İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/919 E. 2024/822 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/919
Karar No
2024/822
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/919

KARAR NO : 2024/822

DAVA : Ticari Şirket Feshi

DAVA TARİHİ : 13/11/2023

KARAR TARİHİ : 22/11/2024

Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;

İDDİA ;

Davacı dava dilekçesi ile özetle; ortağı olduğu davalı şirketin 11/06/2007 tarihinde kurulduğunu 05/01/2009 tarihinde kapandığını ancak şirket kaydının açık göründüğünü, şirketin amacına eriştiğini ve devamında yarar bulunmadığını belirterek, kapatılmasına ve ticaret sicilden kaydının silinmesine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP ;

Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça yasal süre içerisinde davaya cevap verilmemiştir.

DELİLLER ;

Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdindeki kayıtlar, Vergi Dairesi’nin ve SGK İl Müdürlüğü’nün cevabi yazıları, tanık anlatımları, bilirkişi raporu.

GEREKÇE ;

Dava; davalı şirketin haklı sebeple feshi isteğine ilişkindir.

Davacı 16/02/2024 tarihli duruşmada; davalı şirketin 2007 yılında kurulduğunu, şirketin işleriyle boşandığı eşinin ilgilendiğini, şirketin uzun süredir faaliyetinin olmadığını, toplantı yapılamadığını, şirketin Vergi Dairesi’ne ve SGK'ya borçlarının olmadığını, bu borçların kapatıldığını, şirketin toplam 4 ortağının bulunduğunu, diğer ortaklarla kendisinin herhangi bir bağlantısının olmadığını, kendilerine ulaşamadığını, şirketin devamında herhangi bir yararın olmadığını; şirketin herhangi bir taşınır ya da taşınmaz malvarlığının bulunmadığını, şayet feshe değil de şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi durumunda kendisinin şirketten herhangi bir ayrılma payı alacağı isteğinin bulunmadığını; şirketin muhasebecisinin bulunduğunu, defterlerini tuttuğunu ancak muhasebeciye de ulaşamadığını belirterek, davalı şirketin feshine, bunun mümkün olmaması durumunda şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesine karar verilmesini istediğini belirtmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davalı şirketin haklı sebeple feshi koşulunun bulunup bulunmadığı, bir diğer ihtimal ve çözüm yolu olarak davacının davalı şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi isteği yönünden haklı sebebinin bulunup bulunmadığı” konusundadır.

İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen cevap incelendiğinde; davalı şirketin “Merkez ...” sicil numarasında kayıtlı olduğu “.../İZMİR” olduğu, şirketin faal gözüktüğü, tescil tarihinin 11/06/2007 olduğu, şirket temsilcisinin ... olduğu, münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu, yetkisinin başlangıç tarihinin 11/06/2007 bitiş tarihinin 11/06/2037 olduğu, şirket ortaklarının ..., ..., ... ve ... olduğu görülmüştür.

Kemeraltı Vergi Dairesi Müdürlüğü’nden gönderilen 12/12/2023 tarihli yazıda; davalı şirketin yazı tarihi itibariyle vergi borcunun bulunmadığı bildirilmiş, yazı ekinde beyanname örnekleri gönderilmiştir.

Konak SGK İl Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen cevapta; davalı şirketin işveren kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir.

UYAP sisteminde yapılan sorgulamada davalı şirket adına kayıtlı taşınmaz ve araç bulunmadığı belirlenmiştir.

Davacı tanığı ... anlatımında; “Davacı benim eski yengem olur. Yanlış hatırlamıyorsam davalı şirket 2007 yılında kurulmuştur. Davacı benim bildiğim kadarıyla davalı şirketin ortaklarındandır. Şirketin toplamda 3-4 ortağı vardı. Şirket bir büroda faaliyet gösteriyordu ancak gerçekte faaliyet gösterip göstermediğini bilmiyorum. Ben zaman zaman bu büroya ziyaret amaçlı gidiyordum. Çalışanlarının olup olmadığını hatırlamıyorum. Oraya gidiş gelişlerimde bir takım telefon görüşmelerinin yapıldığını görüyordum. Ben 2009 yılında şirketin kapandığını biliyorum. Hatta davacıyla görüştüğümde kendisi bana ortaklarla anlaşamadığını ve bu nedenle şirketi kapattıklarını söyledi ancak resmiyette kapanıp kapanmadığını bilmiyorum. Şirketin malvarlığının olup olmadığı konusunda bilgim yoktur. Davacı dışındaki diğer şirket ortaklarını tanımıyorum. Bu nedenle ortaklar arasında herhangi bir çekişme ve anlaşmazlığa tanık olmadım. Ben 2009 yılından sonra bir kez büroya gittiğimde bu büronun kapalı olduğunu gördüm.” demiştir.

Davacı tanığı ... anlatımında; “Davacı benim eski eşim olur 2016 yılında boşandık. Benim kendime ait başka bir firmamın bulunması sebebiyle 2007 yılında davalı şirkete davacı adına kurdum. Ben resmiyette yer almadım ancak şirketin işlemlerini bizzat yürüttüm. Şirketin ayrıca üç tane daha ortağı bulunmaktadır. Şirket iletişim üzerine faaliyet gösterecekti. O tarihlerde internet üzerinden ses iletişimi şeklinde bir teknoloji vardı. Davalı şirket yaklaşık 8 ay kadar faaliyet gösterdi. Çalıştırdığı işçisi yoktu. 8 ay sonrasında ortaklar arasında anlaşmazlık oluştu. Bunun yanı sıra işle ilgili yeterli verim alınamadı. Bu sebeplerle tabiri caizse ceketini alan şirketten gitti. Şirketin herhangi bir malvarlığı yoktu. Faaliyetini gösterdiği ofis kiralanmıştı. O dönem şirkette defter tutuluyordu hatta muhasebecisi de vardı. Ancak muhasebecinin 2016 yıllarında vefat ettiğini duydum. Defterlerin şu an kimde olduğu konusunda bir bilgim yoktur. Davalı şirkette kuruluşundan itibaren hiçbir şekilde genel kurul toplantısı yapılmadı. Şirket 8 aylık faaliyeti süresince herhangi bir gelir elde etmedi. Borcu da olmadı. Ortaklarla halen herhangi bir bağlantı ve görüşme bulunmamaktadır. Benim şahsi kanaatim davalı şirketin faaliyetine devam etme olanağı ortadan kalkmıştır. O süreçte ben şirketin ofisine sürekli gidip geldiğim için konular hakkında bizzat bilgi sahibiyim.” demiştir.

Mahkememizce dava dosyası ve davalı şirket defter ve belgelerinin temin edilememesi nedeniyle vergi dairesi tarafından gönderilen beyannameler ve sicil dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Mali müşavir bilirkişi ... hazırlayıp sunduğu 16/08/2024 tarihli raporunda özetle; davalı şirketin 11/06/2007 tarihinde kurulduğunu, KDV beyanlarından da görüldüğü üzere 2007 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık ve 2008 yılı Şubat, Mayıs, Haziran aylarına ait faaliyetinin olduğunu, diğer 2008 yılı Ocak, Mart, Nisan, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ait faaliyetinin olmadığını, şirketin kuruluş tarihinden bu yana geçen 17 yıllık zaman sürecinde 2007 yılında 7 ay, 2008 yılında 3 ay olmak üzere toplam 10 ay faaliyetinin olduğunu, en son 2008 Ocak 2008 Aralık dönemini kapsayan kurumlar vergisi beyannamesinin 27/04/2009 tarihinde verildiğini, en son ticari ilişkisinin 2008 yılı Haziran ayında gerçekleştiğini; kurumlar vergisi beyanlarından görüldüğü üzere kar/zarar durumunun 2007 yılında dönem net karı 14.449,73 TL ve 2008 yılında dönem net karının 433,55 TL olarak gözüktüğünü, davalı şirketin 11/06/2007’de kurulduktan sonra 15/10/2007 tarihinde adres değişikliği için ortaklar kurulunun toplandığını, ortaklar kurulu kararında ..., ..., ... ve ...’ın imzalarının bulunduğunu, 15/10/2007 tarihinden sonra genel kurul toplantısının yapılmadığını, davalı şirketin 2007 yılında net karı 14.449,73 TL iken 2008 yılında 433,55 TL olduğunu, karın düşmesinin sebebinin 2007 yılı net satışları 56.420,54 TL iken 2008 yılında 1.683,48 TL olması olduğunu, davalı şirketin 05/01/2009 tarihinde vergi dairesi tarafından resen terk edildiğini, mevcut duruma göre faaliyette bulunma durumunun söz konusu olmadığını, TTK’nın 636 ve 637. maddeleri kapsamında davalı şirketin feshi için gerekli şartların oluştuğu kanaatine varıldığını bildirmiştir.

Bilirkişi raporu davalı şirkete TK’nun 35. maddesi gereğince usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça yasal süre içerisinde rapora karşı herhangi bir beyan ve itirazda bulunulmamıştır.

6102 sayılı TTK’nun “Sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçları” başlıklı 636. maddesinde; “(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer: a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle. b) Genel kurul kararı ile. c) İflasın açılması ile. d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde. (2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir (3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. (4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. (5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Aynı kanunun 530. maddesinde; “(1) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir. (2) Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Haklı sebebin belirlenmesi hususunda hakimin geniş bir takdir hakkı bulunmaktadır. Hakim, haklı sebebin bulunduğuna kanaat getirse bile, şirketin yaşatılması ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru ise, fesih kararı yerine, fesih isteğinde bulunan ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Bu maddede haklı sebeple ilgili bir tanımlama yapılmadığı gibi haklı sebebin kapsamı da belirtilmemiştir. Bu durumda haklı sebep her olayın özelliğine göre farklılık gösterebilecektir. Haklı sebebin var olup olmadığı belirlenirken kolektif şirketlere ilişkin düzenlemeden yararlanmak mümkündür. Zira; Türk Ticaret Kanunu'nun kolektif şirketlerle ilgili 245. maddesinde haklı sebep tanımı yapılmış ve hangi olayların haklı sebep sayılacağı örnekleme yolu ile belirtilmiştir. Bu maddenin I. fıkrasında; “...a. Bir ortağın, şirketin yönetim ve işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, b. Bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, c. Bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, d. Bir ortağın, uğradığı sürekli hastalık veya diğer bir sebepten dolayı, üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi gibi haller haklı sebeplerdendir.” düzenlemesine; II. fıkrasında ise; “a, b, c bentleri gereğince kendisinde fesih sebebi doğmuş olan ortağın dava hakkı yoktur.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu maddede haklı sebebe verilen örnekler her ne kadar ortağa ilişkin olsa da maddenin örnek verici niteliği gereği ortak dışı sebepler de haklı sebep olarak kabul edilebilecektir. Özetle; tarafların şahıslarını ilgilendiren ya da kendilerinin dışında gerçekleşen olayların ortaklık ilişkisini zedelemesi ya da devamını imkansız kılması durumunda haklı sebebin var olduğundan söz edilebilecektir. Bu davanın açılabilmesi için haklı sebeplerin ortaya çıkmasında davacı ortağın/ortakların kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı sebeplerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekecektir. Bu davayı açma hakkı, haklı sebepte kusuru bulunmayan ortağa aittir. Bu düzenleme çerçevesinde mahkeme, istem yerine, davacı ortağa/ ortaklara payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın/ortakların şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilecektir. Sonuç olarak; haklı sebebe dayanarak dava açma hakkı, haklı sebebin oluşmasında kusuru bulunmayan ortaklara aittir. Yargıtay'ın emsal kararları da bu yöndedir.

Toplanan deliller, dinlenen tanık anlatımları, aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre; İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde “Merkez ...” sicil numarasında kayıtlı davalı şirketin en son ticari ilişkisinin 2008 yılı Haziran ayında gerçekleştiği; 15/10/2007 tarihinden sonra genel kurul toplantısının yapılmadığı, 2007 yılında net karı 14.449,73 TL iken 2008 yılında 433,55 TL olduğu, 05/01/2009 tarihinde ise vergi dairesi tarafından resen terk ettirildiği, bir sermaye şirketi olan limitet şirketlerin “ekonomik amaçla” kuruldukları ve bunun doğal bir sonucu olarak bir limitet şirkette pay sahibi olan kişinin en temel amacının kar etmek olduğu, davalı şirkette kar payı dağıtılmadığı gibi bu konuda alınmış kararların da bulunmadığı, davacının bir ortak olarak davalı şirketten olan ekonomik beklentilerinin karşılanmadığı; davalı şirketin varlık amacını gerçekleştirme imkanı ve devamında yarar görülmediği; davalı şirketin tasfiyeyi gerektirir bir mal varlığının, kamu kurumlarına borcunun bulunmadığı, bağlı olduğu vergi dairesi tarafın mükellefiyet kaydının 05/01/2009 tarihinde resen terk ettirildiği; davacının feshi istemesinde haklı sebebinin olduğu anlaşıldığından ve TTK’nın 636. maddesi kapsamında fesih koşullarının oluştuğu yönünde kanaate ulaşıldığından, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

1-Davanın KABULÜ ile;

İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’nde “Merkez-...” sicil numarasında kayıtlı ...’nin FESHİNE,

2-Davalı şirketin feshine karar verildiği hususunun İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’ne bildirilmesine ve karar kesinleştikten sonra İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından tesciline,

3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, 269,85 TL peşin harcın düşülmesi ile kalan 157,75 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,

4-Davacının yatırmış olduğu 269,85 TL başvurma harcı ve 269,85 TL peşin harç toplamı olan 539,70 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,

5-Davacının yapmış olduğu 732,75 TL'si tebligat-posta gideri ve 3.500,00 TL'si bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 4.232,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

Dair; davacının yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/11/2024

Başkan ...

¸E-imza

Üye ...

¸E-imza

Üye ...

¸E-imza

Katip ...

¸E-imza

Atıf: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/919, K. 2024/822, T. 22.11.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-919-e-2024-822-k-db79aa031eb2