İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/457 E. 2025/284 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/457
- Karar No
- 2025/284
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/457 Esas KARAR NO : 2025/284
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/07/2024 KARAR TARİHİ : 16/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, derneğin yöneticisi olduğu ... 1978 yılında inşa edilmiştir. Yıllar içerisinde çeşitli eklemeler, tamir ve tadilat yaptırılmak suretiyle halen cami ve kuran kursu olarak kullanımdadır. Cami bünyesinde Kuran Kursu, imam ve müezzinin yaşadığı lojman daire, konferans ve toplantılar için kullanılan çok amaçlı salon, mutfak vb eklentileri mevcut olduğu; davalı ... A.Ş. tarafından ... çalışması sırasında Hisar Üstü Yolu üzerinde ... tarafından yapılan kazı çalışmasındaki kanaldan, yoğun yağış nedeniyle 09/07/2022 tarihinde ve 20/07/2022 tarihinde müvekkil ...zemin katında bulunan Kuran Kursu sınıfı, konferans salonu, mutfak ve cami lojmanı olarak kullanılan kısımlarda su baskını meydana geldiği; hasar gören kısımlarda 21/07/2022 tarihli İtfaiye Raporuna göre UPS cihazı, 4 adet klima motoru, cami derneğine ait evraklar, yer döşemeleri, duvarlar, masa, sandalye ve muhtelif kullanım eşyaları, cami lojmanı olarak kullanılan daire içerisindeki yer döşemeleri, duvarlar ve muhtelif ev eşyaları ıslanmak, caminin bahçe duvarı yıkılmak suretiyle zarar gördüğü zemin kat dahilinde yaklaşık 120 cm su baskını meydana geldiği, biriken suyun kendileri yani müvekkil cami görevlileri tarafından suyun tahliye edilmiş olduğu şeklinde rapor tutulduğu; davalı ..., hasara sebep olan ...Çelik, Polietilen ve Servis Hattı İnşaatı çalışmasını diğer davalı ...Ltd. Şti ne taşere ettiği, söz konusu çalışmada ... ana işveren, ...Ltd. Şti. alt işveren durumunda olduğu; ..., Polietilen ve Servis Hattı İnşaatı çalışması davalı ... A.Ş. tarafından İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı, sigortalı olarak ...Ticaret A.Ş., sigorta ettiren olarak .... Şti. ... poliçe numaralı, 01/06/2022 başlama tarihli, 28/03/2023 bitiş tarihli sigorta poliçesi davalı taraflarca imzalandığı; hasarın tazmini için sigorta poliçesi kapsamında sigorta şirketine tarafımızca 25/07/2023 tarihinde başvuru yapıldığı, başvuruya aynı gün sigorta şirketi tarafından verilen cevapta " Talebinize istinaden tarafımızdan dosya açılmayacaktır. Daha önce açılmış olan dosyanız mevcut olup detaylı red yazısı ektedir" şeklinde cevap verildiği; ekinde sunulan yazıda sigorta şirketi tarafından davalı ...' a verilen ... tarihli bir cevap olup, ... sayı ve 16/09/2022 tarihli eksper raporuna atıf yapılarak meydana gelen hasarda sigortalımızın sorumluluğu bulunmadığı, bu nedenle mevcut poliçe şartları ve mer-i mevzuat gereğince herhangi bir tazminat ödemesinin yapılamayacağı tespit edildiği; gerçek zarar çok daha fazla olmakla beraber ancak yargılama sırasında ortaya çıkacağından şimdilik 100.000 TL nin ileride artırılmak ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı olmak üzere hasar tarihinden itibaren işleyecek faiziyle beraber davalılardan müşterek ve müteselsilen (sigorta açısından limitle sınırlı) tahsilini neticeten fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı olmak üzere, ileride artırılmak koşuluyla şimdilik davalıların kusuru ve haksız fiili ile meydana gelen su baskını neticesi müvekkil yönetimindeki cami ve eklentilerinde, her türlü eşya, elektronik aksam, zemin, duvarlar vs. taşınır mallar ve taşınmaz yapılarda oluşan, yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesi gerçek zarar miktarı ortaya çıkacak olan maddi zararlar için 100.000 TL nin hasar tarihinden itibaren işleyecek faiziyle beraber davalılardan müşterek ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi poliçe limitiyle sorumlu olmak üzere) tahsiline, yargılama harç ve giderleriyle ücreti vekaletin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. SAVUNMA/ Davalı ..Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafça eldeki dava açılmadan önce aradan 2 yılı aşkın bir süre geçtiği; bu süreçte zarar gördüğü iddia edilen camide tüm zararını giderilip giderilmediği, giderildiği ise zararın ne kadar olduğu da kanımızca belirlendiği; dolayısıyla eldeki eda davası ile belirsiz alacak davası açılması artık mümkün olmadığı; bu yönüyle davanın reddi gerektiği; 09.07.2022 tarihinde meydana geldiği 2 yıllık süre sona erdikten sonra eldeki dava sona erdiği; zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep ettiği; davalı şirket iş kolu ile ilgili olarak çalışma mahallinde sigorta yaptırmak zorunda olup bu doğrultuda ...A.Ş’den her türlü zarara karşı sigortalattığı; meydana gelen yağışlarda sel suyunu oluşturacak bir özelliğinin bulunmadığı tespitlerine eksper raporunda yer aldığı; davacı vekili 25.07.2023 yılında tekrar davalılardan sigorta firmasına müracaat ederek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup 2.000.000 TL hasar tazminatı talep ettiği; davalı sigorta şirketi tarafından cevaben tekrar dosya açılmayacağı, daha önce açılmış olan dosyanın mevcut olup reddedildiği belirtildiği; davacı vekili tarafından her ne kadar eldeki dava açılmış ise de, dava konusu zararın ne olduğu, tamir edilip edilmediği, zararın giderilip-giderilmediği, taşınır ve taşınmaz hangi malların ne kadar zarar gördüğü, zarar gören eşyaların neler olduğu açıkça dava dilekçesinde belirtilmediği; davacı neyin ne kadar zararını talep ettiği; bu yönüyle dava dilekçesi eksik olup, açıklatılmasını talep ettiği; davacı tarafça, sözde meydana geldiği iddia edilen zararla ilgili olarak olay tarihi itibariyle hiçbir şekilde tespit yaptırılmadığı; hasar dosyasından ve olayın oluşundan da anlaşılacağı üzere meydana gelen zarar ile müvekkilin yapmış olduğu çalışma arasında hiçbir illiyet bağı bulunmamadığı; davacı derneğe ait cami ve müştemilatı asfalt seviyesinden çok aşağıda olup, söz konusu tarih aralığında İstanbul ilinde afet niteliğinde yoğun yağmur yağması nedeniyle kot altında su birikintisi oluşması nedeniyle olduğu kanaatindeyiz; bu konuda ilgili yerlerden, anılan tarih arasında davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgede yağış bilgisinin sorularak teyit edilmesini dinlenecek tanıklar ve hasar dosyasında da mevcut olan fotoğraflarda sabit olduğu neticeten öncelikle davanın zamanaşımı itirazlarımız doğrultusunda reddine, bu kabul edilmediği takdirde dava dilekçesindeki zarara ilişkin eksikliklerin davacı tarafa tamamlatılmasını, akabinde müvekkilimiz hakkında açılmış bulunan işbu mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının davayı belirsiz alacak davası açması hukuken mümkün olmadığı; davalı müteahhit firma ile müvekkil şirket arasındaki anahtar teslimi sözleşmenin bir gereği olarak kazı çalışması sırasında 3. Kişilere verilecek zararlardan müteahhit firmanın sorumlu olacağı ...’ın sorumlu olmayacağı açıklanarak ...’a husumet yöneltilmesi mümkün olmayacağı; sözleşme konusu eser bitirilip ...’a teslim edilinceye kadar olan sürece ... dahil olamadığından bu sırada meydana gelebilecek hasarların sorumluluğu da BK. 470’e göre istisna akdi çerçevesinde ... ‘a yüklenemeyeceği; ...’ın yaptığı istisna akdindeki gözetim hakkı istisna akdinin özelliğinde olan bir gözetim hakkı olduğu; ... tarafından işin sevk ve idaresi anlamında bir kontrol yapılmadığı; ... sadece kendine teslim edilecek işin; sözleşmeye ve teslim anında olması gereken şartlara uygun olup olmadığına yönelik gözetleme ve denetim yaptığı; mevcut kazı çalışmasında usulüne uygun işlem yapılmış olup yapılan kazı çalışmasında sel suyunu oluşturacak şekilde bir hata bulunmadığı; haksız ve mesnetsiz açılan davanın usul, husumet ve esas yönünden reddine ve dava yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın taleplerinin belirsiz alacak talebine konu olması mümkün olmadığından davanın usulden reddi, aksi taktirde davanın kısmi dava olarak değerlendirilmesi gerektiği; davacı taraf dava dilekçesinde, netice-i talebin hangi kalemlerden kaynaklı olduğunu dahi belirtmeksizin 100. 000-TL. talepte bulunulduğu; davacı taleplerine konu hasar; 09.07.2022 tarihinde meydana geldiği huzurda görülmekte olan dava 2 yıllık zaman aşımı süresi geçtikten sonra 22.07.2024 tarihinde açıldığı; dava öncesi, inşaat sigortası genel şartları (bütün riskler) hükümlerine uygun olarak hasar ihbarı olmadığından, müvekkil şirketin temerrüdü söz konusu olmadığı gibi, davacı şirketin müvekkil şirketten doğrudan tazminat talep hakkı bulunmadığından aktif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği; dava öncesi, inşaat sigortası genel şartları (bütün riskler) hükümlerine uygun olarak hasar ihbarı olmadığından, müvekkil şirketin temerrüdü söz konusu olmadığı gibi, davacı şirketin müvekkil şirketten doğrudan tazminat talep hakkı bulunmadığından aktif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği; hiçbir talebi kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil şirketin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup, davacı tarafça, müvekkil şirketin poliçeden kaynaklı sorumluluğunun ispat edilmesi gerektiği; davacı taleplerine ilişkin hasarda, sigorta ettiren veya sigortalının herhangi bir kusuru bulunmadığından, sonuç olarak müvekkil şirketin de herhangi bir sorumluluğu bulunmamakla , davacı talepleri teminat kapsamında bulunmadığından davanın müvekkil şirket yönünden reddi gerektiği; ekli ekspertiz raporunda da belirtildiği üzere, diğer davalıların herhangi bir hukuka aykırı fiili söz konusu olmadığı gibi, davacının uğradığı zarar ile davalıların eylemleri arasında herhangi bir illiyet bağı söz konusu değildir. yapılacak incelemede ve ekspertiz raporunda belirtildiği üzere, caminin konumu incelendiğinde yol seviyesinden 2,50 m daha düşük katta bulunması hasarın meydana gelmesinde etken sebeptir. nitekim, ekspertiz raporunda da belirtildiği şekilde, 15.08.2022 tarihindeki şiddetli yağışlar sırasında camii de tekrar sel, su baskını olayının yaşandığı, bu olay sırasında hiç bir kazı çalışmasının mevcut olmadığı, tüm bu savunmalarımız destekler nitelikte olduğu; Davacı tarafça, dava dilekçesi ekinde, hasar sonucu oluşan maddi zarar hususunda herhangi bir dayanak belge ibraz edilmemiş, tarafımıza tebliğ edilmemiştir. Sonradan belge ibrazına muvafakatımız bulunmamaktadır. Davacı tarafça, tazminat talebine konu hasar miktarı, hasar gören değerler ile talebe konu hasarın davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği neticeten davanın usulden ve esastan reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasıdır. Dava konusu uyuşmazlığın, davacının 09/07/2022 ve 20/07/2022 tarihlerinde meydana gelen sel nedeniyle davacı derneğe ait taşınır mallar - taşınmaz üzerinde meydana geldiği iddia olunan hasardan kaynaklı davalılardan iş bu hasarın talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Mahkememizin 25/12/2024 tarihli celse ara kararı uyarınca davacı vekiline "Dava dilekçesinin neticei talep kısmında “müvekkil yönetimindeki cami ve eklentilerinde, her türlü eşya, elektronik aksam, zemin, duvarlar vs. taşınır mallar ve taşınmaz yapılarda oluşan, yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesi gerçek zarar miktarı ortaya çıkacak olan maddi zararlar “kapsamında 09/07/2022 ve 20/07/2022 tarihli hasar taleplerinin her birini ayrı ayrı somutlaştırması, her bir zarar kalemi yönünden harca esas değerin kaç TL olduğunu açıklaması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından somutlaştırma yükümlülüğü yerine getirilmediği kabul edilerek davaya mevcut dosya kapsamında devam edileceğinin" duruşmada ihtar edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin 09/01/2025 tarihli beyan dilekçesinde özetle, " Ara karar gereğince, verilen kesin süre içerisinde fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı olmak üzere şimdilik, haksız fiil nedeniyle belirsiz alacak davası olarak tüm davalılardan (sigorta şirketi yönünden teminat limitiyle sınırlı) olmak üzere 09/07/2022 ve 20/07/2022 tarihli hasar taleplerimizi zarar gören her türlü eşya yönünden 30.000 TL (harca esas değer), zarar gören elektronik aksam yönünden 25.000 TL (harca esas değer), zarar gören zemin yönünden 25.000 TL (harca esas değer), zarar gören duvarlar yönünden 20.000 TL (harca esas değer) olarak somutlaştırıyoruz. " şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkememizin 12/02/2025 tarihli celse ara kararı uyarınca " 1-Davacı vekili beyan dilekçesinde yalnızca harç yönünden kalemler halinde beyanda bulunduğu görülmekle davacı vekiline son kez 2 haftalık kesin süre verilerek 09/07/2022 ve 20/07/2022 tarihli iki ayrı hasar talebi olup olmadığı; “her türlü eşya” ifadesinin nelerden oluştuğu, hangi eşya olduğu sayısı, cinsi belirtilmek suretiyle açıklanarak; zarar gören elektronik aksamın ne olduğu aksamın ayırt edici özellikleri, markası ve sayısı, cinsi belirtilmek suretiyle açıklanarak; zarar gören zeminin cami iç ve dış alanlarından hangisi ya da hangileri olduğu hususunu açıklaması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde beyan dilekçesi sunulmadığı takdirde davacı vekilinin davayı somutlaştırmadığı kabul olunarak davaya devam olunacağının ihtarına" duruşmada ihtar edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin 27/02/2025 tarihli beyan dilekçesinde özetle, " 09/07/2022 ve 20/07/2022 tarihli iki ayrı hasar talebimiz mevcut olup, her iki tarihte de su basması neticesi zarar oluşmuştur. Hasar gören ve kullanılamaz hale gelen eşyalar, muhtelif sayıda halı, halıfleks, kilim, yer döşemesi, kütüphanede bulunan çok sayıda kitap, Kuran-ı Kerim, koltuk, kanepe, oturma grubu, yatak, yorgan, bilgisayar masası, köşe lamba, kitaplık, elektrik süpürgesi, ütü, muhtelif sayıda kıyafet, elbise, ayakkabı, sandalyeler, masalar, sınıf masa ve sıraları, ... marka notebook bilgisayar, dolap, muhtelif mutfak eşyaları, tencereler, tabaklar olarak sayılabilir. Dosyaya ibraz edilecek olay sonrasına ilişkin fotoğraflar ve dinletilecek tanık beyanları bu hususta bir miktar daha açıklayıcı olacaktır. Cami ve eklentilerinde elektrik sistemi zarar görmüş, mikrofon ve hoparlör sistemi kullanılamaz hale gelmiştir. Cami ve eklentilerinde iç kısımların yer zemini tümüyle zarar görmüş, halı, halıfleks, kilimler telef olurken, parke ve zemin kaplama kullanılamaz hale gelmiştir. Açık alanda da biriken su ve çamur taş zemine ve bahçe alanına zarar vermiştir. Ayrıca tavan ve duvarlar da su nedeniyle zarar görmüştür. Dosyaya ibraz edilecek video ve fotoğraflar, dinletilecek tanıklar ve mahallinde yapılacak keşif bu hususlarda aydınlatıcı olacaktır. " şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamında yapılan incelemede davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 09/07/2022 ve 20/07/2022 tarihinde ... zemin katında bulunan Kuran Kursu sınıfı, konferans salonu, mutfak ve cami lojmanı olarak kullanılan kısımlarda su baskını meydana geldiği; hasar gören kısımlarda cami ve eklentilerinde, her türlü eşya, elektronik aksam, zemin, duvarlar vs. taşınır mallar ve taşınmaz yapılarda oluşan zararın tazmini amacıyla iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesi neticei talep kısmının açık olmadığı; davalılardan talep edilen 09/07/2022 ve 20/07/2022 tarihli hasar taleplerinin her birini ayrı ayrı somutlaştırması, her bir zarar kalemi yönünden ayrı ayrı harca esas değerin belirtilmesinin talep edildiği; davacı vekilinin 09/01/2025 tarihli beyan dilekçesinde 09/07/2022 ve 20/07/2022 tarihli hasar taleplerini zarar gören her türlü eşya yönünden 30.000 TL (harca esas değer), zarar gören elektronik aksam yönünden 25.000 TL (harca esas değer), zarar gören zemin yönünden 25.000 TL (harca esas değer), zarar gören duvarlar yönünden 20.000 TL (harca esas değer) olarak somutlaştırdığını beyan etmiş ise de dava dilekçesinde yer alan 09/07/2022 ve 20/07/2022 tarihli hasar talepleri yönünden her bir hasarda meydana gelen zararların neler olduğu ve bu kalemlerin cinsi, nevi ve miktarı açıklanmadan genelgeçer ifadeler kullanılmak suretiyle beyanda bulunulduğu anlaşılmakla mahkememizce ihtaratlı kesin süreli verilen ara karar uyarınca sunulan 27/02/2025 tarihli beyan dilekçesinde 09/07/2022 ve 20/07/2022 tarihli iki ayrı hasar talebi mevcut olduğu iddiaları yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılacak şekilde zarar gören eşyaların açıklanmadığı, "hasar gören ve kullanılamaz hale gelen eşyalar, muhtelif sayıda halı, halıfleks, kilim, yer döşemesi, kütüphanede bulunan çok sayıda kitap, Kuran-ı Kerim, koltuk, kanepe, oturma grubu, yatak, yorgan, bilgisayar masası, köşe lamba, kitaplık, elektrik süpürgesi, ütü, muhtelif sayıda kıyafet, elbise, ayakkabı, sandalyeler, masalar, sınıf masa ve sıraları, Toshiba marka notebook bilgisayar, dolap, muhtelif mutfak eşyaları, tencereler, tabaklar olarak sayılabilir." ifadesi dikkate alındığında bu kalemlerin cinsi, nevi ve miktarı açıklanmadan genelgeçer ifadeler kullanılmak suretiyle beyanda bulunulduğu ve somutlaştırma yükümlülüğünü dava dilekçesi sunulurken yer verilmesi gereken deliller haricinde "Dosyaya ibraz edilecek olay sonrasına ilişkin fotoğraflar ve dinletilecek tanık beyanları bu hususta bir miktar daha açıklayıcı olacaktır. " yerine getirilmesine HMK kapsamında yer verilmemiştir. Cami ve eklentilerinde elektrik sistemi zarar gördüğü;, mikrofon ve hoparlör sistemi kullanılamaz hale geldiği ancak 09/07/2022 ve 20/07/2022 tarihli iki ayrı hasar talebi kapsamınd zarar gören elektronik aksamın ne olduğu aksamın ayırt edici özellikleri, markası ve sayısı, cinsinin de belirtilmediği bu hususta da somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmıştır. Cami ve eklentilerinde iç kısımların yer zemini tümüyle zarar gördüğü; halı, halıfleks, kilimler telef olurken, parke ve zemin kaplama kullanılamaz hale geldiği; açık alanda da biriken su ve çamur taş zemine ve bahçe alanına zarar verdiği; tavan ve duvarlar da su nedeniyle zarar gördüğü dosyaya ibraz edilecek video ve fotoğraflar, dinletilecek tanıklar ve mahallinde yapılacak keşif bu hususlarda aydınlatıcı olacaktır. " şeklinde beyanda bulunduğu zarar gören zeminin cami iç ve dış alanlarından hangisi ya da hangileri olduğu hususunu açıklamadığı bu hususta da somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmıştır. Davacı vekili her ne kadar hasar kapsamında zararın tespitine yönelik keşif talebi ve tanık dinletme talebinde bulunmuş ise de hasarın 2022 yılında olduğu ve davacı vekilinin usule uygun şekilde somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle keşif talebinin uyuşmazlık konusunun çözümünde etkili olmayacağından reddine; 12/02/2025 tarihli celse 2 nolu ara karar uyarınca davacı vekilince usule uygun beyan dilekçesi sunulmadığından tanık dinletme talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194. maddesi; "(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.” hükmünü haizdir. Bu düzenleme, tarafların iddialarının (HMK, m. 119/1,f) ve savunmalarının (HMK, m. 129/1,e) dayanaklarını dilekçelerinde göstermeleri yönündeki hükümler ile paraleldir. Kanun, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi ve özellikle karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekliliğini düzenlemiş olup, somutlaştırma yükümlülüğü olarak adlandırılmaktadır. Somutlaştırma yükü, kendiliğinden (re’sen) araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda da uygulanır. Daha önce Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer almayan bu (yeni) hüküm, soyut ve yuvarlak ifadelerle dava açılmasının ve böylece tarafların ve mahkemenin boş yere zaman kaybetmesinin önüne geçilmek amacıyla getirilmiştir. Hükmün konuluş gerekçesinde, somutlaştırma yükünü yerine getirmeyen tarafın bunun sonuçlarına katlanacağı belirtilmişse de, bunun yaptırımının ne olacağı HMK’nın 194. maddesinde açıkça öngörülmemiştir. Ancak bu husus, HMK, m. 29’daki “dürüstlük kuralı” ile birlikte düşünülmelidir (Yılmaz, s.3631). Mahkemenin görevi, önüne gelen uyuşmazlığı hukuka uygun bir şekilde karara bağlamaktır. Bunun yerine getirilebilmesi de tarafların kendilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeleri ve mahkemeden ne istediklerini açıkça ortaya koymalarına bağlıdır. Bu sebeple, somutlaştırma yükü, taraflara düşen önemli bir ödevdir; aksi takdirde davanın aleyhlerine sonuçlanması söz konusu olacaktır. Davanın temelini vakıalar oluşturur. Vakıa tarafların iddia ve savunmasını dayandırdığı olaylardır. HMK’nın 194, 119/e, f ve 129/d, e maddelerine göre taraflar dava ve cevap dilekçelerinde dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Ayrıca tarafların dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. HMK’nın 25 inci maddesine göre, kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Ayrıca kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz. Taraflarca getirilme ilkesinin sonucu olarak davacı, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmelidir. Bu hususa, HMK'nın 194 üncü maddesinde (vakıaları) somutlaştırma yükü denilmektedir. Bir davada ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır. Yargıtay 10. HD ... Esas ... Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında "6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir." dikkate alındığında davacı vekiline mahkememizce iki kez kesin süre verilmesine rağmen 09/07/2022 ve 20/07/2022 tarihli hasar talepleri yönünden her bir hasarda meydana gelen zararların neler olduğu ve bu kalemlerin cinsi, nevi ve miktarını somutlaştırılmadığından anılan talepler yönünden de sübut bulmayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 6.831,00 TL karar harcının peşin yatırılan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 5.123,25 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/04/2025
KATİP ¸e-imzalıdır
HAKİM ¸e-imzalıdır