İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/610 E. 2025/432 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/610
- Karar No
- 2025/432
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/610 Esas - 2025/432 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/610 Esas KARAR NO : 2025/432
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/01/2024 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı tarafın özetle iddiaları; Müvekkiline ait plakalı araç ile dava dışı 3.kişiye ait davalının sigortalısı olan plaka sayılı araç arasında meydana gelen kazada davalı %100 kusurlu olduğunu, meydana gelen değer kaybının tespiti ile HMK 107. Maddesine göre araç değer kaybı tazmini için şimdilik; 100,00-TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı özetle savunmaları; 11.08.2023 tarihinde Müvekkili Şirket tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı plakalı aracın davacıya ait plakalı araç ile kazaya karışması sonucu dava konusu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, açılan davada kusur durumunu ve davacının iddialarını kabul etmediklerini, davacının iddialarının tümüne itiraz etmekle beraber, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı değer kaybı bedelinin tahsili yönündedir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık: kazadaki kusur durumu, davalı tarafından yapılan bir ödeme olup olmadığı, dava konusu araçta değer kaybı oluşup oluşmadığı ve varsa davacının talep edebileceği değer kaybı tazminat miktarına ilişkindir. Davaya konu kaza;28.04.2023 tarihinde üzerinde dava dışı, davalı plakalı aracın seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek sokak üzerinde park halinde bulunan plakalı araca çarpması şeklinde gerçekleştiği tespit edildi. Mevcut dosyanın Akyazı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/8 Esas ve 2024/730 Karar numaralı ilamıyla görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşıldı. KTK 97. Maddesi kapsamında davacının davalı dava açılmadan önce müracaat ettiği, yine dava açılmadan önce arabulucuk dava şartının sağlandığı görülmüştür. Davalı müzekkere yazılarak, davacı tarafından sigorta edildiği iddia edilen plaka sayılı aracın 28.04.2023 tarihinde karıştığı trafik kazasına ilişkin hasar dosyası sunulmuştur. Sigorta Bilgi Gözetim Merkezinden davacı adına kayıtlı olduğu belirtilen plaka sayılı aracın karıştığı tüm kazalara ilişkin tramer kayıtlarının mahkememize gönderilmesi için yazılan müzekkereye cevap verilmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesinde araç işletenin sorumluluğu, 90 ve devamı maddelerde ise zorunlu trafik sigortacısının sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre bir motorlu taşıtın işletilmesinden dolayı ortaya çıkacak zararlardan dolayı işleten aynı zamanda sürücü değil ise sürücü ile birlikte müteselsil sorumlulukları bulunmaktadır. Sigorta şirketinin sorumluluğu ise kazadan dolayı poliçe ve teminat miktarı bakımından muteberdir. Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 Tarih, Esas 2019/40, Karar 2020/40 Sayılı Kararı ile; a) Karayolları Trafik Kanun’un 90. Maddesinin Birinci Cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” İbaresi ile İkinci Cümlesinde Yer Alan “...ve genel şartlarda...” İbaresinin Anayasaya aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi'nin bu maddelerdeki “Genel Şartlar” ibarelerini iptal etmesi sonucu değer kaybı tazminatı öncelikle Karayolları Trafik Kanununun hükümlerinin, bu kanunda düzenlenmeyen hususlarda ise Türk Borçlar Kanununun haksız fiile ilişkin hükümlerinin usul ve esasları çerçevesinde belirlenecektir. Bu kanunlarda açıkça düzenlenmiş hususlarda genel şartlar ile kanunun kapsamını daraltan yada genişleten hükümleri uygulanmayacaktır. Genel Şartlar TTK’nın 1425 ve Sigortacılık Kanunu 11 ve KTK’nın 95. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak idarece çıkarıldığı için, KTK ve TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerinde genel olarak temel unsurları belirlenmiş hususlarda bu temel unsurlara aykırı olmamak şartı ile genel şartların hükümleri uygulanacaktır. Anayasa mahkemesinin iptal kararı derdest olan eldeki davada da uygulanması gerekmektedir. Bu durumda; değer kaybının ZMMS Genel Şartlarına göre hesaplanmasının yasal dayanağı kalmamış olup, gerçek zarar ilkesi gereğince değer kaybının, kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre, aracın kazadan önceki değeri ile onarım sonrası değeri arasındaki farka göre belirlenmesi gerekir. (Sakarya BAM 3. HD 2021/1231 esas- 2022/757 karar,benzer yönde Yargıtay 17. HD'nin 2016/16876 E - 2017/12161 K sayılı, 27/12/2017 tarihli ve 2015/5301 E - 2017/11098 K sayılı, 28/11/2017 tarihli, YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2016/17525 esas- 2017/9448 kararları). Haksız fiil sorumluluğu içerisinde yer alan değer kaybı zararları tarafların kusur oranlarına göre belirlenecek olup makine mühendisi bilirkişi tarafından kusur oranının ve zarar miktarının doğru bir şekilde tespiti gerekir. Mahkememizin 06.03.2025 tarihli (3) Nolu ara kararı gereği rapor düzenlenmek üzere dosya Makine Mühendisi Bilirkişisi tevdi edilmiştir. Makine Mühendisi Bilirkişisi 06.04.2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda değer kaybı bedelinin 17.875,00 TL olduğu şeklinde mütalaada bulunmuştur. Bilirkişi raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, rapora karşı davalı vekilinin beyan ve itirazda bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin bedel artırım dilekçesi sunduğu, bu hususta gerekli harçları yatırdığı, sunulan dilekçenin davalıya tebliğ edildiği anlaşıldı. Tarafların iddia ve savunmaları ile temin edilen deliller kapsamında yürütülen yargılama neticesinde; 28.04.2023 tarihinde meydana gelen kazada plakalı aracın park halindeki plakalı araca çarmasında plakalı aracın sürücüsünün 2918 Sayılı Yasanın 52. bendinde belirtilen "Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar." hükmünü ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda tamamen kusurlu olduğu açıktır. plakalı aracın kurallara uygun şekilde park halinde olduğu anlaşıldığından meydana gelen kazada davacının kusurunun olmadığı tespit edilmiştir. 54 Kazanın etkisiyle davacının aracında ortaya çıkan zarardan dolayı KTK'nın 85 ve 90. maddelerine göre aracın sigorta şirketinin, yani davalının sorumlu bulunduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte, plakalı aracın UYAP üzerinden alınan araç sorgusuna göre kaza tarihinde malikinin davacı olduğu tespit edilmiştir. Değer kaybı, kazanın gerçekleştiği anda oluşan bir zarardır. Dolayısıyla araç kazaya uğradığı tarihte malik kimse, değer kaybı zararı da onun zarar hanesine yazılır. Sonradan aracı satmış olması, o tarihteki zarar görme hakkını ortadan kaldırmaz. Bu kapsamda davacının davalıdan değer kaybı talebinde bulunmasında haklı görülmüştür. Kaza nedeniyle plakalı aracın bagaj kapağı, arka tampon, bagaj havuzu, arka panelden hasar aldığı tespit edilmiştir. Bilirkişi hesaplamalarına göre davacının aracının hasarsız piyasa rayiç bedelinin 550.000,00 TL, kaza sonrası onarılmış piyasa rayiç bedelinin 532.175,00 TL olduğu, değer kaybı tutarının 17.875,00 TL olduğu, cevap dilekçesinde bir ödemeden söz edilse de davalının sunduğu cevabi müzekkerede ödeme yapmadıklarının bildirildiği, dolayısıyla davacıya değer kaybı ödemesi yapılmadığı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaların usul ve yasaya uygun olarak yapıldığı, rapora itibar edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalı taraf alınan bilirkişi raporuna karşı somut itirazlar ileri sürmemiştir. Dolayısıyla itirazları dikkate alınmamıştır. açısından temerrüt tarihinin 2918 sayılı KTK 99 maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan tutarları hak sahibine ödemek zorundadır. Davacının davalı 18.08.2023 tarihinde başvurduğu, 8 iş gününün sonunda 30.08.2023 tarihi itibariyle temerrütün oluştuğu anlaşılmakla talep edilen tazminat kalemine 30.08.2023 tarihinden itibaren faiz işletilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Açılan davanın KABULÜ İLE, -17.875,00-TL değer kaybı tazminatının temrrüt tarihi olan 30.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ve poliçede yazılı limitle sınırlı olmak üzere davalı alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 1.221,04-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 927,60-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 293,44-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 17.875,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 427,60-TL Peşin/nisbi Harcı, 500,00-TL Islah Harcı, 7.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 319,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 8.674,70TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, , 5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra talep eden tarafa iadesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 3120 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, Dair, davacı vekili yüzünde, davalı vekili yokluğunda miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/06/2025
Katip
Hakim