İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/604 E. 2025/462 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/604
- Karar No
- 2025/462
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/604 Esas KARAR NO : 2025/462
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/10/2024 KARAR TARİHİ : 24/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; 26.06.2024 tarihinde saat 11:40 sıralarında davalı ... Sigorta A.Ş tarafından ... poliçe numarası ile sigortalanmış...'un sevk ve idaresinde olan ... plakalı araç ile çöp toplama işlemi yaparken aracı geri manevra yapması esnasında çöp kamyonunun sağ arka basamağının ahşap direğe çarpması ve müteveffanın çöp kamyonu ile ahşap direk arasında sıkışması sonucunda tek taraflı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu araçta çöp toplama personeli olarak bulunan ...'nun vefat ettiğini, işbu kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'un tam ve asli kusurlu bulunduğunu, bu hususun tutulan kolluk tutanakları, Bilirkişi raporu ve her türlü sair delil ile sabit olduğunu, işbu kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsü ...'un Karayolları Trafik Kanunu 84/J maddesini ihlal etmesi sebebiyle %100 tam ve asli kusurlu olduğunu, meydana gelen kazada müteveffanın zararlı neticeyi meydana getiren yahut zararın artmasına neden olan herhangi bir müterafik kusuru bulunmadığını, müteveffa ...'nun ailesine bakım ve yardımda bulunduğunu, fiilen çalışarak maddi destek olduğunu, Müteveffanın bekar olduğunu, aylık kazancının kaza tarihinde 50.000,00 TL üzerinde olduğunu, mezkur kaza sonrası müteveffanın annesi müvekkili ... ve babası müvekkil ...'nun maddi zarara uğradığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haklı ve hukuka uygun davanın kabulüne, meydana gelen trafik kazası nedeniyle HMK 107. Maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak vefat eden oğlunun desteğinden yoksun kalan müvekkili ... için şimdilik 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, meydana gelen trafik kazası nedeniyle HMK 107. Maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak vefat eden oğlunun desteğinden yoksun kalan müvekkili ... için şimdilik 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, meydana gelen kaza sebebi ile müvekkillerin yaşadıkları acı ve elemin bir nebze de olsa hafifletilmesi amacıyla TBK 56. Maddesi uyarınca 800.000,00 TL Manevi Tazminatın (Müvekkil ...için 400.000,00 TL ve müvekkil ...için 400.000,00 TL olmak üzere) olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte külliyen kabulü ile davalı ... Belediyesi Personel Hizmetleri Limited Şirketi Genel Müdürlüğü'nden tahsiline, her türlü yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığını, dava öncesinde dava konusu kaza sebebi ile müvekkili şirkete başvurulduğunu, müvekkili şirket tarafından hasar dosyası açıldığını, ...'nun vefatı nedeniyle anne için 397.781,30-TL; baba için 61.003,66-TL olmak üzere 09/08/2024 tarihinde toplam 458.784,96-TL ödeme yapıldığını, dava konusu kazanın trafik-iş kazası olduğundan sosyal güvenlik kurumuna müzekkere yazılarak davacılar lehine rücuya tabi yapılan ödemelerin sorulmasını talep ettiklerini, hesap raporunda asgari ücretin esas alınması gerektiğini, davanın reddine, ödeme günü verileri esas alınarak müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin denetlenmesine, ödeme ile gerçek zarar arasında fahiş fark olduğunun tespiti halinde ödemenin güncel faizi ile hesaplanan tazminattan mahsubuna, destekten yoksun kalma tazminatı hesabında TRH yaşam tablosunun esas alınarak teknik faiz indirimi uygulanmasına, davanın müvekkili şirket aleyhine kabulü halinde, temerrüt tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, davanın reddi halinde yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Davacı tarafın meydana gelen kaza çerçevesinde müvekkili şirkete karşı maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, davaya konu olayın meydana gelmesinde ve zararın oluşmasında müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, Mevta ...müvekkili şirket uhdesinde temizlik görevlisi olarak çalıştığını, Mevta ... 'na kamyonun arka basamağına binmemesi, kesinlikle kamyon içerisinde olması hususunda bilgilendirme yapıldığını ve sözleşme imzalandığını, ayrıca zorunlu olmamasına rağmen eğitim de verildiğini, Mevtanın olay günü çalıştığı esnada kimseden sözlü talimat almaksızın arka basamağa çıktığını ve bu hususta şoför dahil kimseyi bilgilendirmediğini, meydana gelen kaza neticesinde şahsın basamağa çıkmış olduğunu ve aracın manevrası neticesinde istenmeyen kazanın meydana gelmiş olduğunun öğrenildiğini, yine şirket personeli olan araç sürücüsü ...'un kazada kusurlu olduğu iddiası ile müvekkili şirkete dava yöneltildiğini, araç sürücüsünün olayın gerçekleşmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığını, alması gereken tedbirleri aldığını ve kurallara uygun olarak görevini icra ettiğini, bu nedenlerle davanın reddine, ücreti vekaletin ve yargılama giderinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, ... CBS Hazırlık Bürosunun ... soruşturma sayılı dosyasının UYAP kayıtları dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat davasıdır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun birinci maddesi uyarınca; İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde İş Mahkemeleri kurulur. Bu tür davalara iş mahkemelerince bakılır. İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerdeki bu davalara o yerde görevlendirilecek mahkeme tarafından, bu kanundaki esas ve usullere göre bakılır. 7036 sayılı Kanunun 5. maddesinde İş Mahkemesinin görevi düzenlenmiştir. 7036 sayılı Kanunun 5. maddesinde İş Mahkemesinin görevi genişletilmekle beraber; İş Mahkemeleri “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre; işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya kanundan kaynaklı her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere, İş Mahkemesinin görevli olabilmesi için uyuşmazlığın taraflarının işçi ve işveren veya işveren vekili olması, uyuşmazlığın iş sözleşmesinden veya İş kanunundan kaynaklanması koşuldur. İş kazasında, işveren dışında başka sorumlular varsa, işveren ile birlikte bu kişiler aleyhine de dava açılması durumunda dava yine İş Mahkemelerinde görülür. İşverenin kusurlu olup olmadığı sonuca etkili değildir. Somut olayda, davacı taraflarca sigorta şirketi aleyhine de dava açıldığı anlaşılmıştır. Borçlar Kanunu'nun Müteselsil Sorumluluk başlıklı 61.maddesinde; "Birden çok kişi ile birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlenmiştir. Bu madde doğrultusunda trafik ya da iş kazalarında ortak kusurları bulunan kişilerin haksız eylemden zarar görenlere karşı müşterek müteselsil sorumlulukları doğacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2010/21-36 Esas, 2010/67 Karar sayılı ilamında; "...Öte yandan, eldeki dava, iş kazası nedeniyle davalı işveren ile birlikte genel hükümlere göre sorumlu bulundukları iddia edilen diğer davalılara karşı birlikte açılmış olup,davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır. İhtiyari dava arkadaşlığı durumunda, davalılardan biri hakkındaki dava genel mahkemenin, diğeri hakkındaki dava özel bir mahkemenin görevine giriyorsa, özel nitelikteki mahkemede davanın görülmesi gereklidir. Somut olayda,davacılar iş kazası geçiren işçinin mirasçıları,davalı ...Şirketi ise işvereni konumunda olup,5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.maddesi uyarınca işveren ile işçi arasındaki iş aktinden kaynaklanan veya İş Kanunu’na dayalı iddiaların özel yetkili iş mahkemesinde görülerek, davanın sonuçlandırılması gerekli olduğundan, diğer davalılar yönünden de İş Mahkemesi olarak davaya bakılmaya devam edilmelidir. Dava birlikte açıldığından,her dava açıldığı zamanki duruma göre değerlendirileceğinden, işverenin kusurlu olmamasının belirlenmesi göreve değil, davanın sonucuna etkilidir. Açıklanan bu gerekçelerle, Özel Dairenin bozma ilamındaki bu görüş isabetli değildir." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/1201 Esas, 2014/373 Karar sayılı ilamında; "...Somut olayda davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması nedeniyle; davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri uyarınca, asliye ticaret mahkemeleri, asliye hukuk mahkemelerinin daireleri ve dolayısıyla bu ayırım çerçevesinde genel mahkeme niteliğinde olduklarından; tüm davalılar hakkındaki davaların, özel mahkemede (iş mahkemesinde) görülmesi gerektiği kabul edilmelidir. Sonuç olarak, gerek 4603 sayılı Kanun’un 5.maddesi, gerekse 5521 sayılı Kanun’un 1.maddesi; TTK’ndaki görev hükmünün aksine ve öncelikle uygulanması gereken özel düzenlemelere yer vermekle, taraflar arasındaki ilişkinin ticari dava şeklinde nitelendirilmesi mümkün olmadığından, uyuşmazlıkta iş mahkemeleri görevlidir." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2004/9-261 Esas, 2004/254 Karar sayılı ilamında; "...Davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu durumlarda, bunlar hakkında birlikte açılan davalar, birbirlerinden bağımsız olduğundan, görevli mahkeme her bir dava bakımından ayrı ayrı belirlenmelidir, ihtiyari dava arkadaşı durumundaki davalılardan biri (veya birkaçı) hakkındaki dava genel mahkemenin, diğeri (veya diğerleri) hakkındaki dava özel bir mahkemenin görevine giriyorsa, davaların aynı dava dilekçesiyle özel mahkemede açılması gerekir. Somut olayda davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunun benimsenmesi durumunda; yukarıda açıklandığı gibi, Asliye Ticaret Mahkemeleri, Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin daireleri ve dolayısıyla bu ayırım çerçevesinde genel mahkeme niteliğinde olduklarından; tüm davalılar hakkındaki davaları özel mahkemede (iş mahkemesinde) görülmesi gerektiği kabul edilecektir. Özel Mahkeme niteliğindeki Yerel Mahkeme'nin görevsizlik kararındaki gerekçe, öncelikle bu nedenle yerinde değildir. " şeklinde karar verildiği görülmüştür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re'sen) dikkate alınması zorunludur. Huzurdaki davada, davacının davalı olan şirketin işçisi olup kazanın, iş kazası olarak meydana geldiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Meydana gelen trafik kazası, davacı yönünden bir iş kazası olup uyuşmazlık iş hukukundan kaynaklanmaktadır (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 04/09/2018 Tarih, 2015/13523 Esas ve 2018/7384 Karar sayılı ilamı) Eldeki davanın açılmasına neden olan olay, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası olarak nitelendirilmiş olup, dava üçüncü kişinin halefi konumundaki sigorta şirketi ile birlikte sigortalının işverenine karşı açılmıştır. Artık konunun iş kazası olması nedeniyle İş Mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiği kanaati ile davada İş mahkemesinin görevli olduğu, görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği nazara alınarak davanın 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca görev yönünden usulden reddine ve Mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre; 1-Davanın HMK 114/1-c , 115/2 mad uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve HMK 20 md uyarınca 2 haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine, 3-Harç, vekalet ücreti, arabulculuk gideri, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine, 4-Kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için başvurulmadığı taktirde harç ve yargılama gideri konusunda ek karar yazılmasına, Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. .24/06/2025
Katip Hakim ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır