İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/482 E. 2025/460 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/482
Karar No
2025/460
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/482 Esas - 2025/460

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/482 KARAR NO : 2025/460

DAVA : Marka ... kararı iptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 20/11/2024 KARAR TARİHİ : 17/11/2025 Yazım Tarihi: 30/11/2025

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin 1960 yılında perakende sektöründe hizmet vermek üzere kurulduğunu, çikolata ve şeker üretimi yaptığını, ... sayılı “...”, ... sayılı “...”, ... sayılı “...” ve ... sayılı “ ...” markalarının ... nezdinde tescilli olduğunu, müvekkile ait markalar ile davaya konu “...” markasının, görünüş, renk, okunuş ve telaffuz açısından birebir aynı olduğunu, bu benzerliğin her iki marka arasında irtibat bulunduğu kanısını uyandırmaya yeterli olduğunu, bu iki markanın aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkiline ait markanın 6 harften oluştuğunu, davaya konu “...” markasının, müvekkiline ait olan 6 harfin yerini dahi değiştirmeksizin ve baştaki ve sondaki sesleri sabit kalmak üzere ortadaki “t” sesi çıkardığını, görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da farklılık durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahip olduğunu, markaların görsel olarak ayırt edilmeyecek düzeyde aynı olduğunu, işitsel olarak da farklılık içermediğini, taraf markaların kulakta bıraktıkları etkinin birebir olarak aynı olduğunu, iltibasa neden olduğunu, dava konusu markanın 29 / 30 / 32 / 35. sınıf için yapıldığını, ... başvuru numaralı marka müracaatının tüm emtialar yönünden tamamen reddi gerektiğini, tüketici nezdinde “...” ibaresi müvekkil firmanın bir alt veya yan markası olarak algılanacağını, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek ... ...’nın 02.10.2024 tarih ve ... sayılı kararının iptali ile ... başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı mirasçıları vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müteveffa ...'nin 06.02.2023 .... merkezli depremde vefat etmesi sebebiyle yasal mirasçıları müvekkiller kanalıyla huzurdaki davaya iştirak edildiğini, müteveffa ...'nin hayatta iken şahsı adına yaptığı başvurusunun vefatının akabinde işlevsiz kaldığını, müteveffanın hayatta iken kullanmaya fırsat bulamadığı "..." ibareli markasının, vefatıyla birlikte hepten kullanımsız kaldığını, müvekkilinin "..." ibareli başvuru ile davaya mesnet olan markanın uzaktan yakından ilişiğinin olamadığını, markaların iki farklı pazara hitap ettikleri aşikar olan "..." ve "..." markalarının karıştırılması mümkün olmadığını, markanın kötü niyetli olarak başvuruya konu edilmediğini, haksız menfaat sağlayamayacağını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... adlı şahıs tarafından yapılan ... başvuru sayılı marka ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK6/9 Maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı iddialarına dayalı ... sayılı ... Kararının iptalinin , markanın tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 11/10/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 20/11/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...’nın 02.10.2024 tarih ve ... sayılı kararında;“… Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Diğer iddialar da yerinde görülmemiştir. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.” Şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ....

Bilirkişi heyetinden alınan 03/09/2025 havale tarihli raporda ÖZETLE: "Davaya konu olan “...” marka tescil başvurusu ile davacının mesnet olan yukarıdaki tabloda bilgileri verilen “...” markaları arasında görsel, işitsel ve genel izlenim olarak bir benzerlik bulunduğu, Davalının dava konusu edilen 30. Sınıftaki mallar ile davacının mesnet olan markasının tescil kapsamındaki hizmetler ile birebir aynı olduğu, ek olarak 30. Sınıfta yer alan malların ise 35. SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 30.SINIFTA YER ALAN TÜM MALLARIN bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) ilişikli olması nedeniyle 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi oluşacağı, Davacının mesnet olan markasının TANINMIŞ MARKA olduğu ispat edilemediğinden SMK 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiası ispata elverişli delilin dosyada mevcut olmadığı, bununla birlikte bu hususun Sayın Mahkeme’nin takdirinde olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir. Davalı şahıs mirasçıları vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.

GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "...+ ... " ibareli marka başvurusu ile davacının " ... " (... ) ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer markalar açısından ise benzerlik oluşturmadığı; Diğer yönden bilirkişi heyeti raporunda sayfa 3 deki karşılaştırma tablosuna göre dava konusu başvuru markasının kapsamındaki 30. Sınıftaki tüm mallar ile 35. Sınıfta yer alan 30. Sınıfa ait tüm malların satış hizmetleri açısından benzer/ilişkili ve bağlantılı emtialar olduğundan emtia benzerliği de gerçekleştiği; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu yukarıda belirtilen mallar/hizmetler açısından ayırdığı satın alma /faydalanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itiraz mesnedi " ... " (... ) ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasında yanılgı yaşayabileceği, benzerlik nedeniyle bu mallar/hizmetler açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği , taraf markaları arasında bu mallarda/hizmetlerde SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluştuğu; Bu emtialar açısından aksi yöndeki ... kararı yanlış olarak değerlendirildiği; Bunun dışında kalan emtialarda ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı; Diğer yönden ise ; Somut olayda SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( yani davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan davalı başvurusu nedeniyle " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda açıklanan kısmi iltibası ortadan kaldıran sebepler oluşturmadığından neticeden dava kısmen kabul edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1- Davanın KISMEN KABULÜNE, 2- Dava konusu .... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 30. Sınıftaki tüm mallar ile 35. Sınıfta yer alan 30. Sınıfa ait tüm malların satış hizmetleri açısından ... kararının KISMEN İPTALİNE, 3- Dava konusu olan marka karar tarihi itibariyle henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 4- Diğer kısımlar yönünden ise davanın REDDİNE, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine, 7-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 8-Davacının yaptığı; 13.500,00 TL bilirkişi ücreti, 750 TL tebligat gideri, 615,40 TL ilk harç masrafı, 427,60-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 15.293 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 7.646,50 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin ve davalı şahsın mirasçıları vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 17/11/2025

Katip .... e-imzalı

Hakim .... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/482, K. 2025/460, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-482-e-2025-460-k-6b91ee49383a