İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/544 E. 2025/384 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2024/544
- Karar No
- 2025/384
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/544 Esas - 2025/384 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/544 KARAR NO : 2025/384
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 24/12/2024 KARAR TARİHİ : 08/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şahsın...’nın .... sayılı kararı ile reddedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin Türkiye’nin önde gelen hastanelerinden olduğunu ve oldukça yüksek bir tanınırlık düzeyine sahip olduğunu, müvekkili şirket markalarının asli unsuru olan ....” ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini ve yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış bir marka olduğunu, müvekkili markaları ile davalı şahsa ait marka arasında benzerlik ve iltibas bulunduğunu, dava konusu marka ile müvekkiline ait seri markalardan faydalanmaya çalışıldığını, markaların halk tarafından karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, markalar arasında sınıfsal benzerlik bulunduğunu, davalı şahsın marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, dava konusu marka başvurusunun aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini beyan ederek..... sayılı kararının iptali ile .... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait mesnet markalar ile dava konusu marka başvurusu kapsamında kalan sınıflar bakımından benzerlik bulunmadığını, markaların farklı mal/hizmetleri kapsadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının kötü niyet iddiasını ispata ilişkin somut delil sunmadığını, müvekkili Kurum tarafından tesis edilen iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir Davalı şahıs vekili dilekçeleriyle özetle; davacının iddiasının aksine “....” ibaresinin sıklıkla kullanılan, asli ve ayırt edici unsur olmadığını, davacı şirketin halk nezdinde “...” olarak tanındığını, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, hitap edilen ortalama tüketicilerin çok farklı olduğunu, müvekkili markasında yer alan “...” ibaresinin davacı markasından farklı telaffuz edildiğini, taraf markalarının farklı mal/hizmetleri kapsadığını, aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının kötü niyet iddiasını ispatlar nitelikte delil sunulmadığını, davalı kurum tarafından tesis edilen iş ve işlemlerin hukuka uygun ve isabetli olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... numaralı marka başvurusu, 35 / 38 / 42. sınıflar için tescil talebiyle 30.05.2023 tarihinde yapıldığı, .... sayılı kararı ile marka başvurusu SMK 5/1(ç) maddesi uyarınca kısmen reddedilmiş olup, başvuru kapsamından aşağıdaki hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiği, “İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.” Marka başvurusu kapsamında kalan mal ve hizmetler bakımından 27.06.2023 tarih ve 423 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davacı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına itiraz edildiği, davacı şirket itirazının ....sayılı kararı ile kısmen kabul edildiği, marka başvurusu kapsamından “SINIF KODU : 35 Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” Dava konusu marka başvurusunun yayımına dava dışı üçüncü şahıs tarafından yapılan itiraz neticesinde aşağıdaki hizmetlerin başvuru kapsamından çıkartılmasına karar verilmiştir. “SINIF KODU : 35 Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiği, davacı şirket tarafından Markalar Dairesi kararına itiraz edildiği, itirazın nihai olarak ..... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markalarının Karıştırılma İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği....’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, .... sayılı markalar ise 16 / 35 / 41 / 44. Sınıf mal ve hizmetleri kapsamaktadır. Dava konusu marka kapsamındaki hizmetler, “38. Sınıf: Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri. 42. Sınıf: Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri.” şeklindedir. Örneğin, 38. sınıfta yer alan haberleşme ve yayın hizmetleri, 16. sınıftaki basılı yayınlar, 35. sınıftaki reklam ve ticari danışmanlık, 41. sınıftaki eğitim ve kültürel etkinlikler, 44. sınıftaki sağlık hizmetleri ile benzer hizmetler değildir. 38. sınıfta yer alan radyo, televizyon ve internet yayını gibi haberleşme hizmetleri, teknik altyapı gerektiren, iletişim teknolojilerine dayanan hizmetlerdir. 42. sınıfta yer alan mühendislik, bilimsel araştırma ve tasarım hizmetleri, yüksek düzeyde teknik bilgi ve uzmanlık gerektirmektedir. Buna karşılık davacı markaları kapsamında yer alan hizmetler (örneğin 41. sınıfta eğitim, 44. sınıfta sağlık), farklı uzmanlık alanlarına ve hedef gruplara yöneliktir. Bu nedenle, markaların sektörel olarak farklı hizmetlerden oluştuğu, Dava konusu marka ile davacı markaları kapsamında yer alan hizmetler, hem sınıf bakımından hem de hizmetin mahiyeti, hedef kitlesi ve sunuluş biçimi bakımından farklılık arz etmektedir. Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetler bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlanamadığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu,...” ibaresinden oluşmaktadır. Bu ibarede yer alan “.com.tr” uzantısı, ülkemizde yaygın biçimde kullanılan, alan adı uzantısı niteliğinde jenerik bir ibare olup, marka ayırt ediciliği taşımamaktadır. Bu nedenle, dava konusu başvuruda tüketici nezdinde marka algısı yaratabilecek asıl unsur, “wm” ibaresidir. “.... ibaresi, herhangi bir anlam taşımayan, iki harfin bir araya gelmesiyle oluşturulmuş kurgusal ve anlamsız bir ibaredir. Tüketici nezdinde telaffuzunun ise “da-bil-yu-em” şeklinde olması muhtemeldir. Davacıya ait markalar ise, ağırlıklı olarak “VM” ibaresini esas unsur olarak içermektedir. Bu ibare ya tek başına yer almakta (örneğin “....ibaresi, anlamsız bir ibare olup, “vi-em” ya da “ve-me” şeklinde okunacaktır. Dava konusu markada yer alan ....” ibaresi, şekil ve yapı olarak “VM” ibaresine benzerdir: Her iki ibare de iki harften oluşmaktadır. Harflerin sıralaması ve konumları aynıdır (ilk harf + M harfi). Görsel olarak “W” ve “V” harfleri Latin alfabesinde birbirine yakın biçimlere sahiptir ve özellikle hızlı okuma veya dijital ortamlarda küçük puntolu yazımlarda kolayca karıştırılabilir harflerdir. Bununla birlikte, dava konusu marka başvurusu “da-bil-yu-em” şeklinde telaffuz edilecek iken, davacı markalarının esas unsuru “vi-em” ya da “ve-me” şeklinde okunacaktır. Dolayısıyla, markalar arasında işitsel bir benzerlik bulunmamaktadır. Gerek davacı markalarının esas unsuru olan “....” ibaresi gerekse dava konusu markanın esas unsuru olan “WM” ibaresi, anlamı olmayan kelimeler olup, markalar arasında anlamsal bir benzerlik bulunmamaktadır. Sonuç olarak, dava konusu markanın, davacı markaları ile görsel olarak benzer olduğu, buna karşılık markalar arasında işitsel ve kavramsal olarak benzerlikten bahsedilemeyeceği, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu marka kapsamında yer alan 38 ve 42. Sınıf hizmetler bakımından ortalama tüketici kitlesi değerlendirildiğinde, 38. sınıfta yer alan radyo-televizyon yayını, haberleşme ve internet hizmetleri gibi hizmetlerin, toplumun geniş kesimleri tarafından kullanıldığından, bu sınıfın ilgili tüketicisinin ortalama düzeyde bilgi ve dikkat düzeyine sahip olduğu değerlendirilmiştir. Buna karşın, 42. sınıfta yer alan mühendislik, bilimsel araştırma, kalite belgelendirme ve grafik tasarım gibi daha teknik nitelikteki hizmetlerin hedef kitlesi daha spesifik ve profesyonel kullanıcılar olup, bu sınıfın ilgili tüketicisinin ortalamanın üstünde bilgi ve dikkat düzeyine sahip olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun...”, davacı markalarının esas unsurunun ya da en azından esas unsurlarından birinin “...” ibaresi olduğu, taraf markalarının esas unsurlarının görsel olarak benzer olduğu, bununla birlikte markalar arasında işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, diğer yandan dava konusu marka kapsamında yer alan emtia ile davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtianın aynı/aynı tür/benzer olmadığı, özellikle emtia benzerliği şartı oluşmadığından, dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, tüketicinin taraf markalarını farklı mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, somut olay bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, KÖTÜNİYET İDDİALARI; Davacının, davalının marka tescil başvurusunda bulunurken kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını destekler nitelikte marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında somut bir bilgiye ya da delile rastlanılmamıştır. Salt benzerlik iddiaları ise kötü niyet değerlendirmesi açısından önem teşkil eden bir argüman olmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetlerin, davacı şirket markalarında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür/benzer olmadığı, Davalıya ait dava konusu marka başvurusunun, davacıya ait markalar ile görsel olarak benzer olduğu, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, diğer yandan markalar arasında emtia benzerliği de bulunmadığından, dava konusu marka başvurusunun davacıya ait markalar ile karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği, Kurum kararının yerinde olduğu sonuçlarına varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şahıs kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şahsın yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şahıs vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08.10.2025
Kâtip Hâkim... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır