İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/456 E. 2024/714 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/456
- Karar No
- 2024/714
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/456 KARAR NO : 2024/714
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil DAVA TARİHİ : 01/04/2024 KARAR TARİHİ : 07/11/2024
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; davalı ..., ...'ın imzasını münferit zamanlarda taklit etmek suretiyle evrakta sahtecilik ile şirket yetkililerinin tamamını elinde bulundurarak ...'ın ve şirketin aleyhine hareket ettiğini bu sebeple şirkete kayyım ataması talep ettiğini, hukuka aykırı eylemler ile tüm yetkileri elde eden ---- şirket adına icra kanalı ile edindiği 7 adet taşınmazı muvazaalı olarak kızı olan diğer davalı ...'a devrettiğini, bu sebeple bu taşınmazlarının tapularını iptali ile şirket adına tesciline, mümkün olmaması halinde bu defa da mahrum kalınan karın taşınmazların gerçek satış bedellerinin tespiti ile hesaplanarak şirkete satış tarihlerinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte ödenmesini, taşınmazların dava dışı 3. Kişilere devri halinde bu kişilerin iyi niyetli olmamaları ihtimaline karşı davanın ihbar edilmesini bu taşınmazların tapularının iptali ile şirket adına tescilini ve her halükarda davalıların haksız kazancın şirkete ödenmesini, taşınmazların 3. Kişilere devri halinde telafisi mümkün olmayan zararlar meydana geleceğinden taşınmazların tapu kaydına ''ihtiyati tedbir'' şerhi konulmasını, mümkün olmaması halinde bu defa da 'davalıdır'' şerhi konulmasını, davalı şirketin hissedarı ---- müvekkili aleyhine başkaca hukuka aykırı eylemlerde bulunmasını engellemek adına dava süresince davalı ... ----- tüm iş ve işlemleri için kayyım atanmasına, şayet tüm iş ve işlemler için kayyım atanması talepleri kabul edilmeyecek ise bu defa da şirkete iş bu dava konusuna münhasır olarak kayyım atanmasını, talepleri de kabul görmeyecek ise davalının hukuka aykırı eylemlerle önemli yetkileri elinde bulundurduğu da dikkate alınarak şirket ile ilgili tasarrufta bulunma yetkilerinin kısıtlanmasına karar verilmesini, -----adına kayıtlı 7 adet taşınmaz yönünden öncelikle tapu iptal ve tesciline karar verilmesini, mümkün olmaması halinde bu defa da taşınmazların gerçek satış bedelleri belirlenerek mahrum kalınan karın satış tarihinden itibaren hesaplanacak olan avans faizi ile tazminine karar verilmesini,----- Mevkiinde 535 ada 1 parselde yer alan daha önce ----- adına kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarının celbi ile bu taşınmazların dava dışı 3. Kişilere devri halinde bu taşınmazlar hakkında her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle tapularının iptali ile şirket adına tescilini ve her halükarda davalıların haksız kazanç elde etmeleri dolayısıyla elde edilen haksız kazancın şirkete ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, tapu iptal tescil mümkün olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı yanca dava dilekçesinde ----- numaralı parselin şirket adına tescilli iken sahte imza ile şirket yetkilerinin elde edilmesiyle muvazaalı olarak satışının yapıldığı, muvazaalı olarak satışının yapılan taşınmazların davalı adına tapu kayıtlarının iptali iye şirket adına tesciline karar verilmesi, mümkün olmadığı takdirde satış bedellerinin davalı şirket ödenmesini, dava sürecinde davalı şirkete kayyım atanmasını, taşınmazlar hakkında tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davacı hissedar, huzurdaki davayı hissedar olduğu şirkete, davalı şirket müdürüne ve tapunun devredildiğini beyan eden şirket müdürünün kızı olduğu iddia edilen diğer davalıya yöneltmiştir.---- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ----- Esas ve ---- Karar sayılı ilamıyla dosyanın HSK'nın 07.07.2021 tarih ve ---- sayılı kararı ile --- Asliye Ticaret Mahkemesi faaliyete geçirildiğinden görevli ve yetkili ---- Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği ve dosyanın ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---Esasına kaydedildiği ve dava dosyasının 05/04/2024 tarihli tensip zaptının düzenlendiği, devamında ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2024 tarihli, ----- Esas ve --- Karar sayılı ilamında "Dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmediğinden cevap dilekçesi sunulmamıştır. Dava "Yöneticinin Sorumluluğuna ve Muvazaa İddiasına Dayanan Tapu İptal ve Tescil ve Maddi Tazminat" talebine ilişkindir.Mahkemelerin yetkisi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 5 ila 19. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkeme olarak belirlenmiştir (HMK’nın 6. maddesi). Yerleşim yeri ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir(HMK’nın 6/2. fıkrası). Gerçek kişilerin yerleşim yeri 4721 sayılı TMK’nın 19 ila 22. maddeleri arasındaki düzenlemelere göre, tüzel kişilerin yerleşim yeri ise TMK’nın 51. maddesi hükmüne göre belirlenir. TMK’nın 51. maddesine göre tüzel kişilerin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir.HMK’da davalının ikametgahı mahkemesinin yanında, özel yetki kuralları ile başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır. Öğretide ve uygulamada özel yetki kuralları olarak adlandırılan ve bazı dava çeşitleri için kabul edilen bu istisnai nitelikteki yetki kuralları, ilke olarak kamu düzenine ilişkin değildir. Ancak HMK’da bazı özel yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olup kesin yetki kuralı olarak düzenlenmiştir. Bunlardan biri de HMK’nın 14/2. maddesi düzenlemesidir. Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. HMK’nun 14/2. fıkrasına ilişkin maddenin gerekçesinde bu husus şöyle açıklanmıştır: “İkinci fıkraya göre, özel hukuk tüzel kişilerinin kendi iç ilişkilerine yönelik olmak üzere, örneğin bir üyenin veya ortağın diğer bir üyeye veya ortağa yahut üyenin veya ortağın merkeze karşı açacağı davalar, merkezin bulunduğu yerde açılacaktır. Bu tür davalarda, merkezin bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi kesindir”. Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir (HMK’nın 19. Maddesi). (Yargıtay ----HD'nin 25/03/2022 tarih ve --- Esas, ----- Karar, Yargıtay ------HD'nin 26/10/2020 tarih ve --- Esas, ---- Karar, Yargıtay ----- HD'nin 06/03/2017 tarih ve ---- Esas, ----- Karar, Somut olayda, -----Ticaret Sicil No:-----ile, ticaret sicil ve mersis kayıtlarında yer alan tescilli merkez adresinin-----olduğu, mersis kayıtlarında yer alan tescilli merkez adresinin----- olduğu, ----- ilçesi ---- Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetki alanında olup, ----- Asliye Tİcaret Mahkemelerinin kesin yetkili olduğu ve mahkememizin yetkili olmadığı anlaşılmıştır." şeklinde açıklanarak yetkisizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.Türk Ticaret Kanunu'nun 651.maddesi "Sorumlular aleyhinde şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde dava açılabilir." şeklindeki düzenlemesi nazara alındığında mahkemenin yetkisinin kesin yetki olarak düzenlenmediği görülmüştür. Nitekim dava dosyasının incelenmesinden yöneticinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davası istemi olmadığı, davanın taşınmazın aynına ilişkin açıldığı görülmektedir. Mahkememiz duruşmasında davacı vekili tarafından dava konusunun taşınmazın aynına ilişkin olduğu yönünde beyanda bulunduğu da görülmüştür. Taşınmazın aynından doğan davalarda yetkili mahkemenin HMK 12/1.maddesinde "Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir." şeklinde düzenlendiği, Benzer konuya ilişkin Yargıtay ----.Hukuk Dairesi'nin ----- Esas ve --- Karar sayılı ilamında " Yargıtay (Kapatılan) ----. Hukuk Dairesinin 01.04.2019 tarihli ve ------ilçesi yargı çevresine bağlı bulunduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 12/1 nci maddesi gereğince taşınmazın aynına ilişkin tapu iptal ve tescil istemli uyuşmazlığın taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde çözülmesi hususunda kesin yetki söz konusu olup, dava konusu ---- taşınmaz yönünden davanın bağlı bulunduğu ----- Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği" belirtiltiği görülmüştür.Bu açıklamalar ışığında somut olayda, davacı yanca tapu iptal ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat isteminde bulunulmuş olmakla 6100 sayılı HMK’nın 12/1 nci maddesi gereğince taşınmazın aynına ilişkin tapu iptal ve tescil istemli uyuşmazlığın taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde çözülmesi hususunda kesin yetki söz konusu olduğu anlaşılmakla, bu haliyle mahkememizin yetkisiz olduğu anlaşılmakla karşı yetkisizlik kararıyla usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin yetkisizliği nedeniyle USULDEN REDDİNE, Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, yetkili mahkemenin ---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ------- esas sayılı dosyası olarak belirlenmesine, 2-Mahkememizin kararı ile ---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- esas sayılı ilamı arasında karşılıklı yetki uyuşmazlığı nedeniyle karar kesinleştiğinde dosyanın uyuşmazlığın giderilmesi ve yargı yerinin belirlenmesi için Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine, 3-Mahkememiz esasının bu şekilde kapatılmasına , 4-Harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca, yetkili mahkemece değerlendirilmesine,Dair;gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair huzurda bulunan taraf vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.