiğini teminat mektubunun verdiği zararlar nedeni ile nakde çevrileceğini ve aldığı ürüne ilişkin cebri takip işlemlerinin yapılacağının farkına varması nedeni ile, teminat mektuplanmn nakde çevrilerek cari hesaba mahsup edilmesini istediğini, böylelikle davalının uğradığı zararları teminat mektuplarından karşılama imkanı açıkça ortadan kaldırıldığını, sırf bu durum dahi bayilik sözleşmelerinin kötü niyetli olarak fesih edildiğini gösterdiğini, karşı davah tarafça 12.12.2016 tarihinde asıl davaya konu banka teminat mektubu miktarlarına denk gelecek şekilde asıl dava da menfi tespit talebinde bulunduğu faturalarda geçen ürünleri satın alındığım, yine aı/ra tarihte karşı davah tarafça bayilik sözleşmeleri haksız ve tek tarafh feshedilmiş olup söz konusu ihtar aynı gün içinde karşı davaa, davalı şirketin eline geçmesi için ... Noterliğin'den gönderildiğini, 13.12.2016 tarihinde karşı davalı tarafça karşı davacı davalı şirkete verilen teminat mektubu tutarlarının 12.12.2016 tarihinde satın atmış olduğu ürün bedellerinden mahsup edilmesi talep ettiğini karşı davah tarafça kronolojisini belirtmiş olduğu süreçte planlı ve kötü niyetli olarak bayilik sözleşmeleri feshedildiğini, bayi planlı bir şekilde teminat mektubu bedelleri kadar akaryakıtı davalıdan aldığım, akabinde bayilik sözleşmelerini haklı bir neden olmaksızın fesih ettiğini, teminat mektubunun verdiği zararlar nedeni ile nakde çevrileceğini ve aldığı ürüne ilişkin cebri takip işlemlerinin yapılacağının farkına varması nedeni ile, teminat mektuplarının nakde çevrilerek cari hesaba mahsup edilmesini istediğini, böylelikle davalının uğradığı zararları teminat mektuplarından karşılama imkanı açıkça ortadan kaldırıldığını, sırf bu durum dahi bayilik sözleşmelerinin kötü niyetli olarak fesih edildiğini gösterdiğini, taraflar arası akdedilmiş olan bayilik protokolünün konuyu düzenleyen ve şartı ceza uygulaması başhklı 4.maddesi aşağıdaki şekilde olduğunu, ... ile bayi arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin, akaryakıt bayilik sözleşmesi için belirlenen süreden önce bayi tarafından haksız ve hukuka aykın bir sebep ve suretle feshedilmesi halinde, ...' in bayi eylemleri sebebiyle oluşan zarar ziyan ve tazminat hakları saklı kalmak ve ...' in akaryakıt bayilik ilişkisini feshedip etmemek seçimlik haklan saklı kalmak üzere, bayi veva Garantör, ...' in ilk yazılı talebinde ve ...' in hiçbir kanuni merasim yürütmesine gerek olmaksızın 50.000,00 USD tutarındaki parayı, ...' e nakden ve defaten ödemeyi kabul beyan ve taahhüt ettiğini, hükmü düzenlemiş olup karşı davalı tarafın toplam da 2 adet bayiliği bulunması sebebiyle davalı karşı davacı 100.000,00 USD haksız fesih nedeniyle ceza-i şart ödemek zorunda olduğunu, karşı davalı tarafın /çarşı davacı davalı şirkete taraflar arasında akdedilmiş bulunan bayilik sözleşmeleri ve bayitffc protokollerinden kaynaklanan 2,343,47 TL cari hesap borcu bulunduğunu, söz konusu bedelinde davalıya ödenmesi gerektiğini, bayi işbu sözleşme ile veya bu sözleşmeye ek protokollerle belirlenen cezai şarta ilaveten fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam petrol ürünleri miktarların t fesih işlemi nedeniyle satamaması sonucu ...' in uğradığt tüm zarar ve ziyanı bu mey anda fesih tarihinden sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher m3 beyaz ürün, beher ton siyah ürün, beher ton madeni yağ ürünleri, beher ton otogaz LPG ürünlerindeki ...' in ilk talebi halinde derhal nakden ve defaten ödemeyi beyan kabul ve taahhüt ettiğini, hükmü düzenlenmiş olup karşı davalı tarafın 2 bayisi olması sebebiyle şimdilik her bir istasyon için 10.000,00 TL kar mahrumiyetinin davacı karşı davaltya ödenmesi gerektiğini beyanla, davalının üzerine düşen tüm yükümlülükleri ifa etmesi karşısında davalı imzalanan sözleşme ve taahhütnamelere aykırı davrandığını ve taraflar arasındaki sözleşmeleri haklı bir neden olmaksızın fesih ettiğini, bu nedenlerle davacının davasının reddine, karşı davanın kabulü ile davalıdan, ceza-i şart alacağının, cari hesap alacağı ve kar mahrumiyeti alacağının tahsiline karar verilmesini talep ve karşı dava etmişlerdir.
DELİLLER Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; bayilik sözleşmelerine, teminat mektuplarına, protokollere, ihtarnamelere dayanmışlardır. Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre dosyanın karşı dava yönünden talep edilen alacaklar için tüm deliller ile yanlar arasında bağıtlanan 51. Maddesi uyarınca münhasır delil kabul edilen karşı davacı yanın defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak alınan 03.10.2018 tarihli raporda: ''...Davalı yan vekili tarafından İncelemeye sunulan 2010 - 2011 -2012 - 2013 - 2014 - 2015 - 2016 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu kanaatine varıldığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davacı ... Petrol Ürünleri Yakıt inşaat Gıda Turizm Nakliye Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından haklj olarak fesih edilip edilmediği ile İlgili takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere davalı ... Petrol Ve Ticaret A.Ş.'nin davacı yandan; davalı yanın incelenen ticari defterlerinde davacı yandan 31.12.2017 tarihi itibariyle cari hesap olarak borç ve alacağının bulunmadığı bakiyenin sıfır olduğu, taraflar arasında akdedilmiş olan bayilik protokolünün konuyu düzenleyen ve şartı ceza uygulaması başlıklı 4.maddesine göre. Davacı ... Limited şîrkefl tarafın toplam da 2 adet bayiliği bulunması sebebiyle davolf karşı davacı yanın (50.000,00 USD X 2 =) 100,000,00 USD haksız fesih nedeniyle ceza-i şart ödemek zorunda olduğu, taraflar arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmesinin 46. Maddesinin Fesih Sonuçları başlıklı d numaralı paragrafına göre, davalı ... Petrol Ve Ticaret A.Ş.'nin talep edebileceği kar mahrumiyeti bedelinin 256.360,00 TL olduğu...'' tespit ve rapor edilmiştir. 05.11.2019 tarihli ek rapor ile de; "Davalı karşı davacı ... Petrol ve Tic. AŞ'nin aynı bölgede başka bayilikler vermiş olduğu yönünde karar verilmesi durumunda Yargıtay içtihatları doğrultusunda (sonraki bayilik açtığı tarihe kadarki süre kadarki kar kaybı yapılabileceği) sadece 2017 yılı için yani 1 yıllık Kar mahrumiyeti talep edebileceği kanaati edinilmiş olup edebileceği 1 yıllık kar mahrumiyeti bedelinin 119.054,00 TL olduğu" tespit ve rapor edilmiştir. Bu kez davacı - karşı davalı ... Petrol...Ltd şti'nin 2010 - 2017 ticari defter ve belgeleri üzerinde özellikle cezai şartın davacının mahfına sebebiyet verip vermeyeceği yönünden ve davalı ... tarafından aynı bölgede başka bayilikler verilmiş ise yargıtay kararları doğrultusunda kar mahrumiyeti yönünden yeniden inceleme yaptırılarak bilirkişiler kurulundan alınan 05.11.2019 tarihli ek raporda: ''... davalı karşı davacı ... Petrol ve Tic. AŞ'nin aynı bölgede başka bayilikler vermiş olduğu yönünde karar verilmesi durumunda Yargıtay içtihatları doğrultusunda (sonraki bayilik açtığı tarihe kadarki süre kadarki kar kaybı yapılabileceği) sadece 2017 yılı için yani 1 yıllık Kar mahrumiyeti talep edebileceği kanaati edinilmiş olup edebileceği 1 yıllık kar mahrumiyeti bedelinin 119.054,00 TL olduğu, davacı karşı davalı ... Petrol Ltd. Şti.'nin 2017 yılında özkaynaklannın 1.418.551,70 TL, 2018 yılında ise 1.814.003,33 TL olduğu görülmüş olup, davacı karşı davalı ... Petrol Ltd. Şti. tarafından 100.000,00 USD (351.930,00 TL) Cezai şartın ödenmesi durumunda davacı karşı davalının mahfına sebebiyet vermeyeceği kanaati edinildiği...'' tespit ve rapor edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava; dava dilekçesinde bildirilen faturalar sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti, karşı dava ise haksız fesih nedeni ile sözleşmenin 4.maddesine dayalı olarak iki ayrı istasyon için ayrı ayrı cezai şart ve kar mahrumiyeti alacakları ile cari hesap alacağının tahsili talebine ilişkindir. Yapılan yargılama sonucunda mahkememizin 26/11/2020 tarih ve ... sayılı kararı ile; "1-Asıl davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Karşı dava ve ıslah talebinin KISMEN KABULÜ İLE, 119.054,00 TL kar mahrumiyetinin 20.000 TL'sine karşı dava tarihinden, kalan tutara ise ıslah tarihi olan 19.11.2018 tarihinden itibaren avans faizine 20 puan eklenerek bulunacak faiz oranı üzerinden işletilecek faizi ile birlikte, 100.000,00 USD cezai şartın ise karşı dava tarihinden itibaren 3095 Sk.nun 4/A madesi gereğince işletilecek faizi ile birlikte davacı-karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen (Davalı ... yönünden 500.000,00-TL'lik garantörlük limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davalı karşı davacıya verilmesine, davalı-karşı davacının cari alacak talebi ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE," Karar verildiği, verilen bu kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine dosyanın İstanbul BAM'a gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2024 tarih ve 2021/1070 Esas 2024/1040 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda asıl davanın davacısı ... Petrol.... Ltd. Şirketi'dir. ... tarafından davalıya karşı iş bu dosyada açılmış herhangi bir dava mevcut değildir. Bu durumda, karşı davayı düzenleyen usul hükümlerine göre ... hakkında açılan karşı davanın dinlenmesinin mümkün olup olmadığının mahkemece hiç değerlendirilmeden esas bakımından karar verilmesi, usule ve yasaya aykırı olmuştur. Nitekim,Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2008/5354 Esas, 2008/10629 Karar ve 16.09.2008 tarihli emsal ilamında, "...Karşılık dava, yalnız asıl davanın davacısına karşı açılır. Asıl davada taraf (davacı) olmayan üçüncü kişilere karşı dava açılamaz; açılmışsa mahkeme, üçüncü kişiye karşı açılmış olan karşılık davayı reddeder ve yalnız asıl davayı inceleyip, karara bağlar. Somut olayda diğer davalı hakkındaki dava, karşı dava ile açılmış olup, C... Lt ŞTi hakkındaki dava ayrı bir dava şeklinde açılıp birleştirme kararı da verilmediğine göre, ... yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir..." şeklinde karar verilmiştir. Yargıtay 11. HD'nin 2005/4597 E- 2006/4751 K sayılı, 27.04.2006 tarihli kararı da aynı yöndedir. Kuru da karşı davanın, asıl davadaki davacıya karşı açılabileceğini belirtmiştir (KURU, a.g.e s.426) Yasal düzenlemeler ve Yargıtay'ın emsal ilamları da dikkate alınarak, cevap dilekçesiyle birlikte karşı dava yöneltilen ... hakkında usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin ve harçları yatırılarak açılmış bir davanın mevcut olduğu kabul edilirse HMK'nın 132/2 maddesi dikkate alınmaksızın işin esası hakkında karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Karşı dava yönünden tarafların istinaf kanun yoluna başvurmuş olmaları ve ... hakkında hüküm tesis edilmiş olması da dikkate alındığında, hükmün bu haliyle esastan incelemesi mümkün görülmemiştir." Gerekçesiyle kararının kaldırılmasına karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği ve mahkememizin ... Esas sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının 28/11/2024 tarihli celsesinde; HMK.m.132/1 hükmüne uygun olmayan karşı davanın asıl davadan tefrik edilerek mahkememizin işbu esas sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Davacı yanın, sözleşmenin süresinden evvel feshi nedeniyle iki sözleşme için ayrı ayrı 50.000 USD.den 100.000,00 USD cezai şart, her bir istasyon için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere 20.000,00 TL kar kaybı ve ve 2.343,47 TL cari alacağınının tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır. Somut olayda taraflar arasında 04.07.2014 tarihli, 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve bu sözleşmeye dayalı olarak ... Mahallesinde ve ... Köyünde bulunan istasyonlar için iki ayrı bayilik protokolü düzenlendiği, davalı ...'ın da protokollerde 500.000,00 TL limit ile ve altı yıl süre ile davalı ... petrolün sözleşmeden doğacak her türlü yükümlülüğünün teminatı olarak garantör sıfatıyla yer aldığı, protokollerin 47. Maddesine 5 yıllık sürenin bitiminden evvel sözleşmenin feshi halinde ayrı ayrı 50.000 USD olmak üzere toplam 100.000,00 USD cezai şartın kararlaştırıldığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacının sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığı ve buna bağlı olarak tarafların karşılıklı hak ve alacaklarının tespiti noktalarında toplanmaktadır. İspat kuralına ilişkin MK.m.6 hükmüne göre: "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür". HMK.m.190/1 hükmüne göre: "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağianan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir". Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Davalı yan satılan ürünlerin standarda uygun olmaması nedeniyle yakıt alan müşterilerinin araçlarında arızalar meydana geldiğini, müşteri kaybetmemek için tamir giderlerini kendisinin karşıladığını ileri sürmüş ise de bu iddiasını ispata elverişli bir delil sunmamıştır. Yine davalı yan, davacının aynı bölgede ve yakın noktalarda iki yeni bayilik sözleşmesi daha tesis edilerek davalının karının düşmesine neden olduğunu ileri sürmüş ise de, incelenen sözleşmelerde davacının faaliyette bulunduğu bölgede başka bir bayilik tesis edilmeyeceğine dair bir hükmün bulunmadığı, davalının sözleşmeyi fesihte haklı bir nedene dayanmadığı, davalının ileri sürdüğü hususların sözleşmenin feshine veya dönülmesine gerekçe teşkil edemeyeceği, sözleşmede yer alan cezai şartın geçerli ve taraflar bakımından bağlayıcı nitelik taşıdığı, davacının kural olarak sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ödenmesini talep edebileceği sonucuna varılmıştır. Kabule göre dosya davacının kar mahrumiyetinin tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, mahkememizce hükme elverişli bulunan 05.11.2019 tarihli ek bilirkişi heyeti raporuna göre; davacının aynı bölgede başka bayilikler vermiş olduğu, kar kaybının sonraki bayilik verdiği tarihe kadar hesaplanması gerektiği, buna göre sadece 2017 yılı için yapılan hesaplamaya göre 1 yıllık kar mahrumiyeti bedelinin 119.054,00 TL olduğu, davalının öz kaynakları dikkate alındığında cezai şartı yerine getirilmesinin davalıyı ekonomik yönden olumsuz bir duruma yol açmayacağı sonucuna varılmıştır. ...m.128; “Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Belirli bir süre için yapılan üstlenmede, sürenin bitimine kadar üstlenene edimini ifa etmesi için yazılı olarak başvurulmaması hâlinde, üstlenenin sorumluluğunun sona ereceği kararlaştırılabilir.” hükmünü içermekte olup, somut olayda davalının fiilinin üçüncü kişinin fiilini üstlenme (garantörlük) olduğu anlaşılmaktadır. ...m.603; "Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır." hükmüne göre, üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesinin de kefalet şekline, kefil olma ehliyeti ile eş rızasına tabi olduğu anlaşılmaktadır. ...m.583; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." ...m.584/2; "Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." Dosya kapsamında bulunan ... PETROL ÜR. İNŞ.GIDA TURZ. NAK. SAN. TİC. LTD. ŞTİ'ne ait sicil kayıtlarına göre ...'ın davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olduğu, kefalet için eş rızasının gerekmediği, garantörlük sözleşmesinin geçerli olduğu sonucuna varılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davacı yanın, sözleşmenin süresinden evvel feshi nedeniyle iki sözleşme için ayrı ayrı 50.000 USD.den 100.000,00 USD cezai şart, her bir istasyon için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere 20.000,00 TL kar kaybı ve ve 2.343,47 TL cari alacağınının tahsilini talep ettiği, daha sonra kar mahrumiyeti talebini 256.360,00-TL olarak ıslah ettiği, taraflar arasında 04.07.2014 tarihli, 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve bu sözleşmeye dayalı olarak ... Mahallesinde ve ... Köyünde bulunan istasyonlar için iki ayrı bayilik protokolü düzenlendiği, davalı ...'ın da protokollerde 500.000,00 TL limit ile ve altı yıl süre ile davalı ... petrolün sözleşmeden doğacak her türlü yükümlülüğünün teminatı olarak garantör sıfatıyla yer aldığı, protokollerin 47. Maddesine 5 yıllık sürenin bitiminden evvel sözleşmenin feshi halinde ayrı ayrı 50.000 USD olmak üzere toplam 100.000,00 USD cezai şartın kararlaştırıldığı, davalı yan satılan ürünlerin standarda uygun olmaması nedeniyle yakıt alan müşterilerinin araçlarında arızalar meydana geldiğini, müşteri kaybetmemek için tamir giderlerini kendisinin karşıladığını ileri sürmüş ise de bu iddiasını ispata elverişli bir delil sunmadığı, yine davalı yan, davacının aynı bölgede ve yakın noktalarda iki yeni bayilik sözleşmesi daha tesis edilerek davalının karının düşmesine neden olduğunu ileri sürmüş ise de, incelenen sözleşmelerde davacının faaliyette bulunduğu bölgede başka bir bayilik tesis edilmeyeceğine dair bir hükmün bulunmadığı, davalının sözleşmeyi fesihte haklı bir nedene dayanmadığı, davalının ileri sürdüğü hususların sözleşmenin feshine veya dönülmesine gerekçe teşkil edemeyeceği, sözleşmede yer alan cezai şartın geçerli ve taraflar bakımından bağlayıcı nitelik taşıdığı, davacının kural olarak sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ödenmesini talep edebileceği, davacının kar mahrumiyetinin tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, mahkememizce hükme elverişli bulunan 05.11.2019 tarihli ek bilirkişi heyeti raporuna göre; davacının aynı bölgede başka bayilikler vermiş olduğu, kar kaybının sonraki bayilik verdiği tarihe kadar hesaplanması gerektiği, buna göre sadece 2017 yılı için yapılan hesaplamaya göre 1 yıllık kar mahrumiyeti bedelinin 119.054,00 TL olduğu, cari alacak talebinin kanıtlanamadığı, davalının öz kaynakları dikkate alındığında cezai şartı yerine getirilmesinin davalıyı ekonomik yönden olumsuz bir duruma yol açmayacağı, davalı ...'ın davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olduğu, garantörlük sözleşmesinin geçerli olduğu anlaşıldığından davanın ıslah talebi doğrultusunda kısmen kabulü ile, 119.054,00 TL kar mahrumiyetinin 20.000 TL'sine dava (karşı dava) tarihi olan 17/01/2017 tarihinden, kalan tutara ise ıslah tarihi olan 19.11.2018 tarihinden itibaren avans faizine 20 puan eklenerek bulunacak faiz oranı üzerinden işletilecek faizi ile birlikte, 100.000,00 USD cezai şartın ise dava (karşı dava) tarihi olan 17/01/2017 tarihinden itibaren 3095 Sk.nun 4/A maddesi gereğince işletilecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (Davalı ... yönünden 500.000,00-TL'lik garantörlük limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine, davacı yanın cari alacak talebi de dâhil olmak üzere fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın ıslah talebi doğrultusunda KISMEN KABULÜ İLE, 119.054,00 TL kar mahrumiyetinin 20.000 TL'sine dava (karşı dava) tarihi olan 17/01/2017 tarihinden, kalan tutara ise ıslah tarihi olan 19.11.2018 tarihinden itibaren avans faizine 20 puan eklenerek bulunacak faiz oranı üzerinden işletilecek faizi ile birlikte, 100.000,00 USD cezai şartın ise dava (karşı dava) tarihi olan 17/01/2017 tarihinden itibaren 3095 Sk.nun 4/A maddesi gereğince işletilecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (Davalı ... yönünden 500.000,00-TL'lik garantörlük limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı yanın cari alacak talebi de dâhil olmak üzere fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, 2-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 33.828,06-TL harçtan peşin alınan 31,40-TL, ıslah harcı 4.036,44 TL'nin mahsubu ile bakiye 29.920,22-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (Davalı ... yönünden 500.000,00-TL'lik garantörlük limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacıdan tahsil edilen 31,40 -TL karşılık dava harç, 31,40 -TL başvurma harcı, 4.036,44 TL'nin ıslah harcı olmak üzere toplam 4.099,24-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (Davalı ... yönünden 500.000,00-TL'lik garantörlük limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 8.930,00-TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre 6.965,68-TL davalılardan müştereken ve müteselsilen (Davalı ... yönünden 500.000,00-TL'lik garantörlük limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karar tarihindeki USD kuru üzerinden (38,355 TL) hesaplanan 460.365,92-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (Davalı ... yönünden 500.000,00-TL'lik garantörlük limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı ... Petrol Ür. İnş. Gıda Turz. Nak. San. Tic. Ltd. Şti duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile işbu davalıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde davacının / davalının gider avansından artan bakiyesinin talep halinde iadesine, Davacı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/04/2025
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır