İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/529 E. 2024/1103 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/529
- Karar No
- 2024/1103
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/529 Esas KARAR NO : 2024/1103
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/06/2024 KARAR TARİHİ : 19/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı firma ile Davalı firma arasında 01.01.2023 tarihinde sözleşmede belirtilen bir kısım hizmetlerin verilmesi ve danışmanlık yapılması için akit imzalandığını, davalı tarafın Davacı ile birlikte çalıştığı iki adet firma olduğunu ; bu firmalar Davalı .... A.Ş. ve .... ANONİM ŞİRKETİ şirketleridir. İşbu iki şirkette ...'e aittir ve Yönetim Kurulu Başkanı'nın aynı kişi olduğunu bu sebeple davacı müvekkil firma mail yazışmalarını .... mail hesapları üzerinden yaptığını, davacı yapmış olduğu akit doğrultusunda hizmette bulunduğunu, firma sunmuş olduğu hizmetler karşılığında .... numaralı E-Fatura kesmiş ve işbu fatura Davalı şirket kayıtlarına da geçtiğini, bahse konu faturaya davalı taraf itiraz etmediği gibi aynı zamanda fatura borcunun ödeneceğine dair de davacı firmaya mail ile bilgi vermiş ve borcu ikrar ettiğini, Davacı firma uzunca bir süre ödeme beklediğini vefakat en sonunda Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile alacağını tahsil etme zarureti içine girmiştir. Davalı taraf borçlarının kabul etmelerine rağmen sırf alacağımıza ulaşma süresi uzasın diye kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalıya eksik hizmet sunduğundan faturada belirtilen hizmetlerin karşılığı ücrete hak kazanadığını, davacı şirket icra takibine konu sunmuş olduğu faturada Haziran-Aralık dönemine ait Sürdürme Rehberliği, Arge-İnovasyon İzleyici Raporu Hazırlanması, .... Projesi Hazırlama, Nitelikli Personel Desteği Başarı Primi, Arge ve İnovasyon Başarı Primi hizmetleri karşılığı olarak toplam KDV dahil 103.524,00 TL tutarlı fatura düzenlemiş olduğunu ancak takibe konu yapılan bu hizmetlerin tamamı müvekkiline sağlanmadığı gibi müvekkile sunulan hizmetler gereği gibi ifa edilmemiş olduğunu davacının özensiz tutumu sebebiyle davalı şirket maddi zarara uğradığını bu nedenlerle hak ve menfaatlerine aykırı davrandığı iddia edilen davacı şirketin davalı şirkete karşı sağlamadığı hizmet için hukuka aykırı olarak fatura düzenleyerek maddi menfaat elden etmeye çalışması hukuka aykırı olduğunu bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; davacının başlatmış olduğu takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu mahkememizce tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nin 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521.maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. Mahkememizin 24/09/2024 tarihli duruşma tutanağının (1) no'lu ara kararı uyarınca tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafın ticari defterlerine tek taraflı olarak toplam 11.800,00 TL tutarlı kayıt işlemi yaptığı, iş bu kayıt işleminin 30.09.2022 tarihli ve +4.720,00 TL tutarlı ile 31.12.2022 tarihli +7.080,00 TL tutarlı kayıt işlemine ait olduğu, kayıt işlemlerinin davacı taraf lehine olduğu, davacı tarafın kendi lehine yaptığı kayıt işlemlerinin gerekçesini ispat etmesi gerektiği, Davalı tarafın ticari defterlerine tek taraflı olarak toplam 351,14 TL tutarlı kayıt işlemi yaptığı, iş bu kayıt işleminin 30.06.2022 tarihli +3.540,00 TL tutarlı, 02.01.2023 tarihli –17.140,00 TL tutarlı, 10.05.2023 tarihli +13.951,14 TL tutarlı kayıt işlemine ait olduğu, kayıt işlemlerinin 17.491,14 TL olanının davalı taraf lehine, 17.140,00 TL olanının davacı taraf lehine olduğu, davalı tarafın lehine ve aleyhine yaptığı kayıt işlemlerinin gerekçesini ispat etmesi gerektiği, etice itibariyle, takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 103.524,00 TL tutarlı alacağını talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin olmadığı, takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği,'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, mahkememizce bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve yeterli bulunmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, sunulan ve toplanan deliller, bilirkişi raporu kapsamında; Davacı taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı ticari ilişkiden kaynaklı fatura alacağını dayanak göstererek davalı hakkında icra takibi başlatmış olup, davalının borca ve ferilerine itirazı üzerine icra takibi durdurulmuş, davacı tarafından itirazın iptali talep edilmiştir. Davalı icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde; yetkiye, borca ve ferilerine itiraz etmiş olup, davalı tarafından sunulan itiraz dilekçesinde 6100 sayılı Kanun gereğince yetki itirazında yetkili icra dairesi gösterilmediğinden davalının yetki itirazının geçersiz olduğu anlaşılmıştır. Davalı Mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde; davacı ile danışmanlık sözleşmesi imzalandığını ancak davacının sözleşmede belirtilen edimlerini gereği gibi ifa etmediğini, ayrıca davacının gizlilik sözleşmesine aykırı davranarak proje bilgilerini üçüncü kişiler ile paylaştığını bu sebeple sözleşmenin haklı fesih ile sona erdirilmesinin kaçınılmaz olduğunu ve davacının ücrete hak kazanamadığını iddia etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yapıldığı, usulüne uygun olarak tutulduğu, ilgili taraflar lehine delil kabiliyetinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda; Takibe konu olan alacağa ilişkin ilk olarak davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2023 yılında 7 adet ve KDV dahil 103.524,00 TL tutarlı satış faturasının olduğu, faturaların e-fatura olduğu ve e-faturanın niteliği gereği davalıya sistem üzerinden kendiliğinden tebliğ edildiği, söz konusu faturaların davalının ticari defterine işlendiği tespit edilmiştir. Sonrasında davalı tarafından davacının düzenlediği farklı tarihlere ait 7 ayrı faturaya karşı 31.12.2023 tarihli 103.524,00 TL tutarlı e-fatura niteliğinde tek bir iade faturası düzenlendiği tespit edilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenen 22/06/2023, 24/07/2023, 29/08/2023, 27/09/2023, 27/10/2023, 29/11/2023 ve 14/12/2023 tarihli e-fatura niteliğindeki ayrı ayrı kesilen satış faturaların toplamının 103.524,00 TL olduğu, davalı tarafından 31.12.2023 tarihinde kesilen tek iade faturasının yukarıda belirtilen tüm faturaları kapsadığı ve 103.524,00 TL tutarlı olduğu anlaşılmaktır. Bu bağlamda davalının daha önce davacı tarafından kesilen 22/06/2023, 24/07/2023, 29/08/2023, 27/09/2023, 27/10/2023, 29/11/2023 ve 14/12/2023 tarihli faturalara 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası kapsamında yasal süresi içerisinde itiraz etmediği ve iade etmediği bu suretle davacı tarafından kesilen söz konusu faturaların içeriklerinin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından 31.12.2023 tarihinde kesilen tek iade faturasının yukarıda yer verilen söz konusu diğer faturalar yönünden süresi içerisinde itiraz ve iade anlamına gelmediği, zira davalı tarafından söz konusu faturanın düzenlendiği tarih itibariyle 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince davacı tarafından düzenlenen yukarıda belirlen faturalara kanuni itiraz süresinin geçtiği söz konusu işlemin 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrasına aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacı tarafından davalı aleyhine kesilen ve davalının ticari defterine işlenen 22/06/2023, 24/07/2023, 29/08/2023, 27/09/2023, 27/10/2023, 29/11/2023 ve 14/12/2023 tarihli faturaların içeriklerinin ve faturalarda belirtilen hizmetlerin davalıya verildiğinin kesinleştiği, zira davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası kapsamında yasal süresi içerisinde söz konusu e-faturalara itiraz ve iade edilmeyerek ticari deftere işlenmek suretiyle faturaların benimsendiği, aksini ispat yükünün ise davalı üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu, bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ...'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Bu noktada alacaklı tarafından alacağın varlığı ispatlandığı, aksini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu gözetilmekle davalının savunmaları incelenmelidir. Davalı cevap dilekçesinde ilk olarak davacı tarafından üstlenilen edimin gereği gibi yerine getirilmediğini iddia etmiş ise de; davalı tarafından davacıya karşı keşide edilmiş sözleşme ile davacı tarafından üstlenilen edimin ayıplı veya gereği gibi ifa edilmediğine dair herhangi bir ihtarname dosya içerisine sunulmamış, aksine davacı tarafından farklı tarihlerde ayrı ayrı kesilen faturalar davalının ticari defterine işlenmek suretiyle faturaların davalı tarafından benimsendiği, yasal süresi içerisinde itiraz ve iadenin bulunmadığı, davalının herhangi bir ayıp ya da temerrüt ya da eksik iş ya da sözleşmeye aykırılığa yönelik ihtarının da bulunmadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki ispatlanamayan savunmalarına itibar edilmemiştir. Davalı cevap dilekçesinde davacının gizlilik sözleşmesini ihlal ettiği bunun da sözleşmenin feshi sebebi olduğu ve davacının ücrete hak kazanamayacağını iddia etmiştir. Taraflar arasındaki ihtilaf bulunmayan sözleşme hükümleri incelendiğinde; gizlilik yükümlülüğünün sözleşmenin 9. Maddesinde düzenlendiği, sözleşmenin 11.2. Maddesine göre yükümlülüklerin ve mükellefiyetlerin ihlali halinde tarafların noterden gönderilecek ihtarname ile diğer tarafa süre vermesi gerektiğini ve verilen süreye rağmen ihlalin düzeltilmemesi halinde sözleşmenin feshinin söz konusu olacağının düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davalı tarafından davacıya keşide edilmiş ihlalin düzeltilmesi veya sözleşmenin ihlali sebebiyle sözleşmenin feshedildiğine dair sözleşme hükümlerine göre davacıya herhangi bir ihtarnamenin de gönderilmediği, davacıya herhangi bir süre verilmediği bu suretle davalının sözleşmeyi feshettiğini ve davacının ücrete hak kazanamadığını ispatlayamadığı, nitekim 6102 sayılı Kanun'un 18. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince de sözleşmeden dönme veya feshe ilişkin ihtarların ilgili hükümde belirtilen araçlar ile ihtarının gerektiği gözetildiğinde ve davalı tarafından bu yönde bir ihtarın davacıya gönderildiğinin iddia ve ispat edilemediği bir arada değerlendirildiğinde davalının bu yöndeki savunmasına da itibar edilmemiştir. Sonuç olarak davacı tarafından davalıya kesilen çeşitli tarihlerdeki e-fatura niteliğindeki faturaların sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince yasal süresi içerisinde ilgili faturalara itiraz etmediği ve iade etmediği, davalı tarafından tüm faturalara yönelik iade işleminin süresinden sonra olduğu, nitekim davalının iadeye dayanak yaptığı savunmalarını da ispatlayamadığı bu suretle davacı alacaklının alacağını ispatladığı, davalının ise borçlu olmadığını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile davaya konu icra takip dosyasında takibe konu 103.524,00-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı işleyecek faiz oranına da itiraz etmiş olup, davacının takip talebinde avans faizi istediği, taraflar arasındaki sözleşmede daha düşük bir akdi faiz oranının kararlaştırılmadığı anlaşılmakla davacının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince avans faizi talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla işleyecek faiz oranı bakımından da davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit olduğu ve faturaya dayalı olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 20.704,8-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, -Buna göre; Davaya konu icra takip dosyasında takibe konu 103.524,00-TL asıl alacak ile işleyecek faiz oranı bakımından davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 20.704,8-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 7.071,72-TL harçtan peşin alınan 1.250,32-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 5.821,40-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00- TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafça yatırılan 1.250,32-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.677,92-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 5.052,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/11/2024
Katip ... ¸e-imza
Hakim ... ¸e-imza