İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/113 E. 2025/415 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/113
Karar No
2025/415
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2025/113 Esas KARAR NO :2025/415

DAVA:Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) DAVA TARİHİ:14/02/2025 KARAR TARİHİ:28/05/2025

Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin, ... Şubesinden 14.11.2000 tarihinde aldığı ... seri numaralı ve üzerinde yazılı miktarları-bedelleri hatırlamadığı çeki uzun aramalara rağmen bulamamış olup (çalınan yahut kaybolan) bu ilgili çekin kötü niyetli hamil yahut hamiller tarafından, ibraz ve tahsil edilme tehlikesi mevcut olduğunu, iş bu sebeple, dava konusu çeklerin, muhatap bankadan tahsil edilememesi için, öncelikle ödeme yasağı konulmasını ve çeklerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, TTK m.818/s yollaması ile TTK m.757 ve devamı maddeleri gereğince zayi nedeniyle çek iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, Mahkememizin tensip ara kararı uyarınca "Davacı vekiline varsa çekin fotokopisini sunması ve çekin hangi ticari ilişki kapsamında alındığına ilişkin beyanda bulunmak üzere" kesin süne verildiği; davacı vekili 19/02/2025 tarihli beyan dilekçesinde "İlgili çekler bankadan ticari işlerinde kullanılmak üzere alınmış olup, ve yine piyasaya kullanılmak üzere üzeri doldurulmuş olmakla müvekkil kayıtlarında çeklerin fotokopisi yoktur. Ancak üzerinden uzunca zaman geçmiş olmakla müvekkilce çeklerin üzerindeki miktar ve tarih hatırlanmamaktadır.Yine ilgili çekler uzunca süredir bankaya ibraz olunmamıştır. Yine de müvekkilce çeklere ulaşılamadığından, çekler bulunamadığı sürece kötüniyetli kullanıma müsaittir. " açıklamada bulunduğu; Mahkememizin 24/02/2025 tarihli ara kararında "Davacı vekiline davaya konu edilen çeklerin ayırt edici özelliklerini, miktarını, keşide tarihlerini her bir çekin keşidecisinin davacı olup olmadığı ve her bir çekin hangi tarihte kaybedildiği hususlarında beyanda bulunmak üzere 2 haftalık süre verildiği"; davacı vekilinin 08/04/2025 tarihli beyan dilekçesinde "İlgili çekler hakkında kayıp/ çalıntı ihbarı niteliğinde ... Polis Merkezi Amirliği'ne ... evrak kayıt numarası ile yapılan bildirimi" yer aldığı; ekinde yer alan evrak incelendiğinde "kayıp eşya" nedeniyle davacı şirket yetkilisi olduğunu beyan eden 27/03/2025 tarihli ifade tutanağında özetle diğer tüm bilgileri bulunmayan çekler ile davaya konu ... seri numaralı ve üzerinde yazılı miktarları-bedelleri hatırlamadığı çeki uzunca aramasına rağmen bulamadığını; nerede kaybettiğini bilmediğini; 3. Kişiler tarafından kullanılması durumunda şikayetçi olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır. 15.04.2025 tarihli ara kararı ile davacı vekilince somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında beyanda bulunulmadığı, şikayet dilekçesinde çeklerin keşide tarihi ve miktarı yer almadığı anlaşılmakla, davacı vekiline davaya konu edilen çeklerin ayırt edici özelliklerini, miktarını, keşide tarihlerini her bir çekin keşidecisinin davacı olup olmadığı ve her bir çekin hangi tarihte kaybedildiği hususlarında beyanda bulunmak üzere son kez 2 haftalık süre verilmesine, aksi takdirde davacı vekilinin davaya konu çeklere ilişkin somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği kabul edilerek yargılamaya devam olunacağının ihtarına şekline karar verildiği, davacı vekiline işbu ara kararın usule uygun şekilde tebliğ edildiği halde davacı vekilince beyan dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194. Maddesi; "(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. (2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.” hükmünü haizdir. Bu düzenleme, tarafların iddialarının (HMK, m. 119/1,f) ve savunmalarının (HMK, m. 129/1,e) dayanaklarını dilekçelerinde göstermeleri yönündeki hükümler ile paraleldir. Kanun, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi ve özellikle karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekliliğini düzenlemiş olup, somutlaştırma yükümlülüğü olarak adlandırılmaktadır. Somutlaştırma yükü, kendiliğinden (re’sen) araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda da uygulanır. Daha önce Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer almayan bu (yeni) hüküm, soyut ve yuvarlak ifadelerle dava açılmasının ve böylece tarafların ve mahkemenin boş yere zaman kaybetmesinin önüne geçilmek amacıyla getirilmiştir. Hükmün konuluş gerekçesinde, somutlaştırma yükünü yerine getirmeyen tarafın bunun sonuçlarına katlanacağı belirtilmişse de, bunun yaptırımının ne olacağı HMK’nın 194. maddesinde açıkça öngörülmemiştir. Ancak bu husus, HMK, m. 29’daki “dürüstlük kuralı” ile birlikte düşünülmelidir (Yılmaz, s.3631). Mahkemenin görevi, önüne gelen uyuşmazlığı hukuka uygun bir şekilde karara bağlamaktır. Bunun yerine getirilebilmesi de tarafların kendilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeleri ve mahkemeden ne istediklerini açıkça ortaya koymalarına bağlıdır. Bu sebeple, somutlaştırma yükü, taraflara düşen önemli bir ödevdir; aksi takdirde davanın aleyhlerine sonuçlanması söz konusu olacaktır. Davanın temelini vakıalar oluşturur. Vakıa tarafların iddia ve savunmasını dayandırdığı olaylardır. HMK’nın 194, 119/e, f ve 129/d, e maddelerine göre taraflar dava ve cevap dilekçelerinde dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Ayrıca tarafların dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. HMK’nın 25 inci maddesine göre, kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Ayrıca kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz. Taraflarca getirilme ilkesinin sonucu olarak davacı, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmelidir. Bu hususa, HMK'nın 194 üncü maddesinde (vakıaları) somutlaştırma yükü denilmektedir. Bir davada ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır. Yargıtay 10. HD 2024/6793 Esas 2024/13527 Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında "6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir." dikkate alındığında davacı vekiline mahkememizce iki kez kesin süre verilmesine rağmen davaya konu edilen çeklerin ayırt edici özelliklerini, miktarını, keşide tarihlerini her bir çekin keşidecisinin davacı olup olmadığı ve her bir çekin hangi tarihte kaybedildiği konusunda davaya konu çeke ilişkin tüm bilgilerin ibraz edilmediği yalnızca davacı şirketin yetkilisi olduğunu beyan eden kişinin kolluk ifade tutanağının somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcı alındığından yeniden karar harcı alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 28/05/2025

KATİP ... e-imzalıdır

HAKİM ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/113, K. 2025/415, T. 28.05.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-113-e-2025-415-k-0e261adf770b