İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/407 E. 2026/872 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/407
- Karar No
- 2026/872
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2024/407 KARAR NO : 2026/872
DAVA : TAZMİNAT (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 05.07.2024 KARAR TARİHİ : 05.10.2026
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/10/2022 günü saat 18:00 sıralarında ... plaka sayılı davalı şirkete ... nolu ... poliçesi ile sigortalı, sürücü ...'un sevk ve idaresindeki araç ile davacı müvekkilinin evinin önünden geçerken, evinin önünde kaldırımdan yola çıkan davacı ...'e çarpıp ağır yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşmasında sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, ... Poliçe limiti dahilinde olan davacının geçici ve daimi iş göremezlik zararları ile bakım ve tedavi giderlerinin davalı sigorta şirketinden talep edilmiş ise de maddi zararların ödenmediğini, Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşama sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak ve sonradan arttırılmak kaydıyla şimdilik, 10.000,00 TL sürekli iş göremezlik maddi zararının/tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin müvekkili şirketin genel merkez yerleşim yeri sebebiyle ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkili şirkete başvuru şartının usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, kusur durumunun tespiti ve ceza dosyasında uzlaşma mevcutsa müvekkili şirketin sorumluluğu olmayacağından ceza dosyasının celbi gerektiğini, dava konusu kazanın davacıların kusuru ile meydana gelmiş olup müvekkili şirket sigortalısının kusurunun bulunmaması nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığını, malüliyetin ispatı gerektiğini, SGK'nun ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, karşı taraf başvuru şartını usulüne uygun olarak yerine getirmediğinden müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, tazminat hesabının TRH-2010 mortalite tablosuna uygun olarak yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi zararların giderilmesi talebine ilişkin tazminat davasıdır. Taraflar arasında kazanın varlığı, davacının olay nedeniyle yaralanması ve sigorta poliçesi hususlarında tartışma bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken sorun; kazadaki kusur durumu ve tazminat miktarı konusunda toplanmaktadır. Olaya ilişkin hasar dosyası, trafik kazasının oluşumuna ilişkin soruşturma evrakları, tedavi belgeleri, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin kolluk araştırma sonuçları ve alınan bilirkişi raporları, toplanan sair deliller, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Yetki Sorunu; Dava dilekçesi davalı tarafa 15.07.2024 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı vekili 12.07.2024 tarihli dilekçesi ile cevap verme süresinin uzatılmasını talep etmiş, talebi uygun görülerek aynı tarihli ara kararla 1 ay ek süre verilmiştir. Cevap dilekçesinin 22.08.2024 tarihinde yasal cevap verme süresi içerisinde verildiği anlaşıldığından yetki ilk itirazı süresinde yapılmıştır. Öncelikle davalı taraf mahkememizin yetkisine itiraz ederek, şirket merekizin adresinin bulunduğu İstanbul Anadolu mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüş ise de kazanın meydana geldiği yerin ve davacının ikametinin ... ilçesi olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK.nun "Haksız Fiilden Doğan Davalarda Yetki" başlıklı 16. Maddesi gereğince; Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Davacının ikametinin ve kaza mahallinin ... olması nedeniyle yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Dava konusu trafik kazası nedeniyle davacının ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nda yürütülen ... salılı soruşturma dosyasında uzlaştığı, bu nedenle ...tarih ve ... nolu karar ile KYOK kararı verildiği anlaşılmıştır. CMK.nun 253/19.maddesi gereğince tazminat davası açamayacağına ilişkin "...Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz..." hükmünün Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 Tarihli ve E:..., K: ...Sayılı Kararı (RG; ...tarih ve ...) ile iptal edilmiştir. Anayasa mahkemesi kararları, Anayasa’nın 153. Maddesi gereğince geriye yürümez ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 21.02.2005 tarih ve ...E. ...K. sayılı kararında da işaret edildiği üzere, Anayasanın 153 maddesinde "iptal kararları geriye yürümez" hükmünün, iptal kararlarının kesinleşen işlemlere tesir etmeyeceği anlamında olup, elde bulunan uyuşmazlığın sürdüğü davalarda "geriye yürümeme" kuralının uygulanamayacağı, aynı şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.11.2004 tarih ve ... E. ...K. İle 16.03.2005 tarih ve ... E. ... K. sayılı ilamlarında da Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının görülmekte olan bütün davalarda uygulanması gerektiğine karar vermiştir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında temel kural derhal etki kuralıdır ve derdest davalara derhal uygulanmaktadır. Bu kuralın istisnası kazanılmış haklardır. Özellikle söz konusu iptal kararı usul hükümlerini ilgilendirdiğinden derhal uygulanma ilkesi gereği iptal kararı uzlaşma tarihinden sonra verilmiş ise de söz huzurdaki davada uygulanarak, ceza davasındaki uzlaşmanın davamıza bir etkisinin olmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2021 tarih ve... E. ...K.sayılı kararında da işaret edildiği üzere; malüliyet hesabının kaza tarihi olan 01/10/2022 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Davacı ... (24.09.2018 D.lu) 01.10.2022 kaza tarihinde 4 yaşında (çocuk) olduğu, ancak çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanma imkanın olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerekmektedir (Emsal; Yargıtay 4.HD.nin ...E. ...K. - aynı dairenin 10.12.2024 tarih ve ...E. ... K.). Olay nedeniyle, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2.İhtisas Kurulunun 09.06.2026 tarihli raporuna göre "... ve ... kızı, 24/09/2018 doğumlu, ...’ün 01/10/2022 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik Kapsamında yer almayan bölüm liste ve cetveller için ... tarih ve ... sayılı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Yönetmelik Kapsamında yapılan değerlendirilmeye göre; 1.Küçüğün tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 2.Söz konusu engel oranı ... tarihli ... sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğinin EK-3 kısmında bulunan ...’in mevzuatla uyumu arandığında kullanılacak tablo dikkate alındığında, Küçüğün Özel Gereksinimi bulunmadığı, 3. İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur. " bildirilmiştir. Davacının kaza tarihinde 4 yaşında, dava tarihinde 6 yasında olduğu anlaşıldığından ekonomik ve sosyal durumunun araştırılmasına gerek görülmemiştir. Aynı şekilde davacının yaşı gereği SGK'lı olması mümkün olmadığından olay nedeniyle davacıya rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, aylık bağlanıp bağlanmadığı sorulmamıştır. Davacı taraf dava konusu nedeniyle sürekli iş göremezlik maddi zararı/tazminatı talep etmektedir. ATK raporuna göre davacı küçüğün sürekli malüliyeti bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı vekili üst kuruldan rapor alınmasını talep etmiş ise de ortada bir başka üniversitelerin Adli Tıp Ana Bilim Dalı'ndan alınmış farklı, çelişkili bir rapor olmadığı, alınan raporda oluşturulan heyetin yeterli ve yasaya uygun olduğu düşünülmekle dava ve usul ekonomisi de gözetilerek tekrar rapor almaya gerek duyulmamış, davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın REDDİNE, 1-Alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 427,60-TL harçtan mahsubu ile eksik alınan 304,40-TL harcın DAVACI VELİLERİNDEN ALINARAK HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 2-Davalı vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin DAVACI VELİLERİNDEN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafın sarf ettiği yargılama gideri bulunmadığından BU HUSUSTA DEĞERLENDİRMEYE YER OLMADIĞINA, 5-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan DAVACI VELİLERİNDEN ALINARAK 6183 SAYILI KANUNA GÖRE TAHSİLİ İLE HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE İLGİLİ TARAFA İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.05/10/2026
KATİP - HAKİM - ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır