İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/601 E. 2024/674 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/601
- Karar No
- 2024/674
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/601
KARAR NO : 2024/674
DAVA : Ticari Şirket Feshi
DAVA TARİHİ : 23/02/2023
KARAR TARİHİ : 04/10/2024
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İDDİA ;
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; İzmir Ticaret Sicil Memurluğu’nda “...” ticaret sicil numarası ile kayıtlı olan davalı şirketin kurucu ortaklarından birinin müvekkili ... olduğunu, davalı şirketin üç ortaklı olduğunu, şirket sermayesinin 1.000,00 YTL'sine tekabül eden 1 payın müvekkiline, 90.000,00- YTL'sine tekabül eden 90 payın ortaklardan ...'a, 9.000,00-YTL'sine tekabül eden 9 payın ise diğer ortak ...'e ait olduğunu; 22/07/2008 tarihinde tescili sağlanan davalı şirketin, esasında kurulduğu tarihten bu yana gayri faal olduğunu, Vergi Dairesi’nin bu şirketin resen terkinini yaptığını, 07/08/2008 tarihinde işi terk ettiğinin kayıt altına alındığını; Türk Ticaret Kanunu'nun 636. maddesinin 3. fıkrası gereğince haklı sebebin varlığında her ortağın limited şirketin feshini isteyebileceğini, TTK’nın 245. maddesinde yer alan kollektif şirketlerin feshi yönünden öngörülen haklı sebeplerin limited şirketlerde de uygulanabileceğinin kabul edildiğini, anılan maddede haklı sebebin; “şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek surette ortadan kalkmış olması” şeklinde tanımlandığını ve örneklendirildiğini, “limited şirket faaliyetinin tamamen durmuş olması, uzun süre bir ortaklık faaliyetinin bulunmaması ve ortaklık mevcudunun kalmaması, şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık, şirketin devamlı olarak zarar etmesi ve kar sağlayamaması” gibi hususların doktrin ve yargı kararlarına göre haklı sebep olarak kabul edilebileceğini, gayri faal olan davalı şirketin müvekkiline mali ve yasal yükümlülükler yüklediğini; davalı şirketin son müdürü şirket ortaklarından ... olup, müdüre 10 yıl süre ile yetki verildiğini, buna göre 22/07/2018 tarihinde...'un yetki süresinin dolduğunu, davalı şirkete yeni bir temsilci atanmadığından şirketi temsil etmek üzere kayyım atanması gerektiğini, davalı şirketin devamının ve amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, şirket ortaklarının da şirketin haklı nedenle feshine karar verilmesi hususunda mutabık olduklarını, bu konuda davanın şirket ortaklarına da ihbar edilerek görüş ve beyanlarının sorulmasının mümkün olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile öncelikle davalı şirketin halihazırda temsilcisi/müdürü bulunmadığından yargılamanın uzamaması adına eldeki davada şirketi temsil etmek üzere kayyım tayin edilmesi amacıyla taraflarına yetki verilmesine, haklı sebebin varlığının kabulü ile davalı şirketin tasfiyesiz feshine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalı şirket temsil kayyımı ... 13/10/2023 tarihli duruşmada; yazılı bir cevap dilekçesi vermediğini ve vermeyeceğini, açılan dava yönünden takdiri mahkemeye bıraktığını; incelediği kadarıyla şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, gelen yazı cevabında da 07/08/2008 tarihinde resen terk işleminin yapıldığının belirtildiğini, bu anlamda beyannamelerinin de olmadığını, harici araştırmalarına ve dosyadaki bilgilere göre şirketin herhangi bir alım satımının olmadığını, KDV verme durumunun söz konusu olmadığını, defterlerinin olduğunu da düşünmediğini belirtmiştir.
GEREKÇE ;
Dava; davalı şirketin tasfiyesiz olarak haklı sebeple feshine ilişkindir.
Davalı şirketin temsilcisi olan ...’un temsil süresinin dolması, sicil kayıtlarına göre şirketi temsile başkaca bir kişinin yetkili olmaması sebebiyle davacı tarafa davalı şirkete eldeki bu davada temsil edilebilmesi bakımından temsil kayyımı atanması istemiyle dava açması konusunda süre verilmiştir.
Davacı tarafın kendisine verilen süre içerisinde açtığı dava İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında görülmüştür.
İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 07/07/2023 tarihli ... Esas ve... Karar sayılı kararı ile “davalı şirkete mahkememizin ... Esas sayılı bu davasında temsil etmek üzere temsil kayyımı olarak mali müşavir ...’in atanmasına” ilişkin 07/07/2023 tarihli karar verilmiş, verilen karar 09/09/2023 tarihinde kesinleşmiştir.
Bu karar üzerine mahkememizce davalı şirket kayyımı ...’e 02/10/2023 tarihinde dava dilekçesi ile birlikte duruşma gününü bildirir davetiye mahkememiz kaleminde tebliğ edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davacının, davalı şirketin tasfiyesiz olarak feshini isteyebilmesi konusunda haklı sebeplerinin bulunup bulunmadığı” konusundadır.
İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’nden gönderilen kayıtlar incelendiğinde; davalı şirketin “Merkez ...” sicil numarasında kayıtlı olduğu, faal gözüktüğü, adresinin “... Gaziemir/İZMİR” olduğu, şirket ortaklarının 90 paya karşılık..., 9 paya karşılık... ve 1 paya karşılık... olduğu görülmüştür.
Gaziemir Vergi Dairesi Müdürlüğü’nden gönderilen cevabi yazıda; davalı şirketin 22/07/2008 tarihinde faaliyete başladığı, mükellefiyet kaydının 213 sayılı VUK’nun 160. maddesi gereğince 07/08/2008 tarihinde resen terk ettirildiği, toplam borcunun 4.796,55 TL olduğu, gecikme zammının da 1.062,52 TL olduğu bildirilmiştir.
İzmir Sosyal Güvenlik Müdürlüğü’nden gönderilen cevabi yazıda; davalı şirketin işveren kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Davalı şirket ortağı ... mahkememize verdiği 05/12/2023 tarihli dilekçesi ile; ortaklarından olduğu davalı şirketin tasfiyesiz feshinin istendiğini haricen öğrendiğini, kendisinin, ... ve... ile 10.000,00 TL sermayeli bir şirket kurduklarını, kendisinin şirketin hakim ortağı olduğunu ancak şirketin hiçbir faaliyetinin olmadığını, ticari defterinin de olmadığını, birkaç ay sonra Vergi Dairesi’nin hiçbir işlem olmadığı için şirketin resen terkinini yaptığını; şirket adına kayıtlı hiçbir malvarlığının bulunmadığını, taşınır taşınmaz malvarlığının edinilmediğini, banka mevduat hesabının da olmadığını, bu anlamda esasında başından beri ortaklığın fiilen hiç var olmadığını, Ticaret Sicil Memurluğuna tescil edildiği tarihten itibaren resen terk tarihi olan 07/08/2008 tarihine kadar davalı şirketin kuruluş amacına yönelik hiçbir faaliyette bulunmadığını, yalnızca kağıt üzerinde var olan bu şirketin tasfiyesiz olarak istediğini, bu konuda davacı ortak ile fesih iradelerinin uyuştuğunu, bu nedenlerle davayı kabul ettiğini belirterek, şirketin tasfiyesiz olarak feshedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket ortağı... mahkememize verdiği 17/10/2023 tarihli dilekçesi ile; ortaklarından olduğu davalı şirketin tasfiyesiz feshinin istendiğini haricen öğrendiğini, 100.000,00 YTL sermaye ile kurulan davalı şirketin kurucu ortaklarından biri olduğunu, bu davayı ve isteği kabul ettiğini, şirketin tasfiyesiz olarak feshedilmesini istediğini; 22/07/2008 tarihinde tescili sağlanan davalı şirketin esasında kurulduğu tarihten bu yana gayri faal olduğunu, Vergi Dairesi’nin de bu şirketin resen terkinini yaptığını, şirketin ticari defterinin bulunmadığını, hiçbir ticari faaliyette bulunmadığını, şirket adına kayıtlı malvarlığının olmadığını, taşınır, taşınmaz ya da banka mevduat hesabının olmadığını, şirketin muhasebecisinin de bulunmadığını, şirket adresi olarak görülen adresin de halihazırda şirket tarafından kullanılmadığını, esasında başından beri ortaklığın fiilen hiç var olmadığını, Ticaret Sicil Memurluğuna tescil edildiği tarihten itibaren resen terk tarihi olan 07/08/2008 tarihine kadar davalı şirketin kuruluş amacına yönelik hiçbir faaliyette bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davayı kabul ettiğini belirterek, şirketin tasfiyesiz olarak feshedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkememizce; "1-Davanın KABULÜ ile; İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde “Merkez-...” sicil numarasında kayıtlı davalı ...’nin FESİH ve TASFİYESİNE, 2-Tasfiye memuru olarak davacı ... Bıçakçı'nın görevlendirilmesine, 3-Tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına" ilişkin 19/01/2024 tarihli ... Esas ve... Karar sayılı karar verilmiştir.
Mahkememiz kararına karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Mahkememiz kararı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin 30/05/2024 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile kaldırılmıştır.
Kararın gerekçesinde; “…Dava, davalı şirketin tasfiyesiz olarak haklı sebeple feshine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Mahkemece '..Davanın KABULÜ ile; İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde 'Merkez-...' sicil numarasında kayıtlı davalı ...’nin FESİH ve TASFİYESİNE, Tasfiye memuru olarak davacı ... görevlendirilmesine...' şeklinde karar verilmiştir. Davalı şirket ortağı ...verdiği 05/12/2023 tarihli dilekçesi ile; ... ve ... ile 10.000,00 TL sermayeli bir şirket kurduklarını, kendisinin şirketin hakim ortağı olduğunu ancak şirketin hiçbir faaliyetinin olmadığını, ticari defterinin de olmadığını, birkaç ay sonra Vergi Dairesi’nin hiçbir işlem olmadığı için şirketin resen terkinini yaptığını; şirket adına kayıtlı hiçbir malvarlığının bulunmadığını, taşınır taşınmaz malvarlığının edinilmediğini, banka mevduat hesabının da olmadığını, bu anlamda esasında başından beri ortaklığın fiilen hiç var olmadığını, Ticaret Sicil Memurluğuna tescil edildiği tarihten itibaren resen terk tarihi olan 07/08/2008 tarihine kadar davalı şirketin kuruluş amacına yönelik hiçbir faaliyette bulunmadığını, yalnızca kağıt üzerinde var olan bu şirketin tasfiyesiz olarak istediğini, bu konuda davacı ortak ile fesih iradelerinin uyuştuğunu, bu nedenlerle davayı kabul ettiğini belirterek, şirketin tasfiyesiz olarak feshedilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket ortağı ... verdiği 17/10/2023 tarihli dilekçesi ile; 100.000,00 YTL sermaye ile kurulan davalı şirketin kurucu ortaklarından biri olduğunu, bu davayı ve isteği kabul ettiğini, şirketin tasfiyesiz olarak feshedilmesini istediğini; 22/07/2008 tarihinde tescili sağlanan davalı şirketin esasında kurulduğu tarihten bu yana gayri faal olduğunu, Vergi Dairesi’nin de bu şirketin resen terkinini yaptığını, şirketin ticari defterinin bulunmadığını, hiçbir ticari faaliyette bulunmadığını, şirket adına kayıtlı malvarlığının olmadığını, taşınır, taşınmaz ya da banka mevduat hesabının olmadığını, şirketin muhasebecisinin de bulunmadığını, şirket adresi olarak görülen adresin de halihazırda şirket tarafından kullanılmadığını, esasında başından beri ortaklığın fiilen hiç var olmadığını, Ticaret Sicil Memurluğuna tescil edildiği tarihten itibaren resen terk tarihi olan 07/08/2008 tarihine kadar davalı şirketin kuruluş amacına yönelik hiçbir faaliyette bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davayı kabul ettiğini belirterek, şirketin tasfiyesiz olarak feshedilmesine karar verilmesini istemiştir. Somut olayda, davacı vekili sadece şirketin feshine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece feshi istenen davalı şirket üzerinde trafikte kayıtlı iki aracın bulunması nedeniyle davalı şirketin feshi yanında davalı şirketin tasfiye işlemlerini gerçekleştirmek üzere kendi isteği ile davacının tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine ilişkin karar verilmiş ise de; yukarıda belirtildiği üzere üç ortaklı olan davalı şirketin davacı dışındaki diğer ortaklarının da şirketin malvarlığı bulunmadığı yönündeki beyanları yanında, mahkemece dosya içerisinde ayrı ayrı alınan araç kayıtlarının incelenmesinde adına kayıtlı oldukları şirket unvanlarında farklılık bulunduğu, ilgili kurumlardan söz konusu araçların tescil bilgileri tereddüte neden olmayacak şekilde temin edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde, mahkemece bahsi geçen araçların davalı şirketi adına kayıtlı olup olmadıkları yönünde yeterli araştırma yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöne ilişkin itirazları yerinde olup, itirazın kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.” denmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin 30/05/2024 tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı gerekçesi doğrultusunda mahkememizce davalı şirkete ait araç kaydının bulunup bulunmadığı... ve ... plakalı araçların kimin üzerine kayıtlı olduğu hususlarının belirlenmesi amacıyla araştırma yapılmıştır.
UYAP üzerinden yapılan araştırma sonucunda;... plakalı aracın dava dışı... Tekstil Tanıtım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı olduğu, bu şirketin vergi numarasının ... olduğu; ... plakalı aracın da dava dışı ... Malları İletişim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı olduğu, bu şirketin vergi numarasının ... olduğu; bu şirketler ile davalı şirketin unvanı arasında bir miktar benzerlik bulunmakla birlikte tam unvanlarının farklı olduğu, şirketlerin farklı sicil numaraları ve farklı vergi numarası ile kayıtlarının bulunduğu görülmüştür.
6102 sayılı TTK’nın 636. maddesinde; “(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle, b) Genel kurul kararı ile, c) İflasın açılması ile, d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde, (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir. (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3. maddesine göre, limited şirket ortağı, haklı bir sebebin bulunması durumunda, şirketin feshini mahkemeden isteyebilir. Haklı sebebin belirlenmesi hususunda hakimin geniş bir takdir hakkı bulunmaktadır. Hakim, haklı sebebin bulunduğuna kanaat getirse bile, şirketin yaşatılması ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru ise, fesih kararı yerine, fesih isteğinde bulunan ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Bu maddede haklı sebeple ilgili bir tanımlama yapılmadığı gibi haklı sebebin kapsamı da belirtilmemiştir. Bu durumda haklı sebep her olayın özelliğine göre farklılık gösterebilecektir. Haklı sebebin var olup olmadığı belirlenirken kollektif şirketlere ilişkin düzenlemeden yararlanmak mümkündür. Zira; Türk Ticaret Kanunu'nun kollektif şirketlerle ilgili 245. maddesinde haklı sebep tanımı yapılmış ve hangi olayların haklı sebep sayılacağı örnekleme yolu ile belirtilmiştir. Bu maddenin I. fıkrasında; “...a. Bir ortağın, şirketin yönetim ve işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, b. Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, c. Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, d. Bir ortağın, uğradığı sürekli hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi gibi haller haklı sebeplerdendir.” düzenlemesine; II. fıkrasında ise; “a, b, c bentleri gereğince kendisinde fesih sebebi doğmuş olan ortağın dava hakkı yoktur.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu maddede haklı sebebe verilen örnekler her ne kadar ortağa ilişkin olsa da maddenin örnek verici niteliği gereği ortak dışı sebepler de haklı sebep olarak kabul edilebilecektir. Dolayısıyla haklı sebep, ortak dışı haklı sebepler ve ortağa ilişkin haklı sebepler olarak, kusurlu ve kusursuz haklı sebep olarak karşımıza çıkabilecektir. Ortak dışı haklı sebepler, ortakların kişilik alanı dışında, şirkete ilişkin veya şirketin de tamamen dışında objektif nedenlerdir. Özetle; tarafların şahıslarını ilgilendiren ya da kendilerinin dışında gerçekleşen olayların ortaklık ilişkisini zedelemesi ya da devamını imkansız kılması durumunda haklı sebebin var olduğundan söz edilebilecektir. Bu davanın açılabilmesi için haklı sebeplerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı sebeplerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekecektir. Bu davayı açma hakkı, haklı sebepte kusuru bulunmayan ortağa aittir. Bu düzenleme çerçevesinde mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.
Toplanan deliller, davalı şirketin davacı ile birlikte diğer tüm ortaklarının beyanları ile tüm dosya içeriğine göre; İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde "Merkez ..." sicil davalı şirketin 07/08/2008 tarihinde vergi kaydının resen terk ettirildiği, şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, beyannamelerinin olmadığı, defter tutmadığı belirlenmiş; davalı şirketin tüm ortaklarının davalı şirketin faaliyetini devam ettirmek gibi bir istek ve iradelerinin bulunmadığını açık bir şekilde ortaya koymuş olmaları, yani tüm şirket ortaklarının ortak iradelerinin davalı şirketin feshi yönünde olması karşısında mahkememizce de davalı şirketin devamında yarar olmayacağı kanaatine ulaşılmış, haklı görülen davanın kabulüne; davalı şirket üzerinde kayıtlı mal varlığının bulunmaması nedeniyle davalı şirketin tasfiyesiz olarak feshine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-Davanın KABULÜ ile;
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde “Merkez-...” sicil numarasında kayıtlı davalı ...’nin TASFİYESİZ OLARAK FESHİNE,
2-Davalı şirketin feshine karar verildiği hususunun İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’ne bildirilmesine ve karar kesinleştikten sonra İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından tesciline,
3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 TL ilam harcından 179,90 TL peşin harcın düşülmesi ile 247,70 TL karar ve ilam harcı kalmış ise de kaldırma kararı öncesinde 16/04/2024 tarih ... harç numarası ile 247,70 TL bakiye karar harcının tahsili için yazı yazıldığından, yeniden harç tahsil yazısı yazılmasına yer olmadığına,
4-Davacının yatırmış olduğu 179,90 TL başvurma harcı ve 179,90 TL peşin harç toplamı olan 359,80 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu tebligat-posta gideri olan 978,25 TL'lik yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket temsil kayyımının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/10/2024
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza