İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/677 E. 2024/689 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/677
Karar No
2024/689
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/677 Esas KARAR NO : 2024/689 DAVA : El Atmanın Önlenmesi Ve Haksız İşgal Tazminatı İstemli DAVA TARİHİ : 21/08/2024 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan El Atmanın Önlenmesi ve Haksız İşgal Tazminatı istemli dava dosyasında cevap dilekçesi ve cevaba cevap dilekçelerinin sunulmasından sonra dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin,...Tipi Otoyol Hizmet Tesisi'nin görevli şirketi olup, bu sıfatının İzmir Çeşme Otoyol Hizmet Tesisinin projelendirilmesi, yapımı, bakımı, işletilmesi, işletme süresince gayri safi hâsıla üzerinden idareye pav ödenmesi ve görev süresi sonunda idareye bedelsiz ve kullanılabilir durumda devredilmesi işi konulu ve 28.02.2003 imza tarihli yap-işlet-devret sözleşmesi'ne dayandığını, sözleşmenin ilk olarak Karayolları Genel Müdürlüğü ile dava dışı... A.Ş. arasında akdedildiğini, müvekilinin... Ofisi A.Ş. ve İdarenin imzaladığı 27.09.2017 tarihli Devir Sözleşmesi ile 28.03.2003 tarihli YİD Sözleşmesinde sözleşmenin diğer tarafı olan İdare karşısında tesisin yüklenicisi görevli şirket sıfatına sahip olduğunu ve böylece, Balçova B Tipi OHT'yi 27.09.2017 tarihinde devraldığını, bu tarihten bu yana İzmir Balçova B Tipi Otoyol Hizmet Tesisinin işletilmesi işinde tek ve nihai yetkili görevli şirket olduğunu, davalı Balçova B Tipi OHT içerisinde bulunan akaryakıt ve servis istasyonlarının işletilmesi işine 2009 yılında başlamışsa da; akaryakıt ve servis istasyonları işleticiliği işine dayanarak taşeronluk yetkisi ve sıfatının, müvekkilinin tesisi devraldığı 27.09.2017 tarihinde sona erdiğini, 28.02.2003 tarihli YİD Sözleşmesi'nin 15. maddesi uyarınca, müvekkilinin tesis genelinde çalıştıracağı yerli ve yabancı kuruluşları bizzat seçme yetkisine sahip olduğunu, bu durumun, Yap-İşlet-Devret sözleşmelerinin anlam ve ruhuna uygun olup, müvekilinin yatırımlarını amorti edebilmesi için kullanacağı işletme süresini kendi belirlediği şartlarla yürütmesi gerektiğini, işletme işine görevli şirket dışında hiçbir üçüncü kişinin müdahalesi olamayacağı gibi; sözleşmenin tarafı olan idarenin de müdahalesinin olmayacağını, idarenin yalnızca görevli şirket tarafından seçilmiş taşeronun yeterliliği bakımından uygunluk verdiğini, idarece verilecek bu uygunluğun yine görevli şirketin taşeron belirleme ve atama hakkını engellemeyecek şekilde kullanılacağını, aksi bir durumun idarenin tarafı olduğu YİD Sözleşmesine aykırılık sonucunu doğuracağını, müvekkili ile davalı arasında 27.09.2017 tarihinden bu yana hiçbir akdi ilişki mevcut olmadığı gibi devir tarihi sonrasında müvekkili tarafından davalının Taşeron Firma olarak görevlendirilmesi veya davalı hakkında herhangi bir taşeronluk bildiriminde bulunulmasının söz konusu olmadığını, buna rağmen davalının 27.09.2017 yılından bu yana tesisi geçerli hiçbir hukuki sıfatı bulunmaksızın haksız şekilde işgal ederek haksız kazanç sağladığını, müvekkilinin bu konuda gerek idare gerekse sair kamu kurumlarına defaatle başvurduğunu, konu hakkında davalı yana gerekli ihtaratlar yapılmış olsa da; davaya konu akaryakıt istasyonları bakımından “otoyol hizmet tesisindeki zorunlu kamusal hizmet birimi sayılan akaryakıt istasyonlarında verilecek hizmetin sürekliliği” taahhüdü nedeniyle, konunun bu dava sürecine kadar beklenmesine mecbur kalındığını, bu durumun davalının taşeronluk sıfatının devamına, müvekkili tarafından zımnen onay verildiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini, müvekkilinin davalının fuzuli şagil durumunu ihtarnamelerinde ve idare ile yazışmalarında defalarca ifade ettiğini ve bu yöndeki iradesini açıkça ortaya koyduğunu, TTK'nin 4(1). Maddesi hükmü gereği, uyuşmazlığın ticari işletme esasına göre belirlenmesi nedeniyle davanın nispi ticari dava niteliğinde olup, müvekkilinin görevli şirket sıfatıyla tarafı olduğu YİD Sözleşmesi kapsamında tesise yaptığı yatırımlarına karşılık olarak tesisin işletme faaliyetini yürütüp, yatırımlarının karşılığının görev süresi olduğu dikkate alındığında, davanın doğrudan müvekkilinin işletmesi içerisinde yer alan akaryakıt servis istasyonlarındaki haksız işgalden kaynaklandığını, her iki tarafın tacir olup, uyuşmazlığın ticari işletmelerinden kaynaklanması nedeniyle davanın nispi ticari niteliğinde dava olup, Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğini, davalı hakkında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 25.07 2024 tarihinde faaliyetten men kararları verildiğini, tesisin önceki görevli şirketi olan... Ofisi A.Ş.'nin devir tarihinden sonra müvekkilinin taşeronu olarak kayıtlara alınmasının idareden talep edilmesine rağmen herhangi bir sözleşme sunulmadığı gerekçesiyle söz konusu talebin reddedildiğini, diğer yandan müvekkili tarafından Karayolları Genel Müdürlüğü 2. Bölge Müdürlüğü'ne gönderilen 28.04.2021 tarihli talep dilekçesi ile; yüklenicisi bulunduğu tesisin tamamında “Taşeron Firma” olarak ... Alışveriş Merkezi İşletme ve Yönetimi Turizm İnşaat Danışmanlık Akaryakıt Sanayi Ticaret A.Ş. unvanlı firmanın görevlendirildiğinin bildirilerek idareden uygunluk alındığını, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından da onay verildiğini, ancak akaryakıt ve servis istasyonlarının işletme işi hakkında yapılan taşeron değişikliği işlemi ve idarenin onayına rağmen önceki taşeron firma olan davalının, akaryakıt ve servis istasyonları üzerindeki hakimiyetini hukuksuz bir şekilde sürdürdüğünü ve taşeron sıfatı ortadan kalkmasına rağmen işleticilik faaliyetine haksız şekilde devam ettiğini, kaldı ki, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün 01.06.2022 tarihli yazısı ile ...Şirketinini tesis alanındaki akaryakıt işletmesi görevini yapacağının kendilerine bildirildiğini, davalının haksız işgaline rağmen müvekkiline ne bir kira ne de kullanım bedeli ödediğini, bu yolla idare nezdinde de gelir kaybına ve kamu zararına neden olduğunu, davalıya gönderilen ihtarnameler ile tesisi ivedilikle tahliye etmesi ve bu süreçte elde ettiği gelirler bakımından hesaplanacak idare paylarının ise doğrudan müvekkiline gönderilmesi istenmişse de davalının hiçbir şekilde işbirliği yapmadığını ve tesisi işgal etmeye devam ettiğini, davalının 27.09.2017 sonrasındaki kullanımının taşeron sıfatına değil yalnızca... Ofisi bayisi sıfatına dayandığını, bu hususun ise, davacı tarafından davalıya izin verildiği anlamına gelmediğini, tesisin önceki görevli şirketi ile mevcut durumda istasyonlarda bayrağını bulunduran akaryakıt dağıtım şirketinin aynı şirket olmasının hem somut olaydaki sıfat değişikliğinin sağlıklı bir şekilde anlaşılması bakımından karışıklığa neden olduğunu hem de bu karışıklıktan kötüniyetle yararlanmaya çalışan davalı tarafından haksız şekilde kullanıldığını, dava dışı... Ofisi A.Ş'nin tesisin görevli şirketi olduğu dönemde davalı ile ayrıca bir kullanım sözleşmesi yapmadığını, yalnızca akaryakıt bayilik sözleşmesi akdetmek suretiyle davalının akaryakıt istasyonlarını kullanmasına izin verdiğini, müvekkilinin devir tarihi itibariyle, davalının,... Ofisi A.Ş. ile akdettiği bayilik sözleşmesi akaryakıt istasyonlarını kullanma izninin sona erdiğini, bayilik sözleşmesi artık tesisin görevli şirketi ile imzalanan bir sözleşme olmadığını, müvekkilinin dağıtım lisans sahibi bir şirket olmadığından bayilik sözleşmesine taraf olma ehliyetine sahip bulunmadığını, bu nedenle, davalının tesisi kullanabilmek için görevli şirket olan davacı ile ayrıca bir kullanma, kiralama, işletme sözleşmesi akdetmesi gerektiğini, bu durumun yapılan yazışmalarla ... Ofisi tarafından kabul edildiğini, davalının başından beri tek hukuki sıfatının bayi olup, bu sıfatının dava dışı... Ofisi'nin görevli şirket olduğu dönemde davalı lehine bir kullanım hakkı da sağlayabileceği düşünülse de, müvekkilinin görevli şirket olduğu 27.09.2017 tarihi itibariyle davalının bayilik sıfatına dayanarak herhangi bir kullanım hakkı elde edemeyeceğinin aşikar olduğunu, kaldı ki, davalı taşeron ifadesine dayansa da, 28.02.2003 tarihli YİD Sözleşmesi 15'inci maddesi ve TBK'nun 471.maddesi uyarınca davalının gerçek anlamda bir taşeron sıfatının da bulunmadığını, önceki görevli şirket... Ofisi A.Ş.'nin aynı zamanda dağıtım lisansı sahibi şirket olduğundan, davalıyla ayrıca kiralama sözleşmesi akdetmediğini, yalnızca bayilik sözleşmesi akdettiğini ve idareye taşeron bildiriminde bulunduğunu, buna göre; müvekkilinin tesisi devir alması itibariyle; davalı ile olan hiçbir hukuki ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin dağıtım lisans sahipliği de bulunmadığından bayilik sözleşmesine taraf olmasının da düşünülemeyeceğini, davalının tesisi işgalinin hiçbir hukuki nedene dayanmadığını, bu nedenle 21.04.2021 tarihli ihtarname ile bu durumun davalıya ihtar edildiğini, 02.01.2024 tarihli ihtarname ile yeniden ihtarda bulunulduğunu, son olarak 08.08.2024 tarihli ihtarnamenin keşide edilip işgalin sonlandırılmasının talep edildiğini, ancak haksız işgalin devam ettiğini, davalının Belediyeyi açıkça yanıltarak, KGM ile... Ofisi A.Ş. arasında uzun süreli bir kira sözleşmesi olduğunu, talep halinde bu sözleşmenin KGM'den istenebileceğini, kendisinin de söz konusu kiralama ilişkisine göre her üç aylık devlet payını KGM' ye ödediğini, oysa davaya konu alanı da kapsayan Balçova B Tipi OHT'nin bir kira sözleşmesi ile değil Yap-İşlet-Devret Sözleşmesine konu edildiğini, ayrıca dilekçe tarihinde, YİD Sözleşmesinin tarafının... Ofisi A.Ş. değil müvekkili olduğunu, davalının yaptığı ödemelerin tesisi konu alan YİD Sözleşmesinde “İdare Payı” olarak geçtiğini ve bu ödemelerden münhasıran tesisin görevli şirketinin sorumlu olduğunu, davalının kötüniyetle ödemeleri bizzat yaparak, haksız hak ve hukuki bir konuma erişmeyi amaçladığını, Belediye tarafından hazırlanan raporda, Esas... ...Şirketi ile Tİ Gayrimenkul ... Şirketi arasında bir Kira Sözleşmesinin olmadığının tespit edildiğini, KGM İşletmeler Dairesi Başkanlığı'nın 27.07.2022 tarihli yazısında da kira sözleşmesinin kayıtlarında bulunmadığının bildirildiğini, davalının Tek Yetkili Akaryakıt İşleticisi olarak faaliyet hakkının bulunduğu, tesis devredilmiş olsa da devirden önce tüm hak ve yetkilerin devam edeceği, güncel tarihli yeni bir kira kontratı yapılmasının mümkün bulunmadığı, bu durumun işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının iptaline engel teşkil etmeyeceği, kendisinin maddi ve manevi zarara uğratıldığı iddiasında bulunduğunu, davalının... Ofisi ile yaptığı bayilik sözleşmesinin Rekabet Kurumu'nun 2002/2 Tebliği uyarınca azami 5 yıllık sürelerle yapılması gereken sözleşmeler olup; tesisin müvekkiline devir tarihi olan 27.09.2017 tarihinden başlayarak 26.10.2023 tarihine kadar sürecek bir bayilik sözleşmesi akdedilmesinin mümkün bulunmadığını, davalının YİD Sözleşmesi'nin devri tarihi olan 27.09.2017 itibariyle, akaryakıt istasyonlarını tahliye ederek müvekkiline teslim etmediği için, fuzuli şagil durumuna geldiğini, tesisin müvekkilince devir alındığı tarih itibariyle davalının tesisteki varlığını yalnızca bayilik sözleşmesine dayandırılması yeterli olmadığından, haksız isgal nedeniyle ecrimisil ödemekle yükümlü olduğunu bildirmiş, davaya konu akaryakıt ve servis istasyonlarında verilecek hizmetin devamlılığı kamusal bir görev olduğundan; bu alanların kamuya menfaat sağlayan zorunlu hizmet ve faaliyetlerinin devam ettirilebilmesi adına, söz konusu akaryakıt servis istasyonlarının yediemin sıfatıyla görevli şirket müvekkile veya dava dışı üçüncü kişi olan ve KGM'nin 14.10.2021 tarihli taşeron uygunluk yazısıyla akaryakıt servis istasyonlarını işletmeye yetkili taşeron olarak kabul edilen...Alışveriş Merkezi İşletme Ve Yönetimi Turizm İnşaat Danışmanlık Akaryakıt Sanayi Ticaret A.ş'ye teminat karşılığında işletmek veya işlettirmek üzere tedbiren teslimine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini, belirli olan haksız işgal tarihinden itibaren bu alacağın muaccel hale geldiği ve davalının temerrüde düşmesi nedeniyle davalıya ait tüm taşınır ve taşınmaz mallar, şirket hisseleri, şirket markası ile şirket adına kayıtlı ruhsatlar üzerindeki tüm tasarruf işlemlerini önlemek adına, sayılan malvarlığı değerleri, tesise ilişkin ruhsatlar üzerinde ihtiyati haciz kararı verilmesini, aksi halde sayılı mal varlığı değerleri bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesini, 27.09.2017 tarihinde Sözleşmenin Devri nedeniyle İdare karşısında Görevli Şirket sıfatını üstelenen müvekkil şirketin, 28.02.2003 tarihli Yap-İşlet-Devret Sözleşmesi gereğince işleticiliği tarafımıza ait olan Balçova B tipi OHT'de bulunan (kuzey-güney yönlü) iki adet akaryakıt ve servis istasyonundaki haksız işgalinin sonlandırılarak müdahalenin meni ile söz konusu haksız işgal nedeniyle dava tarihinden itibaren geriye dönük beş yıllık fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 1.000.000,00 TL haksız işgal tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini ve muarazanın bu şekilde giderilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın kısmi dava veya belirsiz alacak davası olarak açıldığının belirtilmediğini, iddialarının tamamının mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, müvekkilinin 2009 yılından beri her iki akaryakıt istasyonunun yetkili işletici bayisi olduğunu, alışveriş merkezlerinin de içinde bulunduğu tesislerin Karayolları Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde olduğu, KGM'nin bu yerleri 28.2.2003 tarihli sözleşme ve 19.10.2004 tarihli kesin kabul tutanağı ile... Ofisi A.Ş'ye ihale ettiğini, taraflar arasındaki görev süresinin 8.5.2007 tarihli "OLUR" yazısı ile ve ilgili sözleşme maddesi uyarınca 26.10.2023 tarihine kadar uzatıldığını,...'nun ihale işini alan yüklenici olmasından sonra... Turizm Ve Akaryakıt İşletmeleri A.Ş. ile yaptığı işleticilik sözleşmesi kapsamında söz konusu yerlerdeki 2 adet karşılıklı akaryakıt istasyonunun işleticilik görevini dava dışı... Turizm şirketine devrettiğini, 2008 yılında yapılan görüşmeler neticesinde yüklenici... 'nun akaryakıt tesisleri işleticisi olarak atadığı... Turizm şirketi buradaki işleticilik hak ve yetkilerini...'nun da onayı ve üçlü bir anlaşma ile müvekkili şirkete devrettiğini, müvekkil şirket ile yüklenici... arasında yeni bir 28.11.2008 tarihli işleticilik sözleşmesi akdedildiğini, Yap-İşlet-Devret Sözleşmesi gereğince yüklenici...'nun , KGM 'ye ödemesi gereken yıllık payın akaryakıt tesislerine düşen kısmının ödemesi işini yapan... Turizm Şirketi'nin, işletici değişikliğini derhal KGM'ye bildirdiğini, KGM'nin,...'ya yazdığı 29.01.2009 tarihli işletici değişikliği konulu yazsısı ile akaryakıt gelirleri ödemesinin 01.01.2009 tarihinden itibaren Esas... ... Şirketi tarafından yapılması hususunun bildirildiğinin 01.01.2009 tarihinden itibaren müvekkili şirketin kgm nezdinde kayıtlı ve akaryakıt tesislerine düşen yıllık idare payı ödemesinden sorumlu ve yetkili işletici sıfatını kazandığını, müvekkili şirketin, 01.01.2009 tarihinden itibaren idare paylarını KGM'ye doğrudan yatırmakta iken bu kez 2020 yılında yüklenici... 'nun hak ve yetkilerini üçlü bir anlaşma ile ve 29.07.2017 tarihinde ... Gayrimenkul ... A.Ş'ne devrettiğinin öğrenildiğini, ancak...'nun, devir protokolü sırasında tüm... alanlarının yönetim ve işleticilik haklarını her türlü süre uzatımını da kapsar şekilde kendi uhdesinde tutmaya devam ettiğini, davacının... ile kendi arasında ve devir işleminin detaylarına ilişkin protokolü sunmadığını, davacının işletme hakkının süre sonuna dek... ofisi ve dolayısıyla müvekkili şirkete ait olduğunu bildiği ve kendi iradesiyle bu şekilde devraldığı tesisleri sonradan çeşitli eylemlerle müvekkilini yıldırarak ele geçirmeye çalıştığını, bu meyanda, önce davacı şirketin önce müvekkilinden idare paylarının kendisine ödenmesini talep ettiğini, ancak idare payı ödememenin sonuçlarının doğrudan müvekkili şirketi etkileyecek olması nedeniyle KGM'ye yazılan yazıya verilen 17.06.2020 tarihli cevapta; müvekkili şirketin devir sonrasında da kayıtlarda halen taşeron firma olarak göründüğünün belirtilmesi nedeniyle tüm ödemelerin yine müvekkili tarafından ve doğrudan KGM'ye yapılmış olup halen de yapılmaya devam edildiğini, bu sebeple davacının iddia ettiği gibi bir kamu zararı oluşmasının söz konusu olmadığını, davacının her yıl birkaç kere idare payı ödemeleri hususunda sorun çıkardığını, bu hususta KGM'ye yazılan yazıya verilen 14.01.2021 tarihli cevap yazısında; müvekkili şirketin devir sonrasında da akaryakıt satış ve servis isatasyonu işleticiliği işi için halen taşeron firma olarak görüldüğünü " bir kez daha açıkça belirtildiğini, idare payı ödemelerinden sonuç çıkartamayan dava dışı yüklenici ... .. şirketinin bu kez de müvekkili şirketi hem davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi ve hem de karayolları nezdinde asılsız beyan ve ihbarlarla rahatsız etmeye başladığını, böylelikle belediyenin denetime gelmesinin sağlandığını, belediye tarafından 24.08.2022 tarihli yazı ile müvekkili şirketin bahse konu yerde devralan yüklenici ... şirketi ile arasında kira akti bulunup bulunmadığının, bulunuyor ise ibrazı aksi halde ruhsatın iptal edileceğinin ihtar edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin...'ya ihtarname çektiğini ve yetki dayanağının bildirilmesinin istendiğini, belediyeye verilen 16.09.2022 tarihli cevapta müvekkili şirketin hiçbir zaman kira aktine dayanmadığının,...-KGM nezdindeki yüklenici ike akaryakıt işini müvekkili şirkete devretmesine dayandığının,...-... devir protokolünde esas... haklarının... alanı olarak saklı tutulduğunu, ihale süresi sonuna dek tek yetkilinin... olup müvekkili şirketin de yetkili ve kayıtlı işletici bayi olduğunu, ... Gayrimenkul şirketinin belediyeye yanıltıcı beyanlarda bulunduğunun, belediyeye bildirildiğini, aynı tarihte davacı ... gayrimenkul şirketine de 16.09.2022 tarihli ihtarname çekildiğini, müvekkili şirketin davaya konu yerde ruhsat sahibi olmasının dayanağının hiçbir zaman kira kontratı olmadığını, durumun belediyeye usulünce açıklanmak ve müvekkilinin yetkisi ispatlanmak suretiyle belediyece işlem yapılmasına gerek görülmediğini, dava konusu her iki istasyonun mühürlenmesine sebep olan encümen kararlarının davacı ile müvekkili şirket arasında kira akti bulunmadığı gerekçesiyle yasaya aykırı şekilde verildiğini, İzmir ... İdare Mahkemesinin... esas sayılı dosyaları ile dava açıldığını, bu davalarda yürütmenin durdurulması kararlarının verildiğini, davacının 2017 yılında devraldığı tesisler hakkında 2024 yılında dava açmasının basiretli bir tacirin yapacağı bir iş olmadığını, davacı ile devreden... Ofisi arasındaki devir hükümlerini düzenleyen 14.03.2017 tarihli devir protokolü ile davacı tarafından müvekkiline ve dava dışı... Ofisi A.Ş'ye çekilen 07.03.2024 tarihli ihtarname içeriğinin davanın reddi nedenlerini oluşturduğunu, ihtarnamede müvekkili şirketin, dava dışı... Ofisinin yetkili işleticisi olduğunun, YİD sözleşmesi süresi sonu olan 26.10.2023 tarihine dek buranın... alanı olduğunun ve sözleşmeye uygun hareket edilmez ise ihtarnamenin tebliğini izleyen 3. aydan itibaren haksız işgalci durumuna gelineceğinin beyan edildiğini, devir protokolü, YİD sözleşmesi, bugüne dek taraflar arasında yapılan yazışmalar ve KGM nezdinde kayıtlı taşeronlara göre davacının YİD sözleşmesinin mücbir sebep uzatımıyla 06.02.2024 tarihinde sona erdiğini, bu sürenin gelmesinden önce davacının Ankara ... Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı süre uzatımına ilişkin davada verilen kararın Ankara BAM... Hukuk Dairesinin... karar sayılı ilamı ile esastan bozulduğunu, KGM'nin sürenin dolması nedeniyle yeniden ihale çalışmasına başlayacağını davacı şirkete tahliye talep ettiğini bildirmiş olup, bu kez davacının İzmir ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında tek bir talep ile aynı gün aldığı ihtiyati tedbir kararı ile tahliye işlemlerinin tedbiren durdurulması kararı aldığını, dvacının yüklenici olmasının sözleşmeye değil bu karara dayandığını, davacının kendisinin dahi yetkili olup olmadığı yargı aşamasında iken müvekkili şirketin haksız işgalci olduğu iddiasının dinlenemeyeceğini, müvekkili şirketin haksız işgalci olmadığının, taşınmaz maliki idarenin onayı ve kayıtlı taşeron sıfatıyla söz konusu yerde işletici olarak bulunduğunun açık olduğunu, bir an için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararının esastan bozması olmadığı ve sözleşme süresinin davacı ... lehine uzamış olduğu kabul edilse dahi...-... devir prtokolünün 4.19 maddesi gereğince; müvekkili şirketin yetkili akaryakıt istasyonları taşeronu olarak görev yapmaya devam edeceğini, sonuç olarak, müvekkilinin, istasyonlardaki işleticilik sıfatının sözleşmesel yetki ile dava dışı... Ofisi A.Ş. Ve KGM'nin kendisine verdiği yetkili kayıtlı taşeronluk sıfatına dayanmakta olup haksız işgalci olmadığını, bu nedenle ecrimsil ödemesinin de söz konusu olamayacağını bildirmiş, müvekkilinin davacının muhatabı olmaması nedeniyle davanın, dava dışı... Ofisi A.Ş.ye ihbarının gerektiğini, YİD sözleşmesi süresinin sona ermiş olması nedeniyle davacının davaya konu yerde işletme hakkının kalmamasına bağlı olarak, davanın KGM'ye ihbarını talep ettiklerini bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME GEREKÇE: Dava, el atmanın önlenmesi ve haksız işgal tazminatı istemine ilişkindir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnız bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruptan oluşur. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın yasal düzenlemelerce ticari sayılan davalardır. Bu davalar TTK'nun 4(1), Kooperatifler Kanunu'nun 99, İİK'nun 154, Finansal Kiralama Kanunu'nun 31, Ticari İşletme Lehine Kanunu'nun 22. maddelerinde sayılmış olup, bu nitelikteki davaların mutlak ticari dava sayılabilmesi için ilgili özel kanunlarda nitelendirilmesi ya da TTK'nun 4(1) maddesinde sayılmış olması yeterlidir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ve tarafların tacir olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Uyuşmazlığın nispi ticari dava sayılabilmesi için bu iki koşulun birlikte varlığı zorunludur. Üçüncü grup ticari davalar yalnız bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirilen havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bu davalar TTK'daki yasal düzenleme gereği uyuşmazlığını bir yanı tacir olmasa dahi bir yanının tacir olması halinde ticari dava sayılmıştır. 6335 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu'nun ikinci maddesi ile değişik TTK'nun 5(1) maddesi gereğince ticaret mahkemesi ticari nitelikli davalara ve çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlendirilmiş olup, buna göre Asliye Ticaret Mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki görev ilişkisidir. Davacı taraf, davaya konu yerin içinde bulunduğu tesisi 28.03.2003 tarihli YİD Sözleşmesinin görevli şirketi olan... Ofisi A.Ş.'den 27.09.2017 tarihinde devralması ile birlikte ve davalı ile aralarında bir sözleşme olmaksızın davalının devirden sonra dava konusu yerde varlığını sürdürecek hiçbir hukuki sebebi olmadığı halde... Ofisi A.Ş.'nin yalnız bayisi statüsünde olması nedeniyle davalının devir tarihinde tahliye etmesi gereken davaya konu yeri haksız olarak işgal ettiği iddiası ile davalının, davaya konu yere müdahalesinin önlenmesi ile işgal ettiği süre için haksız işgal tazminatı ödemesi gerektiği iddiasında olup, buna karşın davalı; yüklenici... ile akdedilen 28.11.2008 tarihli işleticilik sözleşmesi ile YİD Sözleşmesi ve ilgili taraflar arasında yapılan yazışmalar sonucunda 01.01.2009 tarihinden itibaren KGM nezdinde kayıtlı ve akaryakıt tesislerine düşen yıllık idare payı ödemesinden sorumlu ve yetkili işletici sıfatı kazandığı,... ile davacı arasında düzenlenen devir protokolünde, kendine ait hakların... alanı olarak saklı tutulduğu, ihale süresi sonuna dek tek yetkilinin... olup, kendisinin yetkili ve kayıtlı işletici bayi olduğu, işletme hakkının süre sonuna dek... ve dolayısıyla kendisine ait olduğunu bildiği halde davacının YİD Sözleşmesini devraldığı, taşınmaz maliki idarenin onayı ve kayıtlı taşeron sıfatıyla söz konusu yerde işletici olarak bulunduğu, YİD sözleşmesi süresinin sona ermiş olması nedeniyle davacının davaya konu yerde işletme hakkının kalmadığı,...-... devir prtokolünün 4.19 maddesi gereğince; kendisinin yetkili akaryakıt istasyonları taşeronu olarak görev yapmaya devam edeceği, davaya konu yerdeki işleticilik sıfatının sözleşmesel yetki ile dava dışı... Ofisi A.Ş. ve KGM'nin kendisine verdiği yetkili kayıtlı taşeronluk sıfatına dayandığı, bu nedenle haksız işgalci olmadığı ve ecrimsil ödemekle yükümlü bulunmadığı iddiasındadır. Davanın, müdahalenin önlenmesi ve ecrimsil istemli olması nedeniyle niteliği itibari ile mutlak ticari dava niteliğinin bulunmadığı açıktır. Davacı ve davalı tarafların aralarında hukuki bir ilişki bulunmadığı gibi tarafların üçüncü kişiler ile yaptıkları YİD ve akaryakıt bayiliği sözleşmelerinin de niteliği itibari ile mutlak ticari davaya konu olmayacak nitelikte hukuki ilişkiler olmadığı da bellidir. Davanın, mutlak ticari dava niteliğinin bulunmaması nedeniyle yalnız nispi ticari dava niteliğinde olması halinde asliye ticaret mahkemesinde, ticari dava olarak görülmesi ve uyuşmazlığın çözümü mümkündür. Uyuşmazlığın, nispi ticari dava olarak görülebilmesi için, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili olması koşullarının bir arada bulunması zorunludur. Davacı taraf dava dilekçesinde, uyuşmazlığın nispi ticari dava olduğu iddiasında bulunmuş, davalı taraf cevap dilekçesinde, açıkça görevsizlik itirazında bulunmamışsa da Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin yargı kararına yer vermiş, davacı taraf cevaba cevap dilekçesinde görev konusunda başkaca bir açıklamaya yer vermemiştir. Davacı tarafça, görev konusunda Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 06/11/2014 tarihli, 2014/15356 esas ve 2014/15352 karar sayılı ilamı emsal gösterilmiş ise de, karar eski tarihli olduğu gibi kararın, yerleşmiş ve istikrar kazanmış niteliği de yoktur. Buna karşın Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 01/07/2020 tarih, 2019/699 esas ve 2020/4277 karar, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 30/06/2020 tarih, 2020/1322 esas ve 2020/4253 karar, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05.03.2019 tarih, 2018/4622 esas ve 2019/2287 karar, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.09.2019 tarih, 2018/9046 esas ve 2018/15609 karar, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 15.03.2016 tarih, 2016/3248 esas ve 2016/3118 karar, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 01.03.2016 tarih, 2016/968 esas ve 2016/2426 karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 27.10.2022 tarih, 2022/1353 esas ve 2022/2336 karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 27/06/2019 tarih, 2019/1124 esas ve 2019/1275 karar ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 20.11.2023 tarih, 2023/2493 esas ve 2023/2094 karar sayılı ilamları ile benzer çok sayıda süregelen ve istikrar kazanmış ilamlarda, tarafların ticari şirket olmalarına rağmen el atmanın önlenmesi ve haksız işgal tazminatı istemli davalarda, davanın mutlak ve nispi dava niteliğinin bulunmaması nedeniyle uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp çözülmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacı ve davalı tarafların ticaret şirketi olmaları nedeniyle tacir oldukları tartışmasızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tarafların dava dışı idare ve dava dışı şirketlerle düzenledikleri sözleşmeler sonucu ortaya çıkmıştır. Davacı taraf, dava ve cevaba cevap dilekçelerinde, davalının, davaya konu yerde yasal veya sözleşmeye dayanan haklı bir sebeple bulunmadığı ve haksız işgalci olduğu iddiasında olup, davalı ise; dava dışı idare ve şirketler ile yaptığı sözleşmelere dayanarak dava konusu yerdeki varlığının, hukuki olduğu ve sözleşmeye dayandığı iddiasındadır. Tarafların karşılıklı iddiaları birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinin bulunmadığı gibi tarafların dava dışı idare ve üçüncü kişi şirketlerle olan hukuki ilişkilerinin taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi doğurmayacağı ve üçüncü kişilerle olan sözleşmelerin mutlak ticari niteliğinin de bulunmadığı göz önünde tutulduğunda, nispi ticari dava koşulunu da sağlamayacağı açıktır. Yukarıda gösterilen yüksek yargı kararlarında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere taşınmaza müdahalenin önlenmesi ve haksız işgal tazminatı, TMK'nun 683 ve 995.maddelerinden kaynaklanmakta olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı YİBK'nda kabul edildiği üzere ecrimsil, haksız fiil benzeri olup, üstün bir hakka dayanmadan başkasının taşınmazını işgal eden ve bu nedenle haksız kazanç sağlayan tarafın iade etmekle yükümlü olduğu bir tazminat türüdür. Davacı tarafın, dava dilekçesinde taraf olduğu YİD sözleşmesinden sonra davalının davaya konu yerde fuzuli şagil olduğunu iddia edip bu nedenle taşınmaza müdahalesinin önlenmesi ve haksız işgal tazminatının tahsili talebinde bulunmasına göre uyuşmazlığın örnek kararlarda da belirtildiği gibi genel hükümlere göre TMK'nun 683 ve 995.maddeleri ile ilgili diğer maddeleri çerçevesinde genel mahkemeler tarafından çözülmesi görev kuralları gereğidir. Bununla birlikte, uyuşmazlığın taraf şirketlerin ticari işletmesi ile ilgili olması için sicilde kayıtlı faaliyet konuları içinde yer alması zorunludur. Taraf şirketlerin ticaret siciline kayıtlı faaliyet konuları içinde bir taşınmazın işgali ve bu işgalden kaynaklanan haksız işgal tazminatının ödenmesi veya tahsili nitelikli bir faaliyet konusu bulunmadığı gibi taraflar arasında davaya konu yer ile ilgili yazılı veya sözlü bir anlaşmanın yapılmadığı, buna bağlı olarak ticari bir ilişkinin kurulmadığı her iki tarafın kabulünde olması nedeniyle uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olduğundan söz edilemez. Bir başka deyişle taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraf şirketlerin kuruluş ve faaliyet amacına uygun ticari faaliyetlerinden kaynaklanmadığı, uyuşmazlığın çözümünde TTK hükümlerinin uygulanmayıp yalnız TMK'da yer alan genel ve ilgili hükümlerin uygulanacağı göz önünde tutulduğunda, uyuşmazlığın nispi ticari dava olarak özel mahkemede çözümlenmesi usul ve yasa kurallarına uygun değildir. İİK'nun 277.maddesinden kaynaklanan tasarrufun iptali davaları ile İİK'nun 142.maddesinden kaynaklanan sıra cetveline itiraz davalarında da taraflar tacir olsa dahi bu nitelikteki davaların ticari dava olarak görülmesinin mümkün bulunmadığına ilişkin istikrar kazanmış Yargıtay kararları ile yukarıda açıklanan Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin müdahalenin önlenmesi ve ecrimsil nitelikli davaların, tarafların tacir olmaları halinde dahi uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili bulunmadığına ilişkin istikrar kazanmış kararları göz önünde tutularak, davanın mutlak ve nispi ticari dava niteliğinin bulunmadığı, ticari dava niteliği bulunmayan uyuşmazlığın, kanun ve usul kuralları gereği asliye ticaret mahkemesinde görülmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözme görevinin, HMK'nun 2.maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olup, mahkememizin görevsiz olduğu, dava ve cevap dilekçeleri ile cevaba cevap dilekçesinin sunulmasından sonra taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğinin, karşılıklı iddia ve savunmalarla belirlenip, mahkememizin görevsiz olduğunun anlaşılması karşısında yargılamanın sürüncemede kalmaması ve davanın kalan aşamalarına görevli mahkeme tarafından devam edilmesinin usul ve yasa gereği olması yanında, mahkemelerin görevinin dava şartlarından olması nedeniyle HMK'nun 115(1) maddesi uyarınca davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak; mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, dosyanın görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle: 1-Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2-HMK'nun 20 (1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, 4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın ve/veya karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/11/2024

Başkan... e-imza Üye... e-imza Üye... e-imza Katip .. E imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/677, K. 2024/689, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-677-e-2024-689-k-106dc51d9eae